TBK Madde 473 Yüklenicinin borçları: İşe başlama ve yürütme

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 473, yüklenici işe zamanında başlamaz, sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirir ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemeksizin sözleşmeden dönebilir; ayrıca eserin yapımı sırasında yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı meydana getirileceği açıkça görülürse işsahibi, vereceği uygun süre içinde ayıbın veya aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde hasar ve masrafları yükleniciye ait olmak üzere onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceğini ihtar edebilir.

Resmi Metin

İşe başlama ve yürütme

Madde 473- (1) Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.

(2) Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.473, teslim gününü beklemeden yapım sırasında devreye giren iki önleyici koruma tanır. Yüklenici işe hiç başlamamış, sözleşmeye aykırı geciktirmiş ya da işsahibine yüklenemeyen bir gecikme çıkmış ve bütün tahminlere göre işin zamanında bitmeyeceği açıkça anlaşılıyorsa, işsahibi vadeyi beklemeden sözleşmeden dönebilir. Eserin yüklenicinin kusuruyla ayıplı doğacağı açıkça görülüyorsa, işsahibi uygun süre verip ihtar eder; giderilmezse hasar ve masraf yükleniciye ait olmak üzere onarım ya da işe devam üçüncü kişiye yaptırılır. Pratikte bu imkanlar, teslim sonrası ayıp seçimlik haklarıyla (TBK m.475) ve onun zamanaşımıyla (TBK m.478: taşınmaz dışı eserde iki yıl, taşınmaz yapıda beş yıl, ağır kusurda yirmi yıl) karıştırılır; TBK m.473 bunlardan önceki aşamayı düzenler. Sık görülen bir yanılgı, yükleniciyi TBK m.393 bağımlı işçi gibi görmektir; eser sözleşmesinde yüklenici sonucu taahhüt eden bağımsız taraftır ve dönme için “açıkça” eşiği somut biçimde ortaya konmalıdır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 473. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 358 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 473 üncü maddesinde, yüklenicinin işe başlama ve işi yürütme borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 358 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Akit Dairesinde İşe Başlama ve İcra” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. İşe başlama ve yürütme”; aynı maddenin birinci fıkrasının sonunda kullanılan “akdi feshedebilir.” şeklindeki ibare ise, “sözleşmeden dönebilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı maddenin birinci fıkrasında kullanılan “…müteahhidin işi muayyen zamanda bitirmesine imkan vermeyecek derecede olursa” şeklindeki ibare de, Tasarıda “…yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 358 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “…icabını icra etmediği halde” şeklindeki ibare, daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla, Tasarıda “…ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.473 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2023/3334 K. 2024/2599 Bozma

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin kendisine devredilen yere hak kazanması, binayı imal ve teslim ediminin yerine getirilmesine bağlıdır; yüklenici edimini yerine getirmezse arsa sahibinin sözleşmenin feshini ve tapunun iptalini isteme hakkı doğar, yüklenicinin halefi olan üçüncü kişi de ondan fazlasını ileri süremez.

Detaylı özeti gör

Davacı, maliki olduğu bağımsız bölümün davalı tarafından işgal edildiğini ileri sürerek 01.09.2021 tarihinde el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir. Davalı, dairede kendisinin oturmadığını, taşınmazın davacı ile dava dışı yüklenici arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye kalan bölümlerden olduğunu ve alacağın temliki hükümlerine dayalı olarak adi yazılı belgeyle satın alındığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, sözleşmenin feshedilmediğini ve davalının kötüniyetli zilyet olmadığını belirterek davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi, doğalgaz ve elektrik abonelik sözleşmelerinden davalının taşınmazı fiilen kullandığını saptayıp mülkiyet hakkına üstünlük tanımak suretiyle el atmanın önlenmesine, ecrimisil isteminin reddine karar vermiştir. Daire ise yüklenicinin ardılı konumundaki davalının şahsi hakkının sürdüğünü, sözleşme ayakta olduğundan yüklenicinin edimini yerine getirme imkânı bulunduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2022/1285 K. 2023/1275 Onama

Sözleşmede teslim tarihi kararlaştırılmamış olsa bile yüklenici, işi ihtiyaç duyulan makul süre içinde bitirip teslim etmekle yükümlüdür; işin sözleşmeye aykırı biçimde geciktirilmesi ya da iş takviminin gerisinde kalınması hallerinde iş sahibine teslim gününü beklemeden sözleşmeden dönme hakkı tanınmıştır.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici, 13.06.2018 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine aykırı davranan arsa sahibinin kendisine bırakılması gereken bağımsız bölümleri üçüncü kişilere sattığını ve binanın yüzde 80'inin bittiğini ileri sürerek şimdilik 25.000 TL ile davalı adına kayıtlı bağımsız bölümlerin tapu iptali ve tescilini istemiş; birleşen davada vekalet verdiği kişinin kendisinde kalması gereken meskeni 03.07.2020 tarihinde eşine muvazaalı devrettiğini öne sürmüştür. İlk derece mahkemesi, keşif sonrası bilirkişi raporuna göre tamamlanma oranının yüzde 58,70 olduğunu, kendi edimini ifa etmeyenin karşı edimi isteyemeyeceğini belirterek her iki davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, sözleşmede teslim tarihi bulunmasa da yüklenicinin makul sürede inşaatı bitirip teslim etmesi gerektiğini, kademeli devir kararlaştırılmadığından tapu devrinin ancak teslimle istenebileceğini belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/6237 K. 2022/5584 Bozma

Yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemeden sözleşmeden dönebilir; bu koşullar gerçekleştiğinde sözleşmenin haksız feshinden söz edilemez, koşulların varlığı da fesih tarihi itibarıyla işin kalan kısmı gözetilerek bilirkişi incelemesiyle saptanır.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici ile davalı idare arasında 17.06.2015 tarihinde otoyol üzerindeki betonarme köprülerin ve diğer sanat yapılarının bakım ve onarımına ilişkin eser sözleşmesi düzenlenmiştir. Davacı, sözleşme süresinin dolmasına 8 ay 25 gün kala idarenin 21.01.2016 tarihinde aldığı fesih kararının haksız olduğunu ileri sürerek mahrum kalınan kâr, irat kaydedilen kesin teminat ve ihalelere katılmaktan yasaklama ihtimalinden doğan maddi ve manevi zararın tahsilini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi idarenin istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Daire, hükme esas alınan 01.12.2016 tarihli asıl rapor ile üç ek raporda TBK 473 üncü maddenin birinci fıkrasındaki dönme koşullarının araştırılmadığını, fesih tarihi itibarıyla işin kalan kısmının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/434 K. 2022/50 Bozma

Yüklenicinin eseri süresinde tamamlayamayacağı dava tarihi itibarıyla anlaşılıyorsa sözleşmenin geriye etkili feshine ve tasfiyesine karar verilir; dönme üzerine taraflar ifa yükümünden kurtulup verdiklerini geri isteyebileceğinden, yüklenicinin gerçekleştirdiği imalatın dava tarihindeki rayiç bedeli hesaplanıp yapılan ödemelerle birlikte tasfiye edilir.

Detaylı özeti gör

Davacı arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında 11.09.2017 tarihinde noterde kat karşılığı inşaat sözleşmesi, ardından 01.10.2017 tarihinde 4 bağımsız bölümün 600.000,00 TL bedelle satışına ilişkin adi yazılı sözleşme yapılmış, davacı arsayı devredip 250.000,00 TL ödemiştir. Yapı ruhsatı 29.09.2017 tarihli ve inşaat süresi 12 ay olmasına rağmen inşaat bitirilmeyince davacı sözleşmeden dönüldüğünün tespitini, tapu iptali ile tescili ve ödediği bedelin iadesini istemiştir. Yerel mahkeme davayı tümden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi dönme ve tapu istemlerini reddedip yalnız 250.000,00 TL alacağı kabul etmiştir. Daire, adi yazılı sözleşmedeki noter sözleşmesinin geçersiz sayılacağı ifadesinin yalnızca paylaşım hükümlerine yönelik olduğunu, kat karşılığı sözleşmenin geçerli kaldığını ve dava tarihi itibarıyla inşaatın süresinde bitirilemeyeceği anlaşıldığından geriye etkili fesih ile tasfiye gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2019/1874 K. 2020/181 Bozma

Sözleşmede yapı ruhsatının alınması için süre öngörülmemişse erken fesih koşulları, yerin boşaltıldığı tarihten itibaren ruhsatın makul sürede alınabileceği tarih belirlenip buna kararlaştırılan inşaat süresi eklenerek bulunacak teslim tarihine göre değerlendirilir; dava tarihinde yüklenici temerrüdünün doğmuş olması aranır.

Detaylı özeti gör

Davacı arsa sahibi, davalı yüklenici ile 18.10.2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamış; sözleşmede kendisine altı daire verilmesi ve inşaat süresinin ruhsat alımından itibaren yirmi ay olması kararlaştırılmıştır. Kiracısını 30.000,00 TL ödeyerek tahliye ettirip arsayı teslim etmesine rağmen inşaata başlanmadığını ileri sürerek sözleşmenin iptalini, 18.000,00 TL mahrum kalınan kira bedeli ile ödediği tahliye bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı, kiracının tahliye edilememesi ve belediyeden ilave kat beklenmesi nedeniyle işe başlanamadığını savunmuş, ruhsat masrafları için mahsup itirazında bulunmuştur. Mahkeme, bozmaya uyarak sözleşmenin geriye etkili feshine ve 18.000,00 TL kira alacağına hükmetmiştir. Daire, kiracının çıktığı 31.05.2012 tarihine makul ruhsat süresi ve yirmi aylık inşaat süresi eklenerek 18.12.2013 dava tarihinde yüklenici temerrüdünün doğup doğmadığının ve mahsup talebinin araştırılması gerektiğini belirterek kararı davalı yararına bozmuştur.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2018/3930 K. 2019/685 Bozma

Teslim günü beklenmeden sözleşmeden dönme talebinde koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği dava tarihi esas alınarak belirlenir; işin kalan kısmı da gözetilerek yüklenicinin teslimi gereken süreye kadar işi tamamlayıp tamamlayamayacağı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınmadan sonuca gidilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı arsa sahipleri, 11.10.2013 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiyle işi üstlenen davalı yüklenicinin daireleri tamamlayıp teslim etmediğini ileri sürerek sözleşmenin feshini ve devredilen hisselerin adlarına tescilini istemiştir. Sözleşmede inşaatın yapı ruhsatından itibaren 2 yılda bitirileceği, ayrıca 6 ay ek süre verileceği kararlaştırılmıştır. Yerel mahkeme, yüklenicinin asli edimini büyük oranda yerine getirdiği, bu nedenle feshin dürüstlük kuralına aykırı düştüğü gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, ruhsatın alındığı 01.12.2014 tarihine göre teslim süresinin 01.06.2017'de dolacağını, davanın 2015 yılında açıldığını, bilirkişilerin TBK'nin 473. maddesinin birinci fıkrasındaki teslim gününü beklemeden dönme koşullarını hiç incelemediğini belirterek, işin kalan kısmı gözetilerek rapor alınması için kararı bozmuştur.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2018/1277 K. 2018/3790 Bozma

İnşaat süresinin yapı ruhsatının alınmasına bağlandığı hallerde ruhsatın alınamamasının kimin kusurundan kaynaklandığı araştırılır; gecikme iş sahibinin kusurundan doğmuşsa inşaat süresi hiç başlamayacağından fesih koşulları gerçekleşmez, yüklenicinin kusurundan doğmuşsa ruhsat için makul süre eklenerek koşullar değerlendirilir.

Detaylı özeti gör

Davacılar, miras bırakanlarının davalı şirketle imzaladığı 16.01.2012 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden on beş ay geçmesine rağmen yüklenicinin inşaata başlamak için hiçbir hazırlığı bulunmadığını ileri sürerek 09.04.2013 tarihli ihtarnameyle fesih ihbarında bulundular ve sözleşmenin geriye etkili feshini istediler. Davalı, teslim süresinin henüz dolmadığını ve uygun süre verilmeden fesih yapılamayacağını savundu. Mahkeme davayı kabul etti. Daire, sözleşmede on sekiz aylık inşaat süresinin ruhsat tarihinden başlayacağının kararlaştırıldığını, taşınmazın 21.06.2012 tarihinde muris adına tescil edildiğini, murisin 02.11.2012 tarihli ruhsat başvurusunun eksikler nedeniyle 07.01.2014 tarihinde iade edildiğini belirterek, belediyeden işlem dosyası getirtilip ruhsatın alınamamasının kimin kusurundan kaynaklandığı araştırılmadan sonuca gidilemeyeceği gerekçesiyle hükmü davalı yararına bozdu.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2015/6243 K. 2016/1504 Bozma

Yüklenici işe zamanında başlamaz, sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirir ya da işin süresinde bitirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılırsa iş sahibi sürenin sona ermesini beklemeden sözleşmeyi feshedebilir; eseri sözleşmeye uygun teslim borcu yüklenicide olduğundan, kararlaştırılan ve uzayan süre içinde edimini ifa ettiğini kanıtlama yükü de yükleniciye düşer.

Detaylı özeti gör

Davacı iş sahibi şirket, davalı yükleniciyle 24.07.2012 tarihli bir yıl süreli reklam hizmeti sözleşmesi imzaladığını, sözleşme gereği 41.300,00 TL ödediğini, ancak 90 gün içinde tamamlanacağı kararlaştırılan işlerin yapılıp teslim edilmediğini, bu nedenle ihtarname göndererek sözleşmeden döndüğünü belirterek ödediği iş bedelinin iadesini istemiştir. Davalı yüklenici, işin yapılıp fatura karşılığı teslim edildiğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını savunmuştur. Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Daire, sözleşmenin TBK 470 ve devamındaki eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, eseri sözleşmeye uygun teslim ettiğini kanıtlama yükünün yükleniciye ait olduğunu, yüklenicinin ne 90 günlük sürede ne de uzayan sürede edimini ifa ettiğini kanıtlayamadığını, hal ve vaziyetten yeniden süre vermenin etkisiz kalacağının anlaşıldığını belirterek hükmü davacı yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.473 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2023/554 K. 2026/1033

Eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmeden dönme ve tazminat davasında işsahibi, istinaf dilekçesinde davasının TBK m.473'teki teslim gününü beklemeksizin dönme hakkına dayandığını belirtmiş; daire tarafların istinaftan feragati nedeniyle başvuruları esasa girmeden reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, depoda raf sistemi yapımına ilişkin eser sözleşmesinde ayıplı imalat bulunduğu iddiasıyla sözleşmeden dönme ve tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davanın kısmen kabulü ile 16.400,00 USD masraf bedeli ve 3.379,99 TL kâr kaybının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir. Karara karşı davacı ve davalı vekilleri ayrı ayrı istinafa başvurmuş; ancak dosya daireye geldikten sonra, vekaletnamelerinde kanun yolundan feragat yetkisi bulunan her iki vekil de istinaftan feragat ettiklerini bildiren dilekçe sunmuştur. Daire, HMK'nın 349/2. maddesi uyarınca feragat nedeniyle her iki tarafın istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine, temyiz yolu açık olmak üzere karar vermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2025/729 K. 2025/940 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacı taraf, dava dilekçesinde alt yüklenicinin gecikmesi ve ayıplı ifası nedeniyle TBK m.473 uyarınca sözleşmeden döndüğünü belirtmiş; daire yalnız ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddini denetleyerek istinafı esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, alt yüklenicilik ön sözleşmesinden dönülmesi nedeniyle fazla ödenen tutarların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi ve ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili istemli belirsiz alacak davasında, davacının ihtiyati haciz ve ihtiyati haciz mahiyetindeki ihtiyati tedbir taleplerinin tensip ara kararıyla reddedilmesine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesi, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle muaccel sayılamayacağını, İİK 257/2'de sayılan hallere ilişkin haklı ve makul bir delil sunulmadığını, İİK 258 anlamında yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluşmadığını, ayrıca para alacağına ilişkin davada HMK 389/1 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine yasal olanak bulunmadığını belirterek ilk derece kararını usul ve yasaya uygun görmüş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2019/1851 K. 2020/526 Görevsizlik

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ifasından doğan menfi zarar ve tapu iptali uyuşmazlığında daire, gerekçesinde yüklenicinin gecikmesi hâlinde işsahibinin dönme hakkını düzenleyen TBK m.473/1'i anmış; ancak esasa girmeden iş bölümü gereği görevsizliğine karar vermiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, arsa sahipleri ile yüklenici arasındaki düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ifa edilmemesinden doğan menfi zararın tazmini ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, yüklenici yönünden davayı kabul ederek 57.378,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar vermiştir. Daire ise dosya üzerinde yaptığı ön incelemede, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin 21/06/2019 tarihli ve 678 sayılı iş bölümü kararı uyarınca kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda istinaf incelemesinin 6. Hukuk Dairesi'ne ait olduğunu belirterek görevsizliğine ve dosyanın o daireye gönderilmesine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!