TBK Madde 246 Taşınmaz satışı: Taşınır satışına ilişkin kuralların uygulanması

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 246, taşınır satışına ilişkin kurallar kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır.

Resmi Metin

Taşınır satışına ilişkin kuralların uygulanması

Madde 246- Taşınır satışına ilişkin kurallar, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde bir atıf (kıyas) normudur: taşınmaz satışında ayrıca hüküm bulunmayan konularda, taşınır satışına ilişkin genel kurallar (örneğin zapttan sorumluluk, ayıptan sorumluluk ve bildirim/muayene külfeti, satış bedeli ve temerrüt) kıyasen uygulanır. Pratik sınır: taşınmaza özgü emredici kurallar önceliklidir; bu atıf, taşınmaz satışının resmî şekle tabi oluşunu (TBK m.237) veya yarar ve hasarın geçişine ilişkin özel düzeni (TBK m.245) değiştirmez. Sık hata, taşınır kuralına dayanıp taşınmaza özgü şekil ve tapu koşulunu atlamaktır. Dilekçede kıyasen uygulanan taşınır hükmünü somut madde numarasıyla göstermek, mahkemenin dayanağı denetlemesini kolaylaştırır. Uyuşmazlık bir taşınmaza ilişkin olduğundan, taşınır satışının özel türlerine (örnek/beğenme/taksit) ait kurallar burada kural olarak devreye girmez.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 246. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 217 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 245 inci maddesinde, taşınır satışına ilişkin kuralların taşınmaz satışında da uygulanması düzenlenmektedir.

Maddede, taşınır satışına ilişkin kuralların, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanacağı kabul edilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 217 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Menkul Satımı Hakkındaki Hükümlere Müracaat” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Taşınır satışına ilişkin kuralların uygulanması” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.246 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2025/1424 K. 2025/5125 Bozma

Taşınır satışı kurallarının kıyasen taşınmaza uygulanması nedeniyle satış bedeli, taşınmaz satışında da sözleşmenin temel unsurlarındandır; bedele ilişkin hiçbir düzenleme içermeyen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, resmi şekil şartına uyulmuş olsa bile mülkiyetin devri borcunu doğuran geçerli bir sözleşme sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacılar, murisleri ile davalıların murisi arasında 25.06.1980 tarihinde noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle dört parselin murislerine satıldığını, taşınmazların zilyetliğinin kendilerinde bulunduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemiştir. Bir kısım davalı, sözleşme ile dava arasında 41 yıl geçtiğini, on yıllık zamanaşımının dolduğunu, ayrıca satış bedelinin sözleşmede belirlenmediğini ve ödenmediğini savunmuş; bir kısım davalı ise bedelin alındığını bildirerek davayı kabul etmiştir. İlk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddine hükmetmiştir. Daire, sözleşmede resmî şekil şartına uyulmuş olmakla birlikte kurucu unsur olan satış bedeline ilişkin hiçbir düzenleme bulunmadığını, ayrıca mirasçılar arasında elbirliği ortaklığı sürdüğünden bir kısım mirasçının kabul beyanına sonuç bağlanamayacağını belirterek her iki kararı da bozmuştur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2024/1477 K. 2025/66 Onama

Taşınır satışına ilişkin kurallar kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulandığından bedelin sonradan ödenmesi kararlaştırılabilir; ancak ödenmemesi halinde mülkiyetin iade edileceğine dair ihtirazi kayıt ileri sürülmedikçe satılan geri istenemez, koşulsuz vadede satıcının hakkı bedeldir ve ödememe tapu iptali ile tescilin hukuki nedenini oluşturmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, davalı ile arasında 148 ada 3 parseldeki A Blok 3 numaralı dairenin satışına ilişkin 26.05.2014 tarihli sözleşme imzalandığını, satış bedelinin 250.000,00 TL olarak belirlendiğini, taşınmaz davalı adına tapuda tescil edilmesine rağmen kendisine hiçbir ödeme yapılmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile şirketi adına tescilini istemiştir. Davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş, bedelin kardeşi aracılığıyla ödendiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, şekil koşullarına uygun yapılmadığı için geçersiz olan sözleşmeye dayalı cebri tescil davasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi, gerçek bedelin ödenmediğini ileri süren davacının yalnızca bedel isteme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle gerekçeyi düzeltip yine davanın reddine karar vermiştir. Daire, TBK 246 yollamasıyla uygulanan TBK 235 uyarınca resmî senette ve sözleşmede mülkiyetin iade edileceğine dair ihtirazi kayıt bulunmadığından kararı onamıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2022/6826 K. 2023/267 Bozma

Satis iradesi sakatlanmayip uyusmazlik yalnizca bedelin odenmemesinden kaynaklaniyorsa, tasinir satisi kurallarinin tasinmaza kiyasen uygulanmasi sonucu satici sozlesmeden donme hakkini ancak sozlesmede acikca sakli tutmussa kullanabilir; boyle bir kayit yoksa tapu kaydinin iptali degil, yalnizca odenmeyen bedel istenebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, oturduğu bağımsız bölümü, kararlaştırılan 120.000,00 TL satış bedeli sonradan ödenmek kaydıyla 11.01.2018 tarihinde davalıya temlik ettiğini, bedelin ödenmediğini ve taşınmazın bir gün sonra diğer davalıya devredildiğini, bu devrin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa 120.000,00 TL bedelin tahsilini istemiştir. Davalılar bedelin ödendiğini, ikinci alıcı tapuya güvenerek iyiniyetle edindiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, taşınmazın hile ile alındığı ve ikinci davalının 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı gerekçesiyle davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Daire, davacının satış iradesinin hile ile sakatlandığını değil yalnızca bedelin ödenmediğini ileri sürdüğünü, dönme hakkının sözleşmede açıkça saklı tutulmadığını belirterek tapu iptali isteminin reddi ile terditli bedel isteğinin incelenmesi gerektiğini vurgulayıp kararları kaldırmış ve bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2019/830 K. 2022/653 Onama

Taşınmaz satışında bedelin işlemden hemen sonra ödeneceği kanısı uyandırılarak devir sağlanmış ve bedelin ileri bir tarihte ödeneceğine dair anlaşma yapılmamışsa, taşınır satışı kurallarının kıyasen uygulanmasıyla aranan ihtirazi kayıt bulunmadığı gerekçesiyle satıcının yalnızca bedel isteyebileceği sonucuna varılamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, maliki olduğu işyeri vasıflı bağımsız bölümü satması için kardeşini vekil tayin etmiş; vekil ile davalı gerçek kişi 135.000 TL bedel üzerinde anlaşmış ve taşınmaz 03.06.2015 tarihli akitle davalı şirkete devredilmiştir. Davacılar, bedelin yalnızca 11.000 TL kaporasının ödendiğini, davalının bakiye bedeli devirden hemen sonra ödeyeceği yönündeki sözleriyle vekili yanılttığını ileri sürerek 07.09.2015 tarihinde tapu iptali ve tescil istemiştir. Bilirkişi, taşınmazın temlik tarihindeki değerini 211.055 TL olarak saptamıştır. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi aldatmanın kanıtlandığı gerekçesiyle istemi kabul etmiş, Özel Daire uyuşmazlığın bedelden kaynaklandığını belirterek kararı bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, vekilin hilesinin akidin hilesi sayılacağını belirterek direnme kararını değişik gerekçeyle onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1274 K. 2021/1242 Onama

Taşınır satışına ilişkin kurallar kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır; bu yollama nedeniyle satış bedelinin ödenmemesi tek başına tapu kaydının iptali sebebi olmaz, satılanın zilyetliği bedel ödenmeden alıcıya geçmişse satıcının dönme hakkını kullanarak taşınmazı geri alması, bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici şirket, 24.04.2007 tarihli kat karşılığı gayrimenkul satış vaadi ve inşaat sözleşmesiyle üstlendiği binayı tamamlayarak kendi payına düşen 5 ve 6 numaralı bağımsız bölümleri almaya hak kazanmış; şirket yetkilisi, arsa maliklerinin verdiği vekaletnameye dayanarak bu iki daireyi 31.07.2008 tarihinde davalıya satış suretiyle devretmiş, davalı da 6 numaralı daireyi 26.09.2008 tarihinde diğer davalıya temlik etmiştir. Davacı, devrin, kendisini varlıklı bir iş adamı gibi tanıtan ve nitelikli dolandırıcılıktan mahkûm olan dava dışı kişiyle davalıların muvazaalı iş birliği sonucu gerçekleştiğini, 500.000 TL bedelli senede rağmen satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa 100.000 TL bedel istemiştir. Yerel mahkeme, tapudaki resmî senette bedelin alındığının beyan edildiğini ve kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağını belirterek davayı reddetmiş, 1. Hukuk Dairesinin bedelin ödenmediği yönündeki bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, anlatılan vakıaların aldatma niteliğinde olduğunu ve bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bedelin ödenmemesinin ise tek başına tapu iptali sebebi olmadığını belirterek direnme kararını onamıştır.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2016/4934 K. 2017/540 Bozma

Tasinir satisina iliskin kurallar kiyas yoluyla tasinmaz satisinda da uygulandigindan, ayipli tasinmazi devralan alici ayiba karsi tekefful hukumlerindeki secimlik haklardan yararlanir; sozlesmeden donme, bedel indirimi, ucretsiz onarim ve ayipsiz benzeriyle degistirilme isteyebilecegi gibi tazminat hakki da saklidir.

Detaylı özeti gör

Davacılar, davalı şirketle adi yazılı sözleşme yaparak konut ve tatil amaçlı bir villa satın almış; taşınmazı iskan ruhsatı olmadan 240.000,00 TL bedelle devraldıklarını, olması gerekenden az oda bulunduğunu ve imara aykırı imalatlar yapıldığını ileri sürerek projeye uygun hale getirme bedeli, 60.000,00 TL değer kaybı ve yapılan masraflar olmak üzere toplam 88.483,40 TL ile sterlin cinsinden cezai şartın tahsilini istemişlerdir. Yerel mahkeme davalı gerçek kişi yönünden husumet yokluğundan, davalı şirket yönünden ise esastan ret kararı vermiştir. Daire, resmi şekilde yapılmayan gayrimenkul satışının tapuda devir gerçekleştiği için geçerli hale geldiğini, bu nedenle tarafların satış sözleşmesi hükümlerine dayanabileceğini, davacıların taleplerinin hiç değerlendirilmediğini belirtmiştir. Mahkemece villanın projeye uygun hale getirilme maliyeti, değer kaybı ve masraflar bilirkişi incelemesiyle saptanmalı, cezai şart istemi ise dönme cezası niteliğinde olduğundan reddedilmelidir. Karar eksik inceleme nedeniyle davacılar yararına bozulmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2014/18049 K. 2016/6398 Bozma

Tasinir satisina iliskin kurallar kiyas yoluyla tasinmaz satisinda da uygulanir; taraflar satis bedeli odenmedigi takdirde tasinmazin mulkiyetinin iade edilecegini kararlastirmislarsa satici donme hakkini kullanarak tasinmazi geri alabilir ve tapu kaydinin iptali ile tescil istemi bu ihtirazi kayda dayanilarak kabul edilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, tarla vasfındaki 16.907,64 m2 yüzölçümlü taşınmazını 27.03.2007 tarihli encümen kararı uyarınca 295.872,00 TL bedelle 29.03.2007 tarihinde davalı Belediyeye tapuda devrettiğini, satıştan sonra düzenlenen protokolde bedelin 90 gün içinde ödenmemesi hâlinde taşınmazın iade edileceğinin kararlaştırıldığını, 16.06.2007 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameye rağmen ne ödeme ne de iade yapıldığını ileri sürerek tapu iptali ile tescil ve ecrimisil istemiştir. Yerel mahkeme, davalının protokole aykırı davrandığı gerekçesiyle iptal ve tescil istemini kabul etmiş, dava tarihinden geriye beş yıl için 52.876,24 TL ecrimisile hükmetmiştir. Daire, taşınmaz satışında da uygulanan dönme hakkının protokolde saklı tutulduğunu belirterek kabul kararını yerinde bulmuş; ancak taşınmazın 25.05.2009 tarihli imar işlemiyle iki yeni parsele revizyon görmesine rağmen kaydı kapanan eski parsel üzerinden hüküm kurulmasını isabetsiz sayarak kararı bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2014/5682 K. 2015/4883 Bozma

Tasinir satisi kurallarinin kiyasen uygulanmasi sonucu, bedel odenmedigi takdirde tasinmazin mulkiyetinin iade edilecegine dair ihtirazi kayit ancak bedelin sonradan odenmesinin kararlastirildigi hallerde soz konusu olur; bedelin hemen odenecegi kanisi uyandirilarak devir saglanip odeme yapilmamasi ise iradeyi fesada ugratan sebebin gerceklestigini gosterir.

Detaylı özeti gör

Davacı, tarla vasfıyla adına kayıtlı olan ve üzerinde iki katlı yapı bulunan 6.901 m2 büyüklüğündeki taşınmazını satmak istediğini, davalı ile 140.000 TL bedel üzerinde anlaştıklarını, 21.12.2011 tarihinde tapuda devir tamamlandıktan hemen sonra bedelin banka yoluyla verileceği bildirilerek davalının yanından ayrıldığını ve bir daha kendisiyle bir araya gelmediğini ileri sürerek hileye dayalı tapu iptali ve tescil istemiştir. Yerel mahkeme iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire; resmî akitte taşınmaz bedelinin 1.400 TL gösterildiğini, oysa temlik tarihindeki değerinin 227.328 TL olduğunu, taraflar arasında bedelin ileride ödeneceğine dair bir anlaşma bulunmadığını, hemen ödeneceği kanısı uyandırılarak mülkiyetin naklinin sağlandığını belirtmiş; TBK m.246 yollamasıyla m.235 uyarınca ihtirazi kayıt konulabileceğine de işaret ederek davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!