T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/846
KARAR NO : 2025/686
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : … (…)
ÜYE : … (…)
ÜYE : … (…)
KATİP : … (…)
MAHKEMESİ : …. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2021
NUMARASI : … ESAS … KARAR
DAVACI : … – … …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … – … …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : ALACAK
İSTİNAF KARARININ
….Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas … karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Kooperatife üye olduğunu, kooperatifin taşınmaz teminatı karşılığında üyelerine kefil olarak ucuz kredi kullanmalarını sağladığını, davacının da … ili, … ilçesi, … mahallesinde tapuya kain … ada 2 numaralı parselde kayıtlı zemin kat + 2 daireden oluşan taşınmazını 30.000,00.TL üst sınırlı ipotek vererek karşılığında kooperatifin kefaleti ile … Bankasından zaman zaman kredi kullandığını, 2009 yılında kooperatif üyeleri … ve …’ya kefil olduğunu, ancak bu kişilerin de borcunu ödeyerek ibraname aldıklarını, müvekkili aleyhine 15/02/2011 tarihli 5.000,00.TL meblağlı lehdarı … isimli şahıs olan bonoya dayalı icra takibi başlattığını, bu dosyadaki 5.000,00.TL tutarındaki borca karşılık müvekkilin iki arsa, bir işyeri ve iki dairesini toplam 141.810.000.TL bedelle bir başka müvekkili olan …’ye sattığını, Av. …’ın alacaklı … adına icra dosyasına sunduğu vekaletnamenin sahte olduğunu, tüm işlemlerini alacaklıdan habersiz yaptığını, bu nedenle sahte vekaletname kullandığını, davalı Kooperatifin başkanı …’ın oğlu olan kooperatif avukatı …’ın davacıdan habersiz iki arsa, bir dükkan ve iki dairesini sahte vekaletname ile sattıktan sonra dosyaya giren paranın dağıtılması için derece kararı yapıldığını, bu arada dava dışı …’ın başkanı olduğu kooperatife Av. …’ın talebi üzerine …. İcra Müdürlüğü’nce bir yazı yazılarak davacının borcu bulunup bulunmadığının sorulduğunu, davacının kooperatife hiçbir zaman borcu bulunmamasına rağmen 01/07/2011 tarihli bir yazı ile davacının kooperatife 70.665,00.TL borcunun bulunduğunun yetkili … tarafından bildirildiği, bunun üzerine 70.665,00.TL’nin kooperatif yetkilisi … tarafından dosyadan çekilerek alındığı, ancak kooperatif hesabına aktarılıp aktarılmadığının belli olmadığı, tüm bu işlemlerin sahte vekaletname ile yürütülüp sonuçlandırıldığını belirterek, müvekkilinin maddi ve manevi tazminat hakkı saklı kalmak kaydıyla 70.665,00.TL alacağın 01/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kooperatiften alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davalı vekili, öncelikle zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının gerek kendi adına, gerekse yakınları adına müvekkili kooparatiften asaleten, kefaleten yada ipotek veren 3 kişi sıfatı ile krediler kullandığını, bu kredilere istinaden ödemelerini gününde yapmayınca söz konusu ödemelerin aval veren sıfatı ile bankaya müvekkili kooparatif tarafından yapıldığını ve davacının da bir çok kez takibe düştüğünü, davacı aleyhine öz yeğeni tarafından …. İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve bu takip neticesinde de gayrimenkullerinin ihale edilmek suretiyle satıldığını, taşınmazların satıldığı icra dosyasında müvekkili kooparatifin asıl alacaklı olmayıp ipotek alacaklısının olduğunu, davacının bahsi geçen borca ilişkin olarak icra müdürlüğü ve mahkemeler nezdinde itiraz etme dava açma haklarına sahipken bu haklarının hiçbirini kullanmadığını ve neticeyi itibarı ile takip ile sıra cetveli kesinleşerek alacaklılara alacaklarının ödendiğini, … İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emri ve eklerinin davacının kendisine yada çocukları ile birinci derece yakınlarına tebliğ edildiğini, yaklaşık 4 yıl sonra açılan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; ” ibranamenin iki taraflı bir sözleşme olduğu, dosyaya sunulan ibranamede ise sadece …’in imzasının yer aldığı, bununla birlikte ibranamenin mahiyeti itibarı ile alacaklı tarafından borçluya hitaben düzenlenmesi gereken iki taraflı bir sözleşme olduğu, dosyaya sunulan “belgedir” başlıklı tarihsiz belgenin de açıklanan nedenle geçerli bir ibraname olarak kabul edilemeyeceği, davacı vekili tarafından dava değeri olarak 70.665,00.TL talep edilmiş ise de, davalı tarafa 67.400,00.TL ödeme yapıldığı, TBK m.79 gereğince sebepsiz zenginleşenin, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlü olduğu, dolayısıyla kooperatifin icra müdürlüğünden yapmış olduğu tahsilatın iadesi gerektiği, davanın ticari bir dava olduğu ve davacının ticari faiz talep ettiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kabul edilen değere ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine” şeklinde karar verilmiştir.