TBK Madde 63 Hukuka uygunluk sebepleri: Genel olarak

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 63, kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiilin, zarara yol açsa bile hukuka aykırı sayılmayacağını düzenler; ayrıca zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, davranışın haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması ve zorunluluk hâllerinde de fiil hukuka aykırı sayılmaz.

Resmi Metin

Genel olarak

Madde 63- (1) Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.

(2) Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.63 haksız fiil davasında davalının elindeki en güçlü savunmadır: fiil zarar doğursa bile hukuka aykırı sayılmaz. Burada hukuka uygunluk sebebini ileri süren taraf, yani çoğu zaman davalı, onu ispatla yükümlüdür; davacı zararı ve illiyeti kanıtlar, ardından top davalıya geçer. Sebepleri eksiksiz sayın: kanunun verdiği yetki ve bu yetkinin sınırları içinde kalan fiil, zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, haklı savunma, kişinin hakkını kendi gücüyle koruması (kamu makamının müdahalesi zamanında sağlanamayacaksa) ve zorunluluk hali.

Pratikte iki hata sık görülür. Birincisi, bu maddeyi kusursuz sorumlulukla (TBK m.65, TBK m.66, TBK m.69, TBK m.71) karıştırmak; oysa burada konu sorumluluk türü değil, hukuka uygunluktur. İkincisi, sebebi adlandırıp sınırı ihmal etmektir: yetki aşılmışsa, savunma ölçüsüzse koruma kalkar. Dilekçede tek bir sebebe demir atın ve o sebebin koşullarını somut olguyla, ölçülülükle besleyin. Sonuca, yani zorda kalanın tazmin yükümlülüğüne ilişkin değerlendirme ise ayrıca TBK m.64 altında yapılır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 63. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “VI. Hukuka aykırılığı kaldıran haller / 1. Genel olarak” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 62. maddesinde, hukuka aykırılığı kaldıran haller düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, öğreti ve uygulamada da kabul edildiği gibi, yasal bir yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiilin, zarara sebep olması durumunda bile, hukuka aykırı sayılmayacağı öngörülmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında da, zarar görenin geçerli bir rızasının bulunması, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma (meşru müdafaa) niteliği taşıması, yetkili kamu organlarının zamanında müdahalesini sağlayamayacak olan kişinin hakkını kendi gücüyle koruması ve zorunluluk hallerinde de fiilin hukuka aykırı sayılmayacağı belirtilmektedir.

Maddede sayılan hukuka aykırılığı kaldıran hallerin sorumluluk doğurup doğurmadıkları, Tasarının 63 üncü maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.63 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E. 2017/12582 K. 2018/15614 Bozma

Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile hukuka aykırı sayılmaz; kamulaştırma kararından kanunun tanıdığı yetkiye dayanarak tek taraflı vazgeçen idare kusurlu kabul edilemez ve taşınmaz malikinin bu yüzden uğradığını ileri sürdüğü kira kaybından sorumlu tutulamaz.

Detaylı özeti gör

Davacıların hissedar olduğu taşınmaz ve üzerindeki muhdesat, otopark ve toplu taşıma merkezi olarak kullanılmak üzere davalı idarenin 27.12.2011 tarihli encümen kararıyla kamulaştırılmış; açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında idare, 04.01.2013 tarihli meclis kararıyla imar planında tadilat yaparak kamulaştırma kararını geri almış ve 2942 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca kamulaştırmadan tek taraflı olarak vazgeçmiştir. Davacılar, kamulaştırma kararı ile vazgeçme arasındaki sürede kiracıların dükkanları boşaltması nedeniyle uğradıkları kira kaybının tahsilini istemiş, yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, idarenin kanunun tanıdığı yetkiyi kullandığını, dükkanlara zarar verildiğine veya kiracılara tahliye ihtarı yapıldığına dair belge bulunmadığını, kiracıların kendi istekleriyle taşındığını belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2014/15536 K. 2015/12868 Bozma

Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile hukuka aykırı sayılmaz; şüphe üzerine durdurulmak istenen ve kaçmaya başlayan bir aracı görevi gereği takip eden kolluk görevlisinin bu takip sırasında yol açtığı zarar bakımından da hukuka aykırı bir fiilin varlığından ve tazminat sorumluluğundan söz edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı İçişleri Bakanlığı, davalının 18.11.2013 tarihinde sürücüsü olduğu ekip aracıyla dur ikazına uymayan bir aracı takip ederken direksiyon hâkimiyetini kaybettiğini, aracın yoldan çıkıp hasar gördüğünü belirterek oluşan zararın tazminini istemiştir. Polis memuru olan davalı, şüphe üzerine durdurulmak istenen aracın trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde kaçmaya başlaması üzerine takibe geçtiğini, önündeki aracın oluşturduğu toz ve mucur nedeniyle hâkimiyeti yitirdiğini, kazada kusuru bulunmadığını ve görevini yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir. Yerel mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu doğrultusunda istemi kısmen kabul etmiştir. Daire ise davalının görevi gereği şüpheli aracı takibe koyulduğunu, eylemi sonucu bir zarar doğmuş olsa da hukuka aykırı bir fiil işlediği sonucuna varılamayacağını belirtmiş; istemin reddi gerekirken kısmen kabulünü doğru görmeyerek 12.11.2015 tarihinde kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.63 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2022/3158 K. 2024/3151 Düzelterek Esastan Red

Kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı gözetilerek, yolu araç geçişine kapatan araca çarpıp uzaklaşan otobüs sürücüsünün eyleminin haklı savunma ve zorunluluk hali kapsamında kaldığı, bu nedenle hukuka aykırı sayılamayacağı ve hasardan sorumluluk doğurmayacağı kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Aracına kasten çarpıldığını ileri süren malik, hasar ve değer kaybının sürücü ile araç sahiplerinden tazminini istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Daire, kamera görüntüleri, jandarma ihbar kaydı ve kesinleşmiş ceza kararına göre yolun araç geçişine kapatıldığını, otobüs sürücüsünün kendisini ve yolcuları korumak için çarparak uzaklaştığını, saldırganların mala zarar verme suçundan cezalandırıldığını belirterek eylemin TBK 63/2 kapsamında haklı savunma ve zorunluluk hali oluşturduğu sonucuna varmış; istinaf başvurularını kabul edip kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, karşı oyda işletenin tehlike sorumluluğunun sürdüğü savunulmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2019/2173 K. 2020/1276 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Ekili ürüne zarar verildiği iddiasıyla açılan tazminat davasında, davalının mülkiyet hakkının kiracı davacının şahsi nitelikteki kira hakkından üstün tutulması gerektiği belirtilerek, hukuka uygunluk sebebine dayanan ret kararı yerinde bulunmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Kiraladığı tarlaya mısır eken davacı, taşınmazın uzun süredir zilyedi olduğunu savunan davalının traktörle sürerek mahsule zarar verdiğini ileri sürerek haksız fiil tazminatı istemiştir. İlk derece mahkemesi, davalının eyleminin kanunun verdiği yetkiye dayandığı ve zilyetlikten kaynaklanan üstün nitelikte özel yararı bulunduğu gerekçesiyle TBK 63 uyarınca davayı esastan reddetmiştir. Daire, taşınmazda davalının babası adına hisse kaydı bulunduğunu, davalının mülkiyet hakkının kiracının şahsi nitelikteki kira hakkından üstün tutulması gerektiğini, zarar verdiğinin kesin olarak ispatlanamadığını ve davacının zararını kendi akidinden isteyebileceğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!