TBK Madde 214 Zapttan sorumluluk: Konusu

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 214, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla satılanın tamamı veya bir kısmı üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınması (zapt) durumunda satıcının alıcıya karşı sorumlu olmasını düzenler. Alıcı elinden alınma tehlikesini sözleşme kurulurken biliyorduysa satıcı ayrıca üstlenmiş olmadıkça sorumlu olmaz; satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Resmi Metin

Konusu

Madde 214- (1) Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur.

(2) Alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşmenin kurulduğu sırada biliyor idiyse satıcı, ayrıca üstlenmiş olmadıkça bundan dolayı sorumlu olmaz.

(3) Satıcı, üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldırma veya sınırlama konusunda yapılmış olan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, ayıba karşı tekefülden ayrı olan zapttan sorumluluğun konusunu belirler: üçüncü kişinin satıştan önce var olan üstün hakkı yüzünden satılanın alıcının elinden alınması. İspat yükü alıcıdadır; üçüncü kişinin hakkının satış anında mevcut olduğunu kanıtlamalıdır. En sık yapılan hata, alıcının üçüncü kişinin açtığı davayı satıcıya ihbar etmemesidir (TBK m.215): ihbar yapılmazsa satıcı, ileri sürebileceği savunmalarla zaptı önleyebileceğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir; bu nedenle zapt davasında satıcıya derhal dava ihbarı (HMK m.61) yapın.

Alıcı, zapt tehlikesini kuruluş anında biliyorsa satıcı kural olarak sorumlu olmaz; ancak alıcının bildiğini ispat yükü satıcıdadır ve satıcı hakkı gizlemişse sorumsuzluk kaydı kesin hükümsüzdür. Sonuçlar tam (TBK m.217) ve kısmi zaptta (TBK m.218) ayrı düzenlenir; tüketici satışında TKHK (6502) öncelikli değerlendirilmelidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 214. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 213 üncü maddesinde, satıcının zapttan sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Zapta karşı teminat / 1. Teminat borcu” şeklindeki ibareler, Tasarıda “II. Zapttan sorumluluk / 1. Konusu” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, satıcının zapttan sorumluluğunun doğması için, üçüncü kişi tarafından, satış sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu sırada, zaptı sağlayacak özel hukuktan doğan (sübjektif nitelikte) üstün bir hakkının varlığı nedeniyle, satılanın tamamen veya kısmen alıcının elinden alınması gerekir. Bu üstün hak, mülkiyet hakkı, sınırlı bir ayni hak ya da etkisi kuvvetlendirilmiş (şerh verilmiş) bir kişisel hak olabilir. Aynı fıkrada kullanılan “elinden alınırsa” şeklindeki ibareden anlaşılması gereken, üçüncü kişinin alıcıya karşı zapt girişiminde bulunmasıdır. Tasarının 214 üncü maddesinin birinci fıkrasından, kural olarak zapt girişiminin dava yoluyla olabileceği anlaşılmaktadır. Ancak, Tasarının “Mahkeme kararı olmaksızın geri verme” kenar başlıklı 215 inci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde de, satıcının zapttan sorumluluğu söz konusu olabilecektir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.214 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2023/3637 K. 2024/1646 Bozma

Kimliği (motor/şasi) değiştirilmiş bir aracın satılması ve satış sözleşmesi kurulurken var olan bu sebeple araca sonradan idarece el konularak alıcının elinden alınması, TBK m.214 anlamında zapt oluşturur; satıcı zapttan sorumlu olup satılanın bedelini alıcıya geri vermekle yükümlüdür.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, noter satış senediyle satılan bir aracın kimliğinin (motor/şasi) değiştirilmiş olması sebebiyle sonradan el konulması üzerine alıcının uğradığı zararın satıcıdan tahsiline ilişkindir. Davacı, davalıdan aldığı aracı muayeneye götürdüğünü, aracın kimliğinin değiştirildiğine (change) dair bilgi verilmediğini, aracı sonradan üçüncü kişiye sattığını, bu kişinin elindeki araca emniyetçe el konulduğunu ve açılan dava sonucunda araç bedeli ile masrafların kendisinden tahsil edildiğini belirterek 11.000,00 TL istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı önce reddetmiş; Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, muayene istasyonu yönünden temyiz itirazlarını reddederken satıcı bakımından delillerin toplanmadığı ve eksik incelemeyle hüküm kurulduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozmaya uyan mahkeme, idare yönünden yargı yolu dava şartı yokluğundan dava dilekçesinin reddine, satıcı yönünden ise zapta ve ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca davanın kabulüne karar vermiş, satıcının ödediği bedeli kendi satıcısına rücu edebileceğini de eklemiştir. Satıcı, aracı alırken kendi iradesinin de fesada uğradığını ileri sürerek temyiz etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davalının kimliği değiştirilmiş aracı davacıya noter satış senediyle sattığını ve satılanın bedelinin üçüncü kişi tarafından davacıdan geri alındığını sabit görmüş; TBK m.214 gereği zapttan sorumlu olan satıcının, satılanın tamamı alıcının elinden alındığından TBK m.217 uyarınca satış bedelini davacıya geri vermesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtay 3.HD E. 2022/8290 K. 2023/15 Onama

TBK m.214 uyarınca, sözleşmenin kurulduğu sırada var olan bir hak nedeniyle satılan üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı zapttan sorumlu olur. Alıcı elinden alınma tehlikesini bilse dahi, satıcı bu sorumluluğu ayrıca üstlenmişse zapttan sorumluluktan kurtulamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, 05.09.2007'de davalılardan taşınmazdaki 1/9 hisseyi satın almış; ancak satış anında taşınmaz hakkında derdest satış vaadine dayalı ferağa icbar davası (Çatalca 2. ASHM 2006/416 E.) ve tapuda "davalı" şerhi bulunduğundan, bu dava kesinleşince 12.12.2007'de davacının hissesi iptal edilip dava dışı üçüncü kişi adına tescil edilmiş, yani taşınmaz elinden alınmıştır (zapt). Davacı satıcılardan 800.000,00 TL tazminat istemiştir. Satış sırasında var olan bir hak nedeniyle iyiniyetli alıcının elinden alınan taşınmaz karşısında satıcı zapttan sorumlu tutulmuş; davalılar, davacının vekilin görevini kötüye kullandığını bildiğini ispatlayamadığından iyiniyetli alıcıya karşı tazmin sorumluluğu benimsenmiş, bedel ifanın imkânsızlaştığı 12.12.2007 tarihindeki rayiç değer üzerinden belirlenmiştir. Yargıtay, mülga 818 sayılı BK m.189 (güncel TBK m.214) çerçevesindeki Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.

Yargıtay 3.HD E. 2020/3268 K. 2020/5163 Bozma

Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak nedeniyle satılanın tamamı veya bir kısmı üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı zapta karşı sorumlu olur; zapt (hukuki ayıp) sonradan ortadan kalkarsa satıcının bu sorumluluğunun koşulları yeniden değerlendirilmelidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 23.12.2011 tarihli sözleşmeyle davalı şirketten aldığı aracı üçüncü kişiye satmak için notere başvurduğunda, ithalatçı davalının sahte faturayla gümrük vergilerini eksik ödemesi nedeniyle araca 19.06.2014'te 5607 sayılı Kanun uyarınca el konulduğunu öğrenip, hukuki ayıp (zapt) sebebiyle güncel bedel ve tazminat istemiş; Tüketici Mahkemesi davayı kısmen kabul ederek 230.067,00 TL araç bedeli ile tazminatın tahsiline ve aracın iadesine hükmetmiştir. Hükmü davalı temyiz etmiş olup uyuşmazlık, sözleşme tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı BK m.189 (güncel TBK m.214) zapta karşı tekeffül hükümlerine dayanmaktadır. Yargıtay, davacının 5607 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesi uyarınca barış bedeli ödeyerek araçtaki el koymayı kaldırttığının davacı vekilince de kabul edildiğini, böylece hukuki ayıbın ortadan kalktığını saptamış; bu husus gözetilmeden yanılgılı ve eksik incelemeyle hüküm kurulmasını bozma nedeni sayarak kararı davalı yararına BOZMUŞTUR.

Yargıtay 3.HD E. 2015/20047 K. 2017/6091 Bozma

TBK m.214 zapta karşı tekeffülde, satılan aracın kimliği değiştirilmiş ve üzerine tedbir konulması nedeniyle alıcının tasarruf yetkisi hukuken kısıtlanmışsa; araç tamamen zaptedilmemiş ve ceza yargılaması sürse de satıcının kusursuz sorumluluğu doğar, alıcının dava açmakta hukuki yararı bulunur.

