İİK m.67/2 uyarınca alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının davasında haksız çıkması yeterli olmayıp takibinde kötü niyetli olduğunun da dosya kapsamıyla ispatlanmış olması gerekir.
Detaylı özeti gör
Banka, genel kredi sözleşmelerinde kefil olduğunu ileri sürdüğü kişiye karşı başlattığı altı icra takibine yapılan itirazların iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi kefaletin şekil şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, takibe konu kredilerin dayandığı sözleşmelerde kefilin el yazısıyla azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatını yazmadığını, eşin rızasının da alınmadığını saptayarak davanın reddini yerinde bulmuş; ancak kötü niyet tazminatı talebi hakkında hüküm kurulmamasını hatalı görerek kararı kaldırmış ve yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, davalının deposuna bırakılan ürünün depoda zarar gördüğü iddiasına dayanan, saklama sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasının istinaf incelemesine ilişkindir; İİK m.67, istinaf dairesince davanın bu madde uyarınca açılmış itirazın iptali istemi olarak nitelendirilmesinde anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, ihraç edilinceye kadar saklanmak üzere bir şirketin depolarına bırakılan kalsitin depoda hasar görmesinden doğan alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, depoyu işleten şirketin ürünleri özenle saklama görevini yerine getirmediğini, malların teslimden önce hasarlı olduğu savunmasının delillendirilemediğini, ürünün niteliğine uygun muhafaza koşullarını sağlama yükümlülüğünün saklayana ait olduğunu ve istifin yapıldığı alanın bu bakımdan önem taşımadığını belirterek bilirkişi raporuyla saptanan tazminata hükmedilmesini yerinde bulmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, limon bahçesi ürününün satışına ilişkin sözleşmede ürünün teslim edilmediğini ileri süren alıcının açtığı itirazın iptali davasına ilişkindir; İİK m.67, istinafa konu ilk derece kararının özetinde, davalının kötüniyet tazminatı talebinin maddenin ikinci fıkrasındaki yasal koşullar bulunmadığından reddedildiği belirtilirken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında alıcı, bedelini ödediği limon bahçesi ürünlerinin kendisine teslim edilmediğini ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi ürünün hasat edilmemesinin alıcıdan kaynaklandığı gerekçesiyle davayı, satıcının kötüniyet tazminatı istemini de reddetmiştir. Daire, yöresel teamüle göre hasat ve nakliyenin alıcıya ait olduğunu, satıcıya usulüne uygun ihbar veya ihtar yapılmadığını, satıcının kusurunun bulunmadığını ve temerrüde düşürülmediğini belirterek TBK m.213 koşullarının oluşmadığını, kötüniyet tazminatının reddinin de yerinde olduğunu kabul etmiş, her iki tarafın istinaf başvurusunu ayrı ayrı esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, iş makinesi kira sözleşmesine dayanan fatura alacağı için yapılan ilamsız takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkindir; İİK m.67, istinaf incelemesine konu ilk derece kararında davanın bu madde gereğince açıldığı belirtilirken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
İş makinesinin sahibi şirket, düzenlediği fatura bedelinin bakiyesi için ilamsız icra takibi başlatmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi uyuşmazlığı kira ilişkisinden doğan alacak sayarak sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Daire, sözleşmede operatörün ücretinin makine sahibine ait olması ile günlük çalışma süresi ve yevmiye kesintisi düzenlemelerinin bulunması karşısında ilişkinin kira sözleşmesi değil tacirler arası iş makinesi hizmeti alımı olduğunu, uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görüleceğini belirlemiş; istinaf başvurusunu kabul ederek görevsizlik kararını kaldırmış ve dosyayı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine göndermiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, kredi borçlusu şirket ile müteselsil kefillerin icra takibine itirazı üzerine bankanın açtığı itirazın iptali davasının istinaf incelemesine ilişkindir; İİK m.67, dava dilekçesinde itirazın haksız olduğu ileri sürülerek borçluların m.67/2'deki tazminata mahkûm edilmesi istenirken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istenmiştir. İlk derece mahkemesi bilirkişi raporu doğrultusunda davayı kısmen kabul etmiş, davacı banka faiz ve anapara hesabına yönelik istinaf başvurusunda bulunmuştur. Daire, hükme esas alınan bilirkişi raporunu ve faiz oranını hukuka uygun bularak istinaf sebeplerini reddetmiş; ancak talebi aşan miktarlara hükmedilmesini taleple bağlılık kuralına aykırı görerek kararı re'sen kaldırmış, takipten sonra yapılan kısmi ödemeyi işlemiş faizden mahsup ederek esas hakkında yeniden hüküm kurmuştur.
Kararı incele →
Diğer kararlar (22)
İİK m.67/2 uyarınca itirazın iptali davasının reddi halinde kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksızlığı yeterli olmayıp, alacaklının haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde takibe giriştiğinin kanıtlanması gerekir. Alacağın zamanaşımına uğraması borcu eksik borç haline getirdiğinden, davanın zamanaşımından reddi tek başına alacaklının kötüniyetini göstermez.
Detaylı özeti gör
Su ve kanalizasyon idaresi, 2009-2011 dönemine ait su tüketim faturası alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi alacağı on yıllık zamanaşımı nedeniyle reddetmiş, ayrıca alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmetmiştir. Daire, uyuşmazlığın sözleşme hukuku çerçevesinde çözüleceğini ve on yıllık sürenin dolduğunu isabetli bulmuş; ancak zamanaşımının borcu ortadan kaldırmayıp eksik borç haline getirdiğini, bu nedenle davanın zamanaşımından reddinin alacaklının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceğini belirtmiş, kararı kaldırıp yeniden hüküm kurarak kötüniyet tazminatı istemini reddetmiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olan davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasını, kefalete ilişkin hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddeden ilk derece kararının istinaf incelemesine ilişkindir; İİK m.67, istinaf dairesince davanın bu madde gereğince açılan itirazın iptali davası olarak nitelendirildiği gerekçede anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Banka, genel kredi ve teminat sözleşmesinde müteselsil kefil olan kişi hakkında başlattığı takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi, kefaletten on yıl geçtikten sonra takip başlatıldığı gerekçesiyle davayı hak düşürücü süre yönünden usulden reddetmiştir. Daire, gerçek kişi kefaletinin sözleşmenin kurulmasından on yıl geçmekle kendiliğinden sona erdiğini, bu sürenin hak düşürücü olup re'sen gözetildiğini, kefalet limitinin artırılmasına ilişkin sözleşmenin yeni bir kefalet sayılmadığını ve asıl borçlu ile dava dışı diğer kefiller hakkındaki takibin bu süreye etkisinin bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
İİK m.67/2 uyarınca icra takibinde haksız görülen alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının takipte hem haksız hem de kötüniyetli olması gerekir.
Detaylı özeti gör
Bonoya dayalı icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istenmiş, borçlu senedin cebir ve tehditle imzalatıldığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, kesinleşen ceza mahkemesi kararına dayanarak davanın ve kötüniyet tazminatı isteminin kabulüne karar vermiştir. Daire, senedin baskı altında ve zorla alındığının kesinleşen ceza kararıyla sabit olduğunu, suç, şikayet ve dava tarihleri birlikte değerlendirildiğinde davanın TBK 39'daki hak düşürücü süre içinde açıldığını, senetten dolayı borç bulunmadığını belirterek alacaklının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, trafik kazası nedeniyle ödenen maddi tazminatın rücuen tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasına ilişkindir; İİK m.67, istinafa konu ilk derece kararının özetinde icra inkâr tazminatına maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmedildiği belirtilirken anılmış, davalı istinaf sebeplerinde bu tazminata hükmedilmesine karşı çıkmıştır.
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, kasko sigortacısının sigortalısına ödediği hasar bedelini halefiyet uyarınca kaza sorumlularından rücuen tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesi zamanaşımı def'ini yerinde görmeyerek davayı kabul etmiş, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Daire, rücu isteminin TBK m.73/1 uyarınca tazminatın ödendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, ödemenin 08.10.2018'de yapıldığını, salgın nedeniyle duran 93 gün eklendiğinde sürenin 09.01.2021'de dolduğunu ve takibin bu tarihten sonra başlatıldığını saptamış; davalının istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış ve davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir.
Kararı incele →
İİK m.67/2 uyarınca itirazı haksız bulunan borçlu ile takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm edilir. Alacaklının takipte açıkça haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanmadıkça aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemez.
Detaylı özeti gör
Banka, genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayan davalılar aleyhine başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiştir. Asliye ticaret mahkemesi, bilirkişi raporu doğrultusunda davayı kısmen kabul etmiş, reddedilen kısım üzerinden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmetmiştir. Daire, kefiller yönünden hesap kat ihtarlarının tebliğ tarihlerine göre belirlenen temerrüt tarihlerinde ve faiz oranında hukuka aykırılık bulunmadığını, hükme esas alınan raporun denetime elverişli olduğunu belirtmiş; ancak alacaklının takipte açıkça haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanmadan aleyhine tazminata hükmedilmesini usul ve yasaya aykırı bularak istinafı kabul etmiş, kararı kaldırıp yeniden hüküm kurmuştur.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için borçlu şirket, müteselsil kefil ve ölen kefilin mirasçıları hakkında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir; İİK m.67, davanın bu maddeye göre açılan itirazın iptali davası olduğu belirtilirken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Banka ile bir limited şirket arasındaki genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olarak katılan iki şirket ortağından birinin ölümü üzerine, banka mirasçılara karşı da icra takibi başlatmış; itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, kefaletlerin şekil şartlarını taşıdığını ve şirket ortağı sıfatıyla verilen kefaletlerde eşin rızasının aranmayacağını, kefilin ölümüyle kefaletin sona erdiğini, mirasçıların yalnız ölüm tarihine kadar kullandırılan kredilerden sorumlu olduğunu, hükme esas alınan hesaplama yönteminin de yerinde bulunduğunu belirterek mirasçıların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
İİK m.67'de düzenlenen itirazın iptali davası, alacaklının takip talebinden (İİK m.58) sonra borçlunun ödeme emrine itirazı (İİK m.60, 61, 62) üzerine duran takibin devamını sağlamaya yöneliktir. Bu dava bakımından, HMK m.114'te sayılanlar dışında başka kanunlarda öngörülmüş dava şartları da söz konusu olabilir.
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, taşıma hizmetinden doğan navlun ve demuraj alacağı için yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir. İlk derece mahkemesi davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir. Daire, yabancı para borcunun Ülke parasıyla da ödenebileceğini düzenleyen hüküm ile takip talebinin zorunlu içeriğine ilişkin kuralları birlikte değerlendirmiş; takip talebinde yabancı para alacağının Türk lirası karşılığı gösterilmediğinden geçerli bir takip bulunmadığını belirterek usulden red kararını hukuka uygun görmüş ve alacaklı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
İİK m.67'ye dayalı itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibinin bulunması gerekir. İtirazın iptali davası bakımından özel bir yetki kuralı öngörülmediğinden yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenir ve icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması o yer mahkemesini yetkili kılmaz.
Detaylı özeti gör
İhale ile alınan asfalt yama işini taşeron olarak yapan alt yüklenici, ödenmeyen fatura bedeli için ilamsız takip başlatmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, davalının yerleşim yerinin başka ilde olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir. Davalı, davanın yetkisizlikten değil tümden reddi gerektiğini ve lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek istinafa başvurmuştur. Daire, icra dairesinin yetkisinin kesinleşmesinin o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali davası yönünden yetkili kılmadığını, davanın genel ve özel yetkili mahkemelerin hiçbirinde açılmadığını belirterek yetki itirazının kabulünü yerinde bulmuş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
İİK m.67'de itirazın iptali davası için öngörülen 1 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup itirazın tebliği tarihinden itibaren başlar; itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden de bu davanın açılmasına engel bir kanun hükmü yoktur. İtirazın tebliğ edilmemesi yalnızca bu hak düşürücü sürenin başlamasına engel olur.
Detaylı özeti gör
Taşıyıcı şirket ödenmeyen navlun faturası için, yük sahibi ise antrepoda oluşan yük hasarı için başlattıkları icra takiplerine yapılan itirazların iptalini istemiş, davalar birleştirilmiştir. İlk derece mahkemesi her iki davayı da bir yıllık zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Daire, faturaya dayalı alacakta akdi ilişki inkar edilmediğinden alacaklının yerleşim yerinde takip ve dava yolunun açık olduğunu, icra takibiyle kesilen zamanaşımının takibe ilişkin her işlemden sonra yeniden işlediğini, itirazla duran takipte başka işlem yapılmadığını ve arabuluculukta duran süre eklendiğinde bir yıllık sürenin dolduğunu belirterek tarafların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, mal satışından doğan alacak için başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasına ilişkindir; İİK m.67, davalının istinaf sebeplerinde icra inkâr tazminatının hükmolunan şeyin değerine göre değil, dava değerini de aşar biçimde takip tutarı üzerinden belirlenmesinin bu maddeye aykırı olduğu ileri sürülürken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, ticari mal ve hizmet satışından doğan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, tarafların ticari defterlerinin birbirini doğruladığını, alacağın likit olduğunu ve dava tarihinden sonraki ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınacağını belirterek davayı kabul etmiş, icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Davalı vekili, alacağın yargılama sırasında tamamen ödendiğini, talebi aşar biçimde hüküm kurulduğunu, alacak likit olmadığından inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ve takipte adi faiz istenmişken avans faizi uygulandığını ileri sürmüştür. Daire, bilirkişi raporunu denetime elverişli bulmuş; ödemelerin infazda gözetilmesini, inkar tazminatını ve faiz uygulamasını yasaya uygun görerek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, ilaç satışına ilişkin faturalara dayanan ilamsız takibe yapılan itirazın iptali istemli davanın istinaf incelemesine ilişkindir; İİK m.67, ilk derece kararının özetinde davanın bu maddede düzenlenen itirazın iptali talebine ilişkin olduğu belirtilirken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Davacı şirket, vefat eden eczacının mirasçılarından biri olan davalı borçluya karşı, eczaneye satılan ilaç faturalarından kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş, ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Adana BAM, eczaneyi elbirliği halinde işleten mirasçılar arasında TMK m.640 uyarınca zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, takibin ve itirazın iptali davasının tüm mirasçılara karşı birlikte yürütülmesi gerektiğini, usulüne uygun takip bulunmamasının dava şartı olduğunu belirtmiştir. Davalı istinafını kabul edip ilk derece kararını kaldırmış, yeniden hüküm kurarak dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermiştir.
Kararı incele →
İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davası, takip talebine itiraz edilen alacaklının itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispatlaması koşuluyla açabileceği bir davadır. Bu süreyi geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır.
Detaylı özeti gör
Genel kredi sözleşmesine dayalı takibe itirazın iptali davasında borçlu, talep edilen yıllık yüzde 94,5 temerrüt faizinin ve faiz üzerinden hesaplanan verginin yasaya aykırı olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Daire, bankacılık işinin ticari iş niteliğinde olması nedeniyle TBK m.88 ve 120'deki faiz sınırlamalarının ticari kredilerde uygulanmayacağını, TTK m.8 uyarınca temerrüt faizi oranının serbestçe belirlenebileceğini kabul ederek borçlunun esasa ilişkin istinaf sebeplerini yerinde görmemiş; alacaklı bankanın miktar itibarıyla kesin olan karara yönelik başvurusunu usulden, borçlunun başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, ticari nitelikli satıştan kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali davasına ilişkindir; İİK m.67, davalıların cevap dilekçesinde davanın bu maddedeki hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı savunulurken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Davacı şirket, davalıya ait ipotekli taşınmaza dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı takibe itirazın iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Adana BAM, ipotekli taşınmaz maliki olan davalının borçtan şahsen sorumlu olmadığı, takipten önce TMK 887 uyarınca takip borçlularına ihtarat yapılmadığı, dolayısıyla takip ve dava şartının gerçekleşmediğini saptamıştır. Davacı vekilinin istinafı reddedilmiş, davalılar vekilinin istinafı kabul edilerek ilk derece kararı kaldırılmış ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak dava reddedilmiştir.
Kararı incele →
İİK m.67/2 uyarınca alacaklının kötüniyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötüniyetli yapılmış olması ve ayrıca karşı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin bulunması gerekir; talep bulunmadıkça mahkemece bu konuda karar verilemez.
Detaylı özeti gör
Dava, ticari satımdan doğan altı faturaya dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Borçlu şirket, ödemelerin yapıldığını ve alacaklı şirketin kaşeli ve imzalı ibraname verdiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi imza incelemesi sonucunda ibranamedeki imzanın alacaklı şirket yetkilisine ait olduğunu saptayarak davayı reddetmiş ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmetmiştir. Daire, kendi aldığı grafoloji raporuyla da imzayı doğrulayarak ibra sözleşmesiyle borç ilişkisinin sona erdiğini kabul etmiş; ancak kötü niyet tazminatı için karşı tarafın talebinin bulunmadığını, talep olmadan bu tazminata hükmedilemeyeceğini ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğunu belirterek kararı kaldırıp yeniden esas hakkında hüküm kurarak davayı reddetmiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, site yönetimiyle yapılan anlaşma uyarınca kurulan bariyer ve kart okuma sisteminin bedeli için başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasına ilişkindir; İİK m.67, istinaf incelemesine konu ilk derece kararında davanın bu maddede tanımlanan itirazın iptali talebine ilişkin olduğu belirtilirken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Site yönetiminin giriş çıkış kontrolü için bariyer ve otomatik geçiş sistemi kurulması işini üstlenen yüklenici, bakiye iş bedeli için icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, bilirkişinin belirlediği güncel rayiç bedel üzerinden davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, işin sözleşme ve tekniğe uygun yapıldığını ispat yükünün yükleniciye ait olduğunu, bedelin imalatın yapıldığı yıl piyasa rayiçlerine göre saptanması gerektiğini belirtmiş; ayrıca ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen site yönetiminin taraf olduğu eser sözleşmesinin tüketici işlemi sayılması nedeniyle uyuşmazlığa tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğini kabul ederek istinaf başvurusunu kabul etmiş, kararı kaldırıp dosyayı yerel mahkemeye göndermiştir.
Kararı incele →
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte, İİK m.150/e son fıkrasının göndermesiyle kıyasen uygulanan m.78/2'deki “dava” kavramından genel mahkemede İİK m.67 uyarınca açılan itirazın iptali davası anlaşılır. Bu davanın açılmasından kararın kesinleşmesine kadar geçen sürede satış isteme süresi işlemez.
Detaylı özeti gör
Davacı borçlular, asıl borçlu şirketin borcu için ipotek vermedikleri taşınmazın icra ihalesiyle satıldığını, kefalet limitinin aşıldığını ve takibin düştüğünü ileri sürerek ihalenin feshini istemiştir. İlk derece mahkemesi, davacıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu, tebligat ve kapak hesabında usulsüzlük bulunmadığını belirleyerek davayı reddetmiştir. Karara karşı davacı borçlular istinaf yoluna başvurmuştur.
Kararı incele →
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte, İİK m.150/e son fıkrasının göndermesiyle kıyasen uygulanan m.78/2'de yazılı “dava” kavramından genel mahkemelere İİK m.67 uyarınca açılan itirazın iptali davası anlaşılır. İtirazın iptali davasının açılmasından kararın kesinleşmesine kadar geçen sürede satış isteme süresi işlemez.
Detaylı özeti gör
İpotek veren üçüncü kişi konumundaki davacı borçlular, asıl borçlunun borcu için taşınmazlarının ihaleyle satıldığını, alacağın teminatı olan taşınmazların toplu rehin oluşturduğunu ve yalnız bir kısmının satışa çıkarılmasının usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı reddederek para cezasına hükmetmiştir. Davacılar karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
Kararı incele →
İİK m.67/2'deki kötü niyet tazminatı bakımından istinaf dairesi, takipten önce takibe konu asıl alacak kadar ödemenin banka aracılığıyla yapıldığı, alacaklının takibinde haksız olduğu ve borçlunun tazminat talep ettiği durumda tazminat şartlarının oluştuğunu kabul etmiştir.
Detaylı özeti gör
Ticari alışverişten kaynaklanan alacağın tahsili için takip başlatan satıcı şirket, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde takip konusu borcun banka aracılığıyla ödendiği, bu ödemenin alacaklının kayıtlarında görünmediği belirlenmiş; ilk derece mahkemesi davayı reddederek alacaklıyı kötü niyet tazminatına mahkum etmiştir. Daire, ödemeye ilişkin banka kayıtlarını ilgili kurumdan getirtip dekontu dosyaya kazandırmış; ödemenin hangi borca ilişkin olduğu açıklanmadığından TBK m.102 uyarınca muaccel borç için yapıldığının kabulü gerektiğini, alacaklının aksini ispatlayamadığını belirtmiştir. Eksik inceleme nedeniyle istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış, yeniden hüküm kurarak davayı reddetmiş ve kötü niyet tazminatına ilişkin kabulü yerinde bulmuştur.
Kararı incele →
İİK m.67/2 uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının alacağını dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit olması gerekir. Borçlunun itirazında kötüniyetli olması koşul olmayıp, borçlunun tek başına ne kadar borçlu olduğunu belirleyebildiği hâllerde alacak likit sayılır.
Detaylı özeti gör
Banka, sabit faizli tüketici kredisi taksitlerini ödemeyen kredi borçlusu hakkında ilamsız takip başlatmış; itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, bilirkişi raporu doğrultusunda davayı kısmen kabul ederek takibin belirlenen asıl alacak ve ferileri üzerinden devamına ve asıl alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkar tazminatına karar vermiştir. Borçlu, akdi ve temerrüt faizinin hatalı hesaplandığını ve alacağın likit olmadığını ileri sürmüştür. Daire, akdi faizin TBK m.88/2, temerrüt faizinin ise m.120/2 uyarınca sözleşmede kararlaştırılan orana göre hesaplandığını belirterek faiz oranlarına yönelik istinaf sebebini yerinde görmemiş; imzalı ödeme planı nedeniyle alacağın likit olduğunu kabul ederek icra inkar tazminatını da yerinde bulmuş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →
İİK m.67/II uyarınca alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takibe itirazında haksız olması gerekir. Haksızlık kavramı alacağın belirlenebilir (likit) olma şartını da kapsar; alacağın varlığı ve miktarı ancak yargılama yapılıp bilirkişi raporu alınarak tespit edilebiliyorsa alacak likit değildir ve tazminat koşulları oluşmaz.
Detaylı özeti gör
Davacı, davalıya 35.000,00 TL ödünç para verdiğini, karşılığında aldığı bononun ceza soruşturması sırasında adli emanette kalarak zamanaşımına uğradığını belirterek yazılı delil başlangıcına dayanıp takibe vaki itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek takibin devamına ve 7.000,00 TL icra inkar tazminatına hükmetmiş, iki taraf da istinafa başvurmuştur. Daire, davacı tanığının paranın ödünç verildiğini beyan ettiğini ve davacının yemini eda ettiğini, asıl alacak yönünden takibin devamının yerinde olduğunu; ancak bono kambiyo vasfını yitirdiğinden ve takipten önce temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faizin istenemeyeceğini belirlemiştir. Davacının istinafı esastan reddedilmiş, davalının istinafı kabul edilerek karar düzeltilmek suretiyle yeniden kurulmuştur.
Kararı incele →
İİK m.67 uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazının haksız olması yanında alacağın likit, yani borçlu tarafından da hesaplanabilir nitelikte olması gerekir. Miktarı ancak yargılama ve bilirkişi incelemesiyle belirlenebilen alacak likit sayılmaz.
Detaylı özeti gör
Yüklenici şirket, kilit parke ve bordür taşı temini ile uygulaması bedelinden kalan alacağı için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiş; iş sahibi miktar ve tutarı kabul etmeyip iade faturalarına dayanmıştır. İlk derece mahkemesi, faturaların ve ödemelerin iş sahibinin defterlerinde kayıtlı olmasına dayanarak davayı kabul etmiştir. Daire, bedel ihtilaflı olduğundan mahallinde inşaat bilirkişisiyle keşif yapılıp imalat bedelinin yapıldığı yıl piyasa rayiçleriyle belirlenmesi ve ödenen tutarın mahsubu gerektiğini, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddi gerektiğini belirterek iş sahibinin istinaf başvurusunu kabul etmiş, kararı kaldırıp dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, resmî şekilde yapılmadığı için geçersiz sayılan sözleşme nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak için başlatılan ilamsız takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasına ilişkindir; İİK m.67 açılan davanın türü bakımından bu çerçeve içinde anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Davacı, baba olan davalıya ait taşınmaz üzerine muvafakatname/taahhütnameye dayanarak yaptığı dükkanların yıkılması nedeniyle zararının tahsili için itirazın iptali davası açmıştır. Adana BAM, taraflar arasındaki belgenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, davacının ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre enkaz bedelini (983 TL) talep edebileceğini; ayrıca dükkanlardan uzun süre gelir elde edilmesi ve baba-oğul ilişkisi karşısında ilk derecenin TMK 2 dürüstlük kuralını da uygulayarak verdiği kısmen kabul kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir. Davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Kararı incele →