TBK Madde 200 Borcun dış üstlenilmesi: Sözleşmenin hükümsüzlüğü
TBK 200, dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür; ayrıca borcu üstlenen, sözleşmenin hükümsüz hâle gelmesinde ve alacaklının zarara uğramasında kusursuzluğunu ispat etmedikçe alacaklı, önceden sağlanmış güvenceyi yitirmesi veya başka bir sebeple uğradığı zararın giderilmesini üstlenenden isteyebilir.
Resmi Metin
Sözleşmenin hükümsüzlüğü
Madde 200- (1) Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere, eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür.
(2) Bundan başka, borcu üstlenen üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hâle gelmesinde ve alacaklının zarara uğramasında kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklı, önceden sağlanmış güvenceyi yitirmesi yüzünden veya başka herhangi bir sebeple uğradığı zararın giderilmesini üstlenenden isteyebilir.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Dış üstlenme sözleşmesi (TBK m.196) sonradan hükümsüz hâle gelirse aradaki borç yok olmaz; iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla eski borç ilişkisi bütün bağlı borçlarıyla birlikte canlanır ve önceki borçlu yeniden alacaklının muhatabı olur. Pratikte kritik nokta ispat yükünün nasıl dağıldığıdır: alacaklı, önceden sağlanmış rehin veya kefalet gibi güvenceyi yitirmesi ya da başka bir sebeple uğradığı zararı üstlenenden isteyebilir; üstlenen ise hem hükümsüzlükte hem de bu zararda kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamaz. Yani kusur karinesi üstlenenin aleyhinedir. Sık rastlanan bir hata, bu sonucu geçerli bir üstlenmede güvencelerin sona ermesiyle (TBK m.198) karıştırmaktır; burada mesele geçerli bir devrin işleyişi değil, baştan sakat kalmış bir sözleşmenin tasfiyesidir. Alacaklı açısından somut öneri, üstlenme geçersiz çıktığı anda eski güvencelerin akıbetini ve zarar kalemlerini erkenden belgelemek, üstlenen açısından ise kusursuzluğunu destekleyecek delilleri baştan saklamaktır.
Gerekçe
Türk Borçlar Kanunu’nun 200. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:
818 sayılı Borçlar Kanununun 178 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 199 uncu maddesinde, dış üstlenme sözleşmesinin hükümsüzlüğünün hukuki sonuçları düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 178 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Akdin iptali” şeklindeki ibare, Tasarıda “D. Sözleşmenin hükümsüzlüğü” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 178 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Borcun nakli mukavelesi iptal edildiği halde” şeklindeki ibare, Tasarıda “Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hale gelirse” şekline; 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “evvelki borç, bütün ferileriyle birlikte avdet eder.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “eski borç, bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür.” şekline dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “akdin iptali ve ika olunan zarar kendisine isnat olunamayacağını nakil müteahhidi ispat edemez ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “borcu üstlenen, üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hale gelmesinde ve alacaklının zarara uğramasında kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe” şeklinde ifade edilmiştir.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe