TBK Madde 162 Müteselsil borçluluk: Doğuşu

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 162, müteselsil borçluluğun doğuşunu düzenler: birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse müteselsil borçluluk doğar; böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.

Resmi Metin

Doğuşu

Madde 162- (1) Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar.

(2) Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Müteselsil borçluluğun iki kaynağı vardır ve üçüncüsü yoktur: ya her borçlu, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğunu iradesiyle bildirir (sözleşme/beyan), ya da böyle bir bildirim yoksa müteselsillik ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar. Uygulamada sık rastlanan hata, “birden çok borçlu var, o hâlde teselsül vardır” varsayımıdır; oysa teselsül karine değildir, bildirim ya da açık kanun hükmü aranır. Sözleşme kaleme alınırken TBK m.162 uyarınca “müteselsilen sorumludur” ibaresini açıkça yazmak, alacaklıya TBK m.163‘teki seçim hakkını (dilediği borçludan tamamını isteme) kazandırır; aksi hâlde borç kısımlara bölünür ve tahsil zayıflar. Ayrıca dış ilişki (alacaklı-borçlular) ile iç ilişki (borçlular arası rücu) ayrıdır; teselsülün doğması, borçlulardan birinin ödedikten sonra TBK m.167 çerçevesinde diğerlerine rücu hakkını ortadan kaldırmaz. Kambiyo taahhütleri, ticari işlerde kanunun ayrıca müteselsil sorumluluk öngördüğü hâller ve müteselsil kefalet gibi özel teminat türleri ayrıca kontrol edilmelidir; adi kefalet veya sıradan çok-borçluluk kendiliğinden teselsül yaratmaz.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 162. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 141. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 161. maddesinde, müteselsil borçluluğun doğuşu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 141. maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Borçlular Arasında Teselsül / I. Şartları” şeklindeki ibareler, Tasarıda “A. Müteselsil borçluluk / I. Doğuşu” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

– Tasarının 158, 159, 160, 161 ve 162. maddeleri teselsül nedeniyle 159, 160, 161, 162 ve 163. maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.

TBMM Tartışma ve Kabul Metni

162. maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.162 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/285 K. 2025/348

Müteselsil borçluluk yalnızca iki kaynaktan doğar: borçluların alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiklerini bildirmesi ya da kanunun açıkça öngördüğü hâller; böyle bir irade beyanı veya kanun hükmü bulunmadıkça birden çok borçlunun aynı borçtan müteselsilen sorumlu tutulması mümkün değildir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, inşa edeceği toplu konutların elektrik ihtiyacı için davalı dağıtım şirketine başvurmuş, yatırım bedellerini karşılaması istenince gereken tesisi dava dışı bir şirkete yaptırıp 172.295,37 TL ödemiş, tesis kabul ve onayı yapılıp devredilmesine rağmen masrafları karşılanmayınca bu bedeli her iki davalıdan istemiştir. İlk derece mahkemesi, davayı mülkiyeti elinde tutan diğer davalı yönünden taraf sıfatı yokluğundan reddetmiş, dağıtım şirketi yönünden kabul etmiştir. Karar yalnız dağıtım şirketince istinaf ve temyiz edilmiş, Özel Daire diğer davalının pasif husumetinin bulunduğu gerekçesiyle bozmuş, mahkeme davacının temyizi olmadığı için direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, müteselsilen sorumlu tutulan davalılardan biri yönünden verilen sıfat yokluğu kararının diğerinin durumunu ağırlaştıracağını ve rücu davasında kesin delil oluşturma tehlikesi taşıdığını belirterek temyizde hukuki yarar bulunduğunu kabul etmiş, direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E. 2024/6631 K. 2025/6262 Bozma

Müteselsil borçluluk ya bir hukuki işlemden ya da kanundan doğar; bu kaynaklardan biri bulunmadıkça teselsül hükümleri uygulanamaz. Farklı dönemlerde ayrı işyerlerinde çalışılması sonucu oluşan meslek hastalığında işverenler zararın tamamından değil, her biri kendi kusuru oranında sorumlu tutulur.

Detaylı özeti gör

Davacı işçi, 03.08.2005 tarihinde davalı şirkete ait mermer fabrikasında işe başlamış, önce taşkesme bölümünde beş yıl, ardından portal vinç operatörü olarak çalışmıştır. 12.06.2013 tarihinde pnömokonyoz meslek hastalığı tanısı konulmuş, meslekte kazanma gücünü yüzde 14,2 oranında kaybettiği saptanmıştır. Kusur raporunda birleşen dosya davalısı şirketin yüzde 70, asıl dosya davalısının yüzde 20, dava dışı şirketin yüzde 10 kusurlu olduğu bildirilmiş; ilk derece mahkemesi yüzde 100 kusur üzerinden hesaplanan 553.162,59 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Daire, manevi tazminata ilişkin temyizi kesinlik sınırı altında kaldığından miktardan reddetmiş; farklı dönemlerde ayrı işyerlerinde çalışmadan doğan meslek hastalığında teselsül hükümlerinin uygulanamayacağını, her işverenin kendi kusuru oranında sorumlu tutulacağını belirterek bozmuştur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2023/9924 K. 2025/3008 Bozma

Müteselsil borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur; borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmesi ancak alacaklının bilfiil tatmin edilmesiyle mümkündür. Bunun dışında kurtuluş, alacaklının teselsülden açıkça feragat etmesine ya da bu feragatin durumdan kesin olarak anlaşılmasına bağlıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı bisiklet sürücüsü, 13.09.2005 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada sakat kalmış; maddi ve manevi tazminat istemiş, maddi talebini ıslahla 72.155,97 TL'ye yükseltmiş, birleşen davayla tedavi gideri ile birikmiş faizi talep etmiştir. Yargılama sırasında sigorta şirketiyle 23.01.2013 tarihli sulh protokolü yapılmış; 50.000 TL ana para, 6.258,57 TL işlemiş faiz ve 2.179,70 TL yargılama gideri tahsil edilerek sigortacı yönünden davadan feragat edilmiştir. Kapatılan 17. Hukuk Dairesi, protokolle ödenen faiz ve yargılama giderleri indirilmediği için kararı bozmuş, mahkeme bozmaya uymuştur. Daire, feragatin ana para, işlemiş faiz ve yargılama gideri kalemlerine sirayet ettirilerek bakiye zararın belirlenmesi ve temerrüt faizinin asıl davadaki talebe göre yürütülmesi gerektiğini belirterek kararı yeniden bozmuştur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2023/4984 K. 2024/1443 Bozma

Müteselsil sorumlulukta borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur; zarar gören zararının tümünü müteselsil sorumlulardan yalnız birinden istediğinde, o borçlunun sorumluluğu kendi kusur oranıyla sınırlandırılamaz, zararın tamamından sorumlu tutulması gerekir.

Detaylı özeti gör

Davacılar, 03.12.2017 tarihli çift taraflı trafik kazasında yolcu olduğu otomobilde yaralanıp yüzde 99 oranında malul kalan davacı ile yakınları için, kazaya karışan otobüsü genişletilmiş kasko poliçesiyle sigortalayan davalı şirketten tazminat istemiştir; dava dışı iki trafik sigortacısı poliçe limitleri dahilinde ayrı ayrı 330.000,00 TL ödemişti. Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kısmen kabul kararı İtiraz Hakem Heyetince kaldırılarak 5.500,00 TL sürekli iş göremezlik ve 500,00 TL sürekli bakıcı gideri olarak 6.000,00 TL maddi tazminat ile yaralanan davacı için 200.000,00 TL, eşi için 30.000,00 TL, çocuklarının her biri için 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Daire, manevi tazminata ilişkin itirazları reddetmiş; yolcu konumundaki davacıya karşı davalının zararın tamamından müteselsilen sorumlu olduğu, tazminatın yüzde 1,8 teknik faiz uygulanmadan progresif rant formülüyle ve davacının 16.02.2022 tarihli ölümüne kadar hesaplanması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/1337 K. 2023/3390 Onama

Borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildiren kişi bakımından müteselsil borçluluk doğar; ancak gerçek kişinin asıl borçlu yanında kişisel güvence verdiği hâllerde, iradesinin gerçekten müşterek borçluluğa yöneldiği dosyadan anlaşılmıyorsa ilişki kefalet sayılır ve kefaletin şekil şartlarına tabi olur.

Detaylı özeti gör

Davacı araç kiralama şirketi, dava dışı bir şirkete 19.03.2015 ve 18.10.2016 tarihli kira sözleşmeleri ve ek protokollerle araç kiralamış; davalı bu sözleşmeleri müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla kendi adına imzalamıştı. Kira, cezai şart, hasar, OGS/HGS ve trafik cezası yansıtma faturalarından doğan alacak için kiracı şirket ve davalı aleyhine icra takibi yapılmış, davalının itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmıştı. İlk derece mahkemesi bilirkişi raporuna dayanarak davayı kabul edip takibin 412.024,62 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesi ise bu imzayı kişisel güvence sayıp TBK m.603 yollamasıyla m.583'teki şekil şartlarını aradı ve sözleşmede bu şartlara uyulmadığı gerekçesiyle kefaleti geçersiz görüp davayı reddetti. Daire, sözleşmenin 14. maddesinde m.162'ye atıf bulunsa da davalının iradesinin gerçekten müşterek borçluluğa yöneldiğini gösteren bir olgunun dosyaya yansımadığını belirterek kararı onadı.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2022/1390 K. 2023/8273 Bozma

Zarar gören, zararının tamamını müteselsil sorumluların hepsinden veya yalnız birinden isteyebilir; bununla birlikte kanunun tanıdığı müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçip her bir sorumludan kusuru oranında talepte de bulunabilir, hükmün kapsamı bu tercihe göre belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı, yolcu olarak bulunduğu ve davalıya zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı aracın 26.07.2020 tarihli kazasında sürekli iş göremezlik zararına uğradığını ileri sürerek sigorta tahkimine başvurmuş, 50.000,00 TL olan talebini 324.464,87 TL'ye ıslah etmiştir. Kusur raporunda içinde bulunduğu araç yüzde 75, dava dışı araç yüzde 25 kusurlu bulunmuş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti yüzde 75 kusur üzerinden hesaplanan tutardan emniyet kemeri takılmaması nedeniyle yüzde 20 müterafik kusur indirimi yaparak 176.017 TL tazminata hükmetmiş, İtiraz Hakem Heyeti tarafların itirazlarını reddetmiştir. Daire, davacının zararın tamamını müteselsil sorumluluk ilkesi gereği sigortacıdan istediğini, bu nedenle hesabın yüzde 100 kusur üzerinden yapılması gerektiğini; hesap raporunun denetime elverişli olmadığını, maluliyetin kaza tarihinde yürürlükteki yönetmeliğe göre saptanması ve vekalet ücretinin beşte bir oranında belirlenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2022/5640 K. 2023/1479 Onama

Müteselsil borçluluk ya irade beyanından ya da kanundan doğar; aynı zarardan birlikte sorumlu olanlar hakkında kanundan doğan teselsül uygulandığından her biri zarar görene karşı borcun tamamından sorumludur ve davada taraf olmayan bir başka sorumlunun kusuru tazminattan indirilmeyip yalnız rücu ilişkisinde gözetilir.

Detaylı özeti gör

Davacılar, murislerinin 01.09.2012 tarihinde davalı gerçek kişinin tarlasındaki trafonun arızasını gidermek için elektrik direğine çıktığı sırada elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdiğini ileri sürerek bu davalı ile elektrik dağıtım şirketinden tazminat istemiştir. İlk Derece Mahkemesi davayı gerçek kişi davalı yönünden pasif husumet yokluğundan reddetmiş, dağıtım şirketi yönünden kısmen kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, hattın özel hat olmasına rağmen dağıtım şirketinin denetim ve kontrol yükümlülüğü bulunduğunu, kusursuz sorumluluğunun doğduğunu belirtmiş, destek tazminatından desteğin yüzde 50 kusuru oranında indirim yapmıştır. Daire, dağıtım şirketinin TBK m.71 tehlike sorumluluğu uyarınca sorumlu olduğunu, ihtiyari dava arkadaşı olan davalılar arasında müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanacağını, dava dışı trafo sahibinin kusurunun ancak rücu davasında dikkate alınacağını, takdir edilen manevi tazminatın da yerinde olduğunu belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1482 K. 2017/556 Bozma

Müteselsil sorumluluk bulunan hâllerde zarar gören, alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi yalnız biri veya birkaçından da isteyebilir; sorumlulardan birinin ölmüş olması diğerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, zarar gören dilerse davasını hayatta olan sorumluya yöneltebilir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.162 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/803 K. 2024/365 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Asıl işverenin alt işverene rücu ettiği tazminat uyuşmazlığında, mali müşavir bilirkişi raporunda TBK m.162 ve 167 anılarak tarafların müteselsilen eşit sorumlu olduğu görüşü bildirilmiş; daire bu raporu hüküm kurmaya elverişli görmeyip ilk derece kararını kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan dava dışı işçiye asıl işveren sıfatıyla ödenen 13.192,78 TL işçilik alacağının yükleniciden rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, müteselsil sorumluluk gerekçesiyle bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulüyle 7.069,65 TL'ye hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, iç ilişkideki rücu uyuşmazlığının öncelikle sözleşme ve şartname hükümlerine göre çözülmesi gerektiğini, ödemenin ilişkin olduğu dönemde işçinin yüklenici nezdinde çalışıp çalışmadığı ile sorumluluk oranlarının denetime elverişli raporla belirlenmesi gerektiğini, hükme esas alınan raporun bu niteliği taşımadığını; ayrıca mükerrer yazıldığı bildirilen davalı bakımından ayrıca hüküm kurulup lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulüyle kararı kaldırmıştır.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2022/845 K. 2024/269 Kısmen Kabul

Trafik kazasından doğan tazminat davasında daire, TBK m.162-163 uyarınca müteselsil sorumlu borçluların her birinin borcun tamamından sorumlu olduğunu, zarar görenin tazmini sorumluların tamamından veya bir kısmından isteyebileceğini belirtmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Trafik kazasında yaralanan davacı, güvence hesabı ile araç sürücüsü ve işletenin mirasçılarından maddi ve manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi güvence hesabı yönünden davayı kabul etmiş, sürücü ve işleten mirasçıları yönünden ise arabuluculuğa başvurulmadığı ve taraf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Daire, güvence hesabının geçici iş göremezlik, hesap yöntemi, temerrüt ve zamanaşımına ilişkin istinaf sebeplerini yerinde görmeyerek bu yönden başvuruyu esastan reddetmiş; müteselsil sorumlular arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu ve mirasçıların davaya dahil edilmesiyle taraf teşkilinin sağlandığını belirterek davacının istinaf başvurusunu kabul edip kararı bu davalılar yönünden kaldırmıştır.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2020/664 K. 2020/1533 Düzelterek Esastan Red

Trafik kazasında yaralanan yolcunun tazminat istemine ilişkin uyuşmazlıkta, uyulan Yargıtay bozma ilamında müteselsil sorumlulukta her borçlunun borcun tamamından sorumlu olduğu TBK m.162'ye atıfla belirtilmiş; daire de zararın tümünün sigortacıdan istenebileceğini kabul etmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Yolcu olarak bulunduğu motosikletin karıştığı trafik kazasında yaralanan davacı sigorta şirketinden maddi tazminat istemiş, ilk derece mahkemesi davayı kabul ederek 72.546,15 TL tazminata hükmetmiştir. Davalı sigorta şirketi hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmadığını ileri sürerek istinafa başvurmuş; dairenin ilk kararı, kusur incelemesinin yetersizliği ve müteselsil sorumluluk gereği zararın tamamından sorumluluk gerektiği gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozmaya uyulduktan sonra alınan rapora göre istiap haddi aşılarak ve sürücü belgesi olmayan sürücünün aracında yolculuk edilmesi müterafik kusur sayılmış, 80.606,83 TL gerçek zarardan %40 indirim yapılmıştır. Daire, istinafın kabulü ile kararı kaldırıp düzelterek yeniden esas hakkında 48.364,06 TL tazminata hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!