Adana BAM, 6. HD., E. 2024/1901 K. 2024/1721 T. 27.12.2024

İlgili TBK madde: TBK Madde 89

T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1901 – 2024/1721
T.C.

ADANA

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1901

KARAR NO : 2024/1721

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

MAHKEMESİ : …. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 14/05/2024

NUMARASI : … Esas – … Karar

DAVACI : … Petrol Ürünleri İnşaat Nakliye İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi –

VEKİLİ : Av.

DAVALI : … Grup İnşaat Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF TALEP TARİHİ : Davalı-09/08/2024

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 27/12/2024

KARARIN YAZIM TARİHİ : 27/12/2024

…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14/05/2024 tarih ve … Esas -… Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: … Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (…) tarafından ihale edilmiş olan … İKN (İhale Kayıt Numaralı) “… İli Merkez İlçelerinde Asfalt Yama Yapılması İşi” işini davalının ihale usulü ile aldığını, davalı ve idarenin 08.11.2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, akabinde davalı tarafın ihale aldığı bu işi müvekkili şirkete taşre ettiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında, davalının ihale ile idareden aldığı işin müvekkili şirket tarafından yapılmasına dair bir “Taşeron Sözleşmesi” akdedildiğini, işin yapılma yeri … İli …, …, … İlçeleri olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin sözleşme konusu işi bitirip teslim ettiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında başlangıçta hiçbir sorun bulunmazken en son takibe konu fatura bedelinin davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili şirketin defalarca kez davalıyla irtibata geçip, hakedişlerin karşılıklı olarak onaylandığını, ancak bu alacağın davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini beyan ederek, davanın kabulü ile borçlunun haksız itirazının iptaline, takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle durdurulan takip nedeniyle alacağın %40 ından aşağı olmamak kaydıyla davalı tarafın icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 116. maddesinde sayılan ilk itiraz nedenlerinin tümünü tekrar ettiklerini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, bu nedenle yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin görevsiz de olduğunu, esasa girilmeksizin, görevsizlik nedeniyle de davanın reddi gerektiğini, … İcra Müdürlüğü … Esas sayılı icra takip dosyasına konu edilen 15.02.2022 tarihli … numaralı 99.394,99 TL bedelli e-faturanın davacı tarafın iddia etmiş olduğu gibi taşeron sözleşmesine istinaden yapılan iş ve hizmetin karşılığı olarak müvekkili şirketin bilgisi dahilinde düzenlenmediği ve müvekkili şirketin herhangi bir itirazının bulunmadığına yönelik davacı tarafın tüm iddialarının da gerçek dışı olduğunu, davanın esastan reddi gerektiğini beyan ederek, yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılan davanın usulden reddine, haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takipte haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 40’dan az olmamak üzere davacı tarafın kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:” Eldeki davada davalının yerleşim yerinin İstanbul, olduğu anlaşıldığından dosyanın talep halinde yetkili İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

1-Açılan dava konusunda mahkememizin yetkisizliğine karar kesinleştiğinde HMK 20.maddesinde belirtilen süre içerisinde başvuru yapılması halinde dosyanın yetkili mahkeme olan İSTANBUL ANADOLU ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

2-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına;

3-HMK nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına”, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili 09/08/2024 tarihli istinaf dilekçesindeözetle;

1-Yerel Mahkemece davanın yetkisizliğine, görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna olduğuna karar verilmiş ise de davanın yetkisizlik nedeni ile değil tümden reddolması gerektiğini, şöyle ki; davacı tarafın haksız tahsilât yapma amacı ile kötü niyetli olarak müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin hiçbir borcu bulunmadığı halde davacı tarafın talep ettiği alacak iddiasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,

2-Müvekkili şirketin icra takibine konu edilen faturaya ilişkin olarak davacı tarafa karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, bununla birlikte müvekkili şirket ile davacı taraf arasında davacı tarafın iddia ettiği şekilde taşeron sözleşmesine istinaden iş veya hizmet ilişkisi hatta ticari bir iş ilişkisinin de söz konusu olmadığını, kaldı ki davacı tarafın ileri sürmüş olduğu taşeron sözleşmesinde tarafların imzaya yetkili şirket yetkililerinin ıslak imzalarının da bulunmadığını,

3-Bilindiği üzere Avukatlık Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca lehine karar hükmolunan şahıs kendini Avukat ile temsil ettiriyorsa bu vekile Avukatlık ücreti takdir olunacağını, ancak yerel mahkemenin kanunlara, içtihatlara ve teamüllere aykırı olarak vekâlet ücreti yönünden bir karar vermediğini, dosyada şu aşamada, yetkili mahkemeye gönderilme talebi de olmadığı ve dosyaya devam edilmediğinden, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili istinaf başvurusuna karşı beyanlarında özetle;

1-Yerel Mahkemenin yetkisizlik kararına karşı istinaf başvurusunun davalı tarafından tamamen kötüniyetli şekilde ve yargılamayı uzatma amacı ile yapıldığını,

2- Davalının yetki itirazı kabul edilmiş olmasına rağmen yetkisizlik kararını istinaf ettiğini,

3- Zaten davalının istinaf başvurusunda, yetkili olduğu belirlenen mahkemenin yetkisine de itiraz etmediğini, davalının yalnızca yargılamayı uzatmaya çalıştığını, davalı hakkında HMK m. 351 hükmünün uygulanmasını talep ettiklerini, davalının bu denli aşikar şekilde kötüniyetli istinaf talebinde bulunması karşısında akdi vekalet ücreti ve karşı yan vekalet ücretini ödemesine hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek,
Sonuç itibariyle; Davalının yetkisizlik kararına karşı yapmış olduğu kötüniyetli istinaf başvurusunun ve sair tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine dayalı takibe yapılan itirazın iptali isteğidir.
…. İcra Müdürlüğü’nün … E. sayılı takip dosyası incelendiğinde: Alacaklının … Petrol Ürünleri İnşaat Nakliye İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi , borçlunun … Turizm İnşaat Enerji Akaryakıt Nakliye Ve Taşımacılık Gıda Temizlik Otomotiv Oto Kiralama İthalat İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, faturaya dayalı olarak toplam 101.539,47 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin 16/05/2022 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, 17/05/2022 tarihinde borçlu vekili tarafından yetkili icra dairesi Adana icra daireleri olduğundan yetkiye, borca, faize ve ferilerine itiraz edildiği, takibin devamında alacaklı vekilince 17/01/2023 tarihinde takip dosyasının borçlu tarafından yetkili olduğu belirtilen Adana İcra Müdürlüklerine gönderilmesinin talep delmesi dosyanın Adana İcra Tevzi Bürosuna gönderildiği ve Adana Genel İcra Müdürlüğü’nün … E. Sayılı dosya numarasını alan takip dosyasından borçlu adına gönderilen ödeme emrinin 05/02/2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, 01/02/2023 tarihinde borçlu vekili tarafından bu kez icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmeksizin borca, faize ve ferilerine itiraz edildiği ve takibin durmasına karar verildiği görülmüştür.
“…Davalı borçlu, ilk başlatılan …. İcra Müdürlüğünün … sayılı dosyasında sadece borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Dolayısıyla, bu borçlu yönünden yetki hususu kesinleşmiş olup Beyoğlu İcra Dairesinin yetkisi kabul edilmiştir. İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmez. Dolayısıyla davalı borçlu açılan itiazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edebilir. Somut olayda, davalı borçlu Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkmesi’nde açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz etmiş; talep üzerine yetkisizlik kararının kesinleşmesinin akabinde davalı borçlunun ikametgahının bulunduğu yetkili Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesine dosya gönderilmiştir. O halde, mahkemece işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken….” (Yargıtay 17. H. D.’nin 27/01/2016 tarih, 2014/6945 E., 2016/1011 K.)
“….Dava, İİK’nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davasının dinlenebilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibi bulunması gerekir. Dava konusu Ordu 2. İcra Müdürlüğü’nde yapılan takipte davalı-borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiştir. Kesin yetki kuralı dava şartı niteliğinde olup resen gözetilmesi gerekmekteyse de davanın ilk açıldığı Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce somut olayda uygulanacak kesin yetki kuralı bulunmadığı ve yetkisizlik ilk itirazı da olmadığı halde resen Fatsa mahkemelerinin yetkili olduğuna dair verilen yetkisizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu durumda davalı-borçlu süresinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmediğine göre Ordu 2. İcra Müdürlüğü’nün yetkisi de kesinleşmiş olduğu halde dava dosyasının gönderildiği Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından işin esasına girilmesi gerekirken Fatsa’da usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2015/11758 E., 2016/2636 K. Sayılı kararı).

İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.

HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. 6100 sayılı HMK’nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı TBK’nın 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
6100 sayılı HMK’nun “Yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19/2. maddesinde; “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz” hükmü yer almaktadır.

Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalıya geçer.

Eldeki dosyada, davalı borçlunun yerleşim yerinin Kartal/İSTANBUL, davacı alacaklının yerleşim yerinin Merkez/ÇORUM, sözleşmenin ifa edildiği yerin … olduğu, takibe ilk kez …’de başlanıp sonrasında borçlunun müdürlük yetkisine itirazı ve alacaklı vekili talebi üzerine ADANA’da takibe devam olunduğu görülmüştür.

Somut olayda, davalı Adana İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmediğinden artık icra dairesinin yetkisinin kesinleştiği kabul edilmeli ise de, bu durum o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali davası yönünden yetkili hale getirmeyeceğinden, davalı borçlunun açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine de itiraz hakkı bulunmaktadır. Eldeki dosyada da davalının süresinde usulünce mahkemenin yetkisine itiraz ettiği, davanın da yukarıda belirtilen genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açılmayıp yetkisiz bir mahkemede açıldığı anlaşıldığından, seçim hakkı kendisine geçen davalının yetki itirazının kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerindedir.

Ayrıca 6100 sayılı HMK’nın 20/1 maddesinde: “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Davalı vekilince HMK’nun 20. maddesi kapsamında kanun yoluna başvurulması nedeniyle HMK’nun 20. maddesinde belirtilen iki haftalık sürenin taraflar açısından işlemeye başlamadığı da gözetildiğinde, davalı vekilinin vekalet ücreti açısından istinaf başvurusu da yerinde değildir.

Sonuç itibariyle; HMK’nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca davalı vekili istinaf talebinin esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK 353/1-b.1 md.si gereğince davalı vekili İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,

2-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 427,6 TL’nin istinaf karar harcının hazineye İRAD KAYDEDİLMESİNE,

3-İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDINA,

4-İstinaf masraflarının, başvuran davalı üzerinde BIRAKILMASINA,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca, kararın ilk derece Mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
27/12/2024
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır
” Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır. “

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!