T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACILAR : 1-K1
2-K4
3-TASFİYE HALİNDE F1 NAKLİYAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ –
VEKİLİ : Av. K2
DAVALI : F2 GAYRİMENKUL VE DANIŞMANLIK TİCARET ANONİM ŞİRKETİ –
VEKİLİ : Av. K3
DAVANIN KONUSU : İhalenin Feshi
Mersin 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 03/07/2019 tarih 2018/349 esas 2019/510 karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacı borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine gereği görüşülüp düşünüldü:
DAVA: Davacı borçlular vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı F2 Gayrimenkul ve Danışmanlık Ticaret Anonim Şirketi’nin temlik aldığı Mersin 6.İcra Dairesi’nin 2009/1591 esas sayılı dosyasından F1 Nakliyat Limited Şirketi adına tapuya kayıtlı 9627 Ada, 7 parsel sayılı taşınmazın 30/05/2018 tarihli ihale ile dosya alacaklısı tarafından satın alındığını, taşınmazın sadece F1 Nakliyat Ltd.Şti’nin kendisinin kullandığı kredi borcu nedeniyle ve sadece kendi borcu için banka lehine ipotek verildiğini, ancak asıl borçlu F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi Limited Şirketi’nin borcu nedeniyle takip yapıldığını ve bu taşınmazın asıl borçlu şirketin borcu için ipotek verilmediği halde ihale sonucu satıldığını, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu icra takibinin asıl borçlu F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine olan kefaletinin teminatı olarak verildiği iddia edilen bu taşınmazın davalıya alacağına mahsuben 823.000,00 TL’ye ihale edildiğini, alacaklı F4bank lehine 400.000,00 TL tutarında limit ipoteği tesis edildiğini, tesis edilen ipoteğin niteliği dikkate alındığında alacağa mahsuben taşınmaz satışından alacağının 400.000,00 TL ile sınırlı olduğunu ve bu limitin hangi isim ile olursa olsun fazlasının talep edilemeyeceğini, satıştan aşan bedelin takip dosyasına peşin veya verilecek mehil içinde nakden ödenmesi gerektiğini ancak satış kararında söz konusu mehil tayin edilmediğini, müvekkili şirketin asıl alacaklı F4bank ile akdettiği ve takip dayanağı yapılan sözleşmedeki kefalet yükümlülüğünün ana para, faiz ve ferileriyle, vekalet ücreti, harç, masraf vs. borçlar dahil olmak üzere 280.210,00 TL olarak belirlendiğini, asıl alacaklı ve onun temlik ettiği davalı şirketin müvekkili şirketin kefaletine dayalı olarak söz konusu takip dosyasından talep edebileceği tutarın da bu miktarı aşamayacağını, davaya konu takip dosyasından daha önce satışı icra edilen taşınmazların da yine davalı şirket alacağına mahsuben ihale edilmiş olması karşısında takibin borcunun tamamen ödenmiş olduğunu, bu durumda satış yapılmaması gerekirken devamla dava konusu gayrimenkulün ihalesinin gerçekleştirilmesinin usulsüz olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir borcunun kalmadığının belirlendiği, bu hususta Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/556 esas sayılı dosyası ile borcun olmadığına dayalı menfi tespit davası, Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/256 esas sayılı dosyası ile yine takip konusu borcun tamamen ödendiği iddiası ile dava açıldığı, alacaklı vekili tarafından dosya borçlusu F3…Ltd. Şti hakkındaki takipten 14/03/2018 tarihinde feragat edildiği, aralarında zorunlu takip arkadaşlığı bulunan borçlu şirket hakkındaki takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, satış ilanının borçluya tebliğ edilmeden ve onun hakkında tebligat yapılamaması nedeniyle takipten feragat edilmesinin ihalenin feshi nedeni olduğunu, alacaklının süresinde satış talebi olmadığı için İİK.150/e maddesi uyarınca takibin düştüğünü, dosya kapak hesabının doğru yapılmadığını beyan ederek 30/05/2018 tarihli satışın ve ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Mersin 6.İcra Dairesi’nin 2009/1591 esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi Limited Şirketi’nin borcunun teminatının borcu olmak üzere ipotek verilen taşınmazın davacı F1 Nakliyat Limited Şirketi’nin mülkiyetinde olduğunu ve teminat olarak ipotek verenin de F1 Nakliyat Limited Şirketi olduğunu, ayrıca bu şirketin borca kefil de olduğunu, takipteki amacın borç için teminat olarak verilen ipoteğin paraya çevrilerek alacağın tahsil edilmesi olduğunu, davacının Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/148 esas sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali davasın sırasında alacaklı banka ile protokol yapılıp borcu üstlendiğini, F3 Limited Şirketi hakkında takipten vazgeçilmiş olunmasının takibin sıhhatini etkilemeyeceğini, takip sonrası imzalan protokol uyarınca tüm davacıların asıl borçlu olduğunu, davaya konu icra dosyasında ihaleye çıkan tüm taşınmazların kıymet takdirinin yapıldığını, hatta itiraza uğrayan kıymet takdirleri üzerine mahkeme tarafından yeni değerler tespit edildiğini, tespit olunan bu değerler üzerinde satışa çıkıldığını, davacı tarafın Mersin 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin satışın durdurulması, dosya kapak hesabına itiraz, itfa itirazı ve takibin iptali talepli davasında ön inceleme aşamasında satışın durdurulması talebinin reddedildiğini, davacının istinaf başvurusunun Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 2018/1232 esas 2018/849 karar sayılı kararı ile de kesin olarak reddedildiğini, dosyanın 2009 yılından beri derdest olduğunu, takip dosyasına herhangi bir ödeme görülmediğini, dava dilekçesine herhangi bir ödeme belgesi de eklenmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece davacıların borçlu sıfatı ile imzaladığı protokolde takibin kesinleştirilmesi, mevcut itirazlardan feragat, davalardan vazgeçme beyanlarının mevcut olduğunun görüldüğü, tebligatların ne suretle usulsüz olduğu, hangi tebligatın usulsüzlüğü nedeniyle hangi hakkın kayba uğradığı davacı tarafça belirtilmemiş olduğu gibi tebligatlarda resen değerlendirilmesi gereken bir usulsüzlük görülmediği, takip dosyasındaki kapak hesabı ile mahkemece alınan gerek tekli gerekse heyet bilirkişi raporunda belirlenen meblağların uyumlu olduğu, takip dayanağı ipotek belgesi ve belgenin garanti altına aldığı ipotek sözleşmesinde F3 ile birlikte tüm davacıların müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları, takipten feragatın, alacaktan feragat olmadığı, borçlulardan birinden olan takip feragatinin müşterek ve müteselsil sorumlu diğer borçlulardan tahsili engellemeyeceği, bu hususun ihalenin feshi nedeni yapılamayacağı, satış talepleri yatırılan satış avansları muvacehesinde yasal süresinde olduğu, muhammen bedel, satış bedeli ve satış masrafları arasında yasanın aradığı oran ve miktarın mevcut olduğu, satışa dair ilanların ve gazete ilanının usulüne uygun olduğu, davacının ileri sürdüğü ihalenin feshi sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkememizce de resen ihalenin feshini gerektirecek bir hal bulunmadığı anlaşıldığından; davanın reddine, davacıların feshini istediği ihale bedelinin %10’u oranında olan 82.300,00 TL para cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu takip dosyasında alacağın teminatı olarak ipotek tesis edilen taşınmazların tamanın 38 adet olduğunu ve aynı alacak için birden fazla taşınmazın rehnedilmiş olduğunu, toplu rehin bulunduğunu, davalı alacaklının alacağının temini maksadıyla tüm taşınmazların satışı yerine sadeece 5 adedinin satışının talep etmesinin başlı başına usulsüz olduğunu, davacı müvekkillerince dosyaya sunulan rapora itibar edilmediği belirtilse de takip dayanağının ipotek belgelerinin yanı sıra 08/03/2005 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğunu, söz konusu sözleşmede diğer borçlu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin kefaletinin bulunduğunu, alacaklı ile kefil arasında kefalet limitinin açıkça belli ve karşılıklı kabul ile ihtilafsız olduğunu ve temlik alanın da söz konusu limiti sorumluluğa ilişkin hükümlerini taşıyan sözleşme ile bağlı bulunduğu dikkate alındığında tarafları bağlamaması ve alacak isteminin söz konusu limitin kararlaştırıldığı şekli ile faiz, harç ve masraf, vekalet ücreti de dahil olmak üzere aşamayacağı dikkate alınmadan verilen raporu kabul ve bu konuda limiti aşan tutarda ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ihaleye devam edilmemesi gerektiği, TMK.’nun hükümlerine aykırı olduğu halde aksi tutum ile gerçekleştirilen ihalenin bu yönü ile usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili aleyhindeki takibin ipoteğin paraya çevrilmesine dair olması ve müvekkilinin kefaletinin teminatı olarak ipotek verdiğinden bahisle aslı borçlu ve ipotek borçlusu arasında zorunlu takip arkadaşlığı olduğunu, ayrıca bu durumun yerel mahkemece ihalenin feshi nedeni olarak kabul görmemesinin yasal düzenleme ve emsal kararlara aykırı olduğunu, yerel mahkemenin söz konusu ipoteğin kefaletini de temin ettiğine dair yorum yolu ile yapılan değerlendirmenin resmi senedin niteliğine açıkça aykırı olduğunu, bu hususun süresiz şikayete tabi olduğunu, satışın süresinde talep edilmediğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; takibin iptalinin toplu rehin gerekçesine dayandırılmadığını, bu yönde bir iddia da bulunulmadığı, dosyaya bu yönde bir belge de sunulmadığı, istinaf aşamasında böyle bir iddiada bulunulduğunu, bu nedenle davanın genişletilmesi yasağı gerekçesiyle istinaf talebinin değerlendirilmemeye alınmaması gerektiğini, davacının taşınmazların tümünün satışının istinmesi gerektiği yönündeki iddiasının alacaklıyı mağdur etmek amaçlı ve kötü niyetli olduğunu, bu talebini yargılama aşamasında ve dava dilekçesinde belirtmeyen davacının bu istemine muvafakatinin bulunmadığını, davacı şirketin aslı borçlu için verdiği bir ipoteğin bulunmadığı iddiasının borca dair sorumluluğunu gizleme amaçlı olduğunu, tüm davacıların takip sonrası imzaladıkları protokol dolayısıyla asıl borçlu durumuna geldiğini ve F3… Şti. Hakkında takipten vazgeçilmiş olunmasının takibin sıhhatini etkilemeyeceğini, davaya konu icra dosyasında ihalesine çıkılan tüm taşınmazların kıymet takdirlerinin yapıldığını, temlik aldıkları icra dosyasında bütün satış sürecinin eksiksiz ve büyük bir dikkatle usule ve yasaya uygun bir şekilde yürütüldüğünü, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin davacının iddialarının asılsızlığını ortaya koyduğunu ve yerel mahkemenin red kararının yerinde olduğunu, belirterek davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan ilamsız takipte taşınmaz ihalesinin feshi talebine ilişkin şikayet niteliğindedir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 07/01/2020 tarih 2019/2258 esas 2020/60 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kabulü ile “mahkeme kararının kaldırılmasına ve ihalenin feshine” karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08/06/2020 tarih 2020/2441 esas 2020/4032 karar sayılı ilamı ile ” ipoteğin aynı zamanda bu taşınmazın maliki olan F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılmış açılacak tüm krediler nedeniyle bilcümle borçlu hesaplarından ve herhangi bir sebepten dolayı bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ipotek ile teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Borçlu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin, F3 … Ltd. Şti.’nin kullandığı kredi ile ilgili sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğundan ve kefalet borcu da ipotek kapsamında olduğundan, alacaklının sözkonusu kefalet alacağını talep etmesinde yasaya uymayan bir yön yoktur. Kefalet borcu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’ne ait olup, F3 … Ltd. Şti., lehine ipotek verilen asıl borçlu değildir. Bu nedenle bu şirketin de takipte borçlu gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda alacaklı tarafından bu şirket yönünden takipten feragat edilmesinin takibe etkisi olmayıp, bu nedenle ihalenin feshine karar verilmesi doğru değildir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, borçluların diğer istinaf nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur.
Davacılar 30/05/2018 tarihinde yapılan ihalenin feshini 06/06/2018 tarihinde süresinde talep etmişlerdir.
Mersin 6. İcra Dairesinin 2009/1591 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı F4bank T.A.Ş. tarafından borçlular F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi, K4, K1, F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında 23.02.2009 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 427.173,00 TL’nin tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, alacağın daha sonra F2 Gayrimenkul ve Danışmanlık Ticaret Anonim Şirketi’ne temlik edildiği anlaşılmıştır.
İİK’nın 127. maddesi uyarınca taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya, alacaklıya ve tapu kaydındaki ilgililere tebliğ edilmelidir. Borçluolan davacılara satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Satış ilanı davacı borçlular vekiline 02/03/2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
İpotekler aynı zamanda bu taşınmazın maliki olan F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılmış açılacak tüm krediler nedeniyle bilcümle borçlu hesaplarından ve herhangi bir sebepten dolayı bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ipotek ile teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Borçlu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin, F3 … Ltd. Şti.’nin kullandığı kredi ile ilgili sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğundan ve kefalet borcu da ipotek kapsamında olduğundan, alacaklının sözkonusu kefalet alacağını talep etmesinde yasaya uymayan bir yön yoktur. Kefalet borcu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’ne ait olup, F3 … Ltd. Şti., lehine ipotek verilen asıl borçlu değildir. Bu nedenle bu şirketin de takipte borçlu gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda alacaklı tarafından bu şirket yönünden takipten feragat edilmesinin takibe etkisi olmayıp, bu nedenle ihalenin feshine karar verilmez.
Diğer borçlularda F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin borcuna yönelik olarak borçlu hesaplarından ve herhangi bir sebepten dolayı bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ipotek ile teminat vermişlerdir. Takip tarihi itibarı ile uygulanması gereken İİK.nun 150/e maddesi gereğince, alacaklının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren o tarihte yürürlükte olan mevzuata göre iki yıl içinde taşınmaz rehnin satışını istemesi gerekir. Bu sürede satışı istenmez ise takip düşer. Takibin düştüğü tarihten sonra yapılan işlemler ise yok hükmünde olacağından bu tarihten sonra yapılan ihalenin de sırf bu nedenle feshi gerekir.
İİK’nun 150/e maddesi son fıkrasının göndermesiyle kıyasen uygulanması gereken aynı kanunun 78/2. maddesinde belirtilen “itiraz” kavramından icra mahkemesine İİK’nun m.68-68/a maddeleri uyarınca yapılan itirazın kaldırılması talebinin, aynı maddede yazılı “dava” kavramından ise genel mahkemelere İİK’nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasının anlaşılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle icra mahkemesinde kıymet takdirine itiraz edilmesi satış isteme süresinin işlemesini durdurmaz (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, sh. 1021).
Somut olayda alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinde, örnek 9 icra emrinin davacı borçlulara 25/02/2009 tarihinde tebliğ edildiği, itiraz üzerine takibin 02/03/2009 tarihinde durduğu, satışın 18/12/2012 tarihinde talep edilip 300,00 TL masrafında aynı gün yatırıldığı anlaşılmaktadır. Alacaklının 28/04/2009 tarihinde Mersin 1. Asliye (Ticaret) Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali davası açtığı, aynı mahkemenin 28/01/2011 tarih2009/148 esas 2011/16 karar sayılı kararı ile itirazdan vazgeçildiğinden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği, kararın 22/04/2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davasının açılmasından kararın kesinleşmesine kadar geçen sürede satış isteme süresi işlemez. Bu halde satış süresinde talep edilmiştir. Davacıların bu istinaf sebebi yerinde değildir. (Benzer karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11/02/2016 tarih 2015/26501 esas 2016/3472 karar)
Borcun takipten önce ödendiği sebebi ihalenin feshi sebebi olarak kabul edilemez.
İcra takibi ekinde bulunan 09/06/2016 tarih 8426 yevmiye nolu ipotek resmi senedinin incelenmesinden, F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin Mersin İli Akdeniz İlçesi A1 Mahallesi/Köyü A2 Mevki 9627 ada 7 parsel sayılı taşınmazın F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılacak tüm kerdiler,bankadan doğmuş ve doğacak borçlarına ilişkin olarak 400.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteği olarak tesis edildiği görülmektedir.
Taşınmaz rehni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 850 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 850. maddesine göre taşınmaz rehninin ipotek veya ipotekli borç senedi ve irat senedi şeklinde kurulabileceği, başka herhangi bir şekilde kurulamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere ipotek, taşınmaz rehninin bir türüdür ve bir borcun ödenmesinin taşınmazla teminat altına alınması hukuki ilişkisine dayanır. İpotek, taşınmaza taalluk eden haklardandır. Birden fazla taşınmazın bir alacağın teminine tahsis edilmesi mümkündür. Bu durum toplu rehin kurulması veya rehin yükünün paylaştırılması yoluyla sağlanabilir.
Uygulama ve öğretide yer alan tanımlamaya göre bir tek alacak için birden fazla taşınmaz üzerinde her biri alacağın tamamına teminat (güvence) teşkil etmek üzere rehin yükü taşınmazlar arasında paylaşılmadan kurulan rehine toplu rehin (kollektif rehin – müşterek rehin, birlikte rehin=Gesaptpfand) denilmektedir. (Köprülü-sınırlı-haklar-İstanbul 1982- 1983,2.bası sh.291 vd.)
Yasa metninde de açıkça ifade edildiği gibi bu rehin türü “üzerinde kurulmak istenen taşınmazların mülkiyetinin aynı kişiye ait olması” ya da “taşınmazların ayrı kişilerin mülkiyetinde yani taşınmazların malikleri farklı kimseler ise, bu kişilerin güvence altına alınmak istenen borçtan müteselsil olarak sorumlu bulunmaları” hallerinde kurulabilmektedir. Bu şartlar yoksa toplu rehin kurulamaz.
Somut olayda, taşınmazların ayrı ayrı tarihlerde yapılan senetler ile ipoteklerin kurulduğu göz önüne alındığında TMK’nun 850 ve 873. maddeleri uyarınca birden fazla taşınmaz üzerinde toplu ipotek tesis edildiği kabul edilemez. Bu durumda tüm taşınmazların birlikte satışının istenmesi ve birlikte satış kararı verilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. İhalenin feshine karar verilmemesi isabetlidir. (Benzer karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14/06/2016 tarih 2016/14625 esas 2016/16862 karar)
K amu düzenine aykırılık yönünden yapılan incelemede;
-İİK’nın 150/e maddesi uyarınca icra emri tebliğ tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde satışın istendiği,
– İİK’nın 128/a maddesi uyarınca ihalenin kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren (icra memurluğunca yapılan keşif tarihi 05/01/2017)yasal 2 yıllık süre içinde yapıldığı,
– İcra müdürlüğünce açık artırma ilanının kesinleşen kıymet takdir raporuna uygun olarak hazırlandığı,
– İİK.nun 126/3. maddesine göre yapılan ilanın satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, tahmin edilen kıymeti, bulunduğu yer, birinci ve ikinci ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat ile diğer bilgilerin nereden ve ne suretle öğrenilebileceği hususlarını içerdiği,
– İİK’nın 126 ve 129. maddeleri gereği elektronik satış ilanının yapıldığı, elektronik ortamda teklif verilmediği, bu hususun açık artırma tutanağına yazıldığı,
-Satış kararındaki ilana ilişkin hüküm ile yapılan ilanların birbirine uygun olduğu,
-İİK’nın 126/1 kapsamında satış ilanlarının ihale tarihinden en az 1 ay önce yapıldığı,
-İİK’nın 129/1 maddesi kapsamında ihale bedelinin (823.000,00 TL) , muhammen bedelin (1.618.969,00 TL) yarısını (809.484,50 TL) ve paraya çevirme ve paylaştırma giderleri olan toplam miktarı karşıladığı,
– İhalenin satış ilanında belirtilen saat ve yerde yapıldığı, açık arttırma tutanağının yasanın aradığı tüm şartları içerdiği,
-Davanın esastan reddine karar verildiğinden ihale bedelinin % 10’u oranında para cezasının verildiği görülmüştür. Re’sen yapılan değerlendirmede de feshi gerektiren bir olguya rastlanmamıştır.
Davacıların dosya kapak hesabına itiraza ilişkin istinaflarının değerlendirilmesine,
Davacılar dava dilekçesinde ihalenin feshi şikayetinin yanında dosya kapak hesabına da itiraz etmişlerdir. Bu dava 06/06/2018 tarihinde açılmıştır.
Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/256 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde, davacılar vekili tarafından 24/04/2018 tarihinde Mersin 6. İcra Dairesinin 2009/1591 esas sayılı dosyasının 29/03/2018 tarihinde yapılan dosya kapak hesabına itiraz, itfa itirazı ve takibin iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
HMK’nın 114/1-ı maddesinde aynı dava başka mahkemede görülmekte ise dava şartının gerçekleşmediği düzenlenmiştir. Tarafları ve konusu aynı olan davanın Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/256 esassayılı dosyasında görüldüğü, mahkemedeki bu davadan daha önce açıldığı anlaşıldığından, dosya kapak hesabına ilişkin şikayetin dava şartı gerçekleşmediğinden usulden reddine karar vermek gerekirken esastan incelenerek reddine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkeme kararının bu yönden kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında ihalenin feshi şikayetine yönelik olarak mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından davacı borçlular vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, HMK’nın 355. maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda kararın kaldırılmasına, “ihalenin feshi şikayetinin reddine, davacıların ayrı ayrı ihale bedelinin %10’u olan 82.300,00 TL para cezası ile cezalandırılmalarına, davacıların dosya kapak hesabına ilişkin şikayetlerinin HMK’nın 114/1-ı maddesi uyarınca derdestlik nedeniyle reddine”dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.
H
Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1
-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince
REDDİNE,
HMK’nın 355. maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/349 esas 2019/510 kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,
2-
İhalenin feshi şikayetinin reddine,
Davacıların ayrı ayrı ihale bedelinin %10’u olan 82.300,00 TL para cezası ile cezalandırılmalarına,
-Davacıların dosya kapak hesabına ilişkin şikayetlerinin HMK’nın 114/1-ı maddesi uyarınca derdestlik nedeniyle reddine,
Alınması gereken 54,40 TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile kalan 18,50 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına AAÜT uyarınca hesaplanan 1.130,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğine avans sahibine iadesine,
3
–
İstinaf ve temyiz yargılaması yönünden,
Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile kalan 10,00 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 1.700,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafından temyiz aşamasında yapılan 267,80 TL harç gideri ve 87,10 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 354,90 TL’nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
İstinaf yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
HMK’nın 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın taraflara tebliğine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK’nın 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftaiçerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 30/09/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe