TBK Madde 186 Alacağın devri: İyiniyetle yapılan ifa

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 186, alacağın devri borçluya devreden veya devralan tarafından bildirilmemişse, borçlu önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifayla borçtan kurtulur.

Resmi Metin

İyiniyetle yapılan ifa

Madde 186- Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu hüküm, alacağın devrinde borçluyu koruyan temel güvence kurumudur: temlik kendisine devreden veya devralan tarafından bildirilmediği sürece borçlu, eski (önceki) alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur; alacak birkaç kez devredilmişse son devralan yerine önceki devralanlardan birine yapılan ifa da geçerli sayılır. Pratikteki kilit nokta ihbardır: devralan alacağı devraldığı an değil, borçluya usulünce bildirim yaptığı an güvenceye kavuşur. Bu yüzden alacağı devralan avukat/vekil, tahsilat riskini önlemek için borçluya derhal yazılı temlik ihbarı göndermelidir; aksi halde borçlunun devredene ödemesi kendisini bağlar ve devralan yalnızca devredene rücu edebilir. Sık yapılan hata, temlik sözleşmesini yeterli sanıp bildirimi ihmal etmektir. Borçlu açısından da uyarı: gerçekten bildirim aldıysa artık eski alacaklıya ödeme iyiniyetli sayılmaz. Bu kurum temlik zincirinin (TBK m.183 vd.) tamamlayıcısıdır ve borç üstlenmeyle karıştırılmamalıdır; burada borçlu aynı kalır, yalnızca alacaklı değişir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 186. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 165 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 185 inci maddesinde, alacağın devrinden sonra, borçlunun eski alacaklıya iyiniyetle yaptığı ifanın hukuki sonucu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 165 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Temlikin hükümleri / 1. Borçlunun vaziyeti / a. Hüsnüniyetle yapılan tediye” şeklindeki ibareler, Tasarıda “B. Devrin hükümleri / I. Borçlunun durumu / 1. İyiniyetle yapılan ifa” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 165 inci maddesinde kullanılan “temlik veya temellük eden” şeklindeki ibare, Tasarıda “devreden veya devralan” şekline; “alacağı temellük edenlerden tercihi lazım gelen biri var iken diğerine” şeklindeki ibare ise, “son devralan yerine önceki devralanlardan birine” şeklinde ifade edilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.186 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/2384 K. 2025/1715 Onama

Alacağın devri borçluya yazılı olarak bildirilmiş ve borçlu bildirimi teyit etmişse, borçlu artık önceki alacaklıya yaptığı ödemeyle borcundan kurtulamaz; bildirimden sonra devredene veya üçüncü kişiye yapılan ödeme onu borçtan kurtarmadığı gibi, devredenin devir sözleşmesini tek taraflı feshettiği yolundaki savunma da bu sonucu değiştirmez.

Detaylı özeti gör

Davacı banka, müşterisi olan davalı şirketin ihracat işlemlerinden doğan KDV iadesi alacaklarını kredi borcunun teminatı olarak kendisine temlik ettiğini, devrin noter aracılığıyla davalı vergi dairesine bildirildiğini ve idarenin 24.02.2016 tarihli yazısıyla 553.082,59 TL'nin bankaya ödeneceğini kabul ettiğini, buna rağmen şirketin temlik sözleşmelerini tek taraflı feshetmesi üzerine idarenin parayı şirkete ödediğini ileri sürerek alacağın tahsilini istemiş, talebini 18.11.2019 tarihli ıslahla 1.215.835,96 TL'ye yükseltmiştir. İlk derece mahkemesi, gerekçe gösterilmeden yapılan tek taraflı feshin geçersiz olduğunu, devir kendisine bildirilen ve temlikleri teyit eden idarenin şirkete yaptığı ödemeyle borçtan kurtulamayacağını, çekişmeyi bildiği halde tevdi yeri belirlenmesini istemediğini belirterek davayı idare yönünden kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Daire kararı onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/104 K. 2024/4293 Onama

Devrin kendisine bildirilmesinden önce borçlunun önceki alacaklısıyla yaptığı sulh sözleşmesi de iyiniyetli ifa hükmünde olup borcu sona erdirir; borçlunun devri daha önce öğrendiğini, yani kötü niyetli olduğunu ispat yükü bu iddiayı ileri sürene ait olup, bu ispat edilemediğinde borçlu borcundan kurtulmuş sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, tapu maliki davalı ile dava dışı bir şirket arasında 18.07.2017 tarihinde adi yazılı olarak düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinin resmi şekle uyulmadığından geçersiz olduğunu, ödenen satış bedeline ilişkin alacağı 11.09.2018 tarihinde temlik aldığını ileri sürerek 3.410.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, temlikten haberdar edilmeden 30.10.2018 tarihinde dava dışı şirketle sulh sözleşmesi yapıp karşılıklı ibralaştıklarını savunmuştur. Yerel mahkeme, temliki bildiren 16.11.2018 tarihli ihtarnamenin davalıya 28.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini ve muvazaa iddiasının ispatlanamadığını belirterek asıl davayı reddetmiş, dört asli müdahilin davasını 360.000,00 TL üzerinden kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi asıl davanın reddini yerinde bulmuş, asli müdahale taleplerini usulden reddetmiştir. Daire, kötü niyetli olduğu ispatlanamayan davalının sulh sözleşmesiyle borcundan kurtulduğunu belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/2710 K. 2022/491 Bozma

Devir borçluya bildirildikten sonra doğan alacaklar önceki alacaklıya değil devralana ödenmelidir; bildirimden sonra devredene yapılan ödeme borçluyu kurtarmaz, ancak devredenin devir konusu alacak için devralana yazılı delille ispatladığı ödemeler, bir borcun iki kez ödenmeyeceği ilkesi gereğince hesaba katılır.

Detaylı özeti gör

Davalı yüklenici kollektif şirket, 11.02.2014 tarihli noter sözleşmesiyle diğer davalı idareden olan 2.500.000,00 TL tutarındaki alacağını davacı şirkete temlik etmiş, temlik 26.05.2014 tarihinde borçlu kuruma tebliğ edilmiştir. Davacı, tebliğden sonra doğan hakedişlerin kendisine değil temlik eden şirkete ödendiğini ileri sürerek açtığı davayı 18.02.2020 tarihli ıslahla 513.834,56 TL temlik alacağı ve 119.765,18 TL faiz olmak üzere 633.599,74 TL olarak arttırmıştır. Yerel mahkeme, dava tarihinden önce temlike konu 2.500.000,00 TL'nin ödendiği gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, kuruma yapılan tebliğden sonra doğan hakedişlerin tespiti ile temlik edenin yalnız temlik konusu alacak için yazılı delille ispatladığı ödemelerin ve kurumca davacıya ödenen 384.537,84 TL'nin hesaba katılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.186 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/460 K. 2023/1172 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Alacağın devrinin borçlu idareye bildirilmiş ve idarece teyit edilmiş olması nedeniyle borçlunun devirden habersiz sayılamayacağı, devir anından itibaren devreden şirketin sözleşmelerde belirtilen bedel üzerinde tasarruf yetkisinin kalmadığı kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Kredi borcunun teminatı olarak kendisine KDV iadesi alacağı temlik edilen banka, borçlu idarenin bu alacağı devredene ve dava dışı kişiye ödemesi üzerine alacak davası açmış; ilk derece mahkemesi davayı borçlu idare yönünden kabul etmiştir. Daire, noterde yapılan devir sözleşmelerinin yazılı şekil şartını taşıdığını ve geçerli olduğunu, gerekçe gösterilmeksizin yapılan tek taraflı feshin sonuç doğurmayacağını, devirle birlikte devredenin tasarruf yetkisinin sona erdiğini, alacağın çekişmeli olduğunu bilen borçlu idarenin ifadan kaçınıp tevdi yeri belirlenmesini istemesi gerekirken ödeme yaparak borçtan kurtulamayacağını belirterek idarenin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!