TBK Madde 31 Yanılma hâlleri: a. Açıklamada yanılma

Özet 2 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 31, açıklamada yanılmanın esaslı sayıldığı halleri sayar: yanılan, kurmak istediğinden başka bir sözleşme, konu ya da kişi için veya belirli nitelikleri olan kişiyi dikkate almasına karşın başkası için ya da önemli ölçüde fazla veya az bir edim için iradesini açıklamışsa yanılma esaslıdır ve yanılan taraf sözleşmeyle bağlı olmaz; basit hesap yanlışlıkları ise sözleşmenin geçerliliğini etkilemez, yalnızca düzeltilir.

Resmi Metin

a. Açıklamada yanılma

Madde 31- (1) Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır:

  1. 1. Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa.
  2. 2. Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa.
  3. 3. Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa.
  4. 4. Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa.
  5. 5. Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa.

(2) Basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.31, beyanda (açıklamada) yanılmanın hangi hâllerde esaslı sayılacağını örnekler. Burada hata, kişinin iç iradesinde değil, dışa vurduğu açıklamanın kendisindedir: söylemek istediğiniz ile söylediğiniz birbirini tutmaz.

Madde beş tipik hâli sayar: kurmak istediğinizden başka bir sözleşme türü için irade açıklama, başka bir konu için açıklama, iradeyi gerçekte muhatap aldığınızdan başka bir kişiye yöneltme, belirli nitelikleri olan bir kişiyi gözetip yanlış kişi için açıklama ve edim ya da karşı edim miktarında önemli ölçüde yanlışlık. Bu hâllerde yanılan taraf sözleşmeyle bağlı olmadığını ileri sürebilir.

Önemli istisna: basit hesap yanlışlıkları sözleşmeyi geçersiz kılmaz, yalnızca düzeltilir. Bu durum, sözleşmenin saikine ilişkin TBK m.32 yanılmasından ayrıdır. Yanılmaya dayanan taraf, yanılmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıllık hak düşürücü süre içinde bağlı olmadığını bildirmelidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 31. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 24. maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 31. maddesinde, açıklamada yanılmanın esaslı olduğu beş durum ile basit hesap yanlışlıklarının sözleşmenin geçerliliğine etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 24. maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Hata halleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Yanılma halleri” şeklinde değiştirilmiş ve “a. Açıklamada yanılma” şeklinde yeni bir alt başlık eklenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 24. maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Esaslı hatalar hassaten şunlardır:” şeklindeki ifade yerine, Tasarının 31. maddesinde, özellikle bu maddede sayılan yanılma hallerinin esaslı olduğunun belirtilmesi, yapılan sayımın sınırlayıcı (tahdidi) nitelikte olmayıp, örnekleyici (tadadi) nitelikte olduğu sonucunun çıkartılması bakımından daha elverişli görülmüştür.

Tasarının 31 inci maddesinde, irade açıklamasında yanılma (beyanda hata) halleri düzenlenmektedir. Oysa, 818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi, saikte esaslı yanılmaya (mevsuf saik hatasına) ilişkin olduğu için, yeni bir madde numarası verilerek, bir sonraki maddede ayrıca düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında, dört bent halinde sayılan esaslı yanılma hallerinde, yine de bir azalma değil, artış olmuştur. Bunun sebebi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, sözleşmenin konusunda ve karşı tarafın şahsında yanılma, esaslı yanılma halleri arasında sayıldığı halde, bunların, Tasarının 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde, ayrı ayrı sayılmış olmasıdır.

Maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, sayılan esaslı yanılmada, yanılanın, sözleşmenin niteliğinde yanılması söz konusudur. Mesela, (B)’nin evini satın almak isteyen (A)’nın, ona bu evi kiralamak istediğini açıklamasında olduğu gibi.

Maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde öngörülen esaslı yanılma halinde ise, yanılan, sözleşmenin konusunda yanılmaktadır. Mesela, (B)’nin otomobilini satın almak isteyen (A)’nın, sözleşme yapma iradesini onun deniz motorunu satın almak için açıklamasında olduğu gibi.

Maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, yanılanın, sözleşme yapma iradesini gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklaması söz konusudur. Gerçekte (B) ile sözleşme yapmak isteyen (A)’nın, yanılarak, bu iradesini (C)’ye açıklamasında olduğu gibi.

Maddenin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde öngörülen esaslı yanılma halinde yanılan, sözleşmeyi yaparken belli bir kişiyi göz önünde tuttuğu halde, sözleşme yapma iradesini başka bir kişi için açıklamaktadır. Mesela, belirli kişisel veya mesleki özellikleri olan (B) ile sözleşme yapmak isteyen (A)’nın, yanılarak, sözleşme yapma iradesini, bu özelliklerden yoksun olan ya da farklı özellikleri bulunmakla birlikte, aynı adı taşıyan (B) isimli başka bir kişiye açıklamasında olduğu gibi.

Maddenin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde ise, yanılanın, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklaması durumu düzenlenmiştir. Mesela, yanılanın iradesini bin birim ürün yerine onbin birim ürün olarak açıklamasında olduğu gibi.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.31 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2017/3154 K. 2018/1847 Bozma

Sözleşmeye esas alınan hesap tablolarındaki rakamsal farklılık önemli ölçüde büyükse, bu hata basit hesap (maddi) hatası olarak kabul edilemez; sözleşmenin esasını etkileyen esaslı bir hata sayılır ve düzeltmeyle yetinilmesi mümkün değildir.

Detaylı özeti gör

Kardeş olan taraflar 12.01.2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolü imzalamış; davacı, protokol eki hesap tablolarındaki mükerrer kayıtlar nedeniyle kendisinin 407.947 USD borçlu gösterildiğini, oysa doğru tutarın 148.238 USD olduğunu ve evini satıp ödeme yaparak fazladan ödemede bulunduğunu ileri sürerek borçlu olunmadığının tespiti ile istirdat istemiş; ayrıca alacak ve itirazın iptali istemli iki dava birleştirilmiştir. Yerel mahkemenin kabul yönündeki kararı Özel Dairece bozulmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire bozmasını ve protokolde tanık sıfatıyla imzası bulunan kişilerin beyanları ile davalı vekilinin celsedeki beyanının değerlendirilmesi yönündeki ilave gerekçeleri benimseyerek direnme kararını usul ve yasaya aykırı bularak bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.31 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2018/894 K. 2018/933 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Yanılma nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında davacı, istinaf sebebi olarak TBK m.30 ve m.31/5'e dayanmış; daire, davacının kadastro uygulamasıyla parsele katılan evin bulunduğu yeri satma niyetinde olmadığını belirterek eksik inceleme nedeniyle ilk derece kararını kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, tapuda 568 m² olarak kayıtlı taşınmazının bu kısmını davalıya sattığını, ancak 22/a uygulamasıyla yüzölçümü 1093,16 m²'ye çıkan parselin tamamının davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek 525 m²'lik bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. İlk derece mahkemesi, resmi senette hissenin tamamının satıldığının yazılı olması nedeniyle davayı reddetmiştir. Daire ise 22/a yenileme tescilinin tapuya 31/03/2015'te işlendiğini, satışın 26/03/2015'te parsel henüz 568 m² iken yapıldığını, keşif krokisinde davacının evinin bulunduğu yerin satılan yerden duvarla ayrıldığını belirtmiş; ifraz imkânı araştırılmadan eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunu kabul edip kararı kaldırmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!