TBK Madde 396 İşçinin borçları: Özen ve sadakat borcu

Özet 4 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 396, işçiyi yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmakla yükümlü kılar. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece sadakat borcuna aykırı olarak üçüncü kişiye ücret karşılığı hizmette bulunamaz ve işvereniyle rekabete girişemez; öğrendiği üretim ve iş sırlarını kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz, işverenin haklı menfaatinin gerektirdiği ölçüde ilişki sona erdikten sonra da sır saklamakla yükümlüdür.

Resmi Metin

Özen ve sadakat borcu

Madde 396- (1) İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır.

(2) İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür.

(3) İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.

(4) İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.396, hizmet sözleşmesinde işçinin iki temel yükümlülüğünü, özen ve sadakat borcunu tek çatı altında toplar. Özen borcu işin gereği gibi yapılmasını ve işverene ait makine, araç, gereç ile malzemenin usulüne uygun kullanılmasını kapsar; bu borca aykırılık, kusurun varlığı ve ağırlığı ölçüsünde TBK m.400 çerçevesinde işçinin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilir. Sadakat borcu ise işverenin haklı menfaatinin korunmasını gerektirir ve pratikte üç uzantıyla somutlaşır: hizmet devam ederken ücret karşılığı üçüncü kişiye çalışma ve özellikle işverenle rekabet yasağı, üretim ve iş sırlarının kullanılmaması, sözleşmenin sona ermesinden sonra ise haklı menfaatin gerektirdiği ölçüde sır saklama. Uygulamada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım şudur: buradaki rekabet yasağı yalnız hizmet ilişkisi sürdüğü müddetçe geçerlidir. Sözleşme sonrası rekabet yasağı ayrı bir kurumdur ve yazılı şekil, süre, yer ve konu sınırı gibi sıkı koşullara bağlı olarak TBK m.444 vd. hükümlerine tabidir; ikisinin karıştırılması sık rastlanan bir hatadır. İş K. (4857) kapsamındaki işçiler bakımından bu ilkeler İş Kanunu’nun özel hükümleriyle birlikte, onun tamamlayıcısı olarak uygulanır; sadakat ihlali iddiası somut ve ispatlanabilir bir zarar veya menfaat riskiyle temellendirilmelidir. İşçiyi gözetme karşı yükümlülüğü ise TBK m.417’de düzenlenmiştir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 396. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 321 inci maddesinin birinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 395 inci maddesinde, işçinin özen ve sadakat borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununu 321 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. İhtimam mecburiyeti” ibaresi, Tasarıda “II. Özen ve sadakat borcu” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında, işçinin özen yükümlülüğü ve işverenin haklı yararlarının korunmasında sadakat yükümlülüğü düzenlenmiştir. Buna göre işçi, hem işini özenle yapacak, hem de işverenin yararları konusunda işverene sadakat borcu altında bulunacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, “işçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür.”

Maddenin üçüncü fıkrasında işçinin, işverene rekabet oluşturacak davranışlardan kaçınması öngörülmüştür. İşçi, üçüncü kişilerle ücret karşılığında anlaşmalar yaparak, işverene karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal edemeyeceği gibi, onunla rekabete yol açacak iş ve işlemlerde de bulunamayacaktır.

Maddenin son fıkrasında, özen ve sadakat yükümlülüğünün önemli bir alanını oluşturan sır saklama yükümlülüğü düzenlenmiştir. İşçi, hizmet ilişkisinin devamı süresince iş gördüğü sırada öğrendiği üretim ve iş sırları gibi bilgileri, kendisinin veya başkalarının yararına olarak kullanamayacaktır. Ayrıca, hizmet ilişkisi sona erse bile, işverenin haklı yararlarının korunması için gerekli olduğu ölçüde işçinin, sır saklama yükümlülüğü devam edecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 321a maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.396 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2026/507 K. 2026/2479 Bozma

İşçinin, işverenin bilgisi dışında ve çalışma saatleri içinde işyerine gelen müşteriyle kendi hesabına anlaşarak kazanç sağlaması sadakat borcuna aykırıdır; işin mesai dışında görülmüş olması ihlali ortadan kaldırmaz, delil yetersizliğine dayanan beraat kararı da sadakat borcunun ihlali değerlendirmesinde bağlayıcı olmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, mobilya imalatı yapılan işyerinde 1996 yılından 23.09.2022 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin asılsız isnatlarla haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacaklarını istemiş; davalı işveren, davacının 21.09.2022 tarihinde işyerine gelen müşteriye kendini işveren olarak tanıtıp kendi hesabına pazarlık yaptığını savunarak feshin haklı olduğunu belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi feshi haklı sayarak kıdem ve ihbar taleplerini reddetmiş, yıllık izin ile fazla çalışma ücretini hüküm altına almıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, davacı hakkında güveni kötüye kullanma suçlamasıyla yürütülen ceza yargılamasının delil yetersizliğinden beraatle kesinleşmesini de gözeterek eylemi şüpheden ibaret görmüş ve kıdem ile ihbar tazminatına hükmetmiştir. Daire ise mesai içinde işverenin bilgisi dışında kazanç sağlandığı sonucuna vararak kararı bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/6777 K. 2025/8403 Bozma

İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işverenin haklı menfaatini gözetmekle yükümlüdür; işverenin bilgisi ve onayı olmaksızın, sözleşmenin devamı süresince kendi adına yahut üçüncü kişiler adına aynı alanda iş üstlenip bundan kazanç sağlaması sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturur ve taraflar arasındaki hesaplaşmada gözetilir.

Detaylı özeti gör

Davacı işveren avukat, yanında 26.11.2015-23.06.2020 tarihleri arasında avukat olarak çalışan ve son ücreti net 3.700,00 TL olan davalının ihbar önelsiz istifa ettiğini, icra ve dava dosyalarından yaptığı tahsilatların bir kısmını kendisine aktarmadığını, bilgisi dışında dava dışı avukatlarla ortak vekâletname çıkardığını ileri sürerek ihbar tazminatı ile bu işlerden elde ettiği kazancın devrini istemiştir. Birleşen davada işçi kıdem tazminatı, yıllık izin ve prim talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi istifayı geçerli sayarak ihbar tazminatı ile 56.080,97 TL tahsilatı hüküm altına almış, prim iddiasını ispatsız bulmuş; Bölge Adliye Mahkemesi başvuruları esastan reddetmiştir. Daire ise işçinin ofise kazandırdığı vekâletlerden doğan ücretin yarısı ölçüsünde prim usulü çalıştığını kabul etmiş, işverenin bilgisi dışında takip ettiği işlerin sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğunu, bu işlerden aldığı vekâlet ücretinin yarısının işverene verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2023/14532 K. 2023/20147 Bozma

İşçi, yüklendiği işi özenle yapmakla ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmakla yükümlüdür; ancak gösterilmesi gereken özenin derecesi bu hükümde belirlenmemiştir. Güven unsurunun belirleyici olduğu bankacılık gibi işlerde özen borcu, mevzuata uymayı, doğruluk ve güvenilirlik ilkelerine aykırı davranmamayı ve işverenin itibarını zedelememeyi kapsar.

Detaylı özeti gör

Davacı Banka, şubesinde görevli davalı çalışanların 23.11.2006 tarihli kredi sözleşmesiyle dava dışı bir limited şirkete 150.000,00 TL ticari kredi kullandırılmasında, ipotek konusu taşınmaza ilişkin 15.11.2006 tarihli ekspertiz raporunda tapuda dükkan vasfındaki taşınmazı mesken ve 120.000,00 TL değerinde göstererek teminat açığına yol açtıklarını ileri sürerek 524.767,08 TL kredi zararının tahsilini istemiştir. Davalı servis yetkilisi, esas sorumlunun şube müdürü olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi bu davalı yönünden davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi, davalının Bankadaki sınırlı görev ve yetkisi gözetildiğinde kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, davalının bankacılık mevzuatına ve Bankanın ekspertiz uygulama esaslarına aykırı biçimde gerçeğe aykırı rapor düzenleyerek zarara sebep olduğunu, davacının temyizde sorumluluğu 5.332,50 TL ile sınırlaması karşısında bu miktardan sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2022/11208 K. 2022/10410 Bozma

İşçinin göstermesi gereken özenin derecesi ile sadakat borcunun kapsamı, işçinin işletmedeki konumuna göre belirlenir; üst düzey görevdeki bir işçinin işverene ait gizli bilgileri izinsiz olarak kendi ortamına kopyalaması sadakat borcunun ihlalidir ve eylemin ceza yönünden suç unsurlarını taşımaması bu ihlali ortadan kaldırmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirkette 03.09.2005 tarihinden itibaren genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 05.01.2010 tarihinde haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ve prim alacaklarını istemiştir. Davalı, davacının şirkete ait gizli bilgileri izinsiz harici hard diske kopyaladığını, feshin haklı olduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme önce feshi haklı bularak davayı reddetmiş; ceza davasının bekletici mesele yapılması için verilen bozmadan sonra, davacının beraatine dayanarak feshin haklı olmadığını kabul edip kıdem ve ihbar tazminatını hüküm altına almıştır. Daire, delil tespiti ve bilirkişi raporlarıyla kopyalama eyleminin sabit olduğunu, davacının 29.12.2009 tarihli savunmasında izinsiz kopyalamayı ikrar ettiğini, beraat kararının bu eylemi ortadan kaldırmadığını belirtmiş; üst düzey yöneticinin sadakat borcunu ihlal ettiği ve yasal süre içinde yapılan feshin haklı olduğu sonucuna vararak kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2021/1534 K. 2021/6811

İşçinin rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğü, hizmet sözleşmesinden doğan özen ve sadakat borcunun parçası olarak doğrudan kanundan doğar; hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki sır saklama yükümlülüğü de bu maddede özel olarak düzenlenmiştir, iradeyle kurulan rekabet yasağı taahhüdü ise bu borcun devamı değildir.

Detaylı özeti gör

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.01.2021 tarihli başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu, iş sözleşmesinin feshinden sonraki dönemi kapsayan rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai şart davalarında görevli mahkeme konusunda daireleri arasında çelişki saptamıştır. 13 ve 43. Hukuk Daireleri, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5/1-a'nın TTK m.4/1-c'yi zımnen ilga ettiği görüşüyle iş mahkemesini; 12 ve 14. Hukuk Daireleri ise üstünlüğün TTK'ya tanınması gerektiği görüşüyle asliye ticaret mahkemesini görevli saymıştır. Daire, TBK m.444 ve devamındaki rekabet yasağının hizmet sözleşmesinin unsuru sayılamayacağını, işçinin tek taraflı taahhüdüyle de kurulabildiğini ve hizmet ilişkisi sona erdikten sonra hüküm doğurduğunu belirterek uyuşmazlığın iş ilişkisinden kaynaklanmadığı sonucuna varmış; TTK m.4/1-c'nin zımnen ilga edilmediğini vurgulayarak görevin ticaret mahkemelerine ait olduğunu 03.12.2021 tarihinde kesin olarak karara bağlamıştır.

Diğer kararlar (2)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2021/3076 K. 2021/9789

İş sözleşmesinin kurulmasıyla doğan sadakat borcu, işçinin işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur; rekabet etmeme bu borcun içinde yer alan alt bir yükümlülük olduğundan hizmet ilişkisi sürerken rekabet yasağı için ayrı bir anlaşmaya gerek yoktur, sözleşme sona erdikten sonraki dönem ise ayrıca kararlaştırılmalıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı kılavuz kaptan, 18.09.2018 tarihli iş sözleşmesiyle davalı şirkette işe başlarken bedel ve ödeme tarihi boş bırakılmış bir senet imzalayıp verdiğini, istifasının ardından davalının senedi 110.000,00 USD bedelle doldurup 21.02.2019'da kambiyo takibi başlattığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatını istemiştir. İş sözleşmesinin 5.11. maddesinde sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıl için rekabet etmeme ve buna aykırılık halinde 110.000,00 USD cezai şart kararlaştırılmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan iş mahkemesinin görevli olduğunu, davacının istifadan bir gün sonra aynı ilde rakip işyerinde işe başlayarak geçerli rekabet yasağını ihlal ettiğini, TBK'nın 180. maddesi uyarınca işverenin zararı ispat zorunda olmadığını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2020/2113 K. 2021/4613 Bozma

İşçinin sır saklama yükümlülüğü hizmet ilişkisinin sona ermesiyle kendiliğinden bitmez; işverenin haklı menfaatinin gerektirdiği ölçüde devam eder. Bu menfaatin bulunup bulunmadığı soyut biçimde değil, taraflar arasındaki diğer sözleşmeler ve işverenin kendi davranışları birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, alüminyum tozu üretiminde kendine özgü bir yöntem ve ticari sırlar geliştirdiğini, uzun yıllar çalışıp fiilen şirket müdürlüğü yapan davalının 2014 yılında ayrılarak diğer davalıyla birlikte rakip şirketi kurduğunu ve bu bilgileri kullandığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve ref'ini istemiştir. Davalılar, yöntemin herkesçe bilindiğini, davacı kurucusuna ait patentlerin yıllık ücreti ödenmediğinden sona erdiğini ve aralarında rekabet yasağı sözleşmesi olmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme davayı kabul ederek haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine karar vermiştir. Daire, sona ererek topluma mal olan patentlerin kullanılmasının haksız rekabet oluşturmayacağını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, 10.06.2014 tarihli makine teçhizat satım sözleşmesinin muvafakat niteliğinde olup olmadığının ve işverenin haklı menfaatinin bu sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı davalılar yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.396 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2022/1501 K. 2025/2354 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İşçinin TBK m.396'daki özen ve sadakat borcu ile son fıkradaki sözleşme sonrası sır saklama yükümlülüğünün, iradeye dayalı rekabet yasağı taahhüdünden ayrıştığı gözetilerek; rekabet yasağı uyuşmazlığının iş ilişkisinden doğmadığı ve görevin ticaret mahkemesinde olduğu belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Kimyasal temizlik ürünleri üreten işveren, satış temsilcisi olarak çalışırken istifa eden işçinin rekabet yasağı süresi içinde rakip firmada çalıştığını ileri sürerek hizmet sözleşmesindeki cezai şartın tahsilini istemiştir. İlk derece mahkemesi, davacı tanıklarının duyuma dayalı beyanları dışında delil bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, rekabet yasağından doğan uyuşmazlığın iş ilişkisinden kaynaklanmadığını, mutlak ticari dava olarak ticaret mahkemesinin görevli olduğunu belirtmiş; SGK kayıtları ve kolluk araştırmasına göre işçinin rakip şirkette çalıştığının kanıtlanamadığını tespit ederek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2024/366 K. 2024/797 İstinaf Kabulü / Kaldırma

İşçinin özen ve sadakat borcu ile hizmet ilişkisi sonrasına uzanan sır saklama yükümlülüğünün doğrudan kanundan kaynaklandığı; iradeye dayalı rekabet yasağı taahhüdünün ise bu yükümlülüğün devamı olmadığı ve ondan hukuki karakteri itibarıyla ayrıştığı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İşveren şirket, uzun yıllar çalıştıktan sonra kendi isteğiyle ayrılan eski çalışanının aynı alanda şirket kurarak rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart ve aşkın zarar istemiştir. İlk derece mahkemesi uyuşmazlığın kaynağını iş sözleşmesi sayarak görevsizlik kararı vermiş, dosyayı iş mahkemesine göndermiştir. Daire, rekabet yasağının hizmet sözleşmesinin bir unsuru olmadığını, iş ilişkisi sona erdikten sonra hüküm doğurduğunu ve işçinin tek taraflı taahhüdüyle de kurulabileceğini belirterek uyuşmazlığın iş ilişkisinden kaynaklandığının kabul edilemeyeceğini; mutlak ticari dava niteliğindeki davaya ticaret mahkemesinin bakacağını kabul etmiş, görevsizlik kararını kaldırıp dosyayı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!