TBK Madde 16 Yazılı şekil: d. İmza yerine geçen işaretler

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 16, yazılı şekilde imza atamayanlar, usulüne göre onaylanması koşuluyla imza yerine parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilir; kambiyo senetlerine ilişkin hükümler saklıdır.

Resmi Metin

d. İmza yerine geçen işaretler

Madde 16- (1) İmza atamayanlar, imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilirler.

(2) Kambiyo senetlerine ilişkin hükümler saklıdır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

İmza atamayan kişi, örneğin okuma yazma bilmeyen ya da elini kullanamayan biri, sözleşmeyi geçerli biçimde bağlanabilir; ancak bunun için parmak izi, el ile yapılmış bir işaret veya mühür kullanması ve bu işaretin usulüne göre onaylanmış olması gerekir. Uygulamada bu onay genellikle noter eliyle yapılır.

Kritik nokta şudur: onay yoksa işaret geçersizdir. Yani sırf parmak izi basılmış olması yetmez; usulüne uygun bir tasdik olmadan o belge imza yerine geçmez. Bu nedenle imza atamayan müvekkille çalışırken işlemi noterde yaptırmak en güvenli yoldur.

İki ayrımı karıştırmayın. Birincisi, kambiyo senetlerinde (bono, poliçe, çek) bu kural işlemez; oralarda parmak izi yeterli olmaz, özel hükümler saklıdır. İkincisi, bu düzenleme güvenli elektronik imzadan (TBK m.15) tamamen farklıdır ve yalnızca imza atamayan kişiye özgüdür.

Gerekçe

818 sayılı Borçlar Kanununun 15. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 16. maddesinde, imza yerine geçen işaretler düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 15. maddenin kenar başlığında kullanılan “d. İmza makamına kaim olacak işaretler” ibaresi, Tasarıda, “d. İmza yerine geçen işaretler” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının 16. maddesinde, imza yerine geçen işaretler düzenlenmekle birlikte, kambiyo senetlerine ilişkin hükümler saklı tutulmaktadır. Nitekim, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun poliçelere ilişkin 668. maddesinin ikinci fıkrasına göre: “El yazısı ile olan imza yerine, mihaniki herhangi bir vasıta veya el ile yapılan veyahut tasdik edilmiş olan bir işaret yahut resmi bir şahadetname kullanılamaz.” Bu hüküm, aynı Kanunun 690. maddesinin birinci fıkrasında yapılan yollama uyarınca, bonolar hakkında da uygulanır. Yine aynı Kanunun 730. maddesinin (19) numaralı bendinde, poliçelere ilişkin 668. maddeye yapılan yollama uyarınca, çeklerde de imzanın keşideci tarafından elle atılması yasal bir zorunluluktur.

818 sayılı Borçlar Kanununun 15. maddesinde, imza atamayan kişilerin “usulen tasdik olunmuş ve el ile yapılmış bir alamet vazetmeye yahut resmi bir şahadetname kullanmaya mezun” oldukları belirtildiği halde, Tasarının 16. maddesinde, imza atamayanların “imza yerine, parmak izi veya usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla, el ile yapılmış bir işaret veya mühür” kullanabilecekleri öngörülerek, söz konusu maddenin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun 297. maddesindeki düzenlemeyle uyumlu bir hale gelmesi sağlanmıştır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.16 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2021/5929 K. 2022/6891 Bozma

İmza atamayanlar, imza yerine ancak usulüne göre onaylanmış olmak koşuluyla parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilir; buna karşılık okuma yazma bilmemesine rağmen imza kullanan kişi bu imzasıyla geçerli biçimde sözleşme yapıp borç altına girebilir, okuma yazma bilmemek tek başına sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı banka, dava dışı asıl borçluyla 31.03.2011 tarihinde akdedilen genel kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan ilamsız icra takibine davalının okuma yazması olmadığından bahisle itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını istemiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Yerel mahkeme, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazılan müzekkereye davalı adına kayda rastlanmadığı cevabının verilmesinden hareketle davalının okuma yazma bilmediğini, imzaladığı belgenin içeriğini bildiğinin de kanıtlanamadığını belirterek davayı reddetmiştir. Daire, davalının sözleşme altındaki imzasını inkar etmediğini, okuma yazma bilmemenin tek başına geçersizlik sonucu doğurmayacağını ve imzanın borç altına girmek için yeterli olduğunu belirterek, işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!