Adana BAM, 10. HD., E. 2020/1582 K. 2020/1358 T. 30.9.2020

İlgili madde: TMK Madde 873

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACILAR : 1-K1

2-F1 NAKLİYAT VE TİC.LTD.ŞTİ.

3-K2 –

VEKİLİ : Av. K3

DAVALI : F2 GAYRİMENKUL VE DANIŞMANLIK TİCARET A.Ş. –

VEKİLİ : Av. K4

DAVANIN KONUSU : İhalenin Feshi

Mersin 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 03/07/2019 tarih 2018/286 esas 2019/512 karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacılar vekili tarafından istenmesi üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVA: Davacı borçlular vekili dava dilekçesinde özetle;

Mersin 6.İcra Dairesi’nin 2009/1591 esas sayılı icra dosyasında müvekkillerine ait 9627 ada 6 parsel, 131 ada 14 parsel, 10251 ada 9 parsel sayılı taşınmazların 02/05/2018 tarihinden yapılan ihale ile alacaklıya alacağına mahsuben satıldığını, asıl borçlunun F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğunu, müvekkili davacıların ise ipotek veren 3.kişiler olduğunu, ihale edilen 131 ada 14 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu maliki F1 Nakliyat Limited Şirketi’nin borçlu şirket için verdiği bir ipotek olmadığını, bu taşınmazı kendi kullandığı krediler için kefalet olarak verdiğini, ipotek verilmediği halde bu taşınmazın sanki dosya borçlusu için ipotek verilmiş gibi ihale sonucu satıldığını, alacaklı vekili tarafından dosya borçlusu F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkındaki takipten 14/03/2018 tarihinde feragat edildiğini, takip borçlusu ile onun borcu için ipotek veren davacılar arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğunu, ayrıca borçlu şirkete satış ilanı tebliğ edilmeden ve onun hakkında tebligat yapılmaması nedeniyle takipten feragat edilmesinin de ihalenin feshi sebebi olduğunu, alacaklı vekili 22/01/2014 tarihinde satış talep etmişse de bu talebinin kabul edilmediğini, bundan sonra 28/11/2014 tarihinde tekrar satış talep etse de bu satış talebinin de kıymet takdiri yapılmadığı için kabul edilmediğini, süresinde satış istenmediğinden takibin düştüğünü dosya kapak hesabının da doğru yapılmadığını, Serbest Mali Müşavir K5 tarafından banka kayıtları ve ödeme dekontları incelenmek suretiyle düzenlenen raporu ve eklerine göre asıl borçlunun yapılan ödemeler ve tahsilatlar sonucunda temlik eden F4bank A.Ş.’ye borcu kalmadığını, hatta fazla tahsilat yapılarak ipotek üst limitinin aşıldığını belirterek 02/05/2018 günü yapılan satışın ve ihalelerin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı temlik alan vekili cevap dilekçesinde özetle;

F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi Limited Şirketi’nin borcunun teminatının borcu olmak üzere ipotek verilen taşınmazın davacı F1 Nakliyat Limited Şirketi’nin mülkiyetinde olduğunu ve teminat olarak ipotek verenin de F1 Nakliyat Limited Şirketi olduğunu, ayrıca bu şirketin borca kefil de olduğunu, takipteki amacın borç için teminat olarak verilen ipoteğin paraya çevrilerek alacağın tahsil edilmesi olduğunu, davacıların Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/148 esas sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali davası sırasında alacaklı banka ile protokol yapılıp borcu üstlendiğini, F3 Limited Şirketi hakkında takipten vazgeçilmiş olunmasının takibin sıhhatini etkilemeyeceğini, takip sonrası imzalan protokol uyarınca tüm davacıların asıl borçlu olduğunu, davaya konu icra dosyasında ihaleye çıkan tüm taşınmazların kıymet takdirinin yapıldığını, hatta itiraza uğrayan kıymet takdirleri üzerine mahkeme tarafından yeni değerler tespit edildiğini, tespit olunan bu değerler üzerinde satışa çıkıldığını, davacı tarafın Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin satışın durdurulması, dosya kapak hesabına itiraz, itfa itirazı ve takibin iptali talepli davasında ön inceleme aşamasında satışın durdurulması talebinin reddedildiğini, davacının istinaf başvurusunun Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 2018/1232 esas 2018/849 karar sayılı kararı ile de kesin olarak reddedildiğini, dosyanın 2009 yılından beri derdest olduğunu, takip dosyasına herhangi bir ödeme görülmediğini, dava dilekçesine herhangi bir ödeme belgesi de eklenmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece tebligatların ne suretle usulsüz olduğu, hangi tebligatın usulsüzlüğü nedeniyle hangi hakkın kayba uğradığı davacı tarafça belirtilmemiş olduğu, tebligatlarda resen değerlendirilmesi gereken bir usulsüzlük görülmediği, takip dosyasındaki kapak hesabı ile mahkemece alınan gerek tekli gerekse heyet bilirkişi raporunda belirlenen meblağların uyumlu olduğu, bu nedenle davacılarca alınmış olan özel SMMM raporuna mahkememizce itibar olunmadığı, takip dayanağı ipotek belgesi ve belgenin garanti altına aldığı ipotek sözleşmesinde F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi Limited Şirketi ile birlikte tüm davacıların müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları, takipten feragatın alacaktan feragat olmadığı, borçlulardan birinden olan takip feragatının müşterek ve müteselsil sorumlu diğer borçlulardan tahsili engellemeyeceği, davacıların borçlu sıfatı ile imzaladığı protokolde takibin kesinleştirilmesi, mevcut itirazlardan feragat, davalardan vazgeçme beyanları, alacaklının takip dosyasından feragat etmesi halinde dahi bu hususta ihalenin feshi nedeni yapılamayacağı, satış talepleri yatırılan satış avansları muvacehesinde yasal süresinde olduğu, muhammen bedel, satış bedeli ve satış masrafları arasında yasanın aradığı oran ve miktarın mevcut olduğu, satışa dair ilanların ve gazete ilanının usulüne uygun olduğunu, davacının ileri sürdüğü ihalenin feshi sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkemece de ihalenin feshini gerektirecek bir hal bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine, davacıların feshini istediği ihale bedellerinin %10’u oranında olan toplam 67.300,00 TL para cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu takip dosyasında alacağın teminatı olarak ipotek tesis edilen taşınmazların tamanın 38 adet olduğunu ve aynı alacak için birden fazla taşınmazın rehnedilmiş olduğunu, toplu rehin olduğunu, davalı alacaklının alacağının temini maksadıyla tüm taşınmazların satışı yerine sadeece 5 adedinin satışının talep etmesinin başlı başına usulsüz olduğunu, takip dayanağının ipotek belgelerinin yanı sıra 08/03/2005 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğunu, söz konusu sözleşmede diğer borçlu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin kefaletinin bulunduğunu, alacaklı ile kefil arasında kefalet limitinin açıkça belli ve karşılıklı kabul ile ihtilafsız olduğunu ve temlik alanın da söz konusu limiti sorumluluğa ilişkin hükümlerini taşıyan sözleşme ile bağlı bulunduğu dikkate alındığında tarafları bağlamaması ve alacak isteminin söz konusu limitin kararlaştırıldığı şekli ile faiz, harç ve masraf, vekalet ücreti de dahil olmak üzere aşamayacağı dikkate alınmadan verilen raporu kabul ve bu konuda limiti aşan tutarda ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ihaleye devam edilmemesi gerektiği TMK.’nun hükümlerine aykırı olduğu halde aksi tutum ile gerçekleştirilen ihalenin bu yönü ile usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili aleyhindeki takibin ipoteğin paraya çevrilmesine dair olması ve müvekkilinin kefaletinin teminatı olarak ipotek verdiğinden bahisle aslı borçlu ve ipotek borçlusu arasında zorunlu takip arkadaşlığı olduğunu, ayrıca bu durumun yerel mahkemece ihalenin feshi nedeni olarak kabul görmemesinin yasal düzenleme ve emsal kararlara aykırı olduğunu, yerel mahkemenin söz konusu ipoteğin kefaletini de temin ettiğine dair yorum yolu ile yapılan değerlendirmenin resmi senedin niteliğine açıkça aykırı olduğunu, bu hususun süresiz şikayete tabi olduğunu, alacaklı vekilinin satış talep ettiğini ve talebinin reddedilmesi üzerine bu istemini tekrarladığını ancak kıymet takdiri işlemlerinin yerine getirilmediğine dayalı olarak yine reddedildiğini dolayısıyla satışın sürede istenmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu edilen takibin iptalinin toplu rehin gerekçesine dayandırılmadığını, bu yönde bir iddia da bulunulmadığı, dosyaya bu yönde bir belge de sunulmadığı, istinaf aşamasında böyle bir iddiada bulunulduğunu, bu nedenle davanın genişletilmesi yasağı gerekçesiyle istinaf talebinin değerlendirilmemeye alınmaması gerektiğini, davacının taşınmazların tümünün satışının istinmesi gerektiği yönündeki iddiasının alacaklıyı mağdur etmek amaçlı ve kötü niyetli olduğunu, bu talebini yargılama aşamasında ve dava dilekçesinde belirtmeyen davacının bu istemine muvafakatinin bulunmadığını, davacı şirketin aslı borçlu için verdiği bir ipoteğin bulunmadığı iddiasının borca dair sorumluluğunu gizleme amaçlı olduğunu, tüm davacıların takip sonrası imzaladıkları protokol dolayısıyla asıl borçlu durumuna geldiğini ve F3… Şti. hakkında takipten vazgeçilmiş olunmasının takibin sıhhatini etkilemeyeceğini, davaya konu icra dosyasında ihalesine çıkılan tüm taşınmazların kıymet takdirlerinin yapıldığını, temlik aldıkları icra dosyasında bütün satış sürecinin eksiksiz ve büyük bir dikkatle usule ve yasaya uygun bir şekilde yürütüldüğünü, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin davacının iddialarının asılsızlığını ortaya koyduğunu ve yerel mahkemenin red kararının yerinde olduğunu, belirterek davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan ilamsız takipte taşınmaz ihalesinin feshi talebine ilişkin şikayet niteliğindedir.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 07/01/2020 tarih 2019/2257 esas 2020/50 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kabulü ile “mahkeme kararının kaldırılmasına ve ihalenin feshine” karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08/06/2020 tarih 2020/2545 esas 2020/4031 karar sayılı ilamı ile ” ihale konusu taşınmazlara ilişkin ipotek akit tablosunun incelenmesinde, 131 ada 14 parsel (eski 796 parsel) ve 10251 ada 9 parsel (eski 481 parsel) sayılı taşınmazların resmi senedine göre ipoteğin aynı zamanda bu taşınmazların maliki olan F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılmış açılacak tüm krediler nedeniyle bilcümle borçlu hesaplarından ve herhangi bir sebepten dolayı bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının; 9627 ada 6 parsel sayılı taşınmazın resmi senedine göre de F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılmış açılacak asaleten ve kefaleten tüm krediler nedeniyle bilcümle borçlu hesaplarından ve herhangi bir sebepten dolayı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının ipotek ile teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Borçlu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin, F3 … Ltd. Şti.’nin kullandığı kredi ile ilgili sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğundan ve kefalet borcu da ipotek kapsamında olduğundan, alacaklının sözkonusu kefalet alacağını talep etmesinde yasaya uymayan bir yön yoktur. Kefalet borcu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’ne ait olup, F3 … Ltd. Şti., lehine ipotek verilen asıl borçlu değildir. Bu nedenle bu şirketin de takipte borçlu gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda alacaklı tarafından bu şirket yönünden takipten feragat edilmesinin takibe etkisi olmayıp, bu nedenle ihalenin feshine karar verilmesi doğru değildir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, borçluların diğer istinaf nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
.
” gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur.

Davacılar 02/05/2018 tarihinde yapılan ihalelerin feshini 08/05/2018 tarihinde süresinde talep etmişlerdir.

Mersin 6. İcra Dairesinin 2009/1591 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı F4bank T.A.Ş. tarafından borçlular F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi, K2, K1, F3 Temizlik ve Yapı Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında 23.02.2009 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 427.173,00 TL’nin tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, alacağın daha sonra F2 Gayrimenkul ve Danışmanlık Ticaret Anonim Şirketi’ne temlik edildiği anlaşılmıştır.

İİK’nın 127. maddesi uyarınca taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya, alacaklıya ve tapu kaydındaki ilgililere tebliğ edilmelidir. Borçluolan davacılara satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Satış ilanı davacı borçlular vekiline 02/03/2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

İpotekler aynı zamanda bu taşınmazın maliki olan F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılmış açılacak tüm krediler nedeniyle bilcümle borçlu hesaplarından ve herhangi bir sebepten dolayı bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ipotek ile teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Borçlu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin, F3 … Ltd. Şti.’nin kullandığı kredi ile ilgili sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğundan ve kefalet borcu da ipotek kapsamında olduğundan, alacaklının sözkonusu kefalet alacağını talep etmesinde yasaya uymayan bir yön yoktur. Kefalet borcu F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’ne ait olup, F3 … Ltd. Şti., lehine ipotek verilen asıl borçlu değildir. Bu nedenle bu şirketin de takipte borçlu gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda alacaklı tarafından bu şirket yönünden takipten feragat edilmesinin takibe etkisi olmayıp, bu nedenle ihalenin feshine karar verilmez.

Diğer borçlularda F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin borcuna yönelik olarak borçlu hesaplarından ve herhangi bir sebepten dolayı bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ipotek ile teminat vermişlerdir.Takip tarihi itibarı ile uygulanması gereken İİK.nun 150/e maddesi gereğince, alacaklının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren o tarihte yürürlükte olan mevzuata göre iki yıl içinde taşınmaz rehnin satışını istemesi gerekir. Bu sürede satışı istenmez ise takip düşer. Takibin düştüğü tarihten sonra yapılan işlemler ise yok hükmünde olacağından bu tarihten sonra yapılan ihalenin de sırf bu nedenle feshi gerekir.

İİK’nun 150/e maddesi son fıkrasının göndermesiyle kıyasen uygulanması gereken aynı kanunun 78/2. maddesinde belirtilen “itiraz” kavramından icra mahkemesine İİK’nun m.68-68/a maddeleri uyarınca yapılan itirazın kaldırılması talebinin, aynı maddede yazılı “dava” kavramından ise genel mahkemelere İİK’nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasının anlaşılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle icra mahkemesinde kıymet takdirine itiraz edilmesi satış isteme süresinin işlemesini durdurmaz (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, sh. 1021).

Somut olayda alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinde, örnek 9 icra emrinin davacı borçlulara 25/02/2009 tarihinde tebliğ edildiği, itiraz üzerine takibin 02/03/2009 tarihinde durduğu, satışın 18/12/2012 tarihinde talep edilip 300,00 TL masrafında aynı gün yatırıldığı anlaşılmaktadır. Alacaklının 28/04/2009 tarihinde Mersin 1. Asliye (Ticaret) Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali davası açtığı, aynı mahkemenin 28/01/2011 tarih2009/148 esas 2011/16 karar sayılı kararı ile itirazdan vazgeçildiğinden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği, kararın 22/04/2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davasının açılmasından kararın kesinleşmesine kadar geçen sürede satış isteme süresi işlemez. Bu halde satış süresinde talep edilmiştir. Davacıların bu istinaf sebebi yerinde değildir. (Benzer karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11/02/2016 tarih 2015/26501 esas 2016/3472 karar)

Borcun takipten önce ödendiği sebebi ihalenin feshi sebebi olarak kabul edilemez.

İcra takibi ekinde bulunan 31/07/2008 tarih 11073 yevmiye nolu ipotek resmi senedinin incelenmesinden, F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin Mersin İli Akdeniz İlçesi A1 Mahallesi/Köyü A2 Mevki 9627 ada 6 parsel sayılı taşınmazın F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılacak tüm kerdiler,bankadan doğmuş ve doğacak borçlarına ilişkin olarak 900.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteği olarak tesis edildiği görülmektedir.
08/06/2006 tarih 8369 yevmiye nolu ipotek resmi senedinin incelenmesinden, F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin Mersin İli Akdeniz İlçesi A3 Mahallesi/Köyü 131 ada 14 parsel sayılı taşınmazın F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılacak tüm kerdiler,bankadan doğmuş ve doğacak borçlarına ilişkin olarak 470.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteği olarak tesis edildiği görülmektedir.
08/06/2006 tarih 8379 yevmiye nolu ipotek resmi senedinin incelenmesinden, F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi’nin Mersin İli Akdeniz İlçesi A1 Mahallesi/Köyü A2 Mevki 10251 ada 9 parsel sayılı taşınmazın F1 Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi namına açılacak tüm kerdiler,bankadan doğmuş ve doğacak borçlarına ilişkin olarak 11.150,00 TL bedelli üst sınır ipoteği olarak tesis edildiği görülmektedir.

Taşınmaz rehni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 850 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 850. maddesine göre taşınmaz rehninin ipotek veya ipotekli borç senedi ve irat senedi şeklinde kurulabileceği, başka herhangi bir şekilde kurulamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere ipotek, taşınmaz rehninin bir türüdür ve bir borcun ödenmesinin taşınmazla teminat altına alınması hukuki ilişkisine dayanır. İpotek, taşınmaza taalluk eden haklardandır. Birden fazla taşınmazın bir alacağın teminine tahsis edilmesi mümkündür. Bu durum toplu rehin kurulması veya rehin yükünün paylaştırılması yoluyla sağlanabilir.

Uygulama ve öğretide yer alan tanımlamaya göre bir tek alacak için birden fazla taşınmaz üzerinde her biri alacağın tamamına teminat (güvence) teşkil etmek üzere rehin yükü taşınmazlar arasında paylaşılmadan kurulan rehine toplu rehin (kollektif rehin – müşterek rehin, birlikte rehin=Gesaptpfand) denilmektedir. (Köprülü-sınırlı-haklar-İstanbul 1982- 1983,2.bası sh.291 vd.)

Yasa metninde de açıkça ifade edildiği gibi bu rehin türü “üzerinde kurulmak istenen taşınmazların mülkiyetinin aynı kişiye ait olması” ya da “taşınmazların ayrı kişilerin mülkiyetinde yani taşınmazların malikleri farklı kimseler ise, bu kişilerin güvence altına alınmak istenen borçtan müteselsil olarak sorumlu bulunmaları” hallerinde kurulabilmektedir. Bu şartlar yoksa toplu rehin kurulamaz.

Somut olayda, taşınmazların ayrı ayrı tarihlerde yapılan senetler ile ipoteklerin kurulduğu göz önüne alındığında TMK’nun 850 ve 873. maddeleri uyarınca birden fazla taşınmaz üzerinde toplu ipotek tesis edildiği kabul edilemez. Bu durumda tüm taşınmazların birlikte satışının istenmesi ve birlikte satış kararı verilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. İhalenin feshine karar verilmemesi isabetlidir. (Benzer karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14/06/2016 tarih 2016/14625 esas 2016/16862 karar)

K amu düzenine aykırılık yönünden yapılan incelemede;
-İİK’nın 150/e maddesi uyarınca icra emri tebliğ tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde satışın istendiği,
– İİK’nın 128/a maddesi uyarınca ihalenin kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren (icra memurluğunca yapılan keşif tarihi 05/01/2017)yasal 2 yıllık süre içinde yapıldığı,
– İcra müdürlüğünce açık artırma ilanının kesinleşen kıymet takdir raporuna uygun olarak hazırlandığı,
– İİK.nun 126/3. maddesine göre yapılan ilanın satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, tahmin edilen kıymeti, bulunduğu yer, birinci ve ikinci ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat ile diğer bilgilerin nereden ve ne suretle öğrenilebileceği hususlarını içerdiği,
– İİK’nın 126 ve 129. maddeleri gereği elektronik satış ilanının yapıldığı, elektronik ortamda teklif verilmediği, bu hususun açık artırma tutanağına yazıldığı,
-Satış kararındaki ilana ilişkin hüküm ile yapılan ilanların birbirine uygun olduğu,
-İİK’nın 126/1 kapsamında satış ilanlarının ihale tarihinden en az 1 ay önce yapıldığı,
-İİK’nın 129/1 maddesi kapsamında 9627 ada 6 parsel taşınmazın ihale bedelinin (448.000,00 TL), muhammen bedelin (881.314,00 TL) yarısını (440.657,00 TL) ve paraya çevirme ve paylaştırma giderleri olan toplam miktarı karşıladığı,
-İİK’nın 129/1 maddesi kapsamında 131 ada 14 parsel taşınmazın ihale bedelinin (160.000,00 TL), muhammen bedelin (280.597,80 TL) yarısını (140.298,90 TL) ve paraya çevirme ve paylaştırma giderleri olan toplam miktarı karşıladığı,
-İİK’nın 129/1 maddesi kapsamında 10251 ada 9 parsel taşınmazın ihale bedelinin (65.000,00 TL), muhammen bedelin (94.692,00 TL) yarısını (47.346,00 TL) ve paraya çevirme ve paylaştırma giderleri olan toplam miktarı karşıladığı,
– İhalenin satış ilanında belirtilen saat ve yerde yapıldığı, açık arttırma tutanağının yasanın aradığı tüm şartları içerdiği,
-Davanın esastan reddine karar verildiğinden ihale bedelinin % 10’u oranında para cezasının verildiği görülmüştür. Re’sen yapılan değerlendirmede de feshi gerektiren bir olguya rastlanmamıştır.

Davacıların dosya kapak hesabına itiraza ilişkin istinaflarının değerlendirilmesine,
Davacılar dava dilekçesinde ihalenin feshi şikayetinin yanında dosya kapak hesabına da itiraz etmişlerdir. Bu dava 08/05/2018 tarihinde açılmıştır.

Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/256 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde, davacılar vekili tarafından 24/04/2018 tarihinde Mersin 6. İcra Dairesinin 2009/1591 esas sayılı dosyasının 29/03/2018 tarihinde yapılan dosya kapak hesabına itiraz, itfa itirazı ve takibin iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.

HMK’nın 114/1-ı maddesinde aynı dava başka mahkemede görülmekte ise dava şartının gerçekleşmediği düzenlenmiştir. Tarafları ve konusu aynı olan davanın Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/256 esassayılı dosyasında görüldüğü, mahkemedeki bu davadan daha önce açıldığı anlaşıldığından, dosya kapak hesabına ilişkin şikayetin dava şartı gerçekleşmediğinden usulden reddine karar vermek gerekirken esastan incelenerek reddine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkeme kararının bu yönden kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda belirtilen nedenlerle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında ihalenin feshi şikayetine yönelik olarak mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından davacı borçlular vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, HMK’nın 355. maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda kararın kaldırılmasına, “ihalenin feshi şikayetinin reddine, davacıların ayrı ayrı ihale bedelinin %10’u olan 67.300,00 TL para cezası ile cezalandırılmalarına, davacıların dosya kapak hesabına ilişkin şikayetlerinin HMK’nın 114/1-ı maddesi uyarınca derdestlik nedeniyle reddine”dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.

H

Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1
-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince
REDDİNE,
HMK’nın 355. maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucundaMersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/286 esas 2019/512 kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,

2-
İhalenin feshi şikayetinin reddine,
Davacıların ayrı ayrı ihale bedelinin %10’u olan 67.300,00 TL para cezası ile cezalandırılmalarına,
-Davacıların dosya kapak hesabına ilişkin şikayetlerinin HMK’nın 114/1-ı maddesi uyarınca derdestlik nedeniyle reddine,
Alınması gereken 54,40 TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile kalan 18,50 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına AAÜT uyarınca hesaplanan 1.130,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğine avans sahibine iadesine,
3

İstinaf ve temyiz yargılaması yönünden,
Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile kalan 10,00 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 1.700,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafından temyiz aşamasında yapılan 267,80 TL harç gideri ve 82,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 350,30 TL’nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
İstinaf yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
HMK’nın 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın taraflara tebliğine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde HMK’nın 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftaiçerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 30/09/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!