TBK Madde 448 Pazarlamacılık sözleşmesi: Tanımı

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 448, pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, sürekli olarak her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Resmi Metin

Tanımı

Madde 448- Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.448, pazarlamacılığı bir hizmet sözleşmesi türü olarak tanımlar; bu nitelendirme, çalışanın İş K. (4857) koruması ile TBK m.393 vd. hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağını belirlediği için pratikte kritiktir. Sözleşmenin varlığı için işin sürekli yürütülmesi, işveren hesabına ve işletmenin dışında (gezici/saha faaliyeti) yapılması, kural olarak işleme aracılık edilmesi ya da yazılı anlaşma varsa belirtilen işlemlerin bizzat yapılması ve karşılığında ücret ödenmesi aranır. Sık görülen yanılgı, bağımlı pazarlamacının bağımsız acente ile eşitlenmesidir; acente kendi işletmesi olan bağımsız tacir yardımcısıdır ve TTK m.102 vd.’ye tabidir, pazarlamacı ise işverene bağımlıdır. Ticari mümessil ve ticari vekilden (TBK m.547 vd.) de ayrılır. Nitelendirme yapılırken pazarlamacının yetki sınırı (TBK m.452), del credere yasağı (TBK m.451) ve faaliyet alanı (TBK m.453) birlikte değerlendirilmelidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 448. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “A. Tanımı ve kurulması / I. Tanımı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 448 inci maddesinde, pazarlamacılık sözleşmesi tanımlanmaktadır.

Maddede yapılan tanıma göre: “Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 347 nci maddesi göz önünde tutulmuştur. Ancak, kaynak İsviçre Borçlar Kanunundaki düzenlemeden farklı olarak, Tasarının 448 inci maddesindeki tanımda, pazarlamacının her türlü işlemi yapabilmesi, yazılı anlaşmanın varlığına bağlanmıştır. Böylece madde, pazarlamacının yetkileri konusunda, kaynak Kanunun 348b maddesi ile aynı madde göz önünde tutularak Tasarının 452 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle uyumlu hale getirilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.448 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E. 2023/7632 K. 2023/9434 Bozma

Sigortalı çalışmanın tespitinde, işini kendi organize eden ve iş sahibinin doğrudan otoritesi altında bulunmayan kişi bakımından da pazarlamacılık sözleşmesinin unsurları araştırılır; işveren hesabına mı yoksa kendi nam ve hesabına mı çalışıldığı, aracılık edilip edilmediği ve komisyonun kimce ödendiği belirlenmeden eksik incelemeyle hüküm kurulamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, 13.05.2014 ile 18.08.2016 tarihleri arasında davalı şirkette petrol pazarlama elemanı olarak çalıştığını, Denizli ilçeleri ve Ege Bölgesinde şirket adına akaryakıt pazarladığını, ancak sigorta primlerinin yatırılmadığını ileri sürerek hizmet tespiti istemiştir. Davalı şirket, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, hizmet akdine tabi çalışmanın kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olup resen araştırma gerektirdiğini vurgulayarak; akaryakıt teslim belgeleri ile faturaların kime teslim edildiği ve şirket kayıtlarına girip girmediği, tanıkların bahsettiği komisyonun kim tarafından ödendiği, davacının başka firmalar adına da pazarlama yapıp yapmadığı araştırılmadan sonuca gidilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2016/1414 K. 2016/1072

Bir sözleşmenin pazarlamacılık sözleşmesi sayılabilmesi için maddedeki tanımda yer alan unsurların yanında hizmet sözleşmesinin belirleyici unsuru olan bağımlılığın da bulunması aranır; çalışma koşullarını ve süresini kendisi belirleyen, işverenin emir ve denetimi altında olmayan, faaliyetin ticari riskini kendisi taşıyan kişinin ilişkisi pazarlamacılık sözleşmesi sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, 1998 yılından beri davalı kozmetik şirketinin doğrudan satış ağında takım öncüsü olarak çalıştığını, 15.01.2014 tarihinde gerekçe gösterilmeden iş akdinin feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı istedi. Davalı şirket, davacının sistemdeki 18.000 takım öncüsünden biri olduğunu, bağımsız iş yaptığını ve iş mahkemesinin görevli olmadığını savundu. İş mahkemesi, taraflar arasındaki tali satıcılık sözleşmesinde bağımlılık ve zaman unsurunun bulunmadığı gerekçesiyle davayı görev yönünden usulden reddetti; Özel Daire, sözleşmenin TBK'nın 448. maddesindeki pazarlamacılık sözleşmesi unsurlarını taşıdığı ve iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle kararı bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu, davacının çalışma koşul ve süresini kendisinin belirlediğini, işverenin emir ve denetimi altında olmadığını, satış yapmadığı dönemde alt gruptan pay alabildiğini ve ticari riski taşıdığını saptayarak direnme kararını onadı.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2016/24670 K. 2016/19553 Bozma

Pazarlamacılık sözleşmesi hizmet sözleşmesinin özel bir türü olarak düzenlenmiş olup, İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan işler arasında sayılmamıştır; bu nedenle özel hükümleri öncelikle uygulanmakla birlikte ilişki iş ilişkisi niteliğini korur ve bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesi görevlidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıya ait işyerinde Mayıs 2009 ile Nisan 2013 arasında pazarlama genel satış müdürü olarak çalıştığını, sigorta girişinin hiç yapılmadığını, parça başına ücret sistemiyle aylık net 4.000,00 TL aldığını, ücretinin tam ödenmemesi üzerine iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, fazla mesai, yıllık izin ve yol yemek alacaklarını istemiştir. Davalı işveren, aralarında hiç hizmet ilişkisi kurulmadığını, davacının aracı sıfatıyla ürün alıp sattığını savunmuştur. Yerel mahkeme, ilişkinin bir tür kâr ortaklığına dayandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Daire ise davacının davalının tekstil ürünlerini üçüncü kişilere pazarladığının sabit olduğunu, faturalara göre şehir dışı otel ve konaklama giderlerinin işverence karşılandığını, sürekli olarak işveren hesabına ve işletme dışında aracılık edildiğini, yani TBK 448'deki pazarlamacılık sözleşmesinin unsurlarının bulunduğunu belirterek görevsizlik kararını bozmuştur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2013/7715 K. 2013/6559 Bozma

Pazarlamacılık sözleşmesine ilişkin hükümler genel nitelikte olduğundan, çalışanın işinin pazarlamacılık kapsamında kalması uyuşmazlığı İş Kanunu alanının dışına çıkarmaz; pazarlamacılık kapsam dışı bırakılan işler arasında sayılmadığından, bu ilişkiden doğan davada genel mahkeme değil iş mahkemesi görevlidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, işe girerken kendisinden teminat amacıyla alınan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş; davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkeme, dava konusu bononun davacıyı işe almak için ve teminat amacıyla imzalandığını, davacının satış temsilcisi olduğunu, bu işin 6098 sayılı Kanunun 448 inci maddesinde tanımlanan pazarlamacılık sözleşmesi kapsamında kaldığını ve uyuşmazlığa bakmakla asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu belirterek davayı görevsizlikten reddetmiş, 1.200,00 TL vekâlet ücretini davacıya yüklemiştir. Daire, davanın 16.01.2012 tarihinde açıldığını, 4857 sayılı Kanunun 4 üncü maddesindeki istisnalar arasında sayılmayan bu iş bakımından uyuşmazlığın iş mahkemesinde çözülmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca HMK m.20 ve 331/2 karşısında dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile davanın esastan reddinin aynı nitelikte olmadığını vurgulayarak kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!