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunun 77-82 maddeleri arasında düzenlendiğini, sebepsiz zenginleşme kişi herhangi bir haklı sebep olmamasına karşı bir başka kişinin malı ve emeği sayesinde zenginleşmiş ve zenginleştiği miktarı iade ile yükümlü olduğunu, TBK m. 82 uyarınca sebepsiz zenginleşmeden doğan taleplerde zaman aşımı süresi hak sahibinin geri isteme hakkının olduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı bir talebinin olmadığını hatta sonucundan yanılgıya düşerek ödeme yaptığını hiçbir zaman dile getirmediğini, müvekkiline yapılan ödemenin tarihi ile müvekkil tarafından davacıya yapılan ödeme tarihinin aynı olduğunu, kendisine hataen borçlu sanan kimse ödemenin yapıldığı gün iade talebinde bulunup tahsilat yapamayacağını, ilk derece mahkemesince müvekkili tarafından yapılan ödemenin yok sayıldığını, davacının verdiği ibranamenin geçersiz sayılmaması gerektiğini, bu ibranamede 67.400,00.TL lık borç kabul edildiğini ve müvekkilinden alacağının bulunmadığını belirttiğini, ibranamenin alacaklısı davacı, borçlunun ise davalı kooperatif olduğunu, ilk derece mahkemesince borçlu sıfatı ile alacaklı sıfatının birbirine karıştırıldığını, ibraname içeriğinde hangi alacak için düzenlendiğinin açık olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebine ilişkindir.
Davacı tarafından, üyesi olduğu davalı kooperatifin, taşınmaz teminatı karşılığında üyelerine kefil olarak kredi kullanmalarını sağladığı, bu kapsamda, taşınmazı üzerine kooperatif lehine 30.000,00.TL üst sınırlı ipotek vererek, dava dışı … Bankası’ndan krediler kullandığı, 2007 yılı itibariyle, ne davalı kooperatife, ne de … Bankasına borcu olmadığı, …. İcra Müdürlüğü’nün … sayılı dosyası ile dava dışı … tarafından, bonoya dayalı olarak aleyhinde icra takibi başlatıldığı, bu dosyadaki borca karşılık taşınmazlarının satılıp, dosyaya giren paranın dağıtılması için derece kararı yapıldığı, İcra Müdürlüğü’nce davalı kooperatife yazılarak davacının borcu bulunup bulunmadığının sorulduğu, davalı kooperatife, borcu bulunmamasına rağmen 01/07/2011 tarihli yazı ile kooperatife 70.665,00.TL borcun bulunduğunu bildirdiği, bunun üzerine 70.665,00.TL’nin kooperatif yetkilisi … tarafından dosyadan çekildiği, paranın, kooperatif hesabına aktarılıp aktarılmadığının belli olmadığı, tüm bu işlemlerin davalı kooperatif başkanı olan …’ın avukat olan oğlu … tarafından sahte vekaletname ile yürütülüp sonuçlandırıldığı, bu olaylar nedeniyle davalı Kooperatif Başkanı ve Kooperatif avukatı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığı iddia edilerek, 70.665,00.TL alacağın 01/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kooperatiften tahsili talep edilmiş, davalı ise, davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddi geretiğini, davacının, asaleten, kefaleten yada ipotek veren 3 kişi sıfatı ile krediler kullandığını, bu kredilere istinaden ödemelerini gününde yapmayınca, borcun kooparatif tarafından bankaya ödendiğini, davacının taşınmazların satıldığı icra dosyasında kooparatifin asıl alacaklı olmayıp, ipotek alacaklısı olduğunu, sıra cetveli yapılan icra dosyasında davacının borca itiraz etmediğini, kesinleşen takip ve sıra cetveli sonucu, alacakların ödendiğini ve davacının, bu alacak yönünden kooperatifi ibra etiğini, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, taraflarca ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davalı vekilinin, davanın istirdat davası olduğu ve davanın hak düşürücü süre ile zaman aşımı süresi içerisinde açılmadığı istinaf sebebi yönünden;
İstirdat davası takip hukukuna ilişkin bir dava olup, bu davanın açılması için ilk şartın, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında, cebri icra tehdidi altında ödenmiş olması, ikinci şartın ise, maddi hukuk bakımından aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması olup, bu hususta hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu, somut olayda, davacı tarafından, davalıya borcu bulunmadığı, …. İcra Müdürlüğü tarafından yapılan sıra cetveli sonucu, ipotek alacaklısı olan davalıya yapılan ödemenin iadesi talebi ile alacak davası açıldığı, …. İcra Müdürlüğü’ne ait … sayılı dosyada, alacaklının davalı kooperatif değil, dava dışı … olduğu, dolayısıyla, iş bu davanın istirdat davası olarak nitelendirilemeyeceği, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğu, davalı kooperatife ödemenin 05.07.2011 tarihinde yapıldığı, TBK’nun m.82. Maddesi gereğince, sebepsiz zenginleşmeden doğan talep hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve herhalde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı, davacının, davalı kooperatife yapılan bu ödeme nedeni ile borcu bulunmadığına ilişkin Adana C.Başsavcılığı’na 10.01.2014 tarihinde şikayette bulunduğu, dolayısıyla davacının bu tarihte geri isteme hakkının doğduğu, davanın ise, 01.09.2014 tarihinde açıldığı, davacının geri isteme hakkının doğduğu 10.01.2014 tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalı vekilinin, hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamından, davacının, davalı kooperatifin üyesi olup, kooperatifin üyeleri için … Bankasından kullandırılan kredilere kefil olduğu, bu kefaletinin teminatı amacıyla davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine, davacının gerek asaleten, gerekse kefaleten kullandırılan krediler için 05.05.2004 tarihinde, davalı lehine 30.000.000,00.TL limit ile ipotek tesis edildiği, davalı vekili Av. …’ın, … İcra. Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyası ile alacaklısı …, borçlusu davacı olan icra takibinde, ipotekli taşınmaz üzerine haciz konularak, taşınmazın satışı yapılıp paraya çevrildiği, icra müdürlüğü tarafından, davalıya ipotek alacağı bulunup bulunmadığı yönünde müzekkere yazıldığı ve davalı kooperatif tarafından, davacının 20.06.2011 tarihi itibarı ile 70.665,00.TL borcu bulunduğunun bildirildiği, icra müdürlüğünce düzenlenen sıra cetveline istinaden, ipotek bedelinin 05.07.2011 tarihinde davalı kooperatife 67.400,00.TL ödendiği, davacı tarafından 10.01.2014 tarihinde davalı kooperatif vekili Av. … ile kooperatif başkanı diğer şüpheliler hakkında, kooperatife borcu bulunmadığı halde 70.665,00.TL’nin vekil … tarafından uhdesinde tutulduğu hususunda, kamu kurumunu aracı kılarak dolandırmak suçundan şikayette bulunulduğu, davacının, icra müdürlüğü tarafından davalı kooperatife ödeme yapıldığı tarihte, krediler nedeni ile herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığı, buna ilişkin ödeme tarihinden önce 04.04.2011 tarihinde davalı vekili tarafından düzenlenmiş ibraname bulunduğu, dolayısıyla 01.07.2011 tarihli kooperatif yazısı ile 70.665,00.TL borcu bulunduğuna ilişkin yazının gerçeği yansıtmadığı, davacının … Bankasından kullandığı kredilerin ödendiği, davalı tarafından davacının borçlu olduğunu gösterir herhangi bir belgenin sunulmadığı, davalı tarafından, davacının imzasını taşıyan, “belgedir” başlıklı tarihsiz belgenin dava konusu alacak için düzenlenmiş ibraname olduğunun ileri sürüldüğü, bu belgede yer alan ” ipotek bedeli olarak yatan 67.400,00-TL borcumu kabul ettiğim gibi ipotek bedeli ve tüm dosya masraflarından ötürü dosya avukatını ve kooperatifi ibra ederim” şeklindeki beyanın, TBK’nun 132. Maddesinde düzenlenen ibraname özelliği taşımadığı, ibranamenin iki taraflı bir sözleşme olup, dosyaya sunulan belgede ise sadece davacının imzasının yer aldığı, kaldı ki, ibranamenin, niteliği gereği, alacaklı tarafından borçluya hitaben düzenlenmesi gerekirken, ipotek borçlusu davacı tarafından düzenlendiği, bu nedenle, davalı tarafından sunulan “belgedir” başlıklı tarihsiz belgenin geçerli bir ibraname olarak kabul edilemeyeceği, TBK’nun 77 ve 78. Maddelerine göre, davacının, borçlanmadığı edimi kendisini borçlu sanarak yerine getirdiği ve davalıdan geri istemekte haklı olduğu, davalı tarafa 67.400,00.TL ödeme yapıldığı, TBK’nun 79.maddesi gereğince sebepsiz zenginleşenin, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlü olduğu, buna göre davalının, icra müdürlüğünden yapmış olduğu tahsilatı davacıya iade etmesi gerektiği, tüm bu nedenlerle, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.604,09.TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 1.151,70.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.452,39.TL nispi istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-HMK’nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanunun 7’nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361’inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 16/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
…
Başkan
…
¸e-imzalıdır
…
Üye
…
¸e-imzalıdır
…
Üye
…
¸e-imzalıdır
…
Katip
…
¸e-imzalıdır
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe