T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16/01/2018 tarih ve 2016/201 Esas 2018/27 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Müvekkili ile davalı arasında vekalet sözleşmesinin imzalandığı, bu vekalet uyarınca dava açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle icra takibi başlatıldığı, davalının vekalet ücreti ödememek için müvekkilini haksız azlettiği, haksız azil edildiğinden Osmaniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/87 Esas, 2014/ 88 Karar sayılı dosyasından vekalet ücreti ve faiz olmak üzere 3535,40, TL ilamın icraya konulması nedeniyle akdi ve karşı yan vekalet ücreti olmak üzere faiziyle birlikte genel toplam 13.704, 96 TL alacak ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan hak ve alacaklarının ödenmesi için yüklenici firmaya karşı dava açmak istediğini vekiline bildirdiğini, ancak kendisi ile açılacak olan davası için işin maddi boyutunu konuştuklarında yüksek miktarda para talep ettiğini, şimdi bu parayı veremeyeceğini ancak bir miktar para verebileceğini geriye kalan meblağ içinse dava sonunda vermek için anlaşmak istediğini ve avukatlık sözleşmesi yapmayı teklif ettiğini, kendisinin de bundan sonraki mesele olduğunu söylediğini, avukata bir takım ödemeler yaptığını ancak fatura vermediğini, 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında karar verildiğini avukatının temyiz edip etmek istemediğini dahi sormadığını, temyize cevap dilekçesi yazmak için temyiz harç, masraf ve avukatlık ücretinin söz konusu olduğunu diyerek yine kendisinden bir miktar para aldığını, evrak vermeyi istediği halde evrak vermediğini, kararın bozularak geldiği, yargılama sonunda 35.770,00 TL alacağı söz konusu iken avukatı olan davacının kendisine sormadan, muvafakat almadan davanın miktarı yönünden temyiz ettiğini, avukatının kendisini layıkıyla temsil etmediğini, kendisini zarara uğrattığını, kendi maddi çıkarını düşünen avukatının yine sormadan karar düzeltme yoluna dosyasını göndereceğine inandığı için vekili azletmek zorunda kaldığını, 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında verilen vekalet ücreti alacağı için davacının icra takibi başlattığını, kendisinin de bu parayı hak ettiğini düşündüğünden icra dairesinin hesabına ödeme yaptığını, şimdi ise yeniden dava açtığını, davayı asla kabul etmediğini, haklı olan tarafın kendisi olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
MAHKEME KARARINDA ÖZETLE:
Davanın Kısmen Kabul ve Kısmen Reddine, 11.159,20 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, Manevi Tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 4.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Asliye Hukuk mahkemesindeki açılacak dava nedeniyle davacıya 6280,00 TL ödediğini, dava hakkında kendisini bilgilendirmediğini, kendi talebi olmadan kararı temyiz ettiğini, icra takibi başlatması için muvafakat vermediğini, kendisini 11.000,00 TL zarara uğrattığını, kendi isteği olmadan dosyayı tekrar karar düzeltmeye göndereceğinin düşündüğü için avukatını azlettiğini, asıl kendisinin manevi tazminat talep etmesi gerektiğini iddia ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İstinaf dilekçesine cevap veren davacılar vekili dilekçesinde özetle;
Davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan davasının vekilden beklenen tüm özen yükümlülüğünün yerine getirilerek takip edildiğini, başarı ile neticelendirildiğini, ilam alacağınında borçlu tarafındna icraya depo edilmesinin sağlandığını ve hukuki olarak yapılacak tüm işlemlerin bitirildiğini, bunun bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığını, davalının haksız azilname göndermesinin amacının vakalet ücreti ödememek olduğunu belirtip, davalı tarafın istaf başvurusunun reddine, Yerel Mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Yazılı beyanlar, Osmaniye 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/452 Esas sayılı icra takip dosyasının UYAP çıktısı, İzmir 4. Noterliği’ne ait 30/12/2015 tarih ve 8850 yevmiye nolu ihtarname sureti, ihtarmaye cevap yazısı, Osmaniye 2. Noterliği’ne ait 23/12/2015 tarih ve 11962 yevmiye nolu azilname sureti, bilirkişi raporu, Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/201 Esas sayılı dava dosyası sureti, İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2014/12031 Esas sayılı icra takip dosyası sureti, Osmaniye 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/452 Esas sayılı icra takip dosyası, Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/87 Esas 2014/88 Karar sayılı dava dosyası, Osmaniye İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/88 Esas sayılı dava dosyasının UYAP çıktısı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME-GEREKÇE:
Dava, vekalet sözleşmesinden kaynaklı vekalet alacağı davasıdır.
İstinaf incelemesi HMK. 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında vekalet sözleşmesinin imzalandığı, bu vekalet uyarınca dava açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle icra takibi başlatıldığı, davalının vekalet ücreti ödememek için müvekkilini haksız azlettiği, haksız azil edildiğinden Osmaniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/87 esas, 2014/ 88 karar sayılı dosyasından vekalet ücreti ve faiz olmak üzere 3535,40, TL ilamın icraya konulması nedeniyle akdi ve karşı yan vekalet ücreti olmak üzere faiziyle birlikte genel toplam 13.704, 96 TL alacak ve 10.000,00 Tl manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkemece 11.159,20 TL vekalet ücreti ve 4.000, 00 TL manevi tazminat olmak üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı tarafından süresinde verilen istinaf dilekçesi ile; Asliye Hukuk mahkemesindeki açılacak dava nedeniyle davacıya 6280,00 TL ödediğini, dava hakkında kendisini bilgilendirmediğini, kendi talebi olmadan kararı temyiz ettiğini, icra takibi başlatması için muvafakat vermediğini, kendisini 11.000,00 TL zarara uğrattığını, kendi isteği olmadan dosyayı tekrar karar düzeltmeye göndereceğinin düşündüğü için avukatını azlettiğini, asıl kendisinin manevi tazminat talep etmesi gerektiğini iddia ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Yargıtay kararında (E:2004/14912 K:2005/715) da belirtildiği üzere vekâlet sözleşmesi büyük oranda tarafların karşılıklı güvenine dayanmaktadır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan doğmakta ve vekil tayin edenin yararına ve iradesine uygun davranışta bulunmayı gerektirmektedir. Sadakat ve özen borcu vekilin ilk sırada gelen borcu olarak kabul edilmiş ve 6098 sayılı Türk Borçlar kanununun 506. maddenin 2. fıkrasında yer verilmiştir. Buna dayanarak vekil, müvekkilin zararına olacak davranışlardan kaçınma yükümlülüğünde olduğu gibi, müvekkilin yararı ile bağdaşmayan işlemler dolayısı ile 506. maddenin 3. fıkrası uyarınca sorumlu tutulacaktır. Ayrıca işin görülmesi ve yönetilmesi esnasında ihmal ve dikkatsizlikle müvekkile verilen zararlar dolayısı ile de sorumluluğu gündeme gelecektir. Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilememesinden değil, sonuca erişmek için yaptığı faaliyetlerin özenle görülmemesinden sorumlu olacaktır.
Vekilin özen yükümlülüğü işin ifası ile ortadan kalkmaktadır. Fakat sadakat yükümlülüğü ve bu sadakat yükümlülüğünden doğan sır saklama borcu vekâletin sona ermesinden sonra da devam etmektedir. Borçlar Kanunu’nda vekilin sır saklama borcuna ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Fakat karşılıklı güven ilişkisinin bir sonucu olarak, vekil, vekâletin icrası dolayısıyla öğrenilen müvekkile ait sırları saklamakla yükümlüdür. Vekilin aykırı davranışları ile müvekkiline zarar vermesi durumunda m.506 gereği sorumluluğu doğacaktır. Sadakat borcunun gereği olan bilgilendirme borcunu ve işin görülmesiyle ilgili tavsiyelerde bulunma borcunu da vekil üstlenmiş kabul edilmektedir.
Kural olarak vekil taahhüt ettiği işi bizzat yapmak zorunda olup, bu işi başkasına gördüremez. Bu durum vekâlette güven unsurunun taşıdığı önemden kaynaklanmaktadır. Ancak, müvekkilin işin başkasına gördürülmesine izin verdiği veya durumun gereğine göre buna zorunluluk olduğu ya da örf ve adet elverdiği takdirde, vekil kendi yerine başkasını koyarak işi ona gördürebilir. Vekil, bazı işlerin ifasını yardımcı kişilere bırakabilir. Bu yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu BK. M. 507’ye tabidir. Vekilin yerine başkasını koymasının diğer şekli ise ikame vekâlettir. İkame vekâlette, vekil müvekkil adına yaptığı bir sözleşme ile vekâletten doğan borçların ifasını başkasına bırakmaktadır. 507. maddenin 1. fıkrası uyarınca vekil yetkisi dışında ikame ettiği kimsenin fiillerinden, kendi fiilleri imiş gibi sorumlu olur. Aynı maddenin 2. fıkrası ise vekilin kendi yerine koyduğu kimseyi seçmekte ve ona talimat vermekte gerekli özen ve dikkati göstermemesinden de sorumlu tutulacağını bildirmektedir. Vekilin yerine geçecek kimseyi seçmek ve ona talimat vermekten sorumlu tutulmayacağına ilişkin bir şart sözleşmeye konulamaz. Böyle bir şart vekâletin niteliği ile bağdaşmamaktadır.
Avukatlık Kanunun 174/2. Maddesinde; ” avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir şu kadar ki avukat kusur ve ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez”, Avukatlık Kanunu’nun 164. Maddesin de “avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda avukatlık ücret taifesine göre müddeabihin değerinin %10 ile %20 ‘si arasında bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir, son maddesinde de dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti, avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez” ve avukatlık kanunun 172/4. Fıkrasında, “İlk avukatın muvafakatı ile işin başka avukatlar tarafından da takibi halinde iş sahibi, ilk avukatın ücretinden kısıntı yapamaz. Bu halde avukatların müvekkile karşı sorumluluğu konusunda 171 inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı ile davalı arasında vekalet sözleşmesi imzalandığı, davacı avukat tarafından açılan Osmaniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/87 esas, 2014/ 88 karar sayılı dosyası ile 24.879,17 TL tazminat kazandığı, bu kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2014/10234 esas, 2015/7285 Karar sayılı ilamı ile onandığı, ilamın İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2014/12031 esas sayılı dosyasında icraya konulduğu, davacı avukatın müvekkili tarafından 23.12.2015 tarihinde görülen lüzum üzerine azledildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda izah edilen vekilin görevi ve sorumluluğu kapsamında davacı avukatın gerek Asliye Hukuk Mahkemesindeki dosyada, gerekse icra dosyasında kendisine düşen sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiği, dolayısıyla sonuçtan değil, yaptığı işten sorumlu olduğu, davalı tarafından vekalet ücretinin ödendiğinin ispat edilemediği, yerel mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya uygun olduğu, bu yöndeki davalı taleplerinin yerinde olmadığı bellidir.
Davalının manevi tazminata yönelik istinafının incelenmesinde ise; davacı, davalının kendisini haksız olarak azlettiğini ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının haksız olarak azledildiği gerekçesiyle 4.000,00-TL manevi tazminatın da davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak Yargıtay’ın öteden beri uygulamakta olduğu ve istikrar kazanan kararları ile azil ve şikayetlerin bu hakları kullanan kişiler yönünden, anayasal bir hakkın kullanımı niteliğinde olduğu dikkate alınarak somut olayda şikayet dilekçesindeki ifadelerin Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi kapsamında kişilik haklarının ihlali niteliğinde olmayıp, şikayet hakkının kullanımına yönelik olduğu kabul edilerek, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının bu yöndeki istinaf talebi yerindedir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının vekalet ücreti yönünden istinaf talebi yerinde değil ise de, manevi tazminat talebi yönünden istinaf talebi yerinde olduğundan, yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, manevi tazminat talebinin reddine dair yeniden aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :
Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE, Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16/01/2018 tarih ve 2016/201 Esas 2018/27 sayılı kararının HMK. 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILARARAK( düzeltilerek), yeniden esas hakkında aşağıdaki aşağıdaki hükmün kurulmasına,
Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE,
1-11.159,20 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin talebin ve manevi tazminata ilişkin talebin reddine,
3-Davalı harçtan muaf olduğundan davalıdan harç alınmasına yer olmadığına,
4-Maddi Tazminat yönünden; Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. Uyarınca 1.339,10 TL vekalet ücretinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,
6-Manevi Tazminat yönünden; Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. Uyarınca 1.090,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 1.182,38 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 556,61 TL’nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE, artan gider avansının Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca davacıya İADESİNE,
8-Davalı tarafından yatırılan 259,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,
9-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan ( 98,10 TL istinaf başvuru harcı, 59,10 TL tehiri icra karar harcı, 54,40 TL dosya gidiş dönüş gideri olmak üzere) 211,60 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 99,61 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine , bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Kararın tebliği, gider avansı iadesi, harç vb. işlemlerin 6100 Sayılı HMK’nın 302/5. ve 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 27/04/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe