T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU :
TAZMİNAT
Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01/03/2018 tarih ve 2016/475 Esas 2018/103 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu Adana Bölge Adliye Mahkemesi’nin 9. Hukuk Dairesi’nin 17/10/2018 tarih 2018/1106 Esas 2018/2018/789 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilmekle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :
Müvekkili kurumun Mart 1989 seçimleri ile kurulmuş olup müvekkili kurumdan ihale almak suretiyle temizlik işini yapan taşeronların işçisi olarak çalışan K1’in kıdem tazminatının eksik ödendiği iddiası ile müvekkili kurum aleyhine Adana 1. İş Mahkemesinin 2010/1102 Esas 2011/448 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davada dinlenen tanık beyanları, SSK kayıtları ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının 01/09/1990-30/09/1992 tarihleri arası çalışmaları karşılığı eksik ödenen alacaklarının ödenmesi gerektiğinin kabul edilerek faizi ile birlikte müvekkili kurumdan tahsiline karar verildiğini, mahkeme kararının Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2016/866 sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, yargılama gideri, vekalet ücreti ve işlemiş faizi ile birlikte müvekkili kurum tarafından 08/02/2016 tarihinde 11.591,50 TL ödenmek suretiyle müvekkili kurumun zararının doğduğunu, davalı taşeronların işçisine müvekkili kurumun ödemek zorunda kaldığı kıdem tazminatından aslen davalıların sorumlu olduğunu, 11.591,50.-TL kurum zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI KENAN SENSALIVER CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Açılan davadan dolayı müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili davalı şirkete ve davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, Adana 8. Noterliğinin devir sözleşmesi ile müvekkil davalı şirket davayı konu olan ve ana sözleşmede belirtilen her türlü hak ve mükellefiyetleri ile birlikte 1991 tarihi itibariyle diğer taraf F1 Belediyeleri Sanayi ve Ticaret AŞ unvanlı şirkete 01/08/1991 tarihi itibariyle devrettiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği gibi F1 Belediyeleri Sanayi ve Tic AŞ nin daha sonra F2 İmar İnşaat Kültür ve Sağlık Tic. AŞ ismini aldığını, söz konusu devir sözleşmesine göre alacaklı konumda olan F2 İlçe Belediye Başkanı K2’un da sözleşmeye muvafakat ettiğini, dolayısıyla müvekkili davalı şirketin 01.08.1991 tarihinden bu yana sorumluluğunun bulunmadığını, bu konuda Yüksek Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının bulunduğunu, davalılardan son alt işveren sıfatını taşıyan davalının sorumlu olacağına dair yargıtay kararı olduğunu, davaya konu olayda da son alt işverenin F2 İmar İnşaat Kültür ve Sağlık Tic. A.Ş olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı F2 İmar İnşaat Kültür ve Sağlık Tic. A.Ş adına çıkarılan tebligatın usulüne uygun tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi ibraz etmediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabul, kısmen de reddi ile; toplam 5.795,75 TL tazminatın, 228,48 TL’sinin davalı K3’den; kalan 5.567,27.-TL’sinin ise diğer davalı F2 İmar İnşaat Kültür Sağlık A.Ş.’den 08.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin alacak isteminin reddine karar verildiği görülmüştür.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Alt iş verenin işçilerine ödenen kıdem ve ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları nedeniyle ödeme yapan üst işverenin, işçiyi çalıştıran alt işverenlere rücu edebileceği, hem Borçlar Kanunun hükümleri hem de davalılar ile müvekkili kurum arasında imzalanan sözleşmeleri ile şartnameleri gereği olduğunu, ihale sözleşmelerinde taşeron firmanın işçilik alacaklarından sorumluluğu yönünde bir düzenleme getirilmesinin beklenemeyeceğini, sözleşmede bir düzenleme yapılması gerekiyor ise ancak taşeronun sorumlu olmayacağı veya taşeronun sorumluluğunu kısmen ya da tamamen ortadan kaldırılan bir düzenleme yapılıp yapılmadığına bakılması, taşeronun sorumluluğunun ortadan kaldıran istisnai bir düzenleme yoksa, sözleşmede her hangi bir hüküm bulunmasa da da taşeronun tam sorumluluğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtip, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Yazılı beyanlar, Adana 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/866 Esas sayılı icra takip dosyası, Adana 1. İş Mahkemesi’nın 2010/1102 Esas 2011/448 Karar sayılı dava dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, hizmet alım sözleşmesine dayalı rücuen alacak davasıdır.
İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı F2 Belediye Başkanlağı asıl işveren, davalılar alt işverendir. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak iş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Burada yasadan kaynaklanan bir tesessül sözkonusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki bakımından (dava dışı işçiye ) karşı müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme işçi alacağının teminat altına alınması amacıyla yapılmış ve sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl işveren ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş Kanunu değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu konudaki kesin sorumluluğun hangi tarafa ait olacağı konusunda bir anlaşma yapabilirler. Zira 6098 sayılı TKB’nun 167. (mülga 146) maddesinde düzenlenen “aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlularda her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki düzenlemede de müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit miktarlarla sorumlu oldukları, ancak bunun tersinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı kurumun temizlik işlerini davalı K3’e, F3 Limited Şirketine, davacı belediyenin iştiraki olan F1 Belediyeleri A.Ş.ne, daha sonra da başka şirketlere ihale ettiği, F1 Belediyeleri A.Ş.’nin daha sonra unvan değişikliği ile F2 İmar İnşaat Kültür ve Sağlık Ticaret A.Ş. ismini aldığı, 20.9.1990 tarihinde ihaleyi alarak davacı Belediye ile sözleşme imzalayan davalı K3, 27.9.1990 tarihli devir sözleşmesi ile, bu sözleşmeden doğan hak ve borçları aynı bedelle ve sözleşmede belirtilen hak ve mükellefiyetleri ile birlikte davalı F3 Limited Şirketine devrettiği, davacı Belediyenin bu devre muvafakat etmek suretiyle sözleşmeyi imzaladığı, davalılar K3 ile F3 Limited Şirketi arasındaki bu sözleşme, işyeri devri niteliğinde olup, davalı alt işveren K3’in, asıl işveren davacı Belediyeye karşı sözleşmeden doğan sorumlulukları devam ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; Davacı Belediyenin açılan ihaleler sonucunda davalı işverenlerle temizlik hizmet sözleşmeleri yapıldığı, davalıların çalıştırmış oldukları işçilerden dava dışı K4’in işçilik alacakları nedeniyle Adana 1. İş Mahkemesinin 2010/1102 E., 2011/448 K. Sayılı dosyası ile açtığı davanın belediyenin aleyhine sonuçlandığı, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, Adana 1.İcra Dairesinin 2016/866 E. Sayılı dosyası ile icraya konuludğu, borçlu belediyenin 08.02.2016 tarihinde dosya borcunu 11.591,50.- TL olarak ödemek zorunda kaldığı, davacı kurumun yaptığı ödemenin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ödenemesine ilişkin eldeki davanın açıldığı sabittir.
Davalı Kenan’ın davacı kurumdan 20/09/1990 tarihinde ihale alarak sözleşme imzaladığı, 28/09/1990 tarihli devir sözleşmesi ile bu sözleşmeden doğan hak ve borçlarını F3 Ltd. Şti.’ne devrettiği, davacı belediyenin bu devri onayladığı, bu devrin işyeri devri niteliğinde bir devir olduğu, devir sözleşmesinde, davalı alt işveren Kenan’ın nezdinde çalışan işçilerin tüm işçilik hakları ile birlikte devredildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, asıl işveren davacı belediyenin söz konusu devre muvafakat etmesinin işçilik hak ve alacaklarının devri konusunda açık bir onay olmadığı, olayda işçilik alacakları yönünden borcun naklinin de söz konusu olmadığı gibi davacı belediye ile davalılar arasında işçilik alacakları yönünden davalıların sorumlu olacağına ilişkin bir sözleşme de bulunmadığından davalılara rücu edilecek miktarın yarı yarıya sorumluluk kapsamında olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre, vermiş olduğu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından istinaf talebinde bulunanın istinaf başvurusunun HMK. ‘nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-
İstinaf Başvurusu’nun
HMK 353/1-b-1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken istinaf karar harcı olan 54,40.-TL harçtan, peşin alınan 35,90.-TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50 TL harcın istinaf talebinde bulunandan alınmasına,
3-İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin
6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca
İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 18/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe