TBK Madde 532 Komisyon sözleşmesi: Tanımı

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 532, alım veya satım komisyonculuğunu tanımlar: komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alımını veya satımını üstlendiği sözleşmedir. Bu bölümdeki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümleri uygulanır.

Resmi Metin

Tanımı

Madde 532- (1) Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir.

(2) Bu bölümdeki hükümler saklı kalmak üzere, komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümleri uygulanır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Komisyon ilişkisinin pratik özü, komisyoncunun işlemi kendi adına ama başkasının hesabına yapmasıdır; bu yüzden üçüncü kişiyle kurulan sözleşmede taraf olarak komisyoncu görünür, ekonomik sonuç ise vekâlet verene aittir. Bu ayrım, doğrudan adına işlem yapan vekilden ve yalnız aracılık edip taraf olmayan simsardan komisyoncuyu ayıran can alıcı noktadır; uyuşmazlıkta önce hangi sıfatla hareket edildiği tespit edilmelidir.

Kapsamı kıymetli evrak ve taşınırların alım-satımıyla sınırlı olduğundan, taşınmaz ya da hizmet aracılıkları çoğu kez bu bölüme değil simsarlık veya vekâlet hükümlerine girer; yanlış nitelendirme ücret ve sorumluluk rejimini kökten değiştirir. Boşluk hâlinde vekâlet hükümleri devreye girdiği için hesap verme, özen ve talimata uyma borçları aynen geçerlidir. Sözleşmede komisyon ücretinin oranını, masraf ve avans rejimini yazıya bağlamak, ileride alacak tartışmasını baştan keser.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 532. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 416 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 532 nci maddesinde, alım veya satım komisyonculuğu tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 416 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Alım ve satım komisyoncusu / I. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Alım veya satım komisyonculuğu / I.Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 416 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Alım ve satım işlerinde komisyoncu” şeklindeki ibare, Tasarıda “Alım veya satım komisyonculuğu”na dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.532 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/975 K. 2025/324 Bozma

Komisyon sözleşmesinin varlığı, komisyoncunun ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlenmesine bağlıdır; sözleşmenin konusunu kıymetli evrak veya taşınır alım satımı oluşturmuyorsa, taraflar arasındaki ilişki komisyon sözleşmesi olarak nitelendirilemez.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2024/450 K. 2024/3801 Bozma

Mevzuatta açıkça düzenlenmemiş olup sözleşme serbestisi kapsamında kabul edilen konsinye satış sözleşmesine komisyon hükümleri uygulanır; konsinye, teslim aldığı malı kendi adına ancak konsinyatörün hesabına üçüncü kişiye satar ve komisyon sözleşmesine, bölümde saklı tutulan hükümler dışında vekâlet hükümleri uygulanır.

Detaylı özeti gör

Davacı perakendeci şirket, İş Teftiş Kurulunca düzenlenen 28.11.2019 tarihli müfettiş raporunda mağazalarında 18 ajans üzerinden çalıştırılan promotörler yönünden 4857 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine aykırı geçici iş ilişkisi kurduğunun tespit edilmesi ve idari para cezası uygulanması üzerine raporun iptalini istemiştir. Şirket, ajanslardan hizmet almadığını, promotörlerin ürün tanıtımı için tedarikçi firmalarca gönderildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi promotörlerin mağaza çalışanlarından farksız çalıştığı gerekçesiyle istinafı esastan reddetmiştir. Daire, davacı şirket ile dava dışı tedarikçi firmalar arasında imzalanan tanıtım alanı tahsisine ilişkin protokollerin konsinye satış sözleşmesi niteliğinde olduğunu, personelin işe giriş çıkış saatleri ile ortak alan kullanımının işin niteliğinden kaynaklandığını, geçici işçi sağlama ilişkisinin ajanslarla tedarikçiler arasında bulunduğunu belirterek kararı oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2023/1806 K. 2023/4941 Bozma

Konsinye sözleşmesinde, malın satışa sunulduğu işletmenin satış personelinin sayısını, çalışma düzenini, çalışma ve izin saatlerini belirlemesi, yapılan işin niteliğinden ve satışın o işyerinde gerçekleşmesinden kaynaklanır; bu düzenlemeler tek başına tarafların iradelerinin muvazaalı olduğunun göstergesi sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, Bakanlık müfettişlerince düzenlenen 31.05.2011 tarihli raporda kendisi ile dava dışı büyük mağazacılık şirketi arasındaki ilişkinin muvazaalı sayılması üzerine raporun iptalini ve aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığının tespitini istemiştir. Davalı Bakanlık raporun hukuka uygun olduğunu savunmuştur. Mahkeme önce davayı kabul etmiş, Daire kararı dört kez bozmuş; son bozmadan sonra mahkeme, konsinye işçi adıyla çalışanların tamamen mağaza şirketine bağımlı olduğu ve gerçek amacın işçi temini olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, konsinye sözleşmelerine komisyon hükümlerinin uygulandığını, sözleşmenin 10. maddesindeki işçi sayısı, çalışma düzeni ve izin tarihlerine ilişkin düzenlemelerin işin niteliğinden kaynaklandığını ve tek başına muvazaa göstergesi sayılamayacağını belirtmiş; ancak yerinde keşif yapılıp tanıklar dinlenerek konsinye işçilerin fiilen ne şekilde çalıştığının saptanması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.532 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 14. Hukuk Dairesi E. 2025/651 K. 2025/554

Meyve sebze alım satımından doğan itirazın iptali davasında görev uyuşmazlığını çözen daire, gerekçesinde TBK m.532'deki alım veya satım komisyonculuğu tanımına yer vermiş; davalının üretici ya da meslek mensubu olduğu belirlenemediğinden asliye hukuk mahkemesini yargı yeri saymıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, meyve sebze alım satımından kaynaklanan itirazın iptali davasında asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemeleri arasında doğan görev uyuşmazlığının merci tayini yoluyla giderilmesine ilişkindir. Asliye hukuk mahkemesi 5957 sayılı Kanun uyarınca ticaret mahkemesinin görevli olduğu, asliye ticaret mahkemesi ise tarafların tacir olmaması nedeniyle mutlak ticari dava bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Daire, hal hakem heyeti kararının iptalinin istenmediğini, davalının 5957 sayılı Kanun anlamında üretici ya da meslek mensubu olduğuna dair belge bulunmadığını ve tacir olduğunun da tespit edilemediğini belirterek asliye hukuk mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine ve dosyanın iadesine kesin olarak karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!