TBK Madde 297 Bağışlamanın geri alınması: Geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi

Özet 4 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 297, bağışlayanın bağışlamayı geri alma hakkını, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde kullanabileceğini düzenler; bağışlayan bu süre dolmadan ölürse geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçılar bu sürenin sonuna kadar hakkı kullanabilir, bağışlayan sağlığında sebebi öğrenememişse mirasçıları ölümden başlayarak bir yıl içinde bu hakkı kullanabilir. Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilir.

Resmi Metin

Geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi

Madde 297- (1) Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir.

(2) Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler.

(3) Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.

(4) Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.295 ve TBK m.296 ile tanınan geri alma hakkını zamansal olarak sınırlayan bu düzenleme, hakkın bir yıllık hak düşürücü süreye bağlı olduğunu ortaya koyar. Sürenin başlangıcı, bağışlayanın geri alma sebebini öğrendiği gündür; sebebin gerçekleştiği an değildir, bu ayrım delil toplarken belirleyicidir. Bu bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir; hâkim tarafından resen dikkate alınır ve sözleşmeyle uzatılamaz. Sürenin, geri alma sebeplerini düzenleyen TBK m.295 ve TBK m.296 ile birlikte, her somut olayın başlangıç anına göre ayrı hesaplanması gerekir. Hakkın mirasçılara geçmesinin üç hâli birbirine karışmamalıdır: bağışlayan süre dolmadan ölürse mirasçılar yalnız kalan süre içinde kullanır; bağışlayan sağlığında sebebi öğrenememişse mirasçılar ölümden başlayarak bir yıl içinde başvurur; bağışlanan bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı öldürür ya da hakkını kullanmasını engellerse mirasçılar doğrudan geri alma yetkisini kazanır. Dava dilekçesinde sürenin hangi hâle göre işlediğini somut tarihlerle göstermek, karşı tarafın hak düşürücü süre itirazını bertaraf etmek bakımından kritiktir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 297. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 296 ncı maddesinde, geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Müruru zaman ve dava hakkının mirasçılara intikali” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “rücu sebebine vakıf olduğu günden itibaren” şeklindeki ibare, Tasarıda “geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak” şeklinde ve “bağışlamadan rücu etmeğe hakkı vardır.” şeklindeki ibare de, “bağışlamayı geri alabilir.” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “senenin hitamına kadar” şeklindeki ibare, Tasarıda “bu sürenin bitimine kadar” şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununun son fıkrasında kullanılan “feshini dava edebilirler.” şeklindeki ibare de “ortadan kaldırılmasını isteyebilirler.” şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten, bu durumda bağışlayanın mirasçılarının, tıpkı Tasarının 293 üncü maddesinin birinci fıkrasında olduğu gibi, bağışlamanın geri alınması için dava açmaları zorunlu değildir. Bağışlayanın mirasçılarının, geri alma konusunda, bağışlanana varması gerekli tek taraflı bozucu yenilik doğurucu irade açıklamasında bulunmaları yeterlidir.

Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılara geçer ve mirasçılar bu sürenin bitimine kadar bu hakkı kullanabilirler.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, bağışlayanın, geri alma sebebini öğrenmekle birlikte, bir yıllık yasal sürenin sona ermesinden önce ölmesi durumunda, mirasçıları, geri kalan süre içinde, bağışlamayı geri alabilirler.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hüküm uyarınca, bağışlayanın, sağlığında bağışlamayı geri alma sebebini de öğrenememesi durumunda, mirasçılarına, bağışlayanın ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkı tanınmıştır.

Maddenin son fıkrasına göre, bağışlanan, bağışlayanı hukuka aykırı olarak ve kasten öldürürse ya da onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, bağışlayanın mirasçıları, birinci fıkrada öngörülen bir yıllık süreyle bağlı olmaksızın, bağışlamayı geri alabilirler. Bu sonuç, Türk Medeni Kanununun 578 inci maddesinin (1) ve (3) numaralı bentlerinde düzenlenen mirasçılıktan yoksunluk yaptırımıyla da uyumludur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.297 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2024/2662 K. 2025/2378 Bozma

Bağışlayan, geri alma sebebini sağlığında öğrenmiş olmasına rağmen bir yıllık süre içinde bağışlamayı geri almamışsa, mirasçıları ölümden başlayan yeni bir süreden yararlanamaz; yüklemenin uzun yıllar yerine getirilmediğini bilip gören bağışlayanın hakkı düşmüş sayılır ve mirasçılarının açtığı geri alma davası reddedilir.

Detaylı özeti gör

Mirasbırakan, 05.05.2004 tarihli resmi akitle dava konusu parseldeki 360/480 payını Kimsesizler Yurdu yapılması şartıyla davalı Belediyeye bağışlamış; Belediye 2004-2006 arasında proje çizdirip diğer paydaşların muvafakatini almış, ancak idarenin 10.02.2006 tarihli yazısıyla yurdun il merkezi veya büyük ilçelerde yapılmasının uygun olacağı bildirilmiştir. Mirasbırakanın 13.01.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçısı yeğenleri, bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali ve miras payları oranında tescil istemiştir. İlk derece mahkemesi, bağışlayanın 17 yıl boyunca durumu bilip görmesine rağmen dönmediği gerekçesiyle davayı hak düşürücü süreden reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise davalının süreyi ispat edemediğini belirterek davayı kabul etmiştir. Daire, bağışlanan arsadaki tek katlı evde ölünceye kadar oturan bağışlayanın rücu sebebini sağlığında öğrendiğini, bir yıllık süre içinde hakkını kullanmadığını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/2741 K. 2024/744

Bağışlayanın geri alma sebebini öğrendiği an, aynı bağışlamaya dayanarak daha önce açtığı davanın tarihiyle de belirlenebilir; o tarihte sebebi öğrendiği kabul edilen bağışlayanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığı bağışlamadan dönme davası, süre yönünden reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı ile 2013 yılında evlilik amacıyla birlikte yaşadıkları dönemde davalıya 100.000 Euro ve 114 gram altın verdiğini, ayrıca bir daire devrettiğini, bunlara karşılık davalının 23.12.2013 tarihli taahhütnameyi imzaladığını, davalının evlilikten vazgeçip aldıklarını iade etmediğini belirterek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, belgenin sonradan üretildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi önce belgeyi delil yaratmak maksadıyla oluşturulmuş sayarak davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı kaldırıp ilişkinin şartlı bağış olduğunu ve rücu şartlarının araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Yeniden yapılan yargılamada mahkeme, davacının geri alma sebebini en geç 11.08.2014 tarihli tapu iptali ve tescil davasında öğrendiğini, 30.10.2018 tarihli davanın bir yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını gerekçe göstererek davayı reddetmiş, istinaf esastan reddedilmiş, Daire kararı onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/826 K. 2023/22

Bağışlamanın geri alınması hakkını sınırlayan bir yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, geçmesiyle yalnız dava hakkı değil hakkın kendisi son bulur; bu ağır sonuç nedeniyle sürenin başlangıcı, dava dilekçesindeki delillerle doğrulanmayan soyut bir beyana dayandırılamaz, geri alma sebebinin öğrenildiği an somut delillerle saptanır.

Detaylı özeti gör

Davacı, 1990 yılında kendi taşınmazı üzerine ilköğretim okulu yaptırıp eğitime tahsis etmiş, 16.11.1990 ve 02.03.2001 tarihli akitlerle taşınmazları köy tüzel kişiliğine bağışlamış; köy ihtiyar heyetinin 12.03.2001 tarihli kararıyla fındık gelirinin merkez camisi ve okul giderlerinde kullanılması şartı kabul edilmiştir. Okulun kapatılması ve 6360 sayılı Kanun uyarınca taşınmazların 21.11.2014'te davalı belediye adına tescil edilmesi üzerine 16.01.2015'te bağıştan rücu ile tapu iptali ve tescil davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetmiş, Özel Daire dilekçedeki okulun yirmi iki yıl hizmet verdiği beyanından hareketle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, delillerle doğrulanmayan soyut beyanın süre başlangıcı sayılamayacağını, tapu sicilinin aleniyeti gereği öğrenme tarihinin tescil tarihi olduğunu belirterek direnmeyi yerinde bulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!