T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:
MERSİN
8.
ASLİYE
HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ
:
20.12.2018
NUMARASI
:
2018/642 E.-35 K.
DAVACI : Mersin Büyükşehir Belediyesi
VEKİLİ: Av.
K1
–
A1
DAVALI : F1Hiz.San.ve Tic.A.Ş.
VEKİLİ: Av.
K2
–
A2
DAVANIN KONUSU
: Rücuen Tazminat (İşçi Alacaklarından Kaynaklanan)
Dava Değeri
: 5.421,42 TL
Dava Tarihi
: 05.06.2018
Karar Tebliğ Tarihi(Davalı)
: 16.04.2019
İstinaf İstek Tarihi(Davalı)
: 23.04.2019 (süresinde)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:
16/09/2020
KARARIN YAZIM TARİHİ
:
16/09/2020
Mersin
8.
Asliye
Hukuk
Mahkemesi
‘nin
20.12.2018 tarih ve 2018/642 E.-35 K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;
Davacı vekili 05.06.2018 tarihli dava dilekçesinde,davalı şirketin davacı Mersin Büyükşehir Belediyesinden iş aldığı dönemde çalıştırdığı dava dışı
K3
‘nın net maaş zammı farkı, net ikramiye, bayram ücreti alacağı nedeniyle Mersin 3.İş Mahkemesinin 2015/277 Esas-633 Karar sayılı kararı ile tazminata hak kazandığını, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini ve Mersin 3.İcra Müdürlüğünün 2016/4742 Esas sayılı icra takibi ile icraya konduğundan dava dışı işçiye ödenen toplam 5.421,42 TL tazminatın rücuen ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap lahiyasında, dava dilekçesinde delil avansı, gider avansı ve temyiz başvuru harcı adı altında yapılan ödemelerin karşı tarafça kendini savunmak için harcanmış kalemler olduğundan bu ödemelerin zorunlu olmayı ihtiyari olduğundan rücu istemine konu edilemeyeceğini, rücu davaları 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan zamanaşımı def’inde bulunduklarını, dava dışı K3’nın işin sona ermesi ile birlikte müvekkili olan şirketteki çalışmasının sona erdiğini, dava dışı K3’nın iş davasına konu ettiği çalışmanın sadece bir kısmının müvekkili şirket zamanında olduğunu, keza işçilerin kıdem tazminatından 4857 sayılı yasanın 112. maddesi uyarınca ilgili kamu kurumunun sorumlu olduğunu, sözleşme ve eklerinde işçil alacak kalemlerinden taşeron şirketin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığını,davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
; Davanın Kabulü ile, 5.421,42 TL’nin ödeme tarihlernden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, harca,vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmettiği,
DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF NEDENLERİ
; Taraflar arasındaki sözleşmede, üst işveren alt işveren arasındaki ilişkide tüm sorumluluğun yükleniciye ait olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, gerek sözleşmede ve gerekse Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde yer alan hükümlerin işçinin özlük hakları ile ilgili olduğunu, bu nedenle davacı tarafın yaptığı ödemeleri müvekkiline rücu etmesinin mümkün bulunmadığından Mersin 8.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20.12.2018 tarih ve 2018/642 E.-35 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istediği,
İstinaf dilekçesinin davacı vekiline tebliğ edildiği,
DELİLLER :
Tüm dosya.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Mersin 3. İş Mahkemesinin 2015/277 Esas -633 Karar sayılı kararı incelendiğinde,davacısının dava dışı işçi
K3
, davalılarının Mersin Büyükşehir Belediyesi ve F1
Hiz.San.ve Tic.A.Ş. olduğu,yapılan yargılama sonunda net maaş zammı farkı, net ikramiye, bayram ücreti alacağına dair yerel mahkeme kararının Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 08.02.2016 tarih ve 2016/2462 E.-1977 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği,
Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2016/4742 E. sayılı icra takip dosyası incelendiğinde, alacaklının dava-dışı K3, borçlunun Mersin Büyükşehir Belediyesi olduğu ve Mersin 3. İş Mahkemesi’nin 2015/277 Esas -633 Karar sayılı kararı nedeniyle net maaş zammı farkı, net ikramiye, bayram ücreti, vekalet ücreti,yargılama gideri ve faizi olmak üzere toplam 4.229,42 TL üzerinden ilamlı icra yoluyla takip yapıldığı, ödeme emrinin borçlu Mersin Büyükşehir Belediyesine usule uygun tebliğ edildiği, davacı Büyükşehir Belediyesi tarafından ödenerek borcun kapatıldığı,
Görülmüştür.
Dava, hukuki niteliği itibariyle hizmet sözleşmesi uyarınca rücuen tazminat isteğidir.
Hizmet Alım Sözleşmesinin 22.maddesi,”Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin 6. Bölümünde belirlenmiş olup yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür.”
Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölümünde çalışanların özlük hakları başlıklı 38. maddesi,”Yüklenici çalıştırdığı işçileri, işin yapılmakta olduğu bir iş kolu veya meslekte aynı tipteki bu iş için mevzuatla kabul edilenlerden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücret almalarını sağlayacaktır. Ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarının toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenici en yakın ve en uygun bir bölgedeki iş kolu veya meslekteki aynı tip bir iş için mevzuatla tespit edilenlerden daha az elverişli olmayan ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarına sağlayacaktır. Yüklenici, varsa alt yüklenicilerinin bu çalışma şartlarına uymalarına sağlamak için gerekli tedbirleri alacaktır….”
Şeklindedir.
“…….Davacı asıl işveren,davalılar ise alt işverenlerdir. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş Hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir………”(Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 17.05.2018 tarih ve 2015/43264 E.-2018/5986 K.sayılı kararı)
Somut olayda
, dava-dışı işçi K3’nın davacı Mersin Büyükşehir belediyesine bağlı taşeron şirkette 14.08.2013-30.09.2014 tarihleri arasında çalıştığı, hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışırken 30.09.2014 tarihinde iş bitimi nedeniyle yazılı fesih bildirimi yapılmaksızın işten çıkarıldığı, net maaş zammı farkı, net ikramiye, bayram ücretinin hüküm altına alındığı ve bu kararların kesinleştiği ve icra marifetiyle davacı tarafından ödenerek işbu rücuu davasının açıldığı tüm dosya kapsami ile sabittir.
F2
Sendikası ile F1
…Tic. A.Ş. arasında 14.08.2013-15.08.2015 tarihlerini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin 29. maddesinde ücret zammı, 30. maddesinde ikramiye, 31. maddesinde bayram parası ödemelerinin ne şekilde olacağına dair düzenlemeler bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dava dışı işçi de Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan işçi alacağına ilişkin dava açmıştır.
Davacı tarafından ödemesi yapılan işçi alacağı dayanağının
F2
Sendikası ile eldeki dosyanın davalısı şirket arasında yapılmış olan toplu iş sözleşmesine ilişkin olduğu görülmektedir.
Her ne kadar taraflar arasında yapılmış olan Hizmet Alım Sözleşmesinin 22. ve Genel Şartnamenin 6. Bölümünün 38. maddesinde işçi alacağından tarafların ne şekilde sorumlu olacaklarına dair açık bir düzenleme bulunmamakta ise de; dosyamızda rücuen tazminata konu olan işçi alacağının taraflar arasında yapılmış olan hizmet alımı sözleşmesinden değil, davalı şirketin imzaladığı Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle bu miktarın tamamı ile harç ve yargılama giderlerinin tamamından davalı şirket sorumludur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi uyarınca davalı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi uyarınca davalı vekili İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,
İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan
121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 92,58 TL peşin/nispi istinaf karar harcı nın hazineye irat kaydına,
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 359/3.maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a bendi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe