TBK Madde 589 Kefilin sorumluluğu: a. Sorumluluğun kapsamı

Özet 4 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 589, kefil her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumlu olup; aksi kararlaştırılmadıkça bu sınır içinde asıl borçtan, borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından, belirli takip/dava ve rehin masraflarından ve bir yıllık akdî faizlerden sorumludur. Açıkça kararlaştırılmadıkça kefil yalnız sözleşmenin kurulmasından sonraki borçlardan sorumlu tutulur; kefili, asıl borç ilişkisinin hükümsüzlüğünden doğan zarardan veya ceza koşulundan sorumlu kılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.

Resmi Metin

a. Sorumluluğun kapsamı

Madde 589- (1) Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumludur.

(2) Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere, aşağıdakilerden sorumludur:

  1. 1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.
  2. 2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.
  3. 3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.

(3) Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.

(4) Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, kefilin ne kadar ödeyeceğinin tavanını belirler. Kefil her durumda, kefalet sözleşmesinde yazılı azamî miktara kadar sorumludur; bu tutar aşılamaz. Sözleşmede aksi yazmadıkça kefil, bu sınır içinde kalmak şartıyla; asıl borçtan ve borçlunun kusur ya da temerrüdünün yasal sonuçlarından, alacaklının uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla takip ve dava masrafları ile rehinle ilgili giderlerden, ayrıca işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizlerden sorumlu olur.

Dikkat: faiz, masraf ve fer’iler de bu azamî miktarın içinde hesaplanır, onu aşamaz. Sözleşmede açıkça yazılmadıkça kefil, yalnızca kefaletin kurulmasından sonraki borçlardan sorumludur. Asıl borç ilişkisinin hükümsüzlüğünden doğan zarar ya da ceza koşulu için kefili sorumlu tutan anlaşmalar ise kesin olarak hükümsüzdür; geçersiz bir borç dolaylı yoldan kefile yüklenemez.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 589. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 490 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 589 uncu maddesinde, kefil ile alacaklı arasındaki ilişkide, kefilin sorumluluğunun kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 490 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Kefilin mes’uliyeti / I. Şümulü” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Ortak hükümler / 1. Kefil ile alacaklı arasındaki ilişki / a. Sorumluluğun kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 490 ıncı maddesinde, kefilin sorumluluğunun kapsamı üç fıkra halinde kaleme alındığı halde, bu üç fıkra Tasarının 589 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin ikinci fıkrası da göz önünde tutularak, üç bent halinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte, 818 sayılı Borçlar Kanununun 490 ıncı maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, kaynak Kanunda olduğu gibi, Tasarının 589 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendine “… ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar” ve (3) numaralı bendine ise “… işlemekte olan yıla ait akdi faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.” şeklindeki ibareler eklenmiştir. Bu düzenlemenin emredici nitelikte olmadığı, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa” şeklindeki ibareye yer verilmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur.

Maddenin birinci fıkrası ise, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin birinci fıkrasında olduğu gibi, kefil her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin son fıkrasında olduğu gibi, sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefilin, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olacağı belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrası da, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen ve kaynak İsviçre Borçlar Kanunundan da farklı olan, yeni bir hükümdür. Fıkra ile, kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hale gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmaların kesin olarak hükümsüz olacağı kabul edilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.589 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2021/1953 K. 2022/7866 Bozma

Kefili ceza koşulundan sorumlu tutan anlaşmayı kesin hükümsüz sayan kuraldaki asıl borç ilişkisinin hükümsüz hale gelmesi ifadesi dar yorumlanamaz; sözleşmenin sona ermesi ve feshi gibi tasfiyeyi sonuçlayan durumları da kapsar, bu nedenle feshedilen sözleşmedeki cezai şarttan kefil sorumlu olmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı akaryakıt dağıtım şirketi, davalı bayi şirketle 02.03.2011 tarihinde istasyonlu bayilik sözleşmesi imzalamış, diğer davalı gerçek kişi sözleşmede müteselsil kefil olarak yer almıştır. Bayinin başka dağıtım şirketlerinden ürün alması ve tonaj taahhüdünü yerine getirmemesi üzerine sözleşme 14.08.2013 tarihli ihtarname ile haklı nedenle feshedilmiş; davacı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarının tahsilini istemiştir. İlk derece mahkemesi 50.000 USD cezai şart istemini reddetmiş, tonaj ihlali için 5.000 USD ve kar mahrumiyeti için 5.000 USD ile indirim yaparak 120.000 USD cezai şarta hükmetmiş; yalnızca davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi indirimi kaldırarak 200.000 USD cezai şarta hükmetmiştir. Daire, davacının temyizini reddetmiş; fesih TBK döneminde gerçekleştiğinden TBK 589/4 uyarınca kefilin feshedilen sözleşmedeki cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını belirterek kefil yönünden kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2020/2163 K. 2022/1252

Kefilin ceza koşulundan sorumlu tutulacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüz olduğundan, kefalet geçerli sayılsa dahi kefil sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan sorumlu tutulamaz; bu sonuç, kefaletin geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığından bağımsız olarak doğar.

Detaylı özeti gör

Davacılar, 14.11.2014 tarihli hisse devir ön protokolüyle şirket hisselerini davalıya devrettiklerini, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca bankalar nezdindeki kefaletlerinin 30.03.2015 tarihine kadar kaldırılacağının kararlaştırıldığını, 24.12.2015 tarihli noter ihtarına rağmen kefaletlerin kaldırılmadığını ileri sürerek her bir davacı için 150.000 TL olmak üzere toplam 300.000 TL cezai şart istemiştir. Protokolü diğer iki davalı müşterek borçlu ve kefil sıfatıyla imzalamıştır. İlk derece mahkemesi cezai şart yönünden davayı kabul etmiş, kefaletlerin kaldırılması talebini reddetmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, hisse devralan davalı yönünden TBK madde 182 uyarınca aşırılık değerlendirmesi yapılmadığını; kefil sıfatıyla imzalayan davalılar bakımından ise TBK madde 583 ve 584 koşullarını taşıyan geçerli bir kefalet bulunmadığını, geçerli sayılsa dahi kefillerin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2015/7109 K. 2017/11201 Bozma

Kefilin sorumluluğu, kefalet sözleşmesinde gösterilen azami miktarla her durumda sınırlıdır; bu sınır aşılarak kefil, asıl borca eklenen icra vekalet ücreti ve tahsil harcı gibi kalemlerden sorumlu tutulamaz, ödediği kısım mahsup edilerek yalnız bakiye kefalet borcundan sorumlu olur.

Detaylı özeti gör

Şikayetçi şirket, takip konusu borcun 80.000,00 TL'lik kısmına kefil olduğunu, bu borcun 60.000,00 TL'sini süresinde icra dosyasına yatırdığını, böylece bakiye kefalet borcu 20.000,00 TL kalmasına rağmen kendisine 52.720,00 TL üzerinden yenileme emri tebliğ edildiğini ve bu miktar üzerinden hacizler uygulandığını belirterek 23.05.2013 tarihli memur işlemiyle uygulanan taşkın hacizlerin kaldırılmasını istemiştir. Alacaklı, kefilin şikayette hukuki yararı bulunmadığını savunmuştur. İcra hukuk mahkemesi, bilirkişi raporu doğrultusunda 80.000,00 TL kefalet borcuna tahsil harcı ile icra vekalet ücreti ekleyip yapılan ödemeyi mahsup ederek kefilin 32.970,00 TL'den sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Daire, TBK'nın 589. maddesi uyarınca kefilin her durumda kefalet sözleşmesindeki azami miktarla sorumlu olduğunu, icra vekalet ücreti ve tahsil harcından sorumlu tutulamayacağını, bakiye sorumluluğun 20.000,00 TL olduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi E. 2013/3368 K. 2013/8807 Bozma

Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hale gelmesinden doğan zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmaları kesin hükümsüz sayan kural kamu düzenine ilişkindir; kefalet daha önce kurulmuş olsa bile görülmekte olan davalara uygulanır ve cezai şart hükmü kefiller yönünden geçersiz hale gelir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiraya veren, 15/09/2008 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesiyle bir taşınmazı rehabilitasyon merkezi olarak kullanılmak üzere davalı şirkete kiraladığını belirterek kiralananın tahliyesini, 34.600 TL birikmiş kira alacağını ve sözleşmenin 14. maddesinde kararlaştırılan 40.000 Euro tutarındaki cezai şart niteliğindeki tazminatın tahsilini istemiştir. Sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalayan kişiler de davalı olarak gösterilmiştir. Mahkeme, davalı kiracının kiralanandan tahliyesine, 34.600 TL kira alacağı ile 40.000 Euro tazminatın dava tarihindeki karşılığı olan 89.516 TL cezai şartın davalılardan tahsiline karar vermiş; hükmü davalı kefiller ayrı ayrı temyiz etmiştir. Daire, kira alacağına yönelik temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; buna karşılık karar tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'un 589. maddesinin son fıkrasının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve 6101 sayılı Kanun'un 2 ile 7. maddeleri uyarınca görülmekte olan davalara da uygulanacağını belirterek, cezai şart hükmünün kefiller yönünden geçersiz hale geldiği ve kefiller hakkındaki tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.589 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2022/1225 K. 2025/1358 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Müteselsil kefilin sorumluluğu kefalet sözleşmesindeki azami limitle sınırlı olduğundan, kredi sözleşmesi çek garanti tutarları için depo talebine imkan tanısa bile, nakdi alacak asıllarıyla dolan limitin üzerinde kalan depo talebinin reddi hukuka uygun bulunmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olarak katılan borçluya karşı yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir. İlk derece mahkemesi, kefalet limiti kadar nakdi alacak yönünden davayı kısmen kabul etmiş, çek garanti tutarına dayalı gayrinakdi alacak talebini reddetmiştir. Daire, hükme esas alınan bilirkişi raporunu denetime elverişli bulmuş; kefalet limitinin nakdi alacak asıllarıyla dolduğunu, 86.465,00 TL tutarındaki depo talebinin limitin üzerinde kaldığını belirterek gayrinakdi talebin reddini hukuka uygun görmüş ve alacaklı bankanın istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/1601 K. 2023/361 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Takip tarihindeki banka alacağının kefalet limitini aşması durumunda müteselsil kefilin, sözleşmede belirtilen azami miktarla sınırlı olarak sorumlu tutulacağı; takip bu limit üzerinden başlatıldığından itirazın iptali kararı yerinde bulunmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden doğan alacak için müteselsil kefil aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Kefil, kefaletinin ipotek verilen taşınmazın malikliğinden kaynaklandığını, taşınmazı asıl borçluya devretmesiyle kefaletin sona erdiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Daire, kefaletin kanunda aranan şekil koşullarını taşıdığını ve eşin rızasının alındığını, kefaletin sona ermesine ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, taşınmaz üzerindeki ipoteğin kefilin değil asıl borçlunun borcunu güvence altına aldığını, takip tarihindeki borcun kefalet limitini aştığını ve kefilin sözleşmedeki limitle sınırlı olarak sorumlu olduğunu belirterek kefilin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!