TBK Madde 116 Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 116, borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür; bu sorumluluk önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir, ancak uzmanlık gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat yalnızca kanun ya da yetkili makam izniyle yürütülebiliyorsa, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumsuzluk anlaşması kesin olarak hükümsüzdür.

Resmi Metin

Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk

Madde 116- (1) Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.

(2) Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir.

(3) Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.116, borçlunun ifayı yanında çalışanlara veya birlikte yaşadığı kişilere kanuna uygun biçimde bırakmış olsa bile, bu yardımcı kişilerin işi yürüttükleri sırada karşı tarafa verdiği zarardan sorumlu tutulmasını düzenler. Uygulamada en kritik nokta şudur: bu hüküm sözleşmesel bir sorumluluktur ve haksız fiildeki adam çalıştıranın sorumluluğu (TBK m.66) ile karıştırılmamalıdır. TBK m.66’da gözetim ve özen yükümünün yerine getirildiğini ispat ederek kurtulmak mümkünken, TBK m.116’da kurtuluş kanıtı yoktur; borçlu, yardımcısının fiilinden kendi fiili gibi sorumludur. Davacı vekili olarak özen ispatına girmeyin, doğrudan ifa ilişkisini ve zararı temellendirin.

Borçlu vekiliyseniz savunmanızı TBK m.66 özeni üzerine kurmayın; bu yol burada işlemez. Etkili savunma, sözleşmesel bir ilişkinin bulunmadığı veya zararın işin yürütülmesi sırasında doğmadığı yönündedir. Tarafların önceden yaptığı sorumsuzluk anlaşması bu sorumluluğu tamamen ya da kısmen kaldırabilir; ancak izne tabi uzmanlık, meslek veya sanatta böyle bir anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşme müzakeresinde bu sınırı gözetin; geçersiz bir sorumsuzluk kaydına güvenmek müvekkili korumasız bırakır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 116. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 100. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 115. maddesinde, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 100. maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Muavin şahısların mesuliyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 100. maddesinin son fıkrasında, sorumsuzluk anlaşması yapıldığı sırada alacaklının borçlunun hizmetinde olması veya sorumluluğun, hükümetçe imtiyaz suretiyle verilen bir meslek veya sanatın icrasından doğması durumunda, sorumsuzluk anlaşmasıyla, borçlunun yardımcı kişilerin sadece hafif kusurlarından sorumlu olmayacağının kararlaştırılabileceği öngörülmüştür. Tasarının 115 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen yeni hükme göre ise: “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya san’at, ancak, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” Böylece, uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya san’at, ancak, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebildiği takdirde, borçlunun, ifa yardımcılarının hafif kusurundan bile sorumluluktan kurtulması yolunun kapatılması amaçlanmıştır. Gerçekten, bu durumda borçlunun değil, alacaklının korunması, menfaatler dengesine de uygun düşer. Bu nedenle, söz konusu hükme aykırı olarak yapılan bir anlaşma, Tasarının 27. maddesinin birinci fıkrası anlamında, kesin hükümsüzlük yaptırımına bağlanmıştır.

Maddenin son fıkrasında, sorumsuzluk anlaşması yapıldığı sırada alacaklının borçlunun hizmetinde olması durumunda, borçlunun sadece hafif kusuru için geçerli bir sorumsuzluk anlaşması yapabileceği kabul edilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.116 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2025/543 K. 2025/3954 Onama

Borçlu işletme, borcun ifası sırasında yanında çalışan yardımcı kişilerin (örneğin görevli cankurtaranın) işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zarardan, kendi kusuru yanında yardımcı kişinin kusuruyla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Detaylı özeti gör

Davacıların 13 yaşındaki, yüzme bilmeyen çocukları 13.01.2018 tarihinde davalı şirkete ait kapalı yüzme havuzunda boğularak vefat etmiş; babası kısa süreliğine lavaboya gittiği sırada çocuk havuzun dibinde bulunmuştur. Anne, baba ve kardeşler, şirketin gerekli güvenlik önlemlerini almadığını ve havuzdaki dava dışı cankurtaranın dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporları uyarınca davalı şirketi olayda %55 oranında asli kusurlu bulmuş, dava dışı cankurtaranı TBK m.116 anlamında yardımcı kişi kabul ederek şirketi müteselsilen sorumlu tutmuş ve müterafik kusur indirimiyle tazminata hükmetmiştir. Yargıtay, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olduğunu, davalıya yüklenen kusur oranının ve manevi tazminat miktarlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu belirterek davalı vekilinin temyiz itirazlarını reddetmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2024/4215 K. 2025/553 Onama

Borçlunun yardımcı kişinin fiilinden TBK m.116 uyarınca sorumlu olabilmesi için, o kişinin yardımcı kişi niteliğini taşıması, yani borcun ifasının veya borçtan doğan hakkın kullanılmasının borçluca açık ya da zımni olarak ona bırakılmış olması gerekir; bu ilişkiyi ispat yükü davacıdadır.

Detaylı özeti gör

Davacılar, dava dışı inşaat şirketinden adi yazılı satış vaadi sözleşmesiyle iki taşınmaz satın almış, bakiye satış bedelini ise davalı emlak şirketinin çalışanı olan dava dışı kişinin banka hesabına göndermiş; bu kişinin parayı uhdesine geçirip iade etmediğini belirterek, yardımcı kişinin fiilinden doğan sorumluluk gereği davalı şirketten maddi ve manevi tazminat istemiştir. Davalı, taraflar arasında sözleşme bulunmadığını ve ödemenin sözleşmede gösterilen banka hesabına yapılması gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, bedelin çalışanın hesabına yatırılması için davalı ya da satıcı şirketçe talimat verildiğinin veya bunların bilgi ve onayının bulunduğunun davacılarca ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ispata ilişkin bu gerekçeleri yerinde bularak kararı onamıştır.

Yargıtay 3.HD E. 2023/1948 K. 2024/345

Hasta ile arasındaki sözleşme ilişkisi nedeniyle borçlu konumundaki hastane, yanında istihdam ettiği hekimin işi yürütürken hastaya verdiği zarardan, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk hükmü gereğince sorumludur.

Detaylı özeti gör

Davacı, 20.07.2015 tarihinde davalı hastanede sezaryenle doğum yaptıktan sonra gelişen karın ağrısı şikâyetiyle birkaç kez başvurmuş, sorun olmadığı söylenerek taburcu edilmiş; ağrıları sürünce gittiği başka bir hastanede bağırsağında yırtılma ve iltihap saptanıp yeniden ameliyat olmuştur. Hastane ve doktorun gerekli özeni göstermediğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiş, İlk Derece Mahkemesi davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Adli Tıp Kurumu raporuna göre hastanede istihdam edilen genel cerrahi uzmanının eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığını, hastanenin çalıştırdığı kişinin verdiği zarardan sorumlu bulunduğunu belirterek doktora yönelik temyiz itirazlarını reddetmiş, kararı yalnız davalı hastane yönünden bozmuştur.

Yargıtay HGK E. 2019/173 K. 2022/570 Bozma

Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunan borçlu, ifa yardımcısının işi yürütürken diğer tarafa verdiği zarardan tamamen sorumludur; ifa yardımcısı talimata aykırı davranarak zarara yol açmışsa, borçluya bu nedenle husumet yöneltilebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı Bankanın şube müdürünün yönlendirmesiyle, yabancı taraflar arasında imzalanacak bir sözleşmeye bağlı olarak 167.000 USD'yi yurt dışındaki bir hesaba havale etmiş; şube müdürü paranın şartlı gönderileceğini, on gün içinde faiziyle iade edileceğini ve işlemin risksiz olduğunu söyleyerek güven oluşturmuştur. Şart gerçekleşmemesine rağmen para iade edilmeyip karşı tarafça çekilmesine izin verilince davacı, uğradığı zararın tahsili için Bankaya karşı dava açmıştır. Yerel mahkeme davayı pasif husumet yokluğundan reddetmiş, Özel Daire ise kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan şube müdürünün ifa yardımcısı sıfatıyla talimata aykırı eylemlerinden Bankanın sorumlu tutulabileceğini, bu nedenle husumetin Bankaya yöneltilerek işin esasının incelenmesi gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2020/4080 K. 2020/7545 Bozma

Sözleşmenin tarafı olan borçlu, yanında çalıştırdığı ifa yardımcılarının işi yürütürken karşı tarafa verdikleri zarardan sorumludur; borçlunun bu fiillerde kendi kusurunun hatta bilgisinin bulunmaması onu sorumluluktan kurtarmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı eczacı, eczanesindeki bir kalfanın hak sahiplerinin sağlık karnelerini alıp gerçeğe aykırı reçeteler düzenleyerek kuruma fatura etmesi gerekçesiyle Emekli Sandığı'nın sözleşmeyi feshetmesi üzerine, buna dayanarak kendi sözleşmelerini fesheden davalı Bağ-Kur (SGK) ile Defterdarlığın fesih işlemlerinin haksızlığının tespitini istemiş; reçetelerin şeklen sahte görünmediğini, içerik sahteliğini bilemeyeceğini savunmuştur. Yargıtay, sahte reçetelerin eczanede çalıştırılan kişi eliyle düzenlenmesi karşısında davacının sorumlu tutulacağını, bu nedenle kabul kararının salt davacının kendi eyleminin bulunmamasına dayandırılmasının hatalı olduğunu ve Emekli Sandığı teftiş dosyasının eksik incelendiğini belirterek; davalıların karar düzeltme talebini kabul edip önceki onama kararını kaldırmış ve yerel mahkeme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.116 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 5. Hukuk Dairesi E. 2021/1448 K. 2023/683 Düzelterek Esastan Red

Hasta ile özel hastane arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu ve sağlık hizmetinin ifasının yardımcı kişi konumundaki doktora bırakıldığı saptanarak; hastanenin sorumluluğunun, kurtuluş kanıtına yer vermeyen TBK m.116 kapsamında sözleşmesel sorumluluk olduğu sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Küretaj işleminin başarısız olması ve gebeliğin devam ettiğinin bildirilmemesi nedeniyle hasta ile eşi, tedaviyi üstlenen doktor ve özel hastane aleyhine vekâlet ilişkisinden doğan özen borcuna aykırılığa dayalı manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi bilirkişi raporlarına dayanarak davayı reddetmiştir. Daire, başarısız küretajın komplikasyon sayıldığını kabul etmekle birlikte, operasyon öncesinde başarısızlık ihtimaline dair usulünce onam alınmadığını ve patoloji sonucu ortaya çıktıktan sonra hastanın kontrole çağrıldığının ispatlanamadığını belirterek davalıları kusurlu bulmuş; istinaf istemini kabul edip kararı kaldırarak (düzelterek) davacılar lehine manevi tazminata hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!