Adana BAM, 6. HD., E. 2020/973 K. 2023/616 T. 13.6.2023

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 506, TBK Madde 505

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: HATAY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: 18/03/2020
NUMARASI
: 2018/784 Esas – 2020/241 Karar
DAVACI
: K1
-N1
VEKİLİ
: Av. K2- A1
DAVALI
:

TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLLERİ
: Av. K3-Av. K4- A2
DAVANIN KONUSU
:

Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF TALEP TARİHİ
: Davacı-30/06/2020, davalı -21/07/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: 13/06/2023
KARARIN YAZIM TARİHİ
: 13/06/2023
Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/03/2020 tarih ve 2018/784 E. 2020/ 241 K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılanincelemede;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkilinin davalı ile yıllardır sözleşmeli avukat olarak çalışmakta iken davalı tarafça 02.05.2017 tarihinde mail yoluylaakabinde aynı tarihli posta gönderisi ilesözleşmesinin her hangi bir sebep belirtilmeksizin fesh edilmiş olduğunu, fesih tarihi itibari ile davacı tarafça 7’si icra takip dosyası 17’si dava dosyası olmak üzere toplam 24 dosyanın takip edilmekte olduğunu, yapılan şifai görüşmeler netice vermeyince davalıya Samandağ Noterliği aracılığıyla 29.03.2018 gün 03297 sayılı ihtarname ile hak edilen vekalet ücretinin ödenmesi ve takip edilen dosyaların listesini ihtiva eden ihtarnamenin keşide edildiğini ve ihtarnamenin 02.04.2018 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş olduğunu, davalı tarafça 05.04.2018 tarihli yazı iletalep edilen ücretlerin ödenmesinin mümkün olmadığının davacıya bildirildiğini, davacının görevi ifa ederken takip ve dava dosyalarını büyük bir titizlikle takip ettiğini, mesleki birikim ve becerilerini bu dosyalara aktardığını, işin takibi hususunda vasıflı eleman ve stajyer avukatlarla çalışılmış olduğunu, bu uğurda gerekli tüm teknik donanımların temin edilmiş olduğunu, davacının bu kararlılık ve ciddi çalışmaya rağmen davalının hiçbir gerekçe göstermeden kendisini haksız olarak azlettiğini, sözleşmenin haksız yere feshedildiğini beyan ederek, yargılama sırasında re’sen nazara alınıp ortaya çıkacak nedenlerle belirsiz alacak davası olarak açtıkları davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız şekilde 24 adet dosyadan azil nedeniyle davalıya sağlanan hukuki yardım, sarf edilen emek ve vekalet ücretinin bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesini, tespit edilecek miktarın fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, ihtarname bedeli dahil tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE;

Öncelikle usul yönünden davacı ile akdedilen vekalet sözleşmesi gereği bu sözleşmeden doğan anlaşmazlıklarda yetkili mahkemenin Ankara mahkemeleri olduğundan mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, esasa ilişkin olarak da, davacının sözleşmenin haksız feshedildiği yönündeki iddialarına katılmadıklarını, şöyle ki feshin İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın 21/04/2017 tarih ve 1761 Esas sayılı yazısı, Hatay Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’nün 26/04/2017 tarih ve 16029 Esas sayılı yazısı, Ordu Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’nün 20/04/2017 tarih ve 6577 Esas sayılı yazısı ve Malatya Valiliği Olağanüstü Hal Bürosu’nun 21/04/2017 tarih ve 6581 Esas sayılı yazısı ve Bank F1 hesap bilgilerine dayalı olduğunu, bu yazılar doğrultusunda davacının sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: “Somut olayda; davacı avukatın istifa etmiş olsa da vekalet ilişkisi anlamında Fetö/PDY terör örgütüne irtibatı nedeni ile kapatılan derneğe üyeliği olması müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olabileceğinden davalının davacıyı azli haklıdır. Kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmenin “Sözleşmenin Süresi ve Fesih Halleri” başlıklı 3.maddesine göre de davalı şirket bir ay önceden ihbar etmek şartıyla sözleşmeyi her zaman feshetme hakkı vardır. Sözleşmenin haklı feshi halinde avukat ancak o tarihe kadar ki kesinleşmiş işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebileceğinden bilirkişinin asıl raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 47.818,00 TL vekalet ücreti alacağının temerrüt tarihi olan 02.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili 30/06/2020 tarihli istinaf dilekçesinde;

1-Davalı şirketin, müvekkilini KHK ile kapatılan
F2
Derneği üyesi olduğu gerekçesiyle sözleşmesini fesh etmesinin sebebini bu davaya karşı vermiş oldukları cevap dilekçelerinden öğrendiklerini, müvekkilinin sözleşmesinin feshinden yaklaşık 3 yıl önce, derneğin kapatılmasından 2,5 yıl önce 07/03/2014 tarihinde bu derneğin amacından uzaklaştığı, tüzük haricinde faaliyetler yaptığı ve bu faaliyetlerinden üyelere bilgi vermediği gerekçesiyle Noter kanalıyla dernekten istifa ettiğini, müvekkili hakkında adli makamlarca bugüne kadar FETÖ ile ilgili herhangi bir araştırma, soruşturma ve koğuşturma bulunmadığını, davalı kurumun KHK ile kapatılan bir dernekten ancak müvekkilinden 6 ay sonra istifa eden Av.
K5 ile çalışmakta sakınca görmeyen davalı kurumun, müvekkilinin sözleşmesini feshetmesinde haksız olduğunu ancak yerel mahkemenin bu gerekçeyi hukukileştirmek suretiyle Sözleşmenin feshini kararında haklı bulduğunu,

2-Yerel mahkemenin dosyayı bilirkişiye sevk ederken bilirkişiden feshin haklı olup olmadığı hususunda görüş sorulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönde kararın mahkemenin tekelin olduğunu,

3-Bilirkişi hesabı yönünden Avukatlık Kanunu gereğince avukatlık asgari ücret tutarından daha düşük tutarlı vekalet sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, her bir dava ve icra takibinde hesaplanacak vekalet ücreti miktarının sözleşmeye göre değil avukatlık kanununda belirtilen yasa maddelerine geri tespit edilip hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporlarına bu yöndeki itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını belirterek,
Sonuç itibariyle;

Hatay 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle talepleri doğrultusunda Düzeltilerek Onanmasına veya Bozularak Ortadan Kaldırlmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili 21/07/2020 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;

1-
Davacı tarafın, müvekkili kurum ile aralarında düzenlenen sözleşmenin haksız bir şekilde fesh edildiğini iddia ettiğini, aralarında akdedilen vekalet sözleşmesine göre kurum adına takip ettiği dosyalar için ücret talep ettiğini, ancak müvekkili kurumun, davacının FETÖ (Fettullahçı Terör Örgütü) ile iltisaklı olduğunun tespit edilmesi üzerine Tedaş Genel Müdürlüğünün 24.04.2017 tarih ve 25763 sayılı Oluru ile haklı nedenle feshedildiğini, yalnızca kendisine tevdi edilen dosyalar için yaptığı zorunlu giderleri talep edebileceğini, bunun dışında kurumun davacıya herhangi bir ücret ödemekle yükümlü olmadığını,

2-Davacının istinaf başvuru dilekçesinde Av. K5’nun da KHK ile kapatılan F3 Derneğinin üyesi olduğunu, bu avukatın sözleşmesinin feshedilmediğini iddia ettiğini ancak kurum ile Av. K5 arasında bir vekalet sözleşmesi olmadığı için bu sözleşmenin feshedilmesinin de mümkün olmadığını ve kurumun özelleştirme işlemlerinden sonra adı geçen avukatla kurum arasında yeniden bir sözleşme imzalanmadığını belirterek,
Sonuç itibariyle;

İstinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve itirazları doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.

Davalının
Adana 2. Noterliği’nin 16/02/2006 tarih ve 1393 yevmiye nolu vekaletnamesi ile davacı avukatı vekil tayin ettiği,
“Vekalet akdinin feshi” konulu
85647975-640 sayılı tarihsiz yazısı ile de davacı avukatın
“Genel Müdürlük Makamının 24/04/2017 tarih ve 25763 sayılı Olur’u” ile vekalet akdinin feshedildiğibildirilerek, takip edilen tüm dava ve icra dosyaları ile tarafına teslim edilen tüm evrak ve belge asıllarının eksiksiz bir şekilde bir üst yazı ekinde iadesi ile dava dosyalarının hangi aşamada olduğu ile duruşma gün ve saatlerini de belirtir şekilde 15 gün içerisinde Bölge Müdürlüğü’ne gönderilmesinin istendiği, konu hakkında 02/05/2017 tarihli mail ile de davacıya bilgi verildiği görülmüştür.

Samandağ Noterliği’nin 29/03/2018 tarih 3297 sayılı ihtarname incelenmesinde;

Keşidecinin K1, muhatabın Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü olduğu, ihtarın avukatlık sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiası ile tarafınca takip edilen 17 adet dava ve 7 adet icra takip dosyasından kaynaklı toplam 24 adet dosyaya ilişkin vekalet ücretlerinin hesaplanarak ödenmesi talebine ilişkin olduğu, ihtarnamenin muhataba 02/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği,
Samandağ Noterliği’nin 29/03/2018 tarih 3297 sayılı ihtarnamesine cevaben davacıya gönderilen bila tarihli davalı kurum yazının incelenmesinde;

Genel Müdürlük ile akdedilen vekalet sözleşmesinin
Genel Müdürlük Makamının 24/04/2017 tarih ve 25763 sayılı Olur’u uyarınca feshedildiği, anılan Makam Olur’u kapsamı ve akdedilen vekalet sözleşmesi gereğince ihtarname ile talep edilen vekalet ücretinin ödenmesinin mümkün olmadığının davacıya bildirildiği görülmüştür.

Taraflar arasındaki bila tarihli vekalet ücret sözleşmesinin incelenmesinde;

Sözleşmenin ‘Konu’ başlıklı 2. Maddesi b bendinin
: “Avukat, iş bu sözleşme hükümleri ile Şirketçe verilen talimatlar, Şirket tarafından yayınlanmış ve yayınlanacak genelgeler, genel yazılar ve TEDAŞ Hukuk Müşavirliği Yönetmeliği hükümlerine uymak ve bunların gereklerini yerine getirmek zorundadır”,
Sözleşmenin ‘Sözleşmenin Süresi ve Feshi’ başlıklı 3. Maddesi a,b ve c bendinin:
“a-
Sözleşmenin süresi imza tarihinden itibaren bir yıldır, taraflardan herhangi biri bu sözleşmenin devam etmeyeceğini sürenin bitiminden itibaren bir ay önce yazılı olarak ihbar etmediği takdirde sözleşme aynı koşullarda bir yıl uzatılmış sayılır. b-İş bu sözleşmeyi şirket on beş gün önceden, Avukat bir ay önceden ihbar etmek şartıyla her zaman feshedebilir. c-Avukatın sebepsiz olarak işleri takip etmemesi yahut işleri takipte herhangi bir kusur ve ihmalinin tespit edilmesi veya her ne sebeple olursa olsun iş bu sözleşme hükümlerine aykırı davranması hallerinde, şirket hiçbir süreye tabi olamadan tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir veya işlerin tümünü/bir bölümünü Avukattan geri alabilir. Bu durumda Avukat; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanununu gereğince şirketin iş dolayısıyla maruz kaldığı zarar ve ziyanı tazmin etmekle yükümlüdür. Geri alınan işler için Avukata hiçbir ücret ödemesi yapılmaz.”

Sözleşmenin ‘Ücret ‘ başlıklı 4. Maddesinin
: ”

A) Davalar için:

a)Parayla ölçülebilen davalar için hüküm verildiği tarihteki dava değeri üzerinden (gecikme zammı, faiz gibi feriler hariç olmak kaydıyla, hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. Kısmının 2. Bölümünde yer alan dava takipleri için öngörülen maktu ücreti geçmemek üzere, tarifenin 3. Kısmına göre şirket tarafından avukata vekalet ücreti ödenecektir.

Ancak; kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davaları için; Avukata AAÜT’nin 2. Kısmının 2. Bölümünde İcra Mahkemelerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için öngörülen maktu ücretin yarısı oranında vekalet ücreti ödenecektir.

b)Parayla ölçülemeyen davalar için AAÜT’nin 2. Kısmının 2. Bölümünde yer alan dava takipleri için öngörülen maktu ücret Şirket tarafından avukata vekalet ücreti olarak ödenecektir.

Ancak; Bedel tespiti ve tescili davaları için Şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacaktır.

c) Ceza davaları için Şirket tarafından ayrıca bir ücret ödenmeyecektir.

d)Avukatın şirket vekili sıfatı ile takip ettiği hukuk ve ceza davaları için, karşı taraftan tahsil edilen ve şirket Muhasebe kayıtlarına giren vekalet ücreti olması halinde bu ücretin %90’ı Avukata ödenecek,%10’luk kısmı ise Şirkete bırakılacaktır.

B)İcra Takipleri İçin:

Avukata, şirket vekili sıfatıyla yaptığı her bir icra takibi için takip tarihinden itibaren 6 ay içerisinde dosyanın tüm ferileri ile birlikte tahsil edilmesi halinde borçludan tahsil edilen ve şirket muhasebe kayıtlarına giren vekalet ücretinin tamamı, 6 aydan sonra tahsil edilmesi halinde %80’i, 1 yıldan sonra tahsil edilmesi halinde ise %70’i ödenecektir.

Avukata icra takibi için bu ücret dışında ücret ödenmeyecektir.”

Sözleşmenin ‘ Ücrete İlişkin Ortak Hükümler ‘ başlıklı 5. Maddesinin:
“A) Davalar İçin:

a) Dava takibi için avukata dosya verildiğinde; peşin olarâk vekâlet ücreti ödenmeyecektir. Vekalet ücreti, davalarda karar kesinleştikten sonra, 4.maddede belirtilen esaslar çerçevesinde brüt tutar üzerinden yasal kesintiler yapıldıktan sonra ödenecektir.

b)Şirket, Avukata verdiği dava takiplerini bulundukları safhada durdurmak, feragat, kabul, sulh ile- sonuçlandırmak, başka bir sözleşmeli/kadrolu avukata vermek ve/veya sözleşmeli/kadrolu avukatlarıyla birlikte takip ettirmek yetkilerine sahiptir.

Bu gibi hallerde aşağıdaki hükümler uygulanacaktır.

1- Dâyadan ferağat edilmesi veya dayanın kabul edilmesi veya sulh olunması halinde, avukata 4.maddenin A bendine göre hesaplanacak ücretin 1/4’ü ödenir.

2- Davanın sözleşmeli ve/veya kadrolu diğer avukatlarla birlikte takip ettirilmesi halinde avukata d.maddenin A bendine göre ödenmesi mümkün hale gelen vekâlet ücretinin davayı takip eden avukat sayısına bölünmesi ile bulunacak kısmı ödenir.

3- Yürütülmekte olan işin avukattan alınması halinde iş kendisinden alınmış olan avukata Şirketçe ödenecek vekâlet ücretinin 1/4’ünden fazlası ödenmez. Avukat da bunun dışında başka bir vekâlet ücreti talep edemez.

B) İcra Takipleri İçin:

a) İcra takipleri için- avukata -dosya verildiğinde; peşin olarak vekâlet ücreti ödenmeyecektir. Vekalet ücreti, asıl alacak tüm fer’ileri ile birlikte tamamen tahsil olduktan sonra 4. maddede belirtilen esaslar çerçevesinde brüt tutar üzerinden yasal kesintiler yapıldıktan sonra ödenecektir. Takip dosyasıyla ilgili menfi tespit, itirazın kaldırılması, itirazın iptali, şikâyet, istihkak, icra cezâ, istirdat ve benzeri ile bunlara ilişkin ceza davaları için Avukata ayrıca bir ücret ödenmeyecektir.

b) Şirket, Avukata verdiği icra takiplerini bulundukları safhada durdurmak, takside bağlamak, feragat, kabul, sulh ile sönuçlandırmak, başka bir sözleşmeli/kadrolu avukata vermek ve/veya sözleşmeli/kadrolu avukatlarıyla birlikte takip ettirmek yetkilerine sahiptir.

Bu gibi hallerde aşağıdaki hükümler uygulanacaktır.

1) İcra takibinden feragat edilmesi veya icra takibinin kabul edilmesi, Şirket nezdinde taksitlendirme yapılması veya sulh olunması halinde, avukata 4. maddenin B bendine göre varsa Şirket kayıtlarına giren vekalet ücretinin 1/2’si dışında başka bir ücret ödenmeyecektir.

2)İcra takibinin sözleşmeli ve/veya kadrolu birden fazla avukat tarafından takip edilmiş olması halinde avukata 4. maddenin B bendine göre ödenmesi mümkün hale gelen vekâlet ücretinin icrayı takip eden avukat sayısına bölünmesi ile bulunacak kısmı ödenecektir.

C) Avukatın sözleşmeyi feshetmesi ve/veya işi bırakması halinde Avukat, Şirketten Vekâlet ücreti veya her ne adla olursa olsun her hângi bir ücret talebinde bulünamaz.

Avukata yapılan vekâlet ücreti ödemelerinin vergi, resim, harç vb. gibi kanuni mükellefiyetleri avukata aittir.” şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.

Davacı vekilince 29/11/2019 tarihli dilekçe ekinde
Hatay 4. Noterliği’nin 07/03/2014 tarih ve 56635 yevmiye numaralı davacı Av. K1’in de aralarında bulunduğu bir grup avukatın F2 Derneği üyeliğinden istifa iradelerini açıkladıkları ve bu dilekçe doğrultusunda işlem yapılması talep ettikleri, söz konusu dilekçenin 14/03/2014 tarihinde muhatabına tebliğ edildiğine ilişkin tebligat parçası suretini dosyaya sunduğu görülmüştür.

Bilirkişi Av. K6 03/11/2019 tarihli raporunda özetle:

Avukatlık sözleşmesi ile avukat tarafından bir ücret karşılığında hukuki yardımda bulunma edimi üstlenildiğinden, bu sözleşmenin iş görme amacına yönelik sözleşmelerden olan ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen “vekalet sözleşmesinin ” özel bir türü niteliğinde olduğunu, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş Hukuk Müşavirliği Yönetmeliğinin 36. Maddesi ; “Genel Müdürlük veya Müessese Müdürlüklerince dava, icra, vergi ve benzeri uyuşmazlıkların çözümü ve takibi işlerini yürütmek üzere ve Teşekkür Hukuk Müşavirliğince Genel Müdürlük Makamından OLUR alınmak suretiyle vekalet akdine istinaden avukat çalıştırılabilir.” hükmü bulunduğunu ve taraflar arasındaki vekalet sözleşmesinin incelenmesinde 4. Maddesinde davacı avukata hukuk daaları ve icra takipleri için gecikme zammı hariç işin verilişindeki asıl alacak üzerinden, işin veriliş tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Ücret Tarifesine göre ücret ödeneceği, ücretin tamamının davalarda karar kesinleştikten, icralarda ise asıl alacağın tüm ferileriyle birlikte tamamen tahsil olunduktan sonra ödeneceği, ceza davaları için ayrıca ücret ödenmeyeceği, mahkemelerce ve icra daireleri tarafından tahakkuk ettirilen ve borçludan tahsil edilen vekalet ücretinin %90’ının avukata ödeneceği, %10’unun şirkete bırakılacağı, sözleşmenin 3.maddesinin a fıkrasında, sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu, tarafların sürenin bitim tarihinden bir ay önce yazılı şekilde ihbarda bulunmadıkları takdirde sözleşmenin aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılacağı, b fıkrasında ise, sözleşmenin, devam etmeyeceğinin sürenin bitiminden bir ay önce yazılı olarak ihbar ile her zaman feshedilebileceği, her ne sebeple olursa olsun iş bu sözleşme hükümlerine aykırı davranması hallerinde şirketin hiçbir süreye tabi olmadan tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği, gerek bu durumda gerekse akit süresinin bitmesi durumunda avukat tarafından kanuni süreler dikkate alınarak hak kaybına sebebiyet verilmeksizin üzerindeki işlerin bir rapor ekinde ve tutanağa bağlanarak Tedaş Hukuk Müşavirliğine teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, hizmet hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olup, geçerli olduğu, sözleşme ile belirlenen ücretin Avukatlık Kanununa aykırı olduğunun da kabul edilemeyeceğini, dava konusu ihtilafin, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini, vekalet sözleşmesi incelendiğinde herhangi bir tarihin bulunmadığını, davacıya davalı tarafından verilen Adana 2. Noterliğinin 16.02.2006 tarih 01393 Yevmiye numaralı vekaletname tarihinin ele alındığını,
Borçlar Kanununun vekaletin sona erme sebeplerini düzenleyen ilgili maddesi uyarınca, vekaletten azil ve istifa her zaman olanaklı olup vekalet akdinin feshinde önemli sebeplere dayanmak ve feshi ihtar sürelerine uymak gibi yasal zorunluluklar da getirilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. Maddesinde, sözleşmenin devam etmeyeceğinin sürenin bitiminden bir ay önce yazılı olarak ihbar ile her zaman feshedilebileceği, Şirketin on beş gün önceden ihbar etmek şartıyla her zaman feshedebileceği, Avukatın … her ne sebeple olursa olsun iş bu sözleşme hükümlerine aykırı davranması hallerinde şirket hiçbir süreye tabi olmadan tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceğinin, sözleşmenin 2/c maddesinde, avukatın kendisine sözleşme gereği tevdii edilen işleri, 1136 sayılı Kanun, bu kanuna istinaden yapılacak düzenlemeler, sözleşme hükümleri, talimatlar, yayımlanmış ve yayımlanacak genelgeler ile genel yazılar ve TEDAŞ Hukuk Müşavirliği Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak şirket menfaatlerine haleldar etmeyecek şekilde, şirketin hak ve menfaatlerini korumak ihmal ve hatadan ari olarak … mevzuatın kendisine vermiş olduğu yetki ve yüklemiş olduğu sorumluluklar çerçevesinde yerine getireceğinin belirtildiğini, taraflara tek taraflı sona erdirme hakkı verilmesinde, vekalet sözleşmesinin, vekil ile vekalet veren arasındaki güven ilişkisine dayanmakta oluşunun rol oynadığını,… avukatın, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorunda olduğunu,…. Avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azlinin haklı olduğunu, davalı yanın feshinde, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. ve 2. maddesi içeriğine bakıldığında, her ne sebeple olursa olsun iş bu sözleşme hükümlerine aykırı davranması hallerinde şirket hiçbir süreye tabi olmadan tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği, sözleşme ile bağlı kalınması lazım gelen düzenlemelerin ise; 1136 sayılı Kanun, bu kanuna istinaden yapılacak düzenlemeler, sözleşme hükümleri, talimatlar, yayımlanmış ve yayımlanacak genelgeler ile genel yazılar ve Tedaş Hukuk Müşavirliği Yönetmeliği hükümleri olduğunun belirtildiğini, bu açıklamalar ışığında ve raporun 5.3. bölümünde de ayrıca irdelenen hususlar nezdinde feshin haksız fesih sayılamayacağı, Avukatlık Kanununda düzenlenen haksız azlin sonuçlarını da doğurmayacağını, ….

Yargıtay’ın kökleşmiş İçtihatlarına göre, haklı fesih, haklı azil halinde ancak fesih, azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceğini, zira vekalet ilişkisinin bir bütün olup fesih, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, feshin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının fesih tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün olmadığını, buna karşılık haksız azil, haksız fesih halinde ise avukatın, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğunu, hesaplamanın … fesih tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti hesabı olarak yapılacağını, fesih tarihi itibariyle sonuçlanmamış, kesinleşmemiş işlerden dolayı vekalet ücreti hesabı yapılmayacağını, …fesih tarihinin 24 04 2017 olduğu,…

Haklı fesih tarihi itibariyle sonuçlanarak kesinleşen ve raporun 5.6.b. Bölümünde belirtilen dosyalarda ..taraflar arasında avukatlık sözleşmesinin Madde 4/a-b-d bentleri dikkate alındığında
¸
Sonuç olarak takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalının feshinin haklı fesih olduğu, davacı ile davalı arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunduğu, fesih tarihi itibariyle kesinleşmiş dosyalar açısından hesabın Av. K.’nun 174. maddesine göre yapılacağı ve davacının toplamda 47.818,00TL ücret talep edebileceğinin tespit edildiği belirtilmiştir.

Bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine dosyanın, taraf vekillerinin itirazlarını karşılar için ek rapor tanzim etmek üzere önceki bilirkişiye tevdi edildiği görülmüştür.

Bilirkişi Av.
K6
12/12/2019 tarihli ek raporunda özetle:
-Hukuki vasıf taşımamasına yönelik beyanlarımızla birlikte iş bu itirazlara yönelik olarak uygulama açısından birkaç 2019 tarihli Yargıtay kararını sunmak zorunda kalındığını,
“…Mahkemece, davacı ve davalının bir önceki rapora yaptıkları itirazlarını karşılar mahiyette, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği ve davalının azilde haklı olup olmadığı konusunda aydınlatıcı, taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm tesis edilmesi gerekirken…’”
“…Mahkemece, tüm açıklamalar ışığında gerekirse bilirkişi raporu da alınarak azlin haklı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile…”
“…Mahkemece, gerek taraflarca gösterilen deliller gerekse bilirkişi raporu itibariyle azlin haklı olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan, doğrudan alacak talebinin değerlendirilmesi doğru değildir…”
-İstifaya yönelik değerlendirme; Anılan davada özü itibariyle, dernekten istifa edilip edilmemesi olgusunun esasa yönelik olmadığı, istifa etmelerine rağmen davalının böyle bir “işlemi tesis etmelerinin” yerindeliğinin, başkaları ile iş ilişkisine devamının yerindeliğinin dava esasından uzak olduğunu, rapora esas konuların haklı ya da haksız azlin belirlenerek üzerinden hesap yapılması olduğunu,.. ilk raporda da detaylı ortaya konulduğu üzere, feshin konusunda haklı olup olmadığına yönelik; taraflar arasındaki sözleşmenin 3. ve 2. maddesi içeriğine bakıldığında, her ne sebeple olursa olsun iş bu sözleşme hükümlerine aykırı davranması hallerinde şirket hiçbir süreye tabi olmadan tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği, sözleşme ile bağlı kalınması lazım gelen düzenlemelerin ise; 1136 sayılı Kanun, bu kanuna istinaden yapılacak düzenlemeler, sözleşme hükümleri, talimatlar, yayımlanmış ve yayımlanacak genelgeler ile genel yazılar ve Tedaş Hukuk Müşavirliği Yönetmeliği hükümleri olduğunun belirtildiğini, bu açıklamalar ışığında ve raporun 5.3. bölümünde de ayrıca irdelenen hususlar nezdinde feshin haksız fesih sayılamayacağı, Avukatlık Kanununda düzenlenen haksız azlin sonuçlarını da doğurmayacağını, ..
-Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/164E.- 2014/343K. s: dosyası açısından inceleme; Davacısının TEDAŞ, vekilinin
K1
, Davalının Samandağ BELEDİYESİ olduğu, Davanın Tapu İptal ve Tescil davası olduğu, dava tarihinin 11.10.2011, Karar Tarihinin 17.07.2014 olduğu, netice de davanın kabulüne, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 28.678,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini,
Sözleşmenin 4/a-b-d maddesi gereği…. değeri para ile ölçülebilen Tapu İptal ve Tescil davasında , Sözleşme gereğince 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. Kısmının 2. Bölümünde yer alan dava için öngörülen maktu ücreti GEÇMEMEK üzere hesaplama yapıldığını,
¸
¸
Sonuç olarak takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalının feshinin haklı fesih olduğu, davacı ile davalı arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunduğu, fesih tarihi itibariyle kesinleşmiş dosyalar açısından hesabın Av. K.’nun 174. maddesine göre yapılacağı ve davacının toplamda 47.818,00TL ücret talep edebileceğinin tespit edildiği belirtilmiştir.

Bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine dosyanın, taraf vekillerinin itirazlarını karşılar için ek rapor tanzim etmek üzere önceki bilirkişiye tevdi edildiği görülmüştür.

Bilirkişi Av.
K6
06/02/2020 tarihli 2.ek raporunda özetle:

Önceki raporlarda belirttilen sözleşme maddelerine ek olarak haksız fesih hesaplamasında yer alan icra takibi dosyaları için “Taraflar arasındaki vekalet sözleşmesinin 4. maddesinde davacı avukata, hukuk davaları ve icra takipleri için gecikme zammı hariç işin verilişindeki asıl alacak üzerinden, işin veriliş tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Ücret Tarifesine göre ücret ödeneceği … mahkemelerce ve icra daireleri tarafından tahakkuk ettirilen ve borçludan tahsil edilen vekalet ücretinin %90’inin avukata ödeneceği, %10’unun şirkete bırakılacağı…” hesaplama yönteminin uygulanacağını,

1-a)Haksız fesih olması halinde:
¸
¸¸Sonuç olarak, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı ile davalı arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunduğu,
-Haksız fesih olması halinde davacı yanın 131.388,34TL;
-Haklı fesih olması halinde davacı yanın 47.818,00TL ücret talep edebileceğinin tespit edildiği belirtilmiştir.

Bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerince itiraz edildiği görülmüştür.
“Davacı,
F4 na kayıtlı avukat olduğunu, davalı ile arasında son olarak 04.05.2016 tarihli “Vekalet Sözleşmesinin” imzalandığını, taraflar arasındaki sözleşme ve vekalet ilişkisi kapsamında Beyoğlu 24. Noterliğinden onaylı 12.06.2012 tarih ve 32053 yevmiye sayılı vekaletnamenin verildiğini, davalının Beyoğlu 24. Noterliğinin 14.03.2017 tarih ve 9220 yevmiye nolu azilnamesi ile basın yayın organlarında çıkan FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu yönünde çıkan haberleri gerekçe göstererek azlettiğini, azilname sonrasında Sakarya 3. noterliğinden 25.08.2018 tarih ve 17866 sayılı ihtarnamesi ile azil tarihine kadar davalı bankaya verilen hukuki yardımlar karşılığı karşı yan vekalet ücretinin ödenmesi talebinde bulunduğunu, karşı yan vekalet ücretinin talep edildiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00-TL vekalet ücreti alacağının azil tarihi olan 14.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 20/01/2020 tarihli dilekçesi ile davaya konu alacak değerinin 886.069,26 TL olarak ıslah etmiş, ancak ıslah dilekçesinden sonra 14.10.2020 tarihli duruşmada 72.001,98-TL lik kısmından feragat etmiştir.

Davalı, davacı tarafından sözleşme uyarınca banka dosyalarının takip edilmekte iken 19.01.2017 tarihinde basından FETÖ bağlantısı iddiası ile tutuklandığı bilgisini aldıklarını, davalı bankanın iyiniyetli olarak ilk duruşma gününe kadar beklediğini, ilk duruşmada tutukluluk halinin devamına karar verilmesi üzerine 14.03.2017 tarihli ihtarname ile azledildiğini, avukatlığın bizzat ifa edilen meslek olduğunu, o tarihlerdeki ülkenin içinde olduğu durumun gözönünde bulundurulması gerektiğini, banka adına takip edilen dosyalardaki hukuki işlemlerin süreye tabi olduğunu, tutukluluk halinin ne kadar devam edileceğinin öngörülebilir olmadığını, davalı dosyalarının bilinmeze bırakılmasının beklenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davalı tarafın azil sebebi olarak davacı vekilin terör örgütü ile bağlantılı olduğu yönünde haberlerin çıkmasını gerekçe gösterdiği, davacı avukatın Sakarya 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/31 Esas 2019/97 Karar sayılı dosyası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak mahkumiyete yeter derecede delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği, davacının bir süre tutuklu kaldığı, vekil vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlü ise de vekile tevkil yetkisinin verildiği, zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekilin işi başkasına yaptırabilmesinin mümkün olduğu, davalının başkasının işi ifa etmesine açıkça rıza göstermiş olduğu, davacı avukatın tutuklu kaldığı dönemde davacı tarafından takip edilen işlerin gereği gibi yerine getirilmediğinin de azil sebebi yapılmadığı, buna dair delil de sunulmadığı, azlin haksız olduğu, haksız azil sebebiyle davacı avukatın hangi aşamada olursa olsun üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğu, davacı avukatın takip ettiği 121 adet icra dosyasında vekillik görevini gereği gibi yerine getirdiği gerekçesiyle ıslah ve 72.001,98-TLlik kısım yönünden feragat beyanı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, 814.067,28-TL nin 14/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin feragat nedeniyle reddine, karar verilmiş, hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi ise, tahliye ihtimaline binaen ceza davası ilk duruşmasına kadar vekalet ilişkisinin iyiniyetle sürdürülmüş olduğu, tutukluluk halinin devamı sebebiyle sözleşmeye dayalı hizmetin ifa olağanın ortadan kalktığı, vekilin şahsi birikim ve tecrübesine dayanılarak kurulan ilişkide tevkil yetkisinin bulunmasının tek başına azli haksız hale getirmeyeceği, davacının haklı sebeple azledildiği, bilirkişi raporunda 22.,27.,41., 43., 53. , 54., 56., 68., 74., 76., 97., 100., 103., 108. ve 110. sırada yer alan işlerin tamamlandığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-b-2 maddesi gereği, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14/10/2020 tarihli ve 2018/467 Esas 2020/438 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile; 50.000,00-TL’nin dava tarihinden itibaren, 186.338,74 TL’nin 20/01/2020 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş ve hüküm davacı ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
……

2-Dava
, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Avukatın, vekil olarak borçları (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 389.) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 505. ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, aynı Kanun’un 506. ( Borçlar Kanunu 390.) maddesine göre, müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan; “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesinde; “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre; haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.

Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; bölge adliye mahkemesince tahliye ihtimaline binaen ceza davası ilk duruşmasına kadar vekalet ilişkisi iyiniyetle sürdürülmüş olduğu, tutukluluk halinin devamı sebebiyle sözleşmeye dayalı hizmetin ifa olağanın ortadan kalktığı, vekilin şahsi birikim ve tecrübesine dayanılarak kurulan ilişkide tevkil yetkisinin bulunmasının tek başına azli haksız hale getirmeyeceği, davacının haklı sebeple azledildiği gerekçesi usul ve yasaya uygun olmakla birlikte davacının vekalet ücret alacağı hesabında bilirkişi raporuna atıfta bulunularak 22.,27.,41., 43., 53. , 54., 56., 68., 74., 76., 97., 100., 103., 108. ve 110. sırada yer alan işlerin tamamlandığı belirlenip davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dava dosyasını incelenmesinde, davacı avukatın takip ettiği icra dosyalarının yer almadığı, bilirkişi raporunda da söz konusu icra dosyalarının azil tarihi itibariyle tahsil edilip sonuçlanıp sonuçlanmadığı hususunda değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; davacının haklı azil nedeniyle vekalet ücret alacağına ilişkin olarak; azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen ve tahsil edilen işlerden dolayı hak ettiği vekalet ücretlerinin hesaplanması için, azil tarihine kadar takip ettiği ve vekalet ücreti alamadığı ve davaya konu etmiş olduğu icra dosyalarının getirtilmesi, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
“(
Yargıtay 3. H.D.’nin 18/04/2022 tarih, 2022/1766 E., 2022/3645 K. sayılı kararı)

Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir.
” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/15144 E., 2016/20216 K. Sayılı kararı, aynı Dairenin benzer mahiyetteki 24/06/2019 tarih ve 2017/9175 E., 2019/7561 K. Sayılı ilamı )

Avukatın, vekil olarak borçları dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekâleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanunu’nun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır.
“(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 18/01/2016 tarih, 2014/43770 E., 2016/525 K. Sayılı kararı)
“Davacı, verilen vekaletname ile takip ettiği dava dosyaları için vekalet ücreti talep etmektedir. Davalı ise davacıya güveninin kalmadığını azilde haklı olduğunu belirterek davanın reddini istemektedir.

İlk derece mahkemesince, azil sebepleri tartışılmaksızın davacı vekilin özen yükümlülüğüne uygun davrandığı, azlin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Vekil sadakat borcu gereği müvekkilin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. Avukat, vekil edenin talimatı doğrultusunda işlem yapmak zorundadır.

Azil maddi bir vakaya ilişkin olmakla, azlin haklı olup olmadığının tanık dahil her türlü delil ile ispatı mümkündür. Mahkemece bu hususta tanık dinlenmiş olup dinlenen tanıklardan
K7 ve K8
‘ın beyanlarından davacı avukatın takip ettiği dosyada karşı taraf ile irtibata geçmeye yönelik davranışlarda bulunduğu, karşı taraf ile yakınlaşma çabaları gösterdiği anlaşılmaktadır. Davacı avukat karşı taraf ile davalı müvekkilinin haberi ve talimatı olmaksızın anlaşmaya çalışarak müvekkil-vekil arasındaki güveni sarsıcı hareketlerde bulunmuştur. Bu itibarla davalının davacı avukatı haklı olarak azlettiğinin kabulü gerekir. Bu durumun sadece tek dosyaya hasredilmesi mümkün olmadığından taraflar arasındaki güven ilişkisinin tamamen sarsıldığının kabulü gerekir.

Avukatlık Kanununun, 174. Maddesinde ” Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azlin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil, vekili olan avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Avukat bu durumda ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 23/10/2018 gün 2016/29209 E. 2018/9905 K.) zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep etmesi mümkün olmadığından mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. ”
(Yargıtay 3. H.D.’nin 08/11/2022 tarih 2022/418 E., 2022/8619 K. Sayılı ilamı ile düzeltilerek onanan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. H.D.’nin 05/11/2021 tarih 2020/535 E., 2021/1587 K. sayılı kararı)
“..
.O halde mahkemece, yukarıda yer alan açıklamalara göre Avukatlık Kanunun 165, 164/4. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre değerlendirme yapılarak akdi vekalet ücretinin azil tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesinin altında olamayacağı dikkate alınıp taleple bağlı kalınarak toplam 615,00-TL akdi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile 410,05-TL akdi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığı’nın bu yöne ilişen kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekir.
“(Yargıtay 3. H.D.’nin 18/04/2022 tarih 2022/2050 E., 2022/3641 K. sayılı ilamı)

Avukatlık Kanunu’nun 34. Maddesi:” Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.”

Avukatlık Kanunu’nun 163. Maddesi:” Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.”

Avukatlık Kanunu’nun 164. Maddesi:”Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir. Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

Avukatlık Kanunu’nun 174. Maddesi:” Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret istiyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez. Anlaşmaya göre avukata peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse, avukat işe başlamakla zorunlu değildir. Bu sebeple doğabilecek her türlü sorumluluk iş sahibinindir. Yazılı sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının yerine getirilmemesinden dolayı avukat işi takip etmek ve sonucunu elde etmekten mahrum kalırsa sorumluluk bakımından aynı hüküm uygulanır.” şeklindedir.

Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389. (Yeni Borçlar Kanunu 505.md) ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine (Yeni Borçlar Kanunu 506.md) göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir.

SOMUT OLAYDA;

Adana 2. Noterliğinin 16.02.2006 tarih ve 01393 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile davacı K1’e davalı Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından umumi vekaletname verildiği, davacının
Adana 2. Noterliğinin 16.02.2006 tarih ve 01393 yevmiye nolu vekaletnamesine dayanarak iş gördüğü, vekaletnamede dava ve icra yetkileri bulunduğu, davacının Genel Müdürlük ile akdedilmiş olan vekalet akdinin
Genel Müdürlük Makamının 24/04/2017 tarih ve 25763 sayılı Olur’u ile feshedildiği, bu itibarla Genel Müdürlük adına takip edilen dava ve icra dosyalarının ve davacıya teslim edilmiş tüm evrak ve belge asıllarının Bölge Müdürlüğüne gönderilmesinin istendiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi içeriğinden de feshin İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın 21/04/2017 tarih ve 1761 Esas sayılı yazısı, Hatay Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’nün 26/04/2017 tarih ve 16029 Esas sayılı yazısı, Ordu Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’nün 20/04/2017 tarih ve 6577 Esas sayılı yazısı ve Malatya Valiliği Olağanüstü Hal Bürosu’nun 21/04/2017 tarih ve 6581 Esas sayılı yazısı ve Bank F1 hesap bilgilerine dayalı olduğu hususları gözetildiğinde taraflar arasındaki güven ilişkisinin yukarıda değinilen Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde sarsıldığı ve azlin haklı olduğu kabul edilmelidir.

Bu kabule göre de, davacı avukat vekalet ilişkisi bir bütün olup azil taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep etmesi mümkün olmadığından ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 23/10/2018 gün 2016/29209 E. 2018/9905 K.)

Eldeki dosyada fesih tarihinin 24/04/2017 olduğu gözetildiğinde davacı avukatın bu tarih itibariyle takip ettiği ve kesinleşen dava ve takip işlerinin -dosya arasına UYAP ortamından alınan dava ve takip dosyalarına göre-
-Dörtyol 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/242E.-2014/145K.
-Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/866E.- 2015/447K.
-Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/164E.- 2014/343K.
– Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/14E. – 2015/460K.
-Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/690E. – 2014/648K.
-Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/228E. – 2013/464K. sayılı dosyaları olduğu, bu dosyalardan Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/164E.- 2014/343K. Sayılı dosyası hariç diğerlerinin maktu vekalet ücretine tabi “Kamulaştırma bedel tespit ve tescil “dosyası olduğu, -Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/164E.- 2014/343K. Sayılı dosyasının ise nispi vekalet ücretine tabi “Tapu İptal ve Tescil” talebine ilişkin olduğu görülmüştür.

Taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunduğundan bu sözleşmenin
‘Ücret ‘ başlıklı 4. Maddesindeki düzenlemeye gereğince avukatın hak ettiği ücretin hesaplanması gerektiği, ancak bu sözleşme maddesinin de Avukatlık Kanunu’na
( Avukatlık Kanunu 164. maddesi:”…. Avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz…) aykırı hüküm olup olmadığının mahkemece re’sen değerlendirilmesi gereklidir.

Eldeki dosyada taraflar arasındaki sözleşmenin ücret başlıklı 4. maddesinin
“A) Davalar için:

a)Parayla ölçülebilen davalar için hüküm verildiği tarihteki dava değeri üzerinden (gecikme zammı, faiz gibi feriler hariç olmak kaydıyla, hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. Kısmının 2. Bölümünde yer alan dava takipleri için öngörülen maktu ücreti geçmemek üzere, tarifenin 3. Kısmına göre şirket tarafından avukata vekalet ücreti ödenecektir.

Ancak; kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davaları için; Avukata AAÜT’nin 2. Kısmının 2. Bölümünde İcra Mahkemelerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için öngörülen maktu ücretin yarısı oranında vekalet ücreti ödenecektir.

b)Parayla ölçülemeyen davalar için AAÜT’nin 2. Kısmının 2. Bölümünde yer alan dava takipleri için öngörülen maktu ücret Şirket tarafından avukata vekalet ücreti olarak ödenecektir.

Ancak; Bedel tespiti ve tescili davaları için Şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacaktır.

c) Ceza davaları için Şirket tarafından ayrıca bir ücret ödenmeyecektir.

d)Avukatın şirket vekili sıfatı ile takip ettiği hukuk ve ceza davaları için, karşı taraftan tahsil edilen ve şirket Muhasebe kayıtlarına giren vekalet ücreti olması halinde bu ücretin %90’ı Avukata ödenecek,%10’luk kısmı ise Şirkete bırakılacaktır.

B)İcra Takipleri İçin:

Avukata, şirket vekili sıfatıyla yaptığı her bir icra takibi için takip tarihinden itibaren 6 ay içerisinde dosyanın tüm ferileri ile birlikte tahsil edilmesi halinde borçludan tahsil edilen ve şirket muhasebe kayıtlarına giren vekalet ücretinin tamamı, 6 aydan sonra tahsil edilmesi halinde %80’i, 1 yıldan sonra tahsil edilmesi halinde ise %70’i ödenecektir.

Avukata icra takibi için bu ücret dışında ücret ödenmeyecektir.
” şeklinde düzenlendiği, ancak mahkemece yukarıda değinilen değerlendirmenin yapılmadığı görülmüştür.

Yine hükme esas alınan bilirkişi raporlarında azil tarihi öncesi kesinleştiği belirtilen – Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/765E. – 2015/843K. Sayılı dosyanın akdin fesih tarihi sonrası 08/05/2018 tarihinde kesinleştiği hususunun göz ardı edilerek adı geçen dosyanın kesinleşen dosyalar arasında tutularak hesaba dahil edildiği görülmüştür.

Mahkemece yapılacak iş yukarıda değinilen Yargıtay içtihatları doğrultusunda feshin haklı fesih olduğu kabul edilerek fesih tarihi itibariyle kesinleşen dosyalar üzerinden öncelikle taraflar arasında yazılı avukatlık ücret sözleşmesinin ‘Ücret ‘ başlıklı 4. Maddesindeki düzenlemenin Avukatlık Kanunu’na ( Avukatlık Kanunu 164. maddesi:”…. Avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz…) aykırı hüküm olup olmadığı değerlendirmesi yaparak, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı hak ettiği vekalet ücretlerinin hesaplanması için önceki bilirkişiden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık ek bilirkişi raporu alarak, hasıl olacak sonuca uygun karar vermekten ibarettir.

Davalı vekilinin istinaf sebepleri ise avukatlık sözleşmesi haklı sebeple fesh edilse dahi avukatın kesinleşen işlerden vekalet ücretine hak kazanacağına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında yerinde görülmemiştir.

Sonuç İtibariyle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
A)1
-Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
İstinaf talep eden davalıdan alınması gereken 3.266,45- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 817,00 TL’nin mahsubu ile bakiye 2.449,45 TL’nin davalıdan alınarak
HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-
Davalı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir
KAYDINA,

4-
İstinaf masraflarının, başvuran davalı üzerinde
BIRAKILMASINA,
B)1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 uyarınca Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/03/2020 tarih ve 2018/784 E. – 2020/ 241 K. sayılı kararının
KALDIRILMASINA,

2-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye
GÖNDERİLMESİNE,

3-
İstinaf başvurusu sırasında davacıdan peşin alınan 1.470,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,

4-
İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 148,60 TL’nin Hazineye
GELİR KAYDINA
,

5-
İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 148,60 TL’nin -posta masrafının davalıdan alındığı gözetilerek- davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
C)

İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
D)

Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/4.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince,
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK’nın 362/1-g maddesi gereğince
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/06/2023
K1 (HÜSEYİN DİLMEÇ, Hüseyin Dilmeç, Hüseyin DİLMEÇ)

N1 (44824215448)

K2 (NAZMİ AKSOY)

A1 (Kanatlı Mah.Gençlik Cad.Yeşim Apt. No:1/1 Stadyum Yanı Merkez/ HATAY)

K3 (KASİDE ASLAN)

K4 (EBRU İLERİ)

A2 (Toroslar E.D.A.Ş. ADANA)

F1 (Asya)

F2 (Denge Hukuk ve Düşünce)

K5 (Durdu Oduncu, Durdu ODUNCU)

F3 (Birleşik Sanayici ve İş Adamları)

K6 (Derya Ece Kadayıfçı)

F4 (Sakarya Barosu)

K7 (İsmail Şahin)

K8 (Erdoğan Kızıltaş)

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!