TBK Madde 37 Korkutma: Hükmü

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 37, diğer tarafın veya bir üçüncü kişinin korkutması sonucu sözleşme yapan taraf sözleşmeyle bağlı değildir; korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyor veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlü olur.

Resmi Metin

Hükmü

Madde 37- (1) Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.

(2) Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, bir sözleşmeyi korkutma (ikrah) baskısı altında imzalayan tarafı korur. Karşı tarafın ya da bir başkasının ciddi bir tehdidiyle iradesi sakatlanarak sözleşme yapan kişi, o sözleşmeyle bağlı değildir; yani sözleşmeyi onamayabilir ve hükümsüz kıldığını karşı tarafa bildirebilir. Burada kritik bir fark vardır: korkutmayı üçüncü bir kişi yapmış ve karşı taraf bunu bilmiyor olsa bile, korkutulan yine de bağlı olmaktan kurtulur.

Bu, aldatmadan (TBK m.36) ayrılır; orada üçüncü kişinin aldatmasını bilmeyen tarafa karşı sözleşme ayakta kalır. Korkutmada ise yalnızca, karşı taraf üçüncü kişinin tehdidini bilmiyor veya bilebilecek durumda değilse ve hakkaniyet gerektiriyorsa, korkutulan ona tazminat öder. Bağlı olmadığınızı TBK m.39 uyarınca bir yıl içinde bildirmeniz gerekir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 37. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 29. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 37. maddesinde, taraflardan birinin veya üçüncü kişinin korkutması sonucunda yapılan bir sözleşmenin hükmü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 29. maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. İkrah / 1. Akdin inkızası” şeklindeki ibare, Tasarının 37. maddesinde, “III. Korkutma / 1. Hükmü” olarak değiştirilmiştir. Aynı maddenin birinci fıkrasında kullanılan “kendi hakkında lüzum ifade etmez” şeklindeki ibare yerine, Tasarıda “o sözleşmeyle bağlı değildir.” şeklinde, daha açık bir ibarenin kullanılması tercih edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.37 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2024/848 K. 2025/271 Onama

Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa sözleşmeyle bağlı değildir; korkutma nedeniyle irade fesadına uğranarak imzalanan arabuluculuk tutanağının da bu sebeple iptali istenebilir.

Detaylı özeti gör

Amerika'da yaşayan davacının babası (muris), 2017'de eşini kaybedip Türkiye'de yalnız kalınca güvendiği akrabası davalı ile ortak banka hesabı açmış ve ona yardım amacıyla para çekme yetkisi vermiştir. Davacı, hesaptan 500.000 TL çekildiğini ileri sürerek 21.08.2019 tarihli arabuluculuk anlaşmasının irade fesadı (korkutma) altında imzalandığı gerekçesiyle iptalini ve alıkonulan bedelin iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, murisin iradesinin fesada uğradığının ispatlanamadığı, aksine bu iyiliğe karşılık davalıya bağışta bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tutanağın imzalandığı dönemde alınan sağlık raporuyla murisin akli melekelerinin yerinde olduğunu ve vesayet dosyasındaki beyanıyla davalıya yardım amaçlı hisse verdiğini sabit görerek kararı onamıştır.

Yargıtay HGK E. 2017/1627 K. 2018/1187 Onama

Sözleşmenin diğer tarafının ya da üçüncü bir kişinin korkutması (tehdidi) sonucu iradesi sakatlanan taraf, yaptığı sözleşmeyle bağlı tutulamaz; bono gibi kambiyo senetleri de korkutma yoluyla elde edilebileceğinden, iradesi bu şekilde sakatlanan keşideci senetle bağlı değildir.

Detaylı özeti gör

Davacı keşideci, icra takibine konu bonoları davalının silah zoruyla ve tehditle kendisinden aldığını belirterek bu senetlerden borçlu olmadığının tespitini istemiş; senedi ciro yoluyla devralan davalı şirket ise iyiniyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalının, örgüt kurmak ve davacıya karşı yağma suçlarından cezalandırılıp kararın kesinleşmesi karşısında yerel mahkeme, bonoların gasp ve tehditle elde edildiğini, davacının senet düzenleme iradesinin bulunmadığını ve bu definin iyiniyetli sonraki hamillere karşı da ileri sürülebileceğini kabul etmiş; haciz sırasında cebri icra baskısı altında ihtirazi kayıtla verilen ödeme taahhüdünü de borç ikrarı saymamıştır. Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin direnme kararını yerinde görerek davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarını reddedip hükmün onanmasına karar vermiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.37 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2022/623 K. 2026/1102 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Sözleşmenin korkutma nedeniyle iptali isteminde ispat yükünün, iradesinin sakatlandığını ileri süren tarafa ait olduğu; tehdit suçundan verilip kesinleşen beraat kararı ve ceza dosyasındaki tanık beyanları karşısında sözleşmenin tehdit altında imzalandığının kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Taşeronluk ilişkisi içindeki şirketin yetkilisi, borç ikrarı içeren tutanak başlıklı belgeyi darp, cebir ve tehdit altında imzaladığını ileri sürerek eser sözleşmesinin iptalini, sözleşme gereği verilen çeklerden borçlu olunmadığının tespitini ve ifa edilenlerin istirdadını istemiştir. İlk derece mahkemesi cebir ve tehdit iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, hukuk hakiminin ceza hakiminin kusur değerlendirmesiyle bağlı olmadığını ancak kesinleşen maddi vakıayla bağlı olduğunu, tehdit suçundan verilen beraatin onanarak kesinleştiğini ve istinafta ileri sürülen gabin iddiasının iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığını belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 10. Hukuk Dairesi E. 2020/429 K. 2021/2095 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Tahliye taahhüdünü baskı ve tehdit altında imzaladığını ileri süren kiracının, TBK 37'ye dayalı olarak taahhüdün iptali için dava açtığını iddia ve ispat etmemesi halinde soyut korkutma savunmasına itibar edilemeyeceği ve bu savunmanın tahliyeyi engellemediği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Kiraya veren, yazılı tahliye taahhüdüne dayalı takip yapmış; kiracı, taahhüdü baskı ve tehditle imzaladığını ve kira süresinin dolmadığını ileri sürerek itiraz etmiştir. İcra hukuk mahkemesi, kiracılık ilişkisine ve taahhütteki imzaya itiraz edilmediğini belirterek itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar vermiştir. Daire, sözleşme süresi içinde tahliye taahhüdü verilmesinde usulsüzlük bulunmadığını, taahhüdün iptali için dava açıldığı iddia ve ispat edilmediğinden baskı ve tehdit iddialarına itibar edilemeyeceğini, taahhüde dayalı takipte kısmi ödemenin de tahliyeyi engellemediğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!