MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2490 E., 2025/2021 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/335 E., 2022/566 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı idare arasında 07.01.2008-31.12.2009 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde BT ve MR Cihazları Hizmet Alımı Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davacı tarafından … Görüntüleme Merkezi ve Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti’nden MR cihazı kiralandığını, cihazın davalı idare tarafından tahsis edilen yerde hizmet vermeye başladığını, 25… Ekim 2008 tarihlerindeki şiddetli yağışlar sonucu cihazın bulunduğu mahallin çatısından giren yağmur suları sebebiyle cihazın zarar görerek arızalandığını, oluşan hasar sebebi ile … Görüntüleme Merkezi ve Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından sigorta şirketine hasar bildiriminde bulunulması sonrasında …Sigorta A.Ş’nin cihaz için 164.655,00 USD’yi dava dışı şirkete ödediğini, … Sigorta A.Ş’nin ödemiş olduğu hasar bedelinin tazmini için İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/184 Esas sayılı dosya ile dava açtığını ve müvekkili, davalı ve davadışı…şirketi aleyhine müteselsilen sorumlu olarak hükmedilen tutarın tahsili için başlatılan icra takibinde müvekkilinin takip tutarının tamamı olan 697.376,45 TL’yi ödediğini, oluşan zararda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin ödediği tutarın tahsili için Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü’nün 2018/13276 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek, davalının icra dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, hasarın doğduğu bölüm de dahil olmak üzere tüm binanın bakım ve tutum anlaşmasının…Sosyal Hiz… Ltd. Şti. ile imzalandığını ve tamamında su baskını oluştuğunu, A poliklinik çatısı da dahil olmak üzere burada yapılan temizlik inceleme ve bakımlarının kabulünü bu firmanın yaptığını, davanın ilgili şirkete ihbarını talep ettiklerini, rücuya esas mahkeme kararında kusur oranlarının belirlenmediğini, tarafların kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, müvekkili idarenin binanın kontrollerini zamanında yaptırmış olup, bir eksikliğin söz konusu olmadığını, bu nedenle oluşan zarardan sorumlu tutulamayacağını, ödeme emrinde alacak konusu edilen miktarın yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zararın bina içine giren suyun elektromanyetik cihazları bozması sonucu meydana geldiğinin anlaşıldığı, olayın meydana geliş şekline bakıldığında binada yağmur sularını tahliye için yeterli çatı sisteminin kurulmadığı, bu durumun da çatıda su birikmesine neden olduğu, biriken suların tıkaması sonucu çatıdan binaya su sızarak zararın oluştuğu kanaatine varıldığı, yine taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı yanca ekipmanların işletmeye hazır olarak teslim edilmiş olduğu, bu yönüyle çatıya ilişkin gerekli bakım ve onarımı gerçekleştirmediği için davalının %40 oranında sorumlu olduğu, yine çatının ve binanın temizliği işini yapan alt işverenin davalı idare ile birlikte sorumlu olacağı, alt işverenin de gerekli bakım ve temizliği yapmamasından dolayı %40 oranında sorumlu olduğu, alt işvereninin sorumlu olduğu oran açısından davalının davacıya karşı sorumluluğunun olduğu kanaatine varıldığı, davacının ödediği tutarın mahkeme kararına dayandığı görülmekle ödenen tutarın %80’i oranında kısımdan davalının sorumlu olduğundan açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; … Şirketi ile müvekili arasında 4 adet temizlik ve bakım hizmeti sözleşmesi akdedildiği ve sözleşmeye göre çatıların temizliğinden … Şirketi’nin sorumlu olduğunu, hasarın binadaki eksiklik ve yetersizlikten hasıl olmadığını, MR biriminin müvekkilinin sorumluluğunda olmadığından müdahale yapılamadığını, ancak bilgi verildiğinin anlaşıldığını, 22.05.2021 tarihli raporda doğal sebepler kaynaklı kaçınılmazlık faktörünün etkili olduğuna kanaat getirildiğini, yağmurun öngörülebilir sınırların üzerinde yağdığını, 29.04.2022 tarihli ikinci rapor ile müvekkilinin bina maliki olarak sorumlu olduğu belirtilmiş ise de bina malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran hallerden mücbir sebep söz konusu olduğundan müvekkilinin sorumluluğuna gidilmeyeceğini, zarardan sorumlu tutulmalarının hakkaniyete aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, rücuen tazminat talebinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı yüklenici, davalı idare ile akdedilen hizmet alım sözleşmesi kapsamında dava dışı … Firması’ndan kiralanmak suretiyle davalı idarede kullanıma sunulan MR cihazının, belirtilen dönemde gerçekleşen aşırı yağışlar sonrası çatıdan sızan yağmur suları nedeniyle arızalanması sonrasında, sigorta şirketi tarafından dava dışı cihazın kiralandığı … firmasına yapılan ödemenin tahsili için açılan davada müvekkili, davalı idare ve davadışı … Şirketi yönünden zararın tazminine yönelik verilen müştereken ve müteselsilen tahsil kararı nedeniyle, sigorta şirketince açılan icra takibi neticesinde ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsili talebinde bulunmuştur.
6098 sayılı TBK’nın 167. maddesi; “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” hükmünü içermektedir. Mahkemece alınan 29.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda, meydana gelen olay nedeniyle davacının %20, davalının %40 ve davadışı … Şirketi’nin %40 oranında sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalının belirlenin %40 sorumluluk oranına göre TBK’nın 167/2. maddesi gereği zararın sadece %40 oranına tekabül eden kısmından sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece açıklanan şekilde değerlendirme yapılması gerekmesine rağmen, hatalı değerlendirme ile davadışı … Şirketi için belirlenen %40 kusurdan da, davalının davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesi ile davacının ödediği tutarın toplam %80’i oranında kısmından sorumlu olduğunun kabulü ile karar verilmesi hatalı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar (TBK 167/1). Bu hüküm bir maddi hukuk kuralı olduğu kadar aynı zamanda sorumlu olunan miktarın ispatı bakımından da bir usul kuralı niteliğindedir. Aksi ispatlanmamış ise müteselsil sorumlular iç ilişkide birbirine karşı eşit paylarla sorumlu olsa da aksinin ispatlanması halinde sorumluluk miktarı daha fazla veya daha az da olabilecektir. Aksinin kararlaştırıldığını veya aksini kabul etmeyi gerektiren bir hukuki ilişkinin varlığını kanuni karinede belirtilen eşit pay olarak sorumluluğa razı olmayan taraf ispatlamalıdır. Böyle bir ispatın gerçekleşmemesi halinde kanuni karine devreye girecek ve kanundaki eşit pay sorumluluğuna göre rücu miktarı belirlenecektir.
Bu hükümle birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesine göre davacı tarafça kiralanan MR cihazının gösterilen yerde hastaneye kurulduğu, yine davacı tarafça işletilmekte olduğu sırada yağan aşırı yağmurlarda bina içine su girmesi sonucu cihazın hasar gördüğü, cihazı kiralayan sahibinin sigorta şirketinden zararını tahsil ettiği, sigorta şirketinin halefiyet esasına göre açtığı davada zararın yağmur sularının bina içine sızması sonucu meydana geldiği, bina içine yağmur suları girmesinin giderlerin tahliyeyi sağlayacak teknikte yapılmaması ve çatı temizliğinin yeterince yapılmamasından kaynaklandığının hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlendiği, yine raporda Sağlık Bakanlığına bina maliki olarak % 40, … Şirketine ise davalı Bakanlık ile arasındaki hizmet alım sözleşmesine göre çatı temizliğinin yeterince yapılmaması nedeniyle % 40 ve bu dosyadaki davacı Mavi Ay şirketine ise % 20 kusur izafe edildiği, ve bu miktarın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiği davacının da tüm hasarı kendisinin ödediğini belirterek davacıdan ödediği tüm bedelin davalıdan rücuan tahsilini istediği ancak mahkemece davalının kendi kusuru ve temizlik hizmeti alımı yaptığı şirketin kusuru nedeniyle zarardan % 80 oranında sorumlu olduğu kabul edilerek kısmen kabul kararı verilmiştir.
Kararı davacı istinaf ve temyiz etmediğinden oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle davacıya izafe edilen % 20 kusur yönünden davanın reddedilmiş olması uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır.
Davalı bina maliki olup yağmur sularının tahliyesinin sağlanamayarak bina içine girmesi sonucu üçüncü kişilerin uğradığı zarardan; giderlerin tekniğine uygun olmaması ve çatı temizliği dahil gerekli bakım ve onarımların zamanında yapılmamış olması nedeniyle sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı idare dava dışı … şirketinden temizlik hizmeti almış olup, alınan bu hizmet bina malikinin sorumluluğundaki bakım yükümlülüğünün yerine getirilmesiyle ilgili olduğundan bu şirket yönünden izafe edilen % 40 kusur nedeniyle de davalı idare, davacıya karşı sorumludur. Zira bu kusur da davacı yönünden bina malikinin gerekli bakımları zamanında yapmaması nedeniyle doğmuş olup davalının başka bir şirketten hizmet alımı yapmış olması diğer kişilere karşı kendisinin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır
Öte yandan davacı ile davalı arasında MR cihazının kurulup işletilmesi için yapılmış hizmet alım sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde hasar meydana gelmiş olup cihazların davalının gösterdiği yerde kurulmuş olması, bu yerin hastanenin yönetiminde bulunması, cihazların sözleşme sona erdiğinde davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği açıkça anlaşılmıştır. Sözleşmenin ifası sırasında cihaz hasar gördüğünden davalının bina maliki olmak yanında davacıya karşı ayrıca sözleşmesel sorumluluğu bulunduğu da açıktır.
Borçlular arasındaki ilişkinin niteliğinden bu durum açıkça anlaşılmış olmakla artık eşit paylarla sorumluluktan söz edilemeyeceği gibi davalının hizmet alımı yaptığı şirketin kusuru nedeniyle sorumlu olmadığı da kabul edilemez
Bu durumda davacı, sigorta şirketine fer’ileriyle birlikte ödediği miktarın % 80 oranına karşılık gelen miktarı davalıdan istemekte haklıdır.
İlk derece mahkemesince verilen karar yukarıda açıklanan nedenlere uygun bir gerekçe ve sonuç içermekte olup, tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup bölge adliye mahkemesince kararda belirtilen nedenlerle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli ve yerinde olmuştur.
Açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları reddedilerek kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan ilk derece mahkemesi kararının bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe