TBK Madde 591 Kefilin sorumluluğu: c. Def’iler
TBK 591, kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def'ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi bunları ileri sürmekle de yükümlüdür; asıl borçlu bir def'iden vazgeçmiş olsa bile kefil onu alacaklıya karşı ileri sürebilir, def'ileri bilmeksizin ödeme yapan kefil rücu hakkını korur, kumar veya bahisten doğan borca kefalette ise kefil, borcun bu niteliğini bilse dahi borçlunun def'ilerini ileri sürebilir.
Resmi Metin
c. Def’iler
Madde 591- (1) Kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorundadır. Yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da zamanaşımına uğramış bir borç sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borca bilerek kefalet hâli bu hükmün dışındadır.
(2) Asıl borçlu kendisine ait olan bir def’iden vazgeçmiş olsa bile kefil, yine de bu def’iî alacaklıya karşı ileri sürebilir.
(3) Kefil, asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunursa, rücu hakkına sahip olur. Buna karşılık asıl borçlu, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kefil, bunlar ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybeder.
(4) Kumar veya bahisten doğan bir borca kefalette kefil, borcun bu niteliğini bilmiş olsa bile, asıl borçlunun sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Kefil, borca girdiğinde sadece sessiz bir ödeme garantörü olmaz; asıl borçlunun (ve onun yerine geçen mirasçılarının) elindeki hukuki itiraz silahlarını da devralır. Borçlunun, alacaklıya karşı öne sürebileceği, ödeme zorluğuyla ilgisi olmayan tüm savunmaları kefil de kullanabilir; üstelik bunu yalnızca yapabilmez, yapmak da zorundadır. Çünkü kullanılabilecek bir savunmayı atlayıp ödeme yaparsa, sonradan borçluya yönelttiği geri alma (rücu) talebinde bu ihmali kendi aleyhine işler. Borçlu bir savunmadan kendi iradesiyle feragat etse bile, kefil o savunmaya yine başvurabilir. Bir def’inin varlığından habersiz ödeme yapan kefilin geri isteme hakkı korunur; bildiği ispatlanırsa bu hak o oranda zayıflar. Kumar veya bahis gibi geçersiz sayılan borçlara kefil olunduğunda da, kefil bu durumu bilse dahi borçlunun savunmalarını ileri sürebilir. İstisna: yanılma, ehliyetsizlik ya da zamanaşımına uğramış bir borca bilerek kefil olan kişi (TBK m.582) bu korumadan yararlanamaz.
Gerekçe
Türk Borçlar Kanunu’nun 591. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:
818 sayılı Borçlar Kanununun 497 nci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının dört fıkradan oluşan 591 inci maddesinde, kefilin alacaklıya karşı ileri sürebileceği def’iler düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 497 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Kefilin defileri” şeklindeki ibare, Tasarıda, “c. Def’iler” şeklinde değiştirilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında, kefilin asıl borçluya ait def’ileri ileri sürme hakkı ve ödevi düzenlenmiştir. Buna karşılık, yanılma veya ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz veya zamanaşımına uğramış bir borca bu durumları bilerek kefil olunması halinde, kefilin alacaklıya karşı bunları def’i olarak ileri sürme hakkına sahip olmadığı açıkça hükme bağlanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, asıl borçlu kendisine ait olan bir def’iden vazgeçmiş olsa bile kefil, yine de bu def’i alacaklıya karşı ileri sürebilecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 497 nci maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak kefilin, asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunursa, kural olarak rücu hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Buna karşılık, asıl borçlunun, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat etmesi halinde kefil, bunlar ileri sürülmüş olsaydı borcun ödenmesinden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybedecektir.
Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu fıkrada, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 502 nci maddesinin son fıkrasında olduğu gibi, kumar veya bahisten doğan bir borca kefalet halinde, kefilin, borcun bu niteliğini bilmiş olsa bile, asıl borçlunun sahip olduğu def’ileri ileri sürebileceği öngörülmüştür.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 502 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.