İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye
Adana 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 10/01/2019 tarih 2018/475 esas 2019/56 karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davalı vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu arasında A1 adresinde bulunan dükkan ve depo mahiyetindeki taşınmazın kiralanması için 31/10/2014 başlangıç tarihli işyeri kira sözleşmesinin imzalandığını, birinci yıl kira bedelinin senelik 26.000,00 TL olup kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 5.maddesine göre kira bedelinin bir önceki yılın kira bedeli üzerinden %15 arttırılacağını, özel şartlar bölümünün 2.maddesinde kira bedelinin her yıl Kasım ayının 3.gün peşin ödeneceği, ödenmeyen kira alacağına aylık %10 oranında vade farkı ödeneceğinin kararlaştırıldığını, borçlu kiracının 31/10/2017-31/10/2018 kira dönemine ait 39.542,75 TL kira borcunu vadesinde ödemediğini, bu nedenle borçlu aleyhine tahliye istemli ödenmeyen kira alacağının tahsili için Adana 5. İcra Dairesi’nin 2018/2606 esas sayılı dosyasında yapılan takibe borçlu tarafından borçlu olmadığından bahisle borca, faize ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, borçlunun kira sözleşmesindeki imzasına itiraz etmeden borçlu olmadığını beyan etmiş ise de ödeme yaptığına dair herhangi bir belge sunmadığını, ödeme emrinde belirtilen yasal 30 günlük süre geçmesine rağmen kira borcu ödenmediğini ve davalı kiracının temerrüde düştüğünü beyan ederek Adana 5.İcra Dairesi’nin 2018/2606 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılmasına ve takibin 46.297,51 TL üzerinden devamına, borçlunun alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, borçlunun A2 adresinden tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece davalının ödeme yaptığını ispatlayamadığı, tahliyenin ancak taraflar arasında düzenlenen karşılıklı bir sözleşmeye dayalı olması ya da tahliye iradesinin karşı tarafa bildirilmesi ve anahtar tesliminin yapılması, anahtar tesliminin ise yazılı bir teslim tesellüm zaptı ile yapılması halinde geçerli olabileceği, davalılar vekili tarafından bu şekilde yazılı bir belge ibraz edilemediği gibi taşınmazın tahliye edildiğine yönelik iddianın davacı alacaklı tarafından da kabul edilmediği anlaşıldığından tahliye edilmediğinin mahkemece kabul edildiğini, kiralanan yerin iş yeri olması sebebiyle sözleşmedeki % 15 artış oranının uygulanması gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucu davacı alacaklının davalı borçludan takip tarihi olan 05/03/2018 itibariyle 39.542,75 TL bakiye asıl alacak ve 1.179,78 TL işlemiş faiz alacağı olduğunun tespit edildiğini, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu 19/03/2018 tarihli itirazın 39.542,75 TL asıl alacak ve 1.179,78 TL işlemiş faiz alacağı yönünden kaldırılmasına ve takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının tahliyeye konu A2 adresinin tahliyesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı tarafa kira borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu beyan eden iş yeri sahibi ile müvekkili arasında sözlü olarak farklı bir anlaşma bulunduğunu, bilirkişi tarafından kira ilişkisine konu yerin iş yeri olması sebebi ile sözleşme serbestisi bulunduğunun belirtildiğini, bu hususun hatalı değerlendirildiğini, kira artış oranının fahiş olduğunu, bu hususta düzenleme yapılması ve uygun bir artış oranı tayin edilmesi gerektiğini, kira borcunun likit ve belirli olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun soyut beyanlara dayalı ve gerekçesi açıklanmayan istinaf sebepleri olduğunu, aldırılan bilirkişi raporunun tüm dosya kapsamı ve sunulan deliller doğrultusunda mahkeme kararının uygun olduğunu, kira sözleşmesinde yıllık kira bedeli ve artış oranı belli olduğundan alacağın hesaplanabilir olup likit olduğunu, bilirkişi tarafından hesaplanan kira artış oranı ve faiz miktarının yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Uyuşmazlık, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye taleplerine ilişkindir.
Adana 5. İcra Dairesinin 2018/2606 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı K2 tarafından borçlu K1 hakkında 05/03/2018 tarihinde adi kiraya ve hasılat kiralarına ait takip yoluyla 39.542,75 TL’nin tahsili için takip başlatıldığı, örnek 13 ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından borcun olmadığı gerekçesiyle süresinde itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan 31/10/2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde, kira bedeli yıllık 26.000,00 TL, yıllık kira artışı % 15 olarak kararlaştırılmıştır. Takip 2017-2018 yılı kira bedeline ilişkindir. Davalı kiracının da sözleşmeye ilişkin itirazı yoktur. Davacının kiralayan olarak tahliye talep etmekte aktif husumeti vardır.
Davalının takibe konu sözleşmedeki imzasına itiraz etmediği, ödeme süresi içerisinde takip konusu alacağın ödenmediği, davacı tarafça da 30 günlük ödeme süresi bitiminden sonra tahliye istemli davanın açıldığı, davalının kira bedelinin ödeme süresi içerisinde ödendiğini iddia ve ispat etmediği anlaşılmakla tahliye talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı yön bulunmamaktadır.
Türk Borçlar Kanunun Geçici 2. Maddesinde ” işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354’üncü maddeleri 01/07/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Kira sözleşmesinde kiralananın işyeri olarak kullanılacağının kararlaştırılmış olması sebebi ile sözleşmede kararlaştırılmış artış şartının geçerli olduğu ve tarafları bağlayacağına ilişkin görüş ile alacağın hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporu isabetlidir. Mahkemenin bu hesaba dayanarak itirazın kısmen kabulüne dair verdiği karar isabetlidir.
İİK’nun 68/son maddesinin ilk cümlesinde ise; “İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir…..” hükmüne yer verilmiştir.
Mahkemece esasa ilişkin değerlendirme yapılıp borçlunun iddiasının varit olmaması ve borcun ödendiğinin de ispat edilememesi sebebiyle borçlunun itirazının kısmen kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. İİK’nun 68. maddesinin son fıkrası uyarınca borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırı yön bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin Adana 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 10/01/2019 tarih 2018/475 esas 2019/56 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile kalan 10,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
İstinaf yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
HMK’nın 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 05/03/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe