Adana BAM, 5. HD., E. 2018/1699 K. 2020/636 T. 22.9.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 506

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

DÖRTYOL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

31/01/2018

NUMARASI :

2016/715 Esas – 2018/54Karar

DAVACI:

K5 – N1

VEKİLİ:

Av. K6

DAVALI:

K7

VEKİLİ:

Av. K8
A4

İHBAROLUNAN:

1 -ADALET BAKANLIĞI

VEKİLİ:

Av. K9
Dörtyol Mal Müdürlüğü Hazine Avukatlığı 31600 Dörtyol/ HATAY

İHBAROLUNAN:

2 -F1 SİGORTA A.Ş.

DAVANIN KONUSU :

MADDİ TAZMİNAT
İSTİNAF YOLUNA

BAŞVURAN DAVALI:

K7

VEKİLİ:

Av. K8
KATILMA YOLUYLA
İSTİNAF YOLUNA

BAŞVURAN DAVACI :

K5

VEKİLİ:

Av. K6

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması

İSTİNAF KARAR TARİHİ :

22/09/2020

KARAR YAZIM TARİHİ :

22/09/2020
Dörtyol 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31/01/2018 tarih ve 2016/715 Esas 2018/54 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin ve katılma yolu ile davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :

Davacının alacaklı olduğu dava dışı K10 adına icra işlemleri yapması için davalı avukata vekaletname verdiğini, davalının Dörtyol İcra Dairesi’nin 2013/2198 esas sayılı takip dosyasında takip işlemleri başlattığını, takibin kesinleşmesi neticesinde yapılan sorgulama ile borçlunun Hatay ili Dörtyol ilçesi A1 Mahallesi 385 parsel, 443 parsel, 1356 parsel,1358 parsel ve 1359 parsel sayılı taşınmazlarına 10/12/2013 tarihinde haciz şerhi işlendiğini, Dörtyol İcra Dairesi’nin 02/04/2015 tarihinde “taşınmazlar üzerine 10/12/2013 tarihinde konulan haciz süresi içerisinde satış istenmemesi nedeniyle düşmüştür” şeklinde karar verdiğini, davacının yeniden haciz talebinde bulunduğunu ancak sıralamada son sıraya yerleştiğini, dava dışı alacaklının satış talebi üzerine taşınmazların satılması sonucu alacaklarına kavuştuğunu, davalı vekilin üzerine düşen yükümlülüklerini özenle yerine getirmediğini belirterek 220.000,00 TL’nin muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Kusur ile zarar arasında illiyet bağının mevcut olmadığını ve kati bir zararın meydana gelmediğini, muacceliyet itirazında bulunduklarını, sadece 3 adet parseldeki haczin düştüğünü, icra dosyasının halen aktif olduğunu, borçlunun borç ödemeden acze düşmediğini, düşen hacze konu parsellerin muhammen bedellerinin %50 sine ihale edildiğini ve bu tutarın 148.281,50 TL olduğunu, davacının her aşamada bilgilendirildiğini, davacının talimatıyla ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, düşürülen hacizlerle ilgili Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/48 Esas sayılı dosyası ile memur muamelesini şikayet davasının açıldığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, icra müdürünün hacizli taşınmazların hisseli olması nedeniyle satışa arz edildiğinde hissedarların açık adreslerinin tespiti amacıya davalıyı yanlış yönlendirdiğini, icra müdürlüğünün gereksiz işlerle uğraşılmasına sebep olduğunu, Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/3 esas 2015/64 karar sayılı kararı ile kesin olarak verilen karara istinaden Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 2015/72 esas sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, haczin düşmesine ilişkin karara karşı Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/48 esas sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne kara verildiğini ve dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, davacının davalı vekil ile vekalet ilişkisini dahi sonlandırmadan işbu davayı açtığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

Davanın Kısmen Kabulü ile 156.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak Davacıya Verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin Reddine” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davanın HMK’nın 107. maddesi uyarınca ancak kati bir zararın varlığı halinde açılabileceğini, davanın usulden reddi gerektiğini, icra dosyasının halen aktif olduğunu, borçlunun acze düşmediğini, İlk Derece Mahkemesi’nin miktar yönünden hesap hatası yaptığını, ihaleye çıkılan dosyadaki satış masraflarının da taşınmaz bedellerine eklendiğini ve bu nedenle kurulan hükmün miktar yönünden hatalı olduğunu, şayet davacı yönünden bir zarar gerçekleşmiş ise bu zararın doğduğu tarihin ancak, takip dosyasındaki hacizlerin düşürüldüğü ve düşme kararına karşı, Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/48 E. sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğundan şikayet için İlk Derece Mahkemesi’nce verilen 12/01/2016 tarihli kararın 03/07/2017 tarihinde onandığı nazara alınarak alacağa işletilecek faizin bu tarihten başlatılması gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının davalıyı vekaletten azletmeden doğrudan dava yolu ile alacağını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, delillerin etraflıca tartışılmadığını, kusur incelemesi ve zarar yönünden bilirkişi raporu alınmadığını, bu nedenlerle İlk Derece Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak neticeten davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN KATILMA YOLUYLA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararın miktar yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçelerinde talep ettikleri miktarın 220.000,00.-TL olduğunu, İcra dosyasındaki hacizlerin, davalının ihmali nedeniyle düşmesi sonucu davacının zararının daha yüksek miktarda olduğu halde İlk Derece Mahkemesi tarafından taleplerinin fazlaya ilişkin kısmının reddedildiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının reddedilen kısım yönünden ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar, Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/72 esas sayılı dosyası, Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/48 Esas sayılı dosyası, Dörtyol İcra Dairesi’nin 2013/2544 sayılı icra dosyası, Dörtyol İcra Dairesi’nin 2013/2198 sayılı icra dosyası, tapu kayıtları ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, vekilin görevini yerine getirmediği iddiasına dayalı tazminat talebine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı vekili, müvekkilinin alacaklı olduğu dava dışı K10 aleyhine icra takibi yapmak üzere davalı avukata vekaletname verdiğini, Dörtyol İcra Müdürlüğü’nün 2013/2198 E. sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, takibin kesinleşmesi sonucunda borçlunun Hatay ili Dörtyol ilçesi A1 Mahallesi 385, 443, 1356, 1358 ve ve 1359 parse sayılı taşınmazlarına 10/12/2013 tarihinde haciz şerhi işlendiğini, Dörtyol İcra Müdürlüğü’nce 02/04/2015 tarihinde taşınmazlar üzerine konulan haciz süresi içerisinde satış istenmemesi nedeniyle hacizlerin düşmesine karar verildiğini, bu durumun davalının ihmalinden kaynaklandığını, müvekkilinin yeniden haciz talebinde bulunduğunu ancak sıralamada son sıraya yerleştiğini, borçlunun diğer alacaklılarının satış talebinde bulunduğunu ve taşınmazların satıldığını, davalı avukatın üzerine düşen yükümlülüklerini özenle yerine getirmediğini iddia ederek 220.000,00 TL alacağın muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, kusur ile zarar arasında illiyet bağının mevcut olmadığını, kati bir zararın meydana gelmediğini, haciz konan taşınmazlardan üç tanesinde hacizlerin düştüğünü, icra dosyasının halen aktif olduğunu, borçlunun borç ödemeden acze düşmediğini, müvekkilinin davacıyı her aşamada bilgilendirdiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, icra müdürlüğünce müvekkiline İİK’nın 94. maddesi gereğince yetki verdiğini ve gereksiz işlerle uğraşılmasına sebep olduğunu, icra müdürlüğü tarafından İİK 121. maddesine göre verilen yetki üzerine Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurulduğunu ve Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/3 E. 2015/64 K. sayılı kesin kararı ile ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere yetki verildiğini, müvekkilinin bu karara istinaden Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 2015/72 E. sayılı ortaklığın giderilmesi davası açtığını savunadrak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince avukatların bilinen ve kabul edilen kural ve usulleri bilmedikleri takdirde sorumlu olacakları, vekilin üzerine aldığı işi doğruluk kurallarına uygun biçimde özenle yapmak zorunda olduğu, davalının icra müdürlüğü tarafından yanlış yönlendirilmesi nedeniyle hacizlerin düştüğü şeklindeki savunmasının yerinde olmadığı, hacizlerin düşmesinde davalının kusurlu olduğu, davalı tarafından süresi içinde satış talebinde bulunulması durumunda davacının hacizde 3. sırada alacaklı konumunda bulunması nedeniyle alacağına daha önce kavuşacağı, davalının eylemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, dava dışı alacaklının başlattığı icra dosyasında 1356 parselin 88.000,00.-TL, 443 parselin 37.000,00.-TL ve 385 parselin 31.000,00.-TL bedelle satışının yapıldığı, zarar miktarının bu parsellerin toplam satış bedeli olan 156.000,00.TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 156.000,00.-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacının davalı avukatı Dörtyol Noterliği’nin 18/11/2013 tarihli 16004 yevmiye nolu vekaletnamesi ile vekil tayin ettiği anlaşılmaktadır.

Dörtyol İcra Müdürlüğü’nün 2013/2198 E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı K5 (eldeki davada davacı) tarafından borçlu K10 (eldeki davada dava dışı) aleyhine her biri 10/11/2012 tanzim tarihli 85.000,00.-TL bedelli üç adet bonoya dayalı olarak işlemiş faiz ve komisyon alacağı dahil toplam 270.758,62.-TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, eldeki davada davalı olan Av.K7’in takipte alacaklı vekili olarak yer aldığı, ödeme emrine itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği, alacaklı vekilinin 04/12/2013 tarihli talebi üzerine İcra Müdürlüğünce 10/12/2013 tarihli karar ile borçlunun taşınmazları ve araçları üzerine haciz konulmasına karar verildiği; Dörtyol Tapu Müdürlüğü’nün 10/12/2013 tarihli yazısı ile borçlunun 1/9 hisse ile paydaş olduğu Hatay İli Dörtyol İlçesi A5 Köyü A6 Mevkii 385 parsel sayılı; 1/9 hisse ile paydaş olduğu aynı yer A2 Mevkii 443 parsel sayılı; 68/657 hisse ile paydaş olduğu aynı yer A3 Mevkii 1356, 1358 ve 1359 parsel sayılı taşınmazlar üzerine icrai haciz şerhi konulduğunun bildirildiği;

Alacaklı vekilince 14/01/2014 tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığının UYAP sisteminden sorgulanması ve mevcut ise haciz şerhi konulması için Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep ettiği, İcra Müdürlüğünce talep kabul edilerek Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, Tapu Müdürlüğünün 30/01/2014 tarihli cevabi yazısında, belirtilen taşınmazlara daha önce haciz şerhi konulduğu belirtilerek taşınmazların 5403 sayılı Kanunun 8. maddesi kapsamında bölünemez büyüklükte tarım arazisi olup olmadığı hususunun İlçe Tarım Müdürlüğü’nden sorulması gerektiğinin bildirildiği;

Alacaklı vekilinin 13/08/2014 tarihinde haciz konulan hisselerin satışı hususunda yetki verilmesini talep ettiği; İcra Müdürlüğünce 13/08/2014 tarihli kararı ile yetki talebinin uygun olduğu, Tapu Müdürlüğü’nün 27/01/2014 tarihli yazısı uyarınca İlçe Tarım Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına karar verildiği, İcra Müdürlüğünce İlçe Tarım Müdürlüğüne gönderilen 13/08/2014 tarihli müzekkere ile haciz konulan taşınmazların 5403 sayılı Kanunun 8. maddesine göre bölünemez büyüklükte tarım arazisi olup olmadığının sorulduğu, İlçe Tarım Müdürlüğü’nün 18/08/2014 tarihli cevabi yazısında taşınmazların yüzölçümlerinin yasadaki sınırların üzerinde olması nedeniyle devirlerinin mümkün olduğunun bildirildiği;

Alacaklı vekilinin 22/09/2014 tarihinde borçlunın paydaşı olduğu taşınmazlardaki diğer paydaşların ad ve soyadları, T.C. kimlik numaraları ve adres bilgilerinin Tapu Müdürlüğünden sorulmasının talep ettiği, İcra Müdürlüğünce yapılan yazışmalar sonucunda Tapu Müdürlüğünün 27/11/2014 tarihli cevabi yazısı ile paydaşlara ait talep edilen bilgilerin gönderildiği;

Alacaklı vekilinin 10/12/2014 tarihinde haciz şerhi konulan taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılacağının ve satış yoluna gidileceğinin taşınmazların paydaşlarına bildirilmesini talep ettiği, İcra Müdürlüğünce talebin kabul edilerek paydaşlara bildirim yapıldığı,
Alacaklı vekilinin 07/01/2015 tarihinde, haciz şerhi konulan taşınmazların hisseli olması nedeniyle daha önce verilen yetki belgesinin hatalı olduğunu belirterek İİK’nin 121. maddesi gereğince satışın nasıl yapılacağının İcra Mahkemesinden sorulmasını talep ettiği, İcra Müdürlüğünce 08/01/2015 tarihinde başvurması sonucunda Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesinin 13/01/2015 tarihli 2015/3 E. 2015/64 K. sayılı ilamı ile alacaklı vekiline ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere yetki verilmesine karar verildiği;

Dörtyol İcra Müdürlüğü’nün 02/04/2015 tarihli kararı ile borçlunun taşınmazları üzerine 10/12/2013 tarihinde konulan hacizlerin süresi içerisinde satış istenmemesi nedeniyle düştüğü;

Alacaklı vekilinin bu karara karşı şikayet yoluna başvurması üzerine Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/48 E. 2016/13 K. sayılı kararında, ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere icra mahkemesinden yetki alınmasının alacaklının takibin devamına yönelik iradesini gösteren bir icra takip işlemi olduğundan zamanaşımını keseceği, Dörtyol İlçe Tarım Müdürlüğü’nün 29/05/2014 tarihli yazısında 1358 ve 1359 parsellerin satışa uygun olmadığının bildirildiği, bu taşınmazlar yönünden haczin düşmediği gerekçesiyle şikayetin kabulüne, diğer taşınmazlar yönünden yine Tarım Müdürlüğünün 29/05/2014 tarihli yazısında bu taşınmazlar için ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere yetki alınmasının gerekli olmadığının bildirilmesi nedeniyle haciz isteme süresinin geçtiği gerekçesiyle bu taşınmazlar yönünden şikayetin reddine karar verildiği, alacaklı vekilince kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2017/4438 E. 2017/9918 K. sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır.

Dörtyol İcra Müdürlüğü’nün 2013/2544 E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde ise, alacaklı K11 (eldeki davada dava dışı) tarafından borçlu K10 (eldeki davada dava dışı) aleyhine 05/10/2012 vade tarihli 125.000,00 TL bedelli bonoya dayanılarak icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine 07/02/2014 tarihinde borçlunun paydaş olduğu (eldeki davaya konu icra dosyasında da haciz konulan) taşınmazlara haciz şerhi konulduğu; Dörtyol İlçe Tarım Müdürlüğü’nün 29/05/2014 tarihli cevabi yazısında 443 ve 385 parsel sayılı taşınmazların 5403 sayılı Kanunun kapsamı dışında olduğunun, 1358 ve 1359 parsel sayılı taşınmazların 2 hektar (20 dekar) yasal sınırın altında olduğundan satışının mümkün olmadığının, 1356 parsel sayılı taşınmazın ise 2 hektar (20 dekar) yasal sınırın üzerinde olması nedeniyle satışının uygun olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.

Davacı, avukat olan davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia ederek uğradığı zararın tazmini istemiyle eldeki davayı açmıştır.

Avukatın, vekil olarak borçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 505 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, TBK’nun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekle yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. Özen borcu ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, TBK’nun 506. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. (Yargıtay 13 HD 2016/21306 E. 2019/12633 K.)

Somut olayda, davalı avukatın Dörtyol İcra Müdürlüğü’nün 2013/2198 E. sayılı takip dosyasında alacaklı (eldeki davada davacı) vekili olarak görev yaptığı, borçlunun paydaşı olduğu paylı mülkiyete tabi beş adet taşınmaza haciz koydurduğu, her ne kadar davacının haciz şerhi üçüncü sırada görünmekte ise de, ilk şerhin ihtiyati haciz niteliğinde olduğu ve kesin hacze dönüştüğüne dair bilginin icra takip dosyası kapsamında var olmadığı, ikinci sıradaki şerhin ise alacak miktarının sıfır olarak göründüğü, böylece borçluya ait payların satışı halinde davacının fiilen alacağını tahsil bakımından ilk sırada yer aldığı anlaşılmaktadır.

Haciz konulan taşınmazlardan 443 ve 385 parsel sayılı taşınmazların 5403 sayılı Kanunun kapsamı dışında olması, 1356 parsel sayılı taşınmazın ise 5403 sayılı Kanunda belirtilen yasal yüzölçümü sınırın üzerinde olması nedeniyle bu üç taşınmazdaki borçluya ait payların doğrudan satışı mümkün iken, davalının haciz konulan tüm taşınmazlar yönünden ortaklığın giderilmesi için izin alma ve dava açma yoluna giderek 443, 385 ve 1356 parsel sayılı taşınmazlardaki hacizlerin düşmesine sebep olduğu, davacıdan sonraki sırada yer alan dava dışı alacaklı K11’in bu üç taşınmazdaki borçluya ait payları sattırarak alacağını tahsil ettiği görülmektedir. Az yukarıda açıklandığı üzere avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olup, davalının taşınmazların hukuki durumlarını araştırıp gerekli işlemleri gecikmeksizin yapması gerekirken, bu görevini gereği gibi yerine getirmeyerek ihmali davranış gösterdiği, ihmali davranış sebebiyle davalı tarafından davacının alacağına kavuşmasının, borçlunun mali durumu gözetildiğinde imkansız hale geldiği, diğer yandan bir an için, borçlunun tasarruflarına yönelik hukuki yolların varlığı düşünülse de; takip neticesinde davalının ihmali davranışı ile zararın ortaya çıkmasına sebebiyet vermesinden dolayı, davacının bu yönde bir çabaya girmesinin beklenemeyeceği, istinaf edenin yerel mahkeme tarafından yapılan hesap hatasına yönelik istinaf talebinin, taşınmazların ilan edilen satış gün ve saatinde muhammen bedelin %50’si üzerinden ve satış masrafları dahil olmak üzere satışa çıkarıldığı, dava dışı alacaklının teklif ettiği 1356 parsel sayılı taşınmazın 88.000,00.-TL, 443 parsel sayılı taşınmazın 37.000,00.-TL ve 385 parsel sayılı 31.000,00.-TL bedelle dava dışı alacaklının alacağına mahsuben yapılması nedeni ile oluşan zararın satış bedelleri toplamı olarak kabulünde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi üzerinde hacizlerin devam ettiği anlaşılan 1358 ve 1359 parsel sayılı taşınmazlar yönünden taşınmazların miktarı ve benzer mahiyetteki 1356 parsel sayılı taşınmaz için kıymet taktirinde belirlenen arazi m2 değeri dikkate alındığında alacaklı olduğu icra dosyası üzerinden alacağın tahsil kabiliyetinin kalmadığı,
Davacı taraf katılma yolu ile zararının dava dilekçesinde bildirdiği miktarda olduğunu ve ilk derece mahkemesince fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verildiği yönündeki istinaf talebinin mevcut ve tespit edilen olgular dikkate alındığında yerinde olmadığı,
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Taraf vekillerinin istinaf başvurularının
HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,

2-Davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı olan 54,40.-TL maktu harçtan, peşin alınan 35,90.-TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50.-TL harcın davacıdan alınmasına,

3-Davalıdan alınması gereken istinaf karar harcı olan 10.656,36.-TL nispi harçtan, peşin alınan 2.629,00.-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.027,36.-TL harcın davalıdan alınmasına,

3- İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

4-
Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin
6100 Sayılı HMK’nın ve 359/3 md. uyarınca Dairemiz tarafından taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi’nde
TEMYİZ yolu açık olmak üzere 22/09/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!