Kiralananın ayıplı teslimi kullanımı imkânsız kılmış veya kullanma derecesini düşürmüşse kiracı, kira hükümlerinin yollamasıyla borçlu temerrüdü kurallarına göre hareket ederek ayıbı uygun bir süre içinde kiraya verene ihbar etmekle yükümlüdür; ihbarda bulunmayıp kiralananı uzun süre mevcut hâliyle kullanan kiracı onu kabul etmiş sayılır ve kiraya veren ayıptan sorumlu tutulmaz.
TBK Madde 123 Sözleşmede temerrüt: a. Süre verilmesi
TBK 123, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğer taraf, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya bu sürenin verilmesini hâkimden isteyebilir.
Resmi Metin
a. Süre verilmesi
Madde 123- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Bu madde, borçlu temerrüdünün sonuçlarını başlatan ilk adımı düzenler; alacaklının kendi temerrüdüyle (TBK m.106) karıştırılmamalıdır. Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede karşı taraf temerrüde düşmüşse, müvekkilinizin doğrudan dönmeye kalkışması en sık görülen ve davayı kaybettiren hatadır. Önce borçluya ifa için uygun bir süre tanınması, ya da bu sürenin hâkimden istenmesi gerekir. Sürenin uygunluğu işin niteliğine göre değerlendirilir; pratikte süreyi noter ihtarnamesiyle vermek, hem temerrüdü hem de verilen süreyi ispatlamanız bakımından en güvenli yoldur.
Bu süre, sözleşmeyi tek taraflı sonlandırmanın değil, TBK m.125 seçimlik haklarına geçişin kapısıdır: süre boşa geçerse aynen ifa ile gecikme tazminatı, ifadan vazgeçip müspet zarar, veya dönüp menfi zarar arasında seçim yaparsınız. Dilekçenizde tercih ettiğiniz hakkı açıkça belirtin. Yalnızca TBK m.124’teki istisnai hallerde (sürenin yararsız olması, kesin vade, borçlunun ifadan kaçınması) süre vermeden hareket edebilirsiniz; bu istisnaya dayanacaksanız koşullarını ispatlamaya hazır olun.
Gerekçe
Türk Borçlar Kanunu’nun 123. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:
818 sayılı Borçlar Kanununun 106. maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 122. maddesinde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçluya süre verilmesi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 106. maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Bir mehil tayini suretiyle / a. Fesih hakkı” şeklindeki ibareler, Tasarıda “4. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde / a. Süre verilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 106. maddesi iki fıkradan oluştuğu halde, Tasarının 122. maddesi tek fıkradan oluşmaktadır. Bunun sebebi, 818 sayılı Borçlar Kanununun aynı maddesinin ikinci fıkrasının, Tasarının 124. maddesinde ayrıca düzenlenmiş olmasıdır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 106. maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte” şeklindeki ibare, Tasarıda “Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde” şeklinde ifade edilmiştir.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.123 uygulaması
Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, süre verilmesini gerektirmeyen hâller dışında, temerrüde düşen borçluya ifa için uygun bir süre vermedikçe seçimlik haklarını kullanamaz; bu nedenle çekilen ihtarnamenin uygun süreyi içerip içermediği denetlenir, ihtarname bu süreyi içeriyor ve sonuçsuz kalmışsa sözleşmeye dayalı ceza koşulu istemi esastan incelenir.
Detaylı özeti gör
Davacı ile davalı iki anonim şirketin ortağı olup, 29.06.2013 tarihli Ortaklık Ayrılık Sözleşmesi ile hisselerini karşılıklı devretmeyi ve davalının en geç 31.12.2013 tarihine kadar 201.737 USD ödemesini kararlaştırmış, sözleşmenin 4. maddesinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın diğerine 100.000 USD ceza ödeyeceği öngörülmüştür. Davacı, davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek bu bedelin tahsilini istemiş; davalı ise 07.08.2013 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi feshettiğini ve davacının kendi edimini ifa etmediğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı önce reddetmiş, istinaf esastan reddedilmiş, Daire ise davacının 19.08.2013 tarihli ihtarnamesinin TBK 123 uyarınca uygun süreyi içerdiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozmaya uyulan yargılamada dava kabul edilmiş, davalının malvarlığı gözetilerek tenkis istemi reddedilmiştir. Daire kararı oy çokluğuyla onamıştır.
İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.
İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.123 uygulaması
Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.
Karşılıklı borç yükleyen iş sağlığı ve güvenliği hizmet sözleşmesinde, karşı tarafın edimini yerine getirmediğini ileri süren tarafın önce uygun süre verip ifayı istemesi, sonuç alamazsa feshe gitmesi gerektiği; bu usule uyulmadan yapılan feshin haksız olduğu kabul edilmiştir.
Detaylı özeti gör
Karar özeti: Uyuşmazlık, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verilmesine ilişkin sözleşmenin hizmet alan şirketçe tek taraflı feshi üzerine sözleşmede öngörülen cezai şart alacağının istenmesinden doğmuştur. İlk derece mahkemesi, hizmeti veren şirketin edimini aksattığı savunmasının ispatlanamadığını, feshin haksız olduğunu belirterek davayı kabul etmiştir. Daire, karşılıklı borç yükleyen sözleşmede önce uygun süre verilmesi, sonuç alınamazsa fesih yoluna gidilmesi gerektiğini, bu usule uyulmadığı için feshin haksız olduğunu, süre verilmesine gerek bulunmadığı savunmasının da ispatlanamadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe