Adana BAM, 5. HD., E. 2018/1618 K. 2020/442 T. 29.6.2020

DAVACILAR:

1 -K1 – N1

2 -K2 – N2

DAVALI:

F1 SAAT GÖZLÜK KUY.İNŞ.SAN TİC LTD ŞTİ.. –

DAVANIN KONUSU :

Kira alacağının tespiti istemine ilişkin
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVALI
:

F1 SAAT GÖZLÜK KUY.İNŞ.SAN TİC LTD ŞTİ.

Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10/04/2018 tarih 2016/966 Esas 2018/596 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davalı şirketin müvekkilerinin maliki bulunduğu A1 Mahallesi, 282 Ada, 16 parsel (A2) adresinde bulunan taşınmazda halen kiracı olduğunu, davalı şirketin müvekkillerine 2016 yılı kira dönemi için 27.360,00 TL ödediğini, ödenen kira bedeli enflasyon ve rayiç emsal kiraların nazara alındığında çok düşük kaldığını ve bundan dolayı müvekkillerinin büyük zarara uğradığını, davalı şirkete yeni kira dönemi olan 01/01/2016 – 31/12/2016 tarihleri arasında kira bedeinin 90.000,00 TL’ye çıkarılması için Adana 1. Noterliğinin 24712 yevmiye numarası ile 20/11/2015 ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin davalı şirteke 21/11/2015 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davalının kirayı uygun hale getirmeye çalışmadığını, dava konusu taşınmazın emsal kira bedelinin 90.000,00 TL olduğunu ancak davalı şirketin eski kiracı olması nedeniyle 65.000,00 TL olarak belirlendiğini bu sebeplerle davalı şirketin kiracı olarak bulunduğu dava konusu taşınmazın 01/01/2016 – 31/12/2016 dönemi kira bedelinin 37.640,00 TL artırılarak 65.000,00 TL olarak tespitini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkili şirket ile eski malik arasında 01/01/2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin mevcut olduğunu, ilk yıl kira bedelinin 19.462,00 TL olduğunu, sözleşmeye göre kira bedelinin 15.180,00 TL olduğunu, davacıların asıl amacının kira bedelinin yükseltilmesi olmadığını, müvekkilini taşınmazdan tahliye etmek olduğunu, davacıların aynı handa bulunan diğer tüm iş yerlerindeki eski kiracılarla yeniden kira sözleşmesi yaptıklarını ve hepsindeki kira bedellerini en az bir veya iki kat yükseltildiğini, müvekkilinin davacıların bu talebine yanaşmadığını, davacıların müvekkili aleyhine Adana 14. İcra Müdürlüğünün 2011/208 esas sayılı dosyasından tahliye talepli icra takibi başlattıklarını, davacıların taleplerinin Adana 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/28 Esas sayılı dosyası ile reddedildiğini, davacıların bu kez Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1675 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine tahliye talepli dava açtıklarını, açılan bu dava davacıların ihtiyaç iddiasını bildirmememiş olmaları nedeniyle reddedildiğini ve davanın kesinleştiğini, davacıların bu kez kardeşler arasında muvazaalı devir yaptıklarını ve bu kez yeni malikin ihtiyaç sebebine dayanarak Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1303 Esas sayılı dosyasında tahliye davası açtıklarını, bu davanın da müvekkili lehine sonuçlandığını ve kesinleştiğini, talep edilen kira bedelinin fahiş derecede yüksek olduğunu, müvekkili tarafından son yıl (2015) yılı için stopaj dahil brüt 41.040,00 TL ödeme yapıldığını, dava dilekçesinde talebin net mi bürüt mü olduğunun açık olmadığını davacı tarafa talep ve sonucunun açıklattırılmasını, açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

Davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile, A1 mahallesi, 282 ada, 16 parselde kain A2 adresinde kain taşınmazın 01/01/2016 -31/12/2016 kira dönemine ilişkin kira bedelinin takdiren 60.000,00 TL olarak tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAF TALEBİNDE
İLERİ SÜRÜLEN

SEBEPLER:

Yerel mahkemenin kira bedelini yıllık 60.000 TL olarak tespitine karar vermiş ise de bu bedelin net mi bürüt mü olduğunu belirtmemiş bu hali ile infazda tereddüt yarattığını, kira tespit davalarının nispi harca tabi olduğunu mahkemece eksik harcın ikmal ettirilmediğini, kira tespit davalarında en son ödenen kira bedeli ile dava konusu kira dönemi arasındaki fark üzerinden davacı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin vekalet ücretini hatalı olarak takdir ettiğini, müvekkilinin ayrıca bir kar amacı gütmeyen vakıf niteliğindeki tüzel kişiden kiraladığını bu anlamda yapılması gereken hak ve nesafet indiriminin yalnızca 0.83 oranında olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin dikkate aldığı emsallerden iki tanesinde davacıların zaten taraf olduğunu, yerel mahkeme tarafından bu emsallerden hangisinin hükme esas alındığıda tartışılarak açıklanmadığını HMK 297. Maddesine aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkemenin TBK 344. Maddesinin 6217 sayılı Erteleme Kanunu gereğince kiracının tüzel kişi olduğu iş yeri kiralarında uygulanma alanının olmadığının gözden kaçırdığından yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF TALEBİNE KARŞI VERİLEN CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davalının istinaf taleplerinin yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, gerekçeli kararın “serbest piyasa koşulları ve kullanım durumları da dikkate alınarak 01.01.2016 tarihinden itibaren senelik bürüt takdiren 60.000,00 TL olabileceğine” kanaat getirildiği belirtilerek, tespit edilen bedelin bürüt olarak belirlendiği açıkça belirtilmiş davalı vekilinin dilekçesinde bahsettiği şekilde kararda herhangi bir tereddütün söz konusu olmadığını, eksik harcın ikmal edilmediğini iddia etmiş ise de, bu husustaki itirazları da yerinde olmadığını, mahkemece kabul edilen dava değeri ve yatırılan harç konusunda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını, mahkemenin hak ve nesafet indirimine de itiraz ettiklerini oysa gerekçeli kararda taşınmazın bulunduğu mevki, taşınmazın konumu, büyüklüğü, kullanım amacı ve koşulları, davalı şirket tarafından kullanım süresi, taşınmaza yakın yerlerdeki emsal taşınmazların bedeli, üretici fiyat endeksindeki artış oranı tek tek irdelenmek suretiyle hakkaniyete uygun bir bedel tespiti yapıldığını müvekkilline ait taşınmaz konum itibariyle son derece merkezi ve işlek bir yerde bulunmakta olup, etrafında her türlü banka ve iş yeri bulunmakta olduğundan ekonomik değeri ve iş yeri olarak kullanılması hasebiyle getirisi son derece yüksek olduğunu bu nedenle davalının itirazlarının yersiz olduğunu, mahkemece ve bilirkişi raporunda hem taraflarınca gösterilen emsal taşınmazlar hem de davalı tarafça gösterilen emsal taşınmazlar tek tek irdelenmek suretiyle bir kanaate varıldığını, davacı tarafın TBK 344. maddesine ilişkin beyanlarınında yersiz olduğunu somut olayda kira bedelinin hak ve nesafet kurallarına göre belirlenmesine engel olan hiçbir hukuki düzenleme söz konusu olmadığını, davacı tarafın vekalet ücreti hususundaki beyanlarınında mesnetsiz olduğunu iddia edilen hususlar doğru olsa bile ortada sadece bir kanun hükmünün yanlış uygulanması söz konusu olduğundan bu durum bir bozma nedeni veya ortadan kaldırma nedeni sayılmayacağından yerel mahkeme kararının düzeltilerek davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:

Yazılı beyanlar, tapu kaydı, taraflar arasında düzenlenen 01/01/2009 tarihli kira sözleşmesi, Adana 1. Noterliğinin 20/11/2015 tarih 24712 yevmiye numaralı ihtarname,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, kira alacağının tespiti istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı , davalı şirketin kiracıları olduğunu, 2016 kira dönemi için 27.360,00 TL kira ödemesi yapıldığını, kendilerinin 01.01.2016 – 31.12.2016 dönemi için kira bedelinin 90.000,00 TL olması için Adana 1. Noterliği 24712 sayılı ihtarnamesini 20.11.2015 tarihinde düzenlediklerini ve ihtarnamenin 21.11.2015 tarihinde davalıya ulaştığını, davalıların eski kiracı olmaları sebebiyle 01.01.2016 – 31.12.2016 kira bedelinin 37.640,00 TL artırılarak 65.000,00 TL ‘ye çıkartılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı, dava konusu taşınmazda 01.01.2009 tarihinde eski malik F2 ve İlametgahından 1 yıllılığına net 15.180,00 TL’ye kiraladığı, davacıların amacının kira bedelinin yükseltilmesi olmadığı asıl amacın tahliye olduğu nitekim ; taraflar arasında Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesi 2011/530 Esas sayılı dosyasında davacıların mahkum olduklarını ayrıca tahliye talebiyle icra takibi başlatarak açılan tahliye davasının Adana 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/28 Esas sayılı dosyası ile rededildiği, ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davasının Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 2011/1675 sayılı dosyasında red kararı verildiği, muvazaalı devir yaparak ihtiyaç sebebiyle tahliye davası açıldığı, Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2013/103 Easas sayılı dosyasında lehlerine sonuçlandığını , 2012 ,2013,2014 yılları için kira ödemelerinin tevdi mahalli tayin edilmek suretiyle ödendiğini, 2015 yılı kira bedeli olarak 41.040,00 TL ödediklerini, istenilen kira bedelinin fahiş olduğunu ve talep edilen miktarın net mi brüt mü olduğunun belirtilmediğini, açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Dosyaya sunulan kira sözleşmesi incelendiğinde ; kiralayan F2 Vakfı ve İlametgahı , kiracı F1 Saat Gözlük Ltd. Şti. , kiralanan cinsi işyeri, bir senelik kira bedeli brüt 19.462,00 TL , net 15.180,00 TL , kira müddeti 01.01.2009 – 31.12.2009 , özle şartlarda yıllık kira artış oranının %10 olduğu taraflarca kararlaştırılmıştır.

İlk derece mahkemesince keşfe gidilmiş ve alınan bilirkişi raporlarında; kira tespitinin mevzuat gereğince emsallere, indekse ve hak ve nesafet kurallarına göre yapılması gerektiği belirtilerek, dosyaya sunulan emsallerin uygunluk teşkil etmemesi nedeniyle kiranın hak ve nesafete göre belirlenmesi gerektiği ;ancak mahkemece endeks artışlarına göre kira tespit edilecekse 2015 yılı için 44.269,894 TL; hak ve nesafate göre belirlenecekse brüt 65.000,00 TL olarak tespit edilmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından serbest piyasa koşulları ve kullanım durumu dikkate alınarak senelik brüt 60,00,00 TL olarak kiranın tespitine karar verilmiş, davalı tarafça yukarıda yazılan gerekçelerle karar istinaf edilmiştir.

Taraflar arasında kira sözleşmesinin varlığı ve davalının tacir olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanununda kira bedelinin tespiti yönünde hüküm bulunmaması, 6570 sayılı kanunun 2 ve 3 . Maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasından sonra bu boşluk 18.11.1964 tarih 2/4 sayılı yargıtay içtihatı birleştirme kararı ile doldurulmuştur.

Anayasa Mahkemesinin 6570 sayılı yasanın 2 ve 3.maddelerinin iptaline ilişkin 26.3.1963 tarih ve 3/67 sayılı kararı ile, 6570 sayılı yasanın kira parasındaki “sınırlı artış” ilkesini ortadan kaldırılmamıştır. Bununla birlikte kira parasının tesbiti yöntemini belirleyen 18.11.1964 tarih ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kira parasının “hak ve nesafete uygun” seviyede takdiri ile “sınırlı artışı” öngörülmektedir. O nedenle kira parasının tesbiti bir sınırlamadır ve hakim kira parasını takdir ederken bunun bir sınırlama olduğunu gözetmelidir.
18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Y.İ.B.K. ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre “hak ve nesafet” ilkesi uyarınca hakim bu sınırlamayı yaparken, öncelikle tarafların tüm delilleri varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, kiralananın niteliklerine göre üç kişilik bilirkişiler kurulu oluşturularak bilirkişi marifetiyle kiralanan taşınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, resende emsal araştırılmalı, bilirkişilerce gerekli ölçüm ve inceleme yapılıp böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak, dava konusu yer ile ayrı ayrı (konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, kira başlangıç tarihi, kira süreleri vb.)kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılmalı, emsal kira bedellerinin niçin uygun emsal olup olmadığı somut gerekçelerle açıklanmalı, dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilmesi (boş olarak) halinde getirebileceği kira parası belirlenmeli, hakimce bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafete; özellikle tarafların kira sözleşmesinden bekledikleri amaçlarına uygun makul bir kira parasına hükmedilmelidir.

Kural olarak 21.11.1966 tarih ve 19/10 sayılı Y.İ.B.K uyarınca kira bedelinin tespiti davası her zaman açılabilir. Ancak, kira bedelinin artırılması ile ilgili olarak gönderilen ihtarname veya aynı amaç için açılan davada dava dilekçesinin tebliğ tarihi tespit edilecek kira bedelinin geçerli olacağı dönemin belirlenmesi açısından önemlidir. Anılan içtihatla benimsendiği üzere bu tebligatlardan en az birisinin tespit istenen dönem başlangıcından 15 gün öncesine kadar muhatabına ulaşması gerekir. Aksi takdirde dava açılan dönem için tespit yapılamaz. Ne var ki, bu durumda da mahkeme takip eden dönem için kira tespiti istenip istenmediğini davacıdan öğrenip istem halinde takip eden dönem yönünden kira bedelini tespit etmek konumundadır.
6098 sayılı BK’nın 343 vd. maddelerinde kira bedelinin belirlenmesi düzenlenmiştir. Sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile 6101 sayılı TBK’nın yürürlüğü ve uygulama şeklinde hakkında kanunun 1.maddesi uyarınca,6098 sayılı Borçlar Kanunundan önceki hükümlerin uygulanacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle 818 sayılı BK’da kira bedelinin tespiti yönünde hüküm bulunmaması nedeni ile 18.11.1964 tarih 2/4 sayılı Y.İ.B.K. nazara alınarak değerlendirme yapılmıştır. 6098 sayılı Borçlar Kanununda değişen şartlar nedeni ile kira bedelinin tespiti davaları , kira başlangıcından itibaren 5 yıl sonra açılmasına imkan verirken 6353 sayılı kanunun 53. Maddesi gereğince atıf yapılan 818 sayılı Borçlar Kanunu ve yukarıda bahsedilen içtihadı birleştirme kararına göre kira başlangıcından 3 yıl geçtikten sonra kira bedelinin tespiti(uyarlama) davası açılması mümkündür.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesinde “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından üretici fiyat endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.” hükmü, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesinde geçmişe etkili olma başlığı altında “Türk Borçlar Kanununun düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştirdikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Türk Borçlar Kanununun kira artışına ilişkin 344. maddesindeki düzenleme kiracıları koruyucu nitelikte olup, kamu düzenine ilişkindir. Ancak kiracının tacir olması durumunda 6217 Sayılı Kanunun geçici 2 inci maddesi gereğince bu kanun hükmü 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddede belirtilmiş olan konuya ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ise Mülga Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmektedir.

Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre şartlar değişmediği ve özel gelişmelerin varlığı iddia ve ispat edilmedikçe, kira sözleşmesindeki süreyi takip eden üç yıl için ard arda endeks uygulanarak bulunacak kira parasının o dönem için hak ve nesafete uygun ve aşırı olmayan bir kira parası olduğu ilke olarak kabul edilmeli ve ona göre uygulama yapılmalıdır.

TBK’nın 344. maddesinde “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından üretici fiyat endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.

Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
6217 Sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesinde “Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı TBK’nın 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354. maddeleri 01/07/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda;taraflar arasında dava konusu taşınmazlara ilişkin 01.01.2009 başlangıç tarihli, 1yıl süreli kira sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirket tacir olup, 6217 Sayılı Kanun’un Geçici 2. Maddesi ile getirilen düzenleme uyarınca 6098 Sayılı TBK’nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle TBK’nın 344. maddesinin davacı tacir hakkında uygulanamayacaktır. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/3-204-351 sayılı kararında da kabul edildiği gibi sözleşmenin bir yılı süreli olarak yapılmış olması nedeni ile yeni dönem kira parasının 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihatı birleştirme kararına göre hak ve nesafet kuralları gereğince tespit edilmesi gerekir. Mahkemece hak ve nesafet kuralları uyarınca indirimde yapılarak kira bedeli tespitine ilişkin kararı yerindedir.

İlk derece mahkemesi tarafından gerekçeli kararda kira tespitinin brüt olduğu açıkça belirtilmekle birlikte genel kural alacak taleplerinin net olarak belirlendiğinde ayrıca belirtilmesi gerektiğinden mahkeme hükmünde brüt olarak belirlenmesinde hata bulunmamaktadır.

Ancak, Harçlar kanununa göre karar ve ilam harcı hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 TL oranında alınacak olup, son ödenen kira miktarı ile artırılan miktar arasındaki fark kadar harç alınması gerektiğinden yine vekalet ücretinin bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri kabul edilerek,
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinde bulunanın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak (harç ve vekalet ücreti yönünden) ve toplanan delillere göre yeniden yargılama yapılmasına da gerek görülmediğinden yeniden esas hakkında HMK. 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM :

İstinaf başvurusunun
KISMEN KABULÜNE,
İlk Derece Mahkemesinin kararının HMK. 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak (Düzeltilerek) yeniden esas hakkında aşağıdaki hükmün kurulmasına;

DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;

1-A1 mahallesi, 282 ada, 16 parselde kain A2 adresinde kain taşınmazın 01/01/2016 -31/12/2016 kira dönemine ilişkin kira bedelinin 60,000 TL olaraktespitine,

2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,

3-Kabul edilen kısım üzerinden hesaplandığında alınması gereken 1.295,15 TL, nisbi ilam harcının peşin alınan 642,80 TL nin mahsubuyla bakiye 652,35 TL nisbi ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca hesaplanan 2.275,20 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Dava kısmen reddedilmiş olduğundan ve davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 1.450,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan toplam 2.035,45 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı dikkate alınarak taktiren 1.384,00 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Peşin alınan 1.890,00 TL istinaf karar harcının, talep halinde davalıya
İADESİNE,

8-Davalı tarafça yapılan toplam 143,10 TL istinaf yargılama giderinden taktiren 46,00 TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,

9-
Kararın tebliği, harç vb. hususların 6100 Sayılı HMK’nın 302/5 ve 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-b maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!