Detaylı özeti gör

Davacı, noter aracılığıyla davalıdan satın aldığı 06 TKF 35 plakalı araç kullanımındayken, Kocaeli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/563 D.İş sayılı kararıyla aracın "change" olup olmadığının incelenmesi amacıyla el konulduğunu ve Emniyet Müdürlüğünce muhafaza altına alındığını belirterek satış bedeli ile zararının tahsilini istemiş; davalı, kusuru bulunmadığını ve yalnızca geçici muhafaza tedbiri uygulandığını savunmuştur. Yerel mahkeme, araç kaydına çalıntı şerhi konulduğunu, ancak aracın henüz zaptedilmediğini ve ceza yargılamasının sürdüğünü, zaptedilmeyen araç için zapta karşı tekeffül davası açılamayacağını, bu aşamada davacının hukuki yararı bulunmadığını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir. Yargıtay ise TBK m.214 uyarınca satıcının, devrini taahhüt ettiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğunu da tekeffül ettiğini ve bu sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğunu vurgulamış; somut olayda kriminal inceleme sonucu aracın kimliğinin değiştirildiği (change) belirlenip tescil kaydına çalıntı şerhi işlendiğine göre, araç halen davacının kullanımında bulunsa ve ceza yargılaması devam etse dahi, tedbir kararı nedeniyle davacının araç üzerindeki tasarruf yetkisinin hukuken kısıtlandığını, bu hak mahrumiyeti sebebiyle satıcının kusursuz hukuki sorumluluğunun doğduğunu ve davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu kabul etmiştir. Zapta ve ayıba karşı sorumluluk hükümleri ile taraf delilleri birlikte değerlendirilmeden hukuki yarar yokluğundan ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hüküm davacı yararına bozulmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2016/506 K. 2016/2002 Bozma

Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak nedeniyle satılanın tapusunun sonradan iptal edilerek alıcının elinden alınması hâlinde satıcı, TBK m.214 zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca alıcıya karşı sorumludur ve alıcının uğradığı gerçek ve güncel müspet zarara hükmedilir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, kadastro sırasında davalı belediye adına tescil edilen 26 parsel sayılı taşınmazın 8/8/2002 tarihinde açık artırma yoluyla davacıya satılması, davacının taşınmazı ifrazla sekiz parsele ayırdıktan sonra bir kısmını üçüncü kişilere devretmesi, ardından açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüyle tapu kayıtlarının iptal edilerek dava dışı mirasçılar adına tescil edilmesinden doğmuştur; davacı, mülkiyetinden çıkan parseller nedeniyle ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek 20.100,00 TL'nin tahsilini istemiştir. Yerel mahkeme, taşınmazın ifraz edilip üçüncü kişilere satıldığı, davacının bir kaybının bulunmadığı ve davalının zenginleşmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay ise davanın TBK m.214 ve devamındaki zapta karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklandığını, satıcının devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olmasından sorumlu bulunduğunu ve bu sorumluluğun alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar ölçüsünde olduğunu vurgulamıştır. Buna göre, davacının uhdesinde kalıp tapusu iptal edilen parsel bakımından davalı belediyenin geçerli satış sözleşmesi uyarınca zapta karşı tekeffülden sorumlu olduğu kabul edilerek alıcının gerçek ve güncel müspet zararına hükmedilmesi gerekirken davanın tümden reddi isabetsiz bulunmuş; üçüncü kişilere satılan parseller yönünden ise davacının kesin olarak ödediği satış bedelinin ispatlanmaması ve bu alacakların dava tarihi itibariyle muaccel olmaması gerekçesiyle ret kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.214 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2022/684 K. 2025/502 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Satın alınan iş makinesine sahtecilik soruşturması kapsamında el konulması ve alıcının onun üzerinde tasarruf yetkisini kullanamaması karşısında; satıcının zapttan doğan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, kusurlu olup olmamasının sonuca etkili bulunmadığı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Noter satış sözleşmesiyle ekskavatör satın alan alıcı, satıştan kısa süre sonra makinenin resmi belgede sahtecilik soruşturmasına konu olduğunu, soruşturma nedeniyle makineye el konulup kendisine yediemin olarak bırakıldığını belirterek ödediği bedel için icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Satıcı, alıcının şase ve motor numarasındaki ayıbı satıştan önce bildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Daire, şase numarasının silindiği ve motor numarasının bulunmadığı tespitleri karşısında satıcının ayıptan ve zapttan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğunu, alıcının ödediği bedeli kendi akidinden isteyebileceğini belirterek satıcının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!