Adana BAM, 6. HD., E. 2020/622 K. 2022/1615 T. 26.12.2022

İlgili TBK madde: TBK Madde 505

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ADANA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: 07/01/2020
NUMARASI
: 2018/490 Esas – 2020/3Karar
DAVACI
:K1

N1
VEKİLLERİ
: Av. K2- Av. K3- A1
DAVALI
: K4

N2

A2
VEKİLLERİ
: Av. K5 – Av. K6- A3
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF TALEP TARİHİ
: 03/03/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: 26/12/2022
KARARIN YAZIM TARİHİ
: 26/12/2022
Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07/01/2020 tarih ve 2018/490 E. -2020/3 K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkilinin, F1na kayıtlı avukat olarak, davalının F2 Teks. San. ve Tic. A.Ş. adlı işverenine karşı, iş sözleşmesinden kaynaklanan hak ve alacaklarının tahsili için vekaletini üstlendiğini ve davalının vekili olarak Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/900 Esas sayılı dosyası ile davalının işverenine karşı açtıkları davanın yapılan yargılaması sonucu kısmen kabulüne karar verildiğini, Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/900 esas, 2017/353 karar sayılı kararının dava dışı şirket vekilince istinaf edildiğini, istinaf incelemesi sırasında dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesi’nin 2017/3033 esas sayılı dosya numarasını aldığını, müvekkilinin istinaf başvurusuna cevap da verdiğini, dosya istinaf aşamasında iken davalının müvekkilini azlettiğini, müvekkilinin vekil olarak sadakat borcu gereği olarak davacı işçinin yararına olacak davranışlarda bulunduğunu, davalı K4 ‘a karşı zarar verecek davranışlardan kaçındığını, “özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunumun 34. maddesinde mevcut olan üzerine aldığı işi özenle ve davacı K4 yararına yürütüp sonuçlandırdığını, kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçındığını, müvekkilinin kanun ve usul gereği tüm özen ve sadakat yükümlüğünü yerine getirdiğini, almış olduğu vekil sıfatı ile Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/900 esas, 2017/353 karar sayılı dosyada mahkeme kıdem tazminatının, ihbar tazminatının, fazla mesai ve hafta tatil ücretinin kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin yine vekil sıfatı ile karar yazılır yazılmaz alacağın tahsili için mahkeme ilamını Adana 9.İcra Müdürlüğü 2017/8527 esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, davalının Adana 11. Noterliği’nin 10.05.2018 tarih ve 13944 yevmiye nolu azilnamesi ile müvekkilini vekillikten azlettiğini, yapılmış olan iş bu azil ile davalı tarafından müvekkiline yapmış olduğu işlemler ve harcamış olduğu emeğin karşılığında hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin davalı ile dava dışı şirket aleyhine işçilik alacak davası açmak için anlaştığını, ancak yazılı bir sözleşme imzalamadığını, haksız bir şekilde azledilmesi nedeniyle müvekkilinin azil tarihine kadarki emek ve mesaisi ile yapılan işin önemi ve işin bulunduğu aşama göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun olarak takdir edilecek miktar olan 9.177,47.-TL’yi davalıdan tahsil edilmesi talebi ile açılan Adana 14. İcra Müdürlüğü 2018/5647 esas sayılı dosyaya yapılan haksız ve hukuka aykırı itiraz edildiğini, bu nedenle davalı tarafından Adana 14. İcra Müdürlüğü’nün 2018/5647E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı tarafından haksız ve dayanaksız olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle takip bedelinin % 20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davacının, Adana 9. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8527 E. Sayılı dosyasında üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini, müvekkiline bilgi verilmediğini, alacaklarını tahsil etmediğini, vekalet görevini kötüye kullanıldığını ve müvekkilinin haklı sebeplere dayalı olarak davacıya azil işlemi yaptığını, icra dosyasında borçlu bulunan F2 Tekstil San ve Tic A.Ş. vekilinin 28/07/2017 tarihli “Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/900 E. ve 2017/353 K. Sayılı dosyasının istinafa sevk tarihinden başlamak üzere 90 günlük mehil vesikası verilmesi” talebinde bulunduğunu, Adana 9. İcra Müdürlüğünün de 12/08/2017 tarihli kararı ile; borçlu tarafından yatırılan 21.910,57 TL nakti teminatın kabulü ile borçlu vekiline Bölge Adliye Mahkemesine sevk tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 90 gün mehil verdiğini, Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/900 E ve 2017/353 K. Sayılı dosyası yapılan istinaf başvuru üzerine BAM Dosya Gönderme Kontrol Formu’nda da görüleceği üzere dosyayı 16/10/2017 tarihinde gönderdiğini, dolayısıyla Adana 9. İcra Müdürlüğü tarafından verilen 90 gün mehil 13/01/2018 tarihinde sona erdiğini, bu süre içerisinde borçlu F2 Tekstil San ve Tic A.Ş. tarafından, BAM tarafından verilmiş bir Tehiri İcra kararı ibraz edilmediğinden mehil süresinin bitim tarihinden sonra davacı tarafından, davalı müvekkilinin alacaklarını tahsili yoluna gidilmesi (borçlu tarafından yatırılan nakdi teminatın tahsili ve kalan bakiye yönünden de gerekli işlemleri yapması) gerekirken, davacının üzerine düşen görevini yerine getirmeyerek müvekkilinin alacaklarını tahsil etmediği ve icra dosyasını sürüncemede bıraktığını, müvekkilinin, söz konusu dosyadan doğan hak ve alacaklarına ocak 2018 ayında kavuşma imkanı varken davacının görevini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinin, 5 ay gibi ciddi bir süre davacının icra dosyasını sonuçlandırmasını beklediğini, gelinen son noktada da dosyası hakkında bilgi alamayınca 10/05/2018 tarihinde davacıyı görevinden haklı olarak azlettiğini, davacının dava dilekçesinde yapmış olduğu işlemler ve harcamış olduğu emeğin karşılığında hiçbir ödeme almadığı yönündeki iddialarının da gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin Adana 9.İcra Müdürlüğü’nün 2017/8527 Esas sayılı dosyasındaki alacağının bir kısmını 21/05/2018 ve kalan bakiye alacağını ise 24/05/2018 tarihinde tahsil ettiğini, 24/05/2018 tarihli reddiyat makbuzuyla da Adana 9. İcra Müdürlüğü tarafından davacının bizzat kendi hesabına 2.379,79 TL ödeme yapıldığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için söz konusu azlin, haksız olarak yapıldığı varsayılsa dahi, davacının alabileceği yasal vekalet ücretinin Adana 14. İcra Müdürlüğü’nün 2018/5647 E. Sayılı dosyası ile talep ettiği 9.177,47 TL olmayacağının açık olduğunu, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını belirterek, davacının gerek icra takibini gerekse işbu itirazın iptali davasını, gerçek dışı beyan ve iddialar ile haksız kazanç elde etmek amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak açtığını, bu nedenle davacının haksız ve kötüniyetli olarak açtığı davanın reddine, icra takibinin iptaline ve %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:”

Davalının, davacıyı azletmesi nedeniyle davacının azil tarihine kadarki emek ve mesaisi ile yapılan işe uygun olarak takdir edilen miktar olan 9.177,47.-TL’yi davalıdan tahsil edilmesi talebi ile açılanAdana 14. İcra Müdürlüğü 2018/5647 E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı tarafından haksız ve dayanaksız olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle takip bedelinin % 20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının tahsiline ilişkin işbu davanın açıldığı, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi K7’dan 16/07/2019 havale tarihli bilirkişi raporu alınmış, davacı asilin işçilik alacaklarına ilişkin olarak başlatılan Adana 9. İcra Müdürlüğünün 2017/8527 E. Sayılı dosyası ile davacı tarafından vekil sıfatıyla takip başlatıldığı, borçlu tarafından 90 günlük mehil vesikası alındığı, borçlu tarafından tehiri icra kararının icra dosyasına sunulmadığı, 90 günlük sürenin sonunda dahi davacının, teminatı, müvekkili adına talep etmemiş olması nedeniyle azlin haklı olduğuna ilişkin oluşan vicdani kanaat çerçevesinde davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

1-Davanın REDDİNE,

2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili 03/03/2020 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;

Müvekilinin, davalı F2 Teks. San. ve Tic. A.Ş. adlı işverenine karşı, iş sözleşmesinden kaynaklanan hak ve alacaklarının tahsili için Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/900 E ve 2017/353 K. Sayılı dosyası ile dava açıp sonuçlandırdığını, dava sonunda verilen karara ilişkin Adana 9. İcra Müdürlüğü 2017/8527 Esas sayılı dosya ile takip başlattığını, söz konusu ilama ilişkin davalı şirket tarafından yapılan tehiri icra talepli olarak yapılan istinaf başvurusu aşamasında davalı şirketçe gerekli teminat icra dosyasına yatırılarak 90 günlük mehil alındığını, söz konusu davalı şirketin istinaf dilekçesi incelendiğinde “davacı tanıklarının davalı tarafa karşı davası olmasından dolayı husumeti olduğu ve fazla mesai yönünden tanık beyanlarının çelişkili olması sebebiyle tanık beyanlarının itibar edilmeyeceği” gerekçesinin öne sürüldüğünün görüldüğünü, K4 adına takip edilen dosya davalısı olan F2 Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye karşı iş bu dava öncesi ve sonrasında yüzden fazla dava ve dosya takibi avukat olarak müvekkili ve beraber çalıştığı diğer avukatlar tarafından yapılmış, yine aynı işverene karşı K4 gibi aynı konumda aynı şartlarda çalışmış birçok işçinin davasının takibi yapılmış, gerek mesleki deneyim gerekse yüzden fazla emsal davanın müvekkili ve beraber çalıştığı diğer avukatlar tarafından, avukatlık işlemlerinin yapılması sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu hususta emsal kararlar vermesi de göz önüne alarak fazla mesai ücretinin kaldırılabileceği öngörüsünün oluştuğunu, yine icra takibinde mehil süresi dolduktan sonra -daha önce takip etmiş oldukları emsal dosyalarda yeniden değerlendirildiğinde- Bölge Adliye Mahkemesinin kısa sürede karar vermesi de gözönüne alındığında dosyada bulunan teminatın reddiyatın yapılmasının bu aşamada davalı için sıkıntı yaratabileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırdığı takdirde ilgili icra müdürlüğünce fazla tahsilatın iadesi için K4’a süre verilerek, muhtıra çıkarılması ve iade yapılmadığı takdirde haciz işlemleri yapılarak bir çok masrafı ödeme sorumluluğu doğacağını, bu nedenle müvekkilince amaca en uygun ve en güvenli yolu seçme yükümlülüğü ile hareket edildiğini, dosyada alacak depo edilmiş ve ayrıca alacağa ilişkin faiz işlemeye de devam ettiğinden, müvekkilinin vekil olarak temsil ettiği alacaklıyı zarara uğratacak herhangi bir unsurun söz konusu olmadığını, nitekim daha önce öngörüldüğü şekilde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/3033 Esas, 2018/817 Karar Sayılı ve 31.05.2018 karar tarihli kararı ile fazla mesai alacağının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiğini, davalının ise müvekkili ve beraber çalıştığı diğer avukatları azlettikten sonra alacağının reddiyat işlemlerini 21.05.2018-24.05.2018 tarihlerinde yaptığını ve bu işlemden yaklaşık bir hafta sonra ise Bölge Adliye Mahkemesince karar verildiğini, eğer müvekkili ve beraber çalıştığı diğer avukatlar azledilmeselerdi icra dosyasının makul sürede asili zarara sokmadan sonuçlandırılmış olacağını ve ek masrafların çıkmasına sebebiyet verilmeyeceğinin görüleceğini belirterek,
Sonuç itibariyle;

Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan işbu kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili 25/03/2022 tarihli istinafa cevap dilekçesinde özetle;

Yerel Mahkeme kararının usul, yasa ve yerleşik Yargıtay İçtihatlarına uygun olduğunu, davacının hukuki dayanaktan yoksun, gerçek dışı ve haksız kazanç elde etmeye yönelik istinaf başvuru nedenlerinin reddi ile usul, yasa ve yerleşik yargıtay içtihatlarına uygun olan yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiasıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.

Davalının
Adana 7
. Noterliği’nin 19/10/2015 tarih ve 20679 yevmiye nolu vekaletnamesi ile davacı avukatında içerisinde olduğu bir grup avukatı vekil tayin ettiği,
Adana

11. Noterliği’nin 10/05/2018 tarih ve 13944 yevmiye nolu azilnamesi ile de davacı da dahil aynı grup avukatı “Adana 9. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8527 E. Sayılı dosyasından üzerilerine düşen görevleri layıkı ile yerine getirmediklerinden adına açılan icra takibinin sürüncemede bırakılması, alacağının tahsili yoluna gidilmemesi ve uzun süredir dosya hakkında tarafına bilgi verilmemesi” gerekçesiyle vekillikten azlettiği görülmüştür.

Adana14. İcra Müdürlüğü’nün 2018/5647 E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde:

Alacaklı K1 tarafından borçlu K4 hakkında toplam 9.177,47 TL’nin tahsili için 16/05/2018 tarihinde genel haciz yoluyla takip başlaktıldığı, takip dayanağının Adana 9.İcra Müdürlüğü’nün 2017/8527 E. sayılı dosyası haksız azilden dolayı oluşan avukatlık ücret alacağı+icra vekalet ücreti alacağı ve ilam vekalet ücreti alacağı olarak gösterildiği, borçlu vekilinin takibe 08/06/2018 tarihinde süresinde itirazı üzerine müdürlükçe takibin 14/06/2018 tarihinde durdurulduğu anlaşılmıştır.

Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/900 Esas, 2017/353 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;

Davacının K4, davalının F2 Tekstil olduğu, davanın alacak( işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan) davası olduğu, yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabule ile bir miktar kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti alacağı ve hafta tatil ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği, işbu kararın davalı vekilince istinafı üzerine
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesi’nin 2017/3033 E.-2018/817 K. sayılı 31/05/2018 tarihli kararı ile HMK’nun 353/1-b-2. Maddesi gereğince ilk derece kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden hüküm kurulduğu, bu hükümde de davanın kısmen kabule ile bir miktar kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve hafta tatil ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazla çalışma ücreti ve fazlaya ilişkin isteminin ise reddine şeklinde kesin karar verildiğianlaşılmıştır.

Adana9. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8527E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde:

Alacaklı K4 vekili Av K1 tarafından borçlu F2 Tekstil San. Tic. A.Ş. hakkında toplam 18.312,23 TL’nin tahsili için 20/07/2017 tarihinde ilamlı takip başlaktıldığı, Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15/06/2017 tarih, 2015/900 Esas, 2017/353 Karar sayılı ilamının da takip dayanağı olarak gösterildiği, borçlu vekilinin 28/07/2017 tarihli dilekçesiyle dosyanın ilk derece tarafından istinafa sevk tarihinden başlamak üzere taraflarına 90 günlük mehil verilmesi talebinde bulunduğu, müdürlükçe 12/08/2017 tarihinde teminat karşılığı davalı vekiline 90 günlük süre verildiği, yerel mahkeme tarafından dosyanın 16/10/2017 tarihinde istinafa sevk edildiği, borçlu tarafından 90 günlük mehil bitimi olan 16/01/2018 tarihine kadar BAM’nce verilmiş herhangi bir tehir-i icra kararının dosyaya sunulmadığı, alacaklı asil tarafından 10/05/2018 tarihinde vekilini azlettiği bilgisini içerir dilekçe sunulduğu, 11/05/2018 tarihinde de alacaklı adına yeni vekaletname ibrazında bulunan Av. K6 tarafından dosyadaki nakdi teminat süresinin dolduğu, borçlu tarafından ek karar da sunulmadığından paranın öncelikle müvekkilinin alacağına istinaden taleplerine ek olarak sundukları hesaplama doğrultusunda kendilerine gönderilmesi talep edilmiş, aynı tarihte borçlu vekilince de ek mehil vesikası talebinde bulunulmuş olup, müdürlükçe 11/05/2018 tarihli kararla aynı gün alacaklı vekiline yapılan 6939 nolu reddiyat makbuzunun iptaline, alacaklı vekilinin talebinin şimdilik reddine , ilk mehil vesikası süresinin bitiminden itibaren aradan geçen uzun süre gözönüne alınarak eksik olan 1.601,03 TL ek teminat tutarının 3 gün içerisinde dosyaya yatırılması halinde icranın geri bırakılması kararının dosyaya ibrası için 7 günlük ek mehil vesikası düzenlenmesine, işbu kararın borçlu vekiline tebliğinden itibaren 3 gün içinde teminat yatırılmaması veya eksik yatırıldığı takdirde dosyadaki paranın alacaklı vekiline gönderilmesine, 3 gün içinde teminat yatırılmakla birlikte 7 günlük ek mehil vesikası süresi içerisinde icranın geri bırakılması kararının dosyaya sunulmaması halinde de dosyadaki tutarın alacaklı vekiline ödenmesine şeklinde karar verildiği, aynı tarihte alacaklı vekilince reddiyat taleplerinin yinelendiği müdürlükçe 14/05/2018 tarihli kararla konuya ilişkin karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği, 11/05/2018 tarihli müdürlük kararının borçlu vekiline 15/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilince ek teminat yatırılmaması üzerine müdürlükçe 7388 nolu reddiyat makbuzu ile teminat olarak dosyada bulunan paranın 21/05/2018 tarihinde alacaklı vekiline ödendiği, 7772 nolu reddiyat makbuzu ile 21/05/2018 tarihinde azledilen alacaklı vekiline ilamdaki vekalet ücreti açıklaması ile 2.379,79 TL ödendiği, borçlu vekilince 04/07/2018 tarihli talep dilekçesi ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesi’nin 2017/3033 E.-2018/817 K. sayılı 31/05/2018 tarihli kararı ibraz edilerek fazla mesai ücretinin istinaf incelemesinde reddine karar verilmesi nedeniyle dosya hesabının yeniden yapılması ve alacaklıya fazla ödenen paranın iadesi için alacaklı asile muhtıra çıkarılmasının talep edildiği, müdürlükçe talep doğrultusunda işlem yapılarak alacaklıya hitaben yeni dosya kapak hesabına göre fazla ödenen 4.114,05TL’nin tebliğden itibaren 7 gün içerisinde müdürlük dosyasına iadesi talepli muhtıra düzenlendiği, söz konusu muhtıranın alacaklıya 09/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği,7 gün içerisinde alacaklı tarafından herhangi bir iade yapılmadığı, dosyanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılması sonrası 17/02/2021 tarihinde borçlu şirket vekilince d osyanın yenilendiği ve 2021/2360 numarasını aldığı,
K4’ın da borçlu olarak dosyaya kaydedildiği ve alacaklı olduğu Adana 13. İcra Müdürlüğü’nün 2018/862 Esas dosyasındaki alacağına haciz konulduğu, adı geçen icra müdürlüğü dosyasından iş bu takip dosyasına 21/05/2021 tarihinde 1.058,20 TL, 18/06/2021 tarihinde 1.870,79 TL, 27/07/2021 tarihinde 1.200,00TL ödendiği, takip dosyanın 09/08/2021 tarihinde infaz ile kapatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Bilirkişi K7 16/07/2019 tarihli raporunda özetle:

Azlin haklı olup olmadığı konusunda takdir sayın Mahkemede olmak üzere azlin haklı olup olmadığının belirlenecek ücretin hesabı açısından önem arz ettiği için yapılan değerlendirmede Avukatlık Kanunun 174. Maddesindeki avukatın azli halinde ücretinin tamamının verileceği, ancak avukatın kusur ve ihmalinden dolayı azledilmesi halinde ücretinin ödenmesinin gerekmeyeceği şeklindeki amir hükmü gereğince eğer davalı azilde haklı ise davacı ücreti hak etmeyecek iken kusur ya da ihmalden dolayı azil söz konusu değil ise davacının ücret hak edeceğini, davalı tarafırıdan davacıya vekaletname verildiği, avukatlık sözleşmesi imzalandığı, davacı avukat da bu vekaletname ile davacı adına alacak davası açtığı, davalı azilnamesi ile davacı avukatı ” üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, dosya ile ilgili tarafına bilgi verilmediğini, uzunca bir süre dosyanın tahsilatı ile ilgili işlem yapılmadığını ” belirterek azlettiğini, vekilin, müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlü olduğunu, bu sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğunda olduğunu, “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hükmün ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununda düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenleme olduğunu, buna göre avukatın, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorunda olduğunu, aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerektiğini, gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azlinin haklı kabul edilmesi gerektiğini, avukatın azlinin haklı olduğunu ispat yükünün davalı/müvekkilde olduğunu, işçilik alacağına ilişkin dosyanın incelenmesi neticesinde de; davacının iş bu davanın davalısı ,davacı vekilinin iş bu davanın davacısı olduğunu, dava tarihinin 10/12/2015 olduğunu, dava konusunun işbu dosya davalısının işçi alacağına ilişkin olduğunu, dava değerinin 12.630,95 TL olup,15/06/2017 tarihinde mahkemece davanın kısmen kabulü ile 6.936,28 TL kıdem tazminatı, 2.670,10 TL ihbar tazminatı, 2.658,17 TL fazla mesai ücreti, 366,54 TL hafta tatili ücreti talebinin kabul edildiğini, söz konusu kararın ilgili dosyanın davalısı tarafından istinaf edildiğini, istinaf merci tarafından fazla mesai talebinin kabulüne ilişkin kararın ortadan kaldırıldığı ve 6.936,28 TL kıdem tazminatı, 2.670,10 TL ihbar tazminatı, 366,54 TL hafta tatili ücretinin kabulüne karar verildiğini, Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/900 Esas sayılı dosyasıyla verilen kararın davacı tarafından Adana 9. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8527 E. sayılı takip dosyası ile tahsiline ilişkin takip başlatıldığı (davacı avukatın yerel mahkeme kararını takip edip karar verildikten sonra makul süre içerisinde icra yoluna başvurduğunu) takip dosyasında borçlu tarafından 90 günlük mehil vesikası alındığı, ancak borçlu tarafından BAM’nce verilmiş tehir-i icra kararının dosyaya sunulmadığı için davacının esasında 90 günlük süre sonunda borçlunun teminatının davalı müvekkili adına talep etmesi gerektiğini, davacı avukat bu işlemi yapmadığı için davalının azilde haklı olabileceği kanaatinde olduğunu,ancak azlin haklı olup olup olmadığı konusunda takdir Sayın Mahkemeye ait olduğu için iki ihtimalli bir hesalama yapıldığını, azlin haksız olması halinde davacı avukat tam ücret talep edebilecek iken haklı azil halinde o zamana kadar kesinleşmiş oları işlemler sebebiyle davacının ücret talebinde bulunmasının mümkün olduğunu, sonuçlanmış olan işlem yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama olup davacının haklı sebeple azledildiğinin kabul edilmesi halinde davacının ancak Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/900 Esas sayılı dosyası gereğince 6.936,28 TL kıdem tazminatı, 2.670,10 TL ihbar tazminatı, 366,54 TL hafta tatili ücreti(fazla mesai alacağı BAM tarafından ortadan kaldırıldığı için hesap dışı tutulmuştur.) olmak üzere toplam 9.972,92 TL üzerinden % 10-% 20 arasında bir ücret talep edebileceğini, ancak yerel mahkeme kararı azil tarihi olan 05/10/2018 tarihinde kesinleşmediği için davacının herhangi bir ücret talep edemeyeceği kanaatinde olduğunu, Avukatlık Kanunun 174. Maddesi ve AAÜT 13. maddesi hükümleri gereğince haksız azil halinde davacının tam ücret talep edebileceğini,
Akdi Vekalet Ücreti Olarak:
– Ceyhan 1 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/900 Esas sayılı dosyası gereğince 6.936,28 TL kıdem tazminatı, 2.670,10 TL ihbar tazminatı, 366,54 TL hafta tatili ücreti(fazla mesat alacağı BAM tarafından ortadan kaldırıldığı için hesap dışı tutulmuştur.) olmak üzere toplam 9.972,92 TL üzerinden ücret hesaplandığında azil tarihi 10/05/2018 tarihinde asgari avukatlık ücreti 2.180 TL olduğu için bu bedelin talep edebileceğini,
– Adana 9. İcra 2017/8527 Esas sayılı dosyası gereğince de toplam 13.073,66TL’nin %10-%20 arasında bir ücret belirleneceğini, %10 karşılığı= 1.307,36 TL, %15 karşılığı= 1.961,04 TL, %20 karşılığı=2.614,73 TL ‘ni talep edilebileceğini,
Karşı Yan Vekalet Ücreti Olarak:

Karşı tarafa tahmil edilecek vekalet ücretinin miktarı dava ve icra takibinin sonuçlanması ile belli olacağını, vekil edenin avukatına ödeme borcunun da bunun karşı taraftan tahsil edildiği anda doğacağını, Yargıtay kararları gereğince haksız azilde avukatın, karşı taraf avukatlık ücretini de talep edebileceğinin kabul edildiğini,
– Ceyhan 1 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/900 Esas sayılı dosyası gereğince yerel mahkemece karşı vekalet ücreti olarak 1.980 TL hükmedildiği için bu bedelin hükme esas alınması gerektiğini,
– Adana 9. İcra 2017/8527 Esas sayılı dosyası gereğince dekarşı vekalet ücreti olarak 2,197,47 TL’nin hükme esas alınması gerektiğini belirterek,
Netice itibariyle haksız azil kabulü halinde davacının:
-%10 Akdi Ücret Üzerinden + Karşı Vekalet Ücreti Hesaplama:
2.180 TL + 1.307,36 TL + 1.980,00’TL + 2.19747TL = 7.664,84TL
-%15 Akdi Ücret Üzerinden + Karşı Vekalet Ücreti Hesaplama:
2.180 TL + 1.961,04 TL + 1.980,00TL + 2.19747TL= 8.318,52TL
-%20 Akdi Ücret Üzerinden + Karşı Vekalet Ücreti Hesaplama:
2.180 TL + 2.614,73 TL + 1.980,00TL+2.197447TL= 8.972,21TL alacağı bulunduğunu ,davacının bu alacağı takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile talep edebileceğinin tespit edildiği belirtilmiştir.

Bilirkişi raporuna karşı sadece davalı vekillince itirazlarını içerir beyan dilekçesi sunulduğu görülmüştür.

..Asıl ve birleşen dava, vekalet ücreti ile masraf alacağının tahsili talebine ilişkindir.

Avukatın, vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 505. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Vekil, müvekkiline karşı vekalet görevini sadakat ve özenle ifa etmekle yükümlü olup sadakat borcu gereği müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili 1136 Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan; “Avukatlar, görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, TBK’da düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azlin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil, avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre de haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil edilen avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.

Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin dördüncü fıkrasında; “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.

Somut olayda; davacı, haksız azle dayalı olarak akdi vekalet ücreti ve karşı yan vekalet ücretinin tahsilini istemiş, davalı tarafça azlin haklı nedene dayandığı ispatlanamamıştır. Taraflar arasında akdedilmiş ücret sözleşmesi bulunmadığı dikkate alındığında, davacının vekalet ücreti alacağının Avukatlık Kanunu’nun 164/4 maddesi doğrultusunda hesaplanması gerekmektedir.” (
Ya rgıtay 3
.

H u kuk
D a iresi’n in 21
/03/2022 tarih 2
0
21/7354
E s as, 2
0
22/2510
K a rar s ayılı kararı)

Davacı avukat, davalı adına işçilik alacaklarına dayalı dava açıp kazandığını, ardından ilamı icraya koyduğunu, kararın temyiz edilmesi üzerine takip bedelinin icra veznesine depo edilmek suretiyle tehiri icra kararı alındığını, başka bir avukatın temyiz süresini hızlandıracağı iddiası ile davalı tarafından haksız olarak azledildiğini, bu nedenle takip ettiği dava ve icra takiplerindeki akdi ve karşı yan ücretleri ile birlikte yaptığı masrafların da tahsili amacıyla gerçekleştirdiği icra takibine davalı tarafından haksız itiraz edildiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
…..

1-Davacı avukat, Ankara 1. İş Mahkemesinin 2008/1130 E.ve 2011/34 K. sayılı işçilik alacaklarına ilişkin, davalıyı vekaleten takip ettiği dava dosyasının 7. celsesine mazeret bildirerek girmemiş, Mahkemece, belgelendirilmeyen mazeretin reddine karar verilmiş ve takip edilmemesi sebebiyle 15/07/2010 tarihinde dosya işlemden kaldırılmıştır. Fakat, davacı avukatın talebi ile 18/08/2010 tarihinde dosya yenilenmiş ve yargılama sürecinde de tarafından takip edilmiş olup Mahkemece 23/03/2011 tarihinde karara bağlanmıştır. Bundan sonra Yargıtay’ın temyiz inceleme aşamasında iken davacı avukat, davalı tarafından 11/04/2013 tarihinde azledilmiştir. Haksız olarak azledildiği ve ücretini alamadığı gerekçesiyle eldeki davayı açan davacı avukatın azil tarihi ile taraflar arasındaki ilişkiye konu dava dosyasının karar tarihi arasında geçen süre göz önünde bulundurulduğunda azlin haklı olmadığı ve bunun ileri sürülmesinin TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağı, temyiz aşamasında zuhulen bu noktada bozma yapıldığı anlaşılmakla, davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulü ile dairemizin bozma kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Ancak, Mahkemece, davacı avukatın ücret talebi yönünden aldırılan bilirkişi raporunda, Avukatlık Kanununun 164/4. maddesine göre belirlenecek ücretin kanunda yazılı %10’luk alt sınır aşılarak hesaplandığı ve Mahkemece de bu şekilde hükme esas alındığı halde bu sınırdan uzaklaşılmasının gerekçesi de açıklanmamıştır. O halde Mahkemece, davacı avukatın ücret alacağının hesaplanması hususunda taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınıp, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan tüm bu nedenler göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir
.”
(
Ya rgıtay 1
3.
H u kuk
D a iresi’n in 21/01/2020 t arih 2
0
1
8/2808 E s as, 2
0
20/417 K a rar s ayılı kararı)

Davacı, davalının 12.12.2003 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle sağ gözünün görme kaybına uğradığını bu nedenle karşı tarafa maddi ve manevi tazminat davası açmak istemeleri üzerine davalı ile dava sonucunda alınacak tazminatın %20’sinin vekalet ücreti olarak ödenmesi koşuluyla anlaşıldığını, yazılı sözleşme yapılmadığını, 16.06.2005 tarihinde Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/211 esas sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, 70.418,00 TL maddi tazminat, 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, kararın Antalya 11. İcra Müdürlüğü’nün 2010/22486 sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu ve tehiri icra kararı alındığını, Antalya 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/211 esas sayılı dosyası Yargıtay’da iken davalının haksız şekilde davacıyı Antalya 11. Noterliği’nin 27.05.2011 tarih 14301 yevmiye nolu muamelesi ile azlettiğini, azlin vekalet ücreti ödenmemesine yönelik kötü niyetli bir davranış olduğunu tüm bu nedenlerle 60.000,00 TL vekalet ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı avukat ile davalı arasında 23.05.2005 tarihinde verilen vekaletname ile yazılı ücret sözleşmesi yapılmadan başlayan vekalet ilişkisinin 24.06.2011 tarihli azille sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacı avukat, azlin haksız olduğunu ileri sürerken davalı ise, davacının vekalet görevini güven ve sadakatle yerine getirmediğini, azlin haklı olduğunu savunmuştur.

Dosyada mevcut bilirkişi raporu ile davacı avukatın vekil olarak görevini dikkat ve özen ile tam olarak yerine getirdiği, azlin haksız olduğu tespit edilmiştir.

Bu halde haksız azil nedeniyle davacı avukat ücretin tamamını isteme hakkına sahiptir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ücrete ilişkin 163 ve 164. maddeleri, vekil ile müvekkil arasındaki ücrete ilişkin düzenlemeleri getirmiştir. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 5043 sayılı Yasayla değişik 164/4 maddesinde, “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” Bu oran belirlenirken davalının sarf ettiği emek ve mesai ile dava ve takibin ve uyuşmazlığın niteliği gözardı edilmemelidir. Ayrıca Avukatlık Kanununun 164/son maddesi hükmüne göre, kural olarak karşı tarafa yükletilen vekalet ücreti avukata aittir. Davacı avukat karşı tarafa yükletilecek vekalet ücretini de talep edebilir.

Somut olaya dönülecek olursa; azil haksız olduğundan, davacı avukatın Avukatlık Kanununu 164. maddesinden doğan akdi ve karşı taraf vekalet ücretlerinin hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma gerektirir
.

(
Ya rgıtay 1
3.
H u kuk
D a iresi’n in 20/02/2018 t arih 2
0
1
5/30699 E s as, 2
0
1
8/2183 K a rar s ayılı kararı)

A vukatın hak ettiği akdi vekalet ücretinin hesabında % 10 ile % 20 arasında oran belirlenirken hangi ölçünün esas alındığının da gerekçeli olması gerekir. Mahkeme % 15 ölçütünü dikkate alırken bu konuda bir gerekçe belirtmemiş olup emek ve mesaiye göre %15 üzerinden vekilin ücret hakkettiği yorumu yapılmıştır. Bu yorum kabul edilebilir bir kıstas içermemektedir. Vekilin dava veya takibi açıp takip etmesi bunun için emek ve mesai harcaması zaten asli görevidir. Bu oran belirlenirken davalının sarf ettiği emek ve mesai ile dava ve takibin ve uyuşmazlığın niteliği, süreci gözardı edilmemelidir. M ahkemece % 10 oranın aşılması halinde asli görev dışında somut dayanaklar gösterilmeli aksi halde bu oran aşılmamalıdır. Ö yleyse mahkemece belirlenen doğrultuda inceleme yapılıp takip nedeniyle davalı avukatın hak ettiği ücrete ilişkin makul oran belirlenerek sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de uygun görülmemiştir”.
(Yargıtay 13. H.D’nin 02/10/2019 tarih 2019/4335 Esas-2019/9240 Karar)

Av ukatlık Kanunu’nun 163. Maddesi:”

Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.”

Avukatlık Kanunu’nun 164. Maddesi:”

Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir. Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

Avukatlık Kanunu’nun 174. Maddesi:”

Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret istiyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.Anlaşmaya göre avukata peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse, avukat işe başlamakla zorunlu değildir. Bu sebeple doğabilecek her türlü sorumluluk iş sahibinindir. Yazılı sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının yerine getirilmemesinden dolayı avukat işi takip etmek ve sonucunu elde etmekten mahrum kalırsa sorumluluk bakımından aynı hüküm uygulanır.” şeklindedir.

SOMUT OLAYDA;

Davacının, davalı K4’ın F2 Tekstil San. Tic. A.Ş.’den işçi alacaklarını tahsili konusunda aldığı vekalete istinaden adı geçen şirket aleyhine Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/900 sayılı dosyası ile 10/12/2015 tarihinde dava açtığı, yapılan yargılama sonucu mahkemece 15/06/2017 tarihli kararla davanın kısmen kabulü ile 6.936,28 TL net kıdem tazminatının, 2.670,10 TL net ihbar tazminatının, 2.658,17 TL net fazla mesai ücreti alacağının ve 366,54 TL net hafta tatil ücreti alacağının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilip, 1.980,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, kararın davalı şirket vekilince istinaf edildiği, bu arada işbu karar ile hüküm altına alınan alacaklar için davacı avukat tarafından 20/07/2017 tarihinde Adana 9. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8527 E. sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığı, takibin devamında borçlu vekilinin, ilk derece mahkemesince dosyanın istinafa sevk tarihinden başlamak üzere 90 günlük mehil vesikası talebinin icra müdürlüğünce kabul edildiği, 10/05/2018 tarihinde ise alacaklı K4 tarafından takip dosyasına vekilini azlettiği bilgisini içerir dilekçe sunulduğu, 16/05/2018 tarihinde de davacı tarafından vekalet ücreti alacağı için davalı aleyhine
Adana

14. İcra Müdürlüğü’nün 2018/5647 E. sayılı takip dosyası ile 9.177,47 TL asıl alacak bedelli icra takibi yapıldığı, borçlunun takibe itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı sabittir.

Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389. (Yeni Borçlar Kanunu 505.md) ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine (Yeni Borçlar Kanunu 506.md) göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir.

Eldeki dosyada ise taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin 19/10/2015 tarihinde başladığı, Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/900 sayılı dosyası dava dilekçesinde ve eki vekaletnamede davacı Av. K1’in adı geçen vekillerden olduğu, dilekçede imzası olan vekilin Av. K2, duruşmaları takip eden vekilin Av. K8 olduğu, davanın yapılan yargılama sonucu 15/06/2017 tarihinde kısmen kabul ile sonuçlandığı, hükmolunan işçi alacakları, yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsili için davacı vekil tarafından 20/07/2017 tarihinde başlatılan takibin kesinleşmesi sonrası nakdi teminat karşılığı borçluya verilen mehil süresi bitiminden yaklaşık 4-4,5 ay sonrası davacı vekilin, davalı tarafından 10/05/2018 tarihinde azledildiği, azil tarihinden sonra teminatın alacaklıya 21/05/2018 ve 24/05/2018 tarihlerinde ödendiği, bu ödeme sonrası borçlu vekilinin 04/07/2018 tarihli talep dilekçesi ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesi’nin 2017/3033 E.-2018/817 K. sayılı 31/05/2018 tarihli kararı ibraz edilerek fazla mesai ücretinin istinaf incelemesinde reddine karar verilmesi nedeniyle dosya hesabının yeniden yapıldığı ve alacaklıya fazla ödenen 4.114,05 TL paranın iadesi için alacaklı asile muhtıra çıkarıldığı hususları gözetildiğinde azledilen vekilin görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemesi, davacı vekilin sadakatle görevini ifa etmemesi gibi bir durumun varlığından bahsedilemeyeceği gibi davalı tarafından her ne kadar mehil süresi bitimine rağmen icra müdürlüğüne başvuru yapılarak alacağın tahsilinin tercih edilmediğiiddia olunmuşsa da, icra müdürlüğünce 11/05/2018 tarihli teminatın ödenmesi talebinin reddine karar verilmesi, bu karar karşı şikayet yoluna gidilmemesi ve netice itibariyle eldeki dosyada alacaklı K4’a istinaf karar ilamından kısa süre önce yapılan ödemenin fazla olduğu anlaşılarak bu kez iadesi sürecine girilmiş olması nedeniyle azlin haksız olduğu kabul edilmelidir.

Bu kabule göre de, haksız azil edilen avukatın hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğu ve taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi olmadığı gözetilerek, davacı avukatın Avukatlık Kanununu 164. maddesinden doğan akdi ve karşı taraf vekalet ücreti hesaplanması, ayrıca davalı tarafından davacıya ödendiği iddia olunan 2.379,79 TL açısından davalı taraf delilleri değerlendirilerek, gerekirse icra müdürlüğünce yapılan reddiyatın iptal edilip edilmediği müdürlükten sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması yerinde değildir.

Sonuç İtibariyle;

Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğine kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1
-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07/01/2020 tarih ve 2018/490 E. -2020/3 K. sayılı kararının
KALDIRILMASINA,

2-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye
GÖNDERİLMESİNE,
3

İstinaf başvuru sırasında davacıdan peşin alınan 54,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
4
-İstinaf başvuru sırasında davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 148,60 TL’nin Hazineye
GELİR KAYDINA
,

5-
İstinaf başvuru sırasında davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 148,60 TL ile 48,50 TL PTT gideri toplamı 197,10 TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6

İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

7-
Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/4.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince,
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK’nın 353/1-a ve 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/12/2022

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!