TBK Madde 409 Ücret ödeme borcu: b. İşçinin çalışmayı durdurması hâlinde

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 409, uzun süreli bir hizmet ilişkisinde işçi; hastalık, askerlik veya kanundan doğan çalışma ve benzeri sebeplerle kusuru olmaksızın, iş gördüğü süreye oranla kısa bir süre için işgörme edimini ifa edemezse, işveren başka bir yolla karşılanmadığı takdirde o süre için işçiye hakkaniyete uygun bir ücret ödemekle yükümlüdür.

Resmi Metin

b. İşçinin çalışmayı durdurması hâlinde

Madde 409- Uzun süreli bir hizmet ilişkisinde işçi, hastalık, askerlik veya kanundan doğan çalışma ve benzeri sebeplerle kusuru olmaksızın, iş gördüğü süreye oranla kısa bir süre için işgörme edimini ifa edemezse işveren, başka bir yolla karşılanmadığı takdirde, o süre için işçiye hakkaniyete uygun bir ücret ödemekle yükümlüdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.409, işçinin kendi kişiliğinden doğan bir engelle (hastalık, askerlik, kanuni çalışma vb.) kusursuz olarak kısa süre iş görememesi hâlinde, işverene sınırlı bir ücret ödeme yükü getirir. Doğması için dört koşul birlikte aranır: uzun süreli hizmet ilişkisi, kusursuzluk, iş gördüğü süreye oranla kısa bir devamsızlık ve başka yolla karşılanmamış olması. Ödenecek tam ücret değil, hakkaniyete uygun bir ücrettir. Kritik ayrım: engel işçiden kaynaklanır; oysa TBK m.408 işverenin kusuru/kabulde temerrüdü hâlinde tam ücreti korur, ikisini karıştırmayın. Uygulamada sık hata, SGK geçici iş göremezlik ödeneği gibi kaynakları göz ardı etmektir; başka yolla karşılanan kısım bu alacaktan düşer, sosyal sigorta hakları ise saklıdır. 4857 sayılı Kanuna tabi işçide, İş Kanununun özel/öncelikli hükümleri (örneğin iş sözleşmesinin askıya alınması, ihbar süresince ödeme) devrede olduğundan, TBK m.409 tamamlayıcı niteliktedir; genel hizmet kuralı diye otomatik uygulandığı varsayılmamalıdır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 409. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 328 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 408 inci maddesinde, işçinin çalışmayı durdurması halinde ücret konusu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 328 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “f. İş ifa edilmediği halde ücret” ibaresi, Tasarıda “b. İşçinin çalışmayı durdurması durumunda” şekline dönüştürülmüştür.

Maddeye göre, “uzun süreli bir hizmet ilişkisinde işçi, hastalık, askerlik veya kanundan doğan çalışma ve benzeri sebeplerle kusuru olmaksızın, iş gördüğü süreye oranla kısa bir süre için işgörme edimini ifa edemezse, işveren, başka bir yolla karşılanmadığı takdirde, o süre için işçiye hakkaniyete uygun bir ücret ödemekle yükümlüdür.” Ancak, işçi çalışmadığı süre içinde başka bir yolla, mesela bir sosyal güvenlik kurumundan gelir elde etmişse, işverenin ücret ödeme borcu olmayacaktır. Nitekim, 4857 sayılı İş Kanununun 48 inci maddesine göre de: “İşçilere geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi gerektiği zamanlarda geçici iş göremezlik süresine rastlayan ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatilleri, ödeme yapılan kurum veya sandıklar tarafından geçici iş göremezlik ölçüsü üzerinden ödenir. Hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilir.”

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.409 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2015/28101 K. 2015/15042

Askı hâlinde hakkaniyete uygun ücret istenebilmesi için hizmet ilişkisinin Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olması gerekir; özel kanun niteliğindeki iş kanununa tabi işçiler bakımından askerlik ve kanundan doğan çalışma hâllerinde askı süresince ücret ödenmeyeceği açıkça düzenlendiğinden bir kanun boşluğu bulunmaz ve bu hükme dayanılarak ücret istenemez.

Detaylı özeti gör

Davacı işçi, 2014 Şubat ayında yaklaşık 190 işçiyle birlikte sendikaya üye olduğunu, 30.03.2014 yerel seçiminde belediye yönetiminin değişmesinden sonra üyelikten istifa için baskı yapıldığını, 28.11.2014 tarihli yazıyla 64 işçinin sözleşmesinin 30.11.2014 tarihinden itibaren beş ay askıya alındığını ileri sürerek işe iadesini istemiştir. Davalı şirket, kış mevsimi nedeniyle iş yoğunluğunun azaldığını savunmuş; mahkeme, askıya almanın fesih sayılamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, askının kural olarak işçinin rızasına bağlı olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 409. maddesindeki ücret hakkının İş Kanunu'na tabi işçilere uygulanmayacağını belirtmiş; askı işleminden önceki yedi ayda 133 yeni işçi alındığını, askı önerilen 64 işçiden 61'inin sendika üyesi olduğunu saptayarak tek taraflı askıyı geçersiz fesih ve sendikal nedenli saymış, işe iadeye ve bir yıllık brüt ücret tutarında tazminata hükmetmiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!