TBK Madde 646 Türk Borçlar Kanunu: Türk Medenî Kanunu ile ilişkisi

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 646, Türk Borçlar Kanunu'nun 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun Beşinci Kitabı olduğunu ve onun tamamlayıcısını oluşturduğunu düzenler.

Resmi Metin

Türk Medenî Kanunu ile ilişkisi

Madde 646- Bu Kanun, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Beşinci Kitabını oluşturur ve onun tamamlayıcısıdır; bu nedenle iki metin ayrı kanunlar gibi değil, bir bütün olarak birlikte okunur. Türk Medenî Kanununun Başlangıç ve genel nitelikli hükümleri, özellikle TMK m.5 uyarınca Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanması, borç ilişkilerini de tamamlar.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 646. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükten kaldırıldığı belirtilmektedir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.646 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/709 K. 2025/325

Türk Borçlar Kanunu, Türk Medenî Kanunu'nun beşinci kitabı ve tamamlayıcısı olduğundan, Medenî Kanun'da hüküm bulunmayan konularda borçlar hukukunun genel hükümleri uygulanır; mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı dönemde eşin yaptığı katkının karşılığı da bu tamamlayıcılık esasına dayanılarak genel hükümlere göre belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı ile davalı anne kızdır. Davacının babası olan muris 12.01.2014 tarihinde vefat etmiş, geride mirasçı olarak davacı kızı ile davalı eşi kalmıştı. Eşler 29.06.1972 tarihinde evlenmiş, dava konusu taşınmaz 08.03.1989 tarihinde davalı kadın adına tescil edilmişti. Davacı, babasının kendi geliriyle bu taşınmaz üzerine 1989 yılında iki katlı ev yaptırdığını ileri sürerek ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katkı payı alacağını istedi. İlk Derece Mahkemesi, mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmaza murisin katkısının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti; Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetti. Özel Daire, davalının cevap dilekçesindeki beyanı gözetilerek murisin katkıda bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu, çalışan erkek eşin katkısının sabit olduğunu, geliri belirlenemediğinden hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilmesi gerektiğini belirterek direnme kararını bozdu.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2022/1273 K. 2023/1238 Direnme Bozuldu

Borçlar Kanunu Medenî Kanun'un tamamlayıcısı sayıldığından, mülga Medenî Kanun döneminde geçerli olan mal ayrılığı rejiminin tasfiyesine ilişkin bir hükmün bulunmaması uyuşmazlığın çözümsüz kalması sonucunu doğurmaz; bu boşluk, borçlar hukukunun genel hükümlerinden yararlanılarak doldurulur ve tasfiye buna göre gerçekleştirilir.

Detaylı özeti gör

Davacı kadın, 20.11.1982'de evlendiği davalıdan boşanma hükmünün 11.10.2013'te kesinleşmesi üzerine, edinilen mallara katkısı bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL katkı, katılma ve değer artış payı alacağı istemiştir. Eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, sonrasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Uyuşmazlık, düğünde takılan ziynetlerin, davalı adına 29.12.2003'te tescil edilen ancak ödemeleri 2002 öncesinde tamamlanan 14 numaralı bağımsız bölümün edinilmesine katkı sağlayıp sağlamadığında toplanmıştır. İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul edip 2.000,00 TL katkı payı ile 6.000,00 TL katılma alacağına hükmetmiş, ziynet istemini ispatlanmadığı gerekçesiyle reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Özel Daire kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ev hanımı kadının ziynetleriyle katkı yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/657 K. 2021/1617

Aile hukukundan doğan bir uyuşmazlıkta Medenî Kanun'da uygulanacak bir hüküm bulunmuyorsa, Borçlar Kanunu tamamlayıcı sıfatıyla devreye girer; eşler arasındaki malvarlığının tasfiyesi de, kanun yollamasıyla borçlar hukukunun genel hükümleri göz önünde bulundurularak çözüme kavuşturulur.

Detaylı özeti gör

Davacı erkek, davalı ile 22.01.1976 tarihinde evlendiklerini, 02.04.2012 tarihinde açılan dava ile boşandıklarını, dava konusu arsanın 1978 yılında kendi parasıyla alınıp 1982 yılında üzerine ev yapıldığını, taşınmazı jest ve güven ilişkisine dayanarak bedelsiz biçimde eşine devrettiğini ileri sürerek katkı payı alacağı istemiştir. Davalı kadın, taşınmazın evlilik öncesinde kendisine takılan altınların satılmasıyla alındığını savunmuştur. Yerel mahkeme, davacının bu beyanını gizli bağış sayarak davayı reddetmiş; Özel Daire hükmü önce onamış, karar düzeltme üzerine bağış iradesinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konmadığı gerekçesiyle bozmuştur. Mahkeme iki kez direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taşınmazın mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 1984 yılında davalı eş adına tescil edildiğini de gözeterek Özel Daire bozmasını benimsemiş ve direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/472 K. 2021/1492 Direnme Bozuldu

Medenî Kanun'da mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir hüküm bulunmayan hâllerde, Borçlar Kanunu Medenî Kanun'un tamamlayıcısı sayıldığından ortaya çıkan boşluk borçlar hukukunun genel hükümleriyle doldurulur; eşin diğerinin edindiği malvarlığına yaptığı katkının karşılığı da bu genel hükümler esas alınarak hesaplanır.

Detaylı özeti gör

Davacı kadın, 12.10.1983 tarihinde evlendiği davalının terzilik yaptığını, kendisinin de dükkanda onunla birlikte çalıştığını, 06.11.1986 tarihinde davalı adına tescil edilen arsanın ve üzerine yapılan dört daireli binanın ortak kazançla edinildiğini ileri sürerek katkı payı alacağını istemiştir. Davalı, davacının dükkanda hiç çalışmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, taşınmazın mal ayrılığı rejimi döneminde edinildiğini, davacının katkısını somut delille ispatlayamadığını ve tanık anlatımlarının soyut ve çelişkili olduğunu gerekçe göstererek davayı reddetmiştir. Özel Daire, tanık beyanlarına göre davacının çalışmasıyla katkısının bulunduğunu, katkı oranının TMK'nın 4 üncü ve TBK'nın 50 nci maddeleri uyarınca hakkaniyete göre takdir edilip taşınmazın dava tarihindeki değeriyle çarpılması gerektiğini belirterek bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, çalışan eşin katkısının kabulü gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.646 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 2. Hukuk Dairesi E. 2018/2645 K. 2020/2057 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Mal ayrılığı döneminde edinilen malların tasfiyesi eski Medeni Kanunda düzenlenmediğinden, uyuşmazlık Borçlar Kanununun genel hükümleri gözetilerek katkı payı alacağı yöntemiyle çözülmüştür; Borçlar Kanununun Medeni Kanunun tamamlayıcısı sayılması bu yollamanın dayanağı olarak gösterilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde, 1997 ve 2001 yıllarında davalı adına edinilen bir konut ve bir dükkan yönünden davacı eş katkı payı alacağı istedi. İlk derece mahkemesi hesap bilirkişisi raporuna dayanarak 112.071,49 TL katkı payı alacağının davalıdan tahsiline karar verdi. Daire, davalıya babasından miras kalan taşınmazın 1996 yılındaki satışından elde edilen kişisel malın konutun alımında kullanıldığı savunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu ve tanık beyanlarıyla doğrulandığını, bu nedenle satılan taşınmazdaki payın satış tarihindeki değeri ile dava konusu taşınmazın edinim tarihindeki değerinin karşılaştırılması gerektiğini belirtti; bu eksiklik nedeniyle istinaf başvurusunu kabul ederek kararı tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırdı ve dosyayı yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderdi.

Adana BAM · İstinaf · 2. Hukuk Dairesi E. 2019/10 K. 2020/1843 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Mal ayrılığı rejimi döneminde tasfiyeye ilişkin düzenleme bulunmadığından, eşlerin o dönemde edindiği malvarlığının tasfiyesinin, Borçlar Kanunu'nun Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olması nedeniyle genel hükümlere göre çözümlendiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyusmazlik, evlilik birligi icinde davali adina alinip sonradan satilan tasinmaz nedeniyle katki payi ve artik degere katilma alacagi istemine iliskindir. Ilk derece mahkemesi davanin reddine karar vermis, davaci erkek tasinmazin edinilmesine katkisinin ispatlandigini ileri surerek istinaf etmistir. Adana BAM, dava konusu tasinmazin bosanmadan yaklasik alti yil once satildigini ve satis parasinin rejim sonunda mevcut olmadigini degerlendirmistir.

Adana BAM · İstinaf · 2. Hukuk Dairesi E. 2018/2442 K. 2020/1715 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Boşanma sonrası tasfiyede, 1997'de mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen taşınmaza ilişkin katkı payı istemi, önceki Medenî Kanun'da tasfiye hükmü bulunmaması ve Borçlar Kanunu'nun Medenî Kanun'un tamamlayıcısı sayılması nedeniyle Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre çözülmüştür.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Boşanan eşin katkı payı, katılma alacağı ve ziynet alacağı istemiyle açtığı davada ilk derece mahkemesi istemleri kısmen kabul etmiş, davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Daire, 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı dönemine ilişkin katkı payı isteminin Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre çözüleceğini, taşınmazın arsası ve birinci katı bakımından ziynetle katkı iddiasının görgüye dayalı delille kanıtlanamadığını, ikinci kat yönünden katkının kabulü gerektiğini, ziynet istemine konu küpe ve yüzüğün zorla alındığının veya rızası dışında bozdurulduğunun ispat edilemediğini belirterek ilk derece kararını usul ve yasaya uygun bulmuş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 2. Hukuk Dairesi E. 2018/1461 K. 2020/1518 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmaza katkı nedeniyle açılan katkı payı alacağı davasında, 743 sayılı Kanun'da tasfiye düzenlemesi bulunmadığından, Borçlar Kanunu'nun Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olması nedeniyle uyuşmazlığın Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre çözüleceği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, boşanan eşin evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza katkısı nedeniyle katkı payı alacağı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, katkı oranının belirlenememesi karşısında hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yarı oranda katkı kabul ederek davayı kabul etmiştir. Davalı taraf, talep katkı payı iken katılma alacağına hükmedildiğini ileri sürmüştür. Daire, hükmedilen miktarın katılma alacağı değil katkı payı alacağı olduğunu belirlemiş; taşınmazın sürüm değerinin esas alınması ve faiz başlangıcı yönünden hata bulunduğunu, ancak bu konularda istinaf sebebi ileri sürülmediğinden hatalara değinmekle yetinerek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 2. Hukuk Dairesi E. 2018/1653 K. 2020/1505 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Boşanma sonrası katkı payı isteminde, 2002 öncesi mal ayrılığı dönemine ilişkin tasfiye eski Medeni Kanun'da düzenlenmediğinden, Borçlar Kanunu'nun Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olması (TBK 646) nedeniyle uyuşmazlığın Borçlar Kanunu genel hükümleri gözetilerek çözüldüğü belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, boşanmadan sonra açılan katkı payı ve artık değere katılma alacağı istemine ilişkindir. Aile mahkemesi, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle istemi reddetmiştir. Daire, taşınmazın 1992'de edinildiğini ve üzerine 1996-1999 arasında ev yapıldığını, 2002 öncesi dönemde eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğunu belirlemiş; davacının arsa alımına ziynetiyle ve inşaatta bilfiil çalışarak katkısını ispat edemediğini, ancak 1996-2000 arasındaki süreksiz çalışmasının katkı sayılacağını, gelir belgeleri temin edilemediğinden katkının hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine göre yüzde 30 oranında belirlenmesinin uygun olduğunu kabul etmiştir. Kararı kaldırıp katkı payı yönünden davanın kabulüne, katılma alacağı isteminin reddine hükmetmiştir.

Diğer kararlar (2)
Adana BAM · İstinaf · 2. Hukuk Dairesi E. 2018/739 K. 2020/1286 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönem bakımından mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme bulunmadığından, uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gözetilerek çözüldüğü; Borçlar Kanunu'nun Medeni Kanun'un tamamlayıcısı sayıldığı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Eşler, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle karşılıklı boşandıktan sonra davacı, mal rejimi tasfiyesinden kaynaklı değer artış payı alacağı istedi; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etti. Adana BAM, zina iddiası ileri sürülse de TMK m.161 anlamında zinaya dayalı bir boşanma kararı bulunmadığından TMK m.236/2'nin uygulanamayacağını gözeterek istinaf başvurusunu değerlendirdi.

Adana BAM · İstinaf · 2. Hukuk Dairesi E. 2018/730 K. 2020/1261 Kısmen Kabul

01.01.2002 öncesi mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmazın tasfiyesi 743 sayılı Kanunda düzenlenmediğinden, Borçlar Kanununun Medeni Kanunun tamamlayıcısı olduğu kabulüyle uyuşmazlığın Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre katkı payı alacağı yöntemiyle çözülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, boşanma sonrası mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı, katkı payı ve değer artış payı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi katılma ve katkı payı alacağını kabul etmiş, değer artış payı yönünden usulüne uygun dava bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Daire, fiili ayrılık döneminde edinilen mallarda da diğer eşin artık değere katılma alacağı bulunduğunu ve kadının bakkal işletmesindeki emeğiyle katkısının sabit olduğunu belirterek davalı erkeğin bu yönlerdeki istinaf başvurularını esastan reddetmiş; değer artış payı bakımından dava dilekçesinde bu talebin de bulunduğunu ve mahkemenin talebi açıklattırmadığını belirterek istinafı kabul edip kararı ortadan kaldırmış, alacak kalemlerini eşit paylaştırarak yeniden hüküm kurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!