Adana BAM, 1. HD., E. 2019/133 K. 2019/167 T. 20.2.2019

İlgili TBK madde: TBK Madde 19
İlgili madde: TMK Madde 202

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Tapu İptali Ve Tescil (Yasal Mal Rejiminden Kaynaklanan)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Asıl davada davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Müvekkili ile K1’in 07/02/2003 tarihinde evlendiklerini, evlilik birliğinin sarsılması sebebi ile birlikte yaşamış oldukları İsviçre’de bulunan Baden Mahkemesi 3. Başkanlığının 21/09/2011 tarih ve OF.2011.184/zk/kc kararı ile boşandıklarını, tanıma ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesinin 2013/191 E. Sayılı dosyası ile de yargılamanın halen devam ettiğini, müvekkili tarafından çekilen kredi ile Hatay. İli, A1 İlçesi A1 Köyü 19 pafta 885 parsel zemin kat 8 no’lu bağımsız bölüm taşınmazın 08/10/2009 tarih ve 2063 yevmiye numarasıyla davalı adına satın alındığını, satış bedelinin tamamının davacı müvekkili tarafından çekilen 25/09/2009 tarihli 81.000 Frank tutarındaki kredi ile ödendiğini, aynı kredi ile söz konusu taşınmazın eşya harcamalarının ve İsviçre’de kullanılan aracın borcunun da ödendiğini, davacı müvekkili adına çekilen kredinin her ne kadar birlikte ödeneceği kararlaştırılmış ise de tüm ödemelerin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini belirterek davanın kabulü ile halen tapuda davalı adına kayıtlı taşınmazın kaydının iptali ile davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekiliilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Davalılardan K2 adına kayıtlı, Hatay İli, A1 İlçesi, A1 Köyü, 19 pafta, 885 parselde kayıtlı zemin kat 8 nolu bağımsız bölümün davalı K2 adına muvazaalı satışının ve tapusunun iptali ile davalı K1 adına tesciline, (eski malikine dönüşünün sağlanmasına) masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı
K1vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;Boşanma ilamında hükme bağlanmış olan 961’er Frank’lık ödemeyi asla kabul etmediklerini, boşanma protokolüyle dava konusu gayrimenkulün hiçbir ilişkisi olmadığını, müvekkilinin söz konusu gayrimenkulü hem kendi parası hemde ailesinin yardımıyla aldığını, davacıdan tek kuruş almadan alındığını, ayrıca Baden Mahkemesince verilen mahkeme ilamının 3. Maddesinin b bendinde açıkça belirtildiği gibi “Her dilekçe sahibi şuan sahibi olduğu ve adına kayıtlı olan her şeyin tek mülk ve tek hak sahibidir. Bu mallara ilişkin değer eşitlemesinden bilhassa feragat edilmiştir.” denilerek tarafların üzerine kayıtlı mal varlıklarıyla ilgili hiçbir talepte bulunmayacaklarının hüküm altına alındığını, ayrıca davada hak düşürücü süre ve zaman aşımının söz konusu olduğunu belirterek açılan davanın hem usulden hem esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada Davalı K2’e dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde davaya cevap vermemiş ve duruşmalara da katılmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Tarafların İsviçre Baden Mahkemesi 3. Başkanlığının 21/09/2011 tarih ve OF.2011.184/zk/kc kararı ile boşandıkları, söz konusu hükmün 08/11/2011 tarihinde kesinleştiği, Taraflar arasında akdedilen protokole istinaden, İsviçre Baden Mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın 3. Maddesinin b bendinde
“Her dilekçe sahibi şuan sahibi olduğu ve adına kayıtlı olan her şeyin tek mülk ve tek hak sahibidir. Dilekçe sahilerinin şu anda kullandıkları arabalarda bu maddeye dahil dahil olup, dilekçe sahibi bayan, kullandığı araba değerinin, dilekçe sahibi bayın kullandığı araba değerinden daha az olmasına rağmen değer eşitlenmesinden bilhassa feragat edilmiştir.” hükmünün yer aldığı, Baden Mahkemesince verilen kararın görülmekte olan davada kesin delil niteliğini taşıdığı ve ayrıca davacının bu ikrarına rağmen eldeki davayı açarak aksini ileri sürmekle dürüstlük kuralına aykırı davrandığının ve bu durumun hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği anlaşılmış olmakla asıl dava ve birleşen dava yönünden davanın reddine yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkemece boşanma protokolünün hatalı yorumlanması nedeniyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiğini, dava konusu taşınmaz, protokolün 3-III-5b maddesine tabi olmadığını, dava konusu taşınmaz için protokolde özel hüküm bulunmakta olup, her iki davanın protokolün 3-III-5a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, protokolün bir bütün olarak değerlendirilmemesi nedeniyle kurulan ret hükümlerinin, istinaf incelemesi ile kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkil ile davalı K1 arasındaki anlaşmazlıkların giderek artması sonucunda boşanma konusu gündeme gelmiş, bu aşamada, davalı K1, müvekkil ile barışmak istemiş ve İskenderun’da bir taşınmaz alarak yılın belirli dönemlerini burada geçirme önerisinde bulunmuş olduğu, davacı müvekkil, iyiniyetle evlilik birliğinin devamını sağlamak için bu teklifi kabul etmiş ve 25.09.2009 tarihli kredi bu taşınmazın satın alınması için kullanılmıştır. Satın alınan taşınmaz tapuda davalı K1 adına tescil edilmiş, 25.09.2009 tarihli Kredi Sözleşmesi ile alınan 80.000,00 Frank’ın geri ödemesinin 60 aylık taksitlerle yapılacağı ve ilk taksitin 31.10.2009 tarihinde ödeneceği kararlaştırılmış olduğu, İskenderun’da bulunan dava konusu taşınmaz, kredinin ilk vade tarihinden önce 08.10.2009 tarihinde satın alındığını, taşınmaz bedelinin ödenmesi ile 81.000,00 Frank bedelli kredini kalan miktarı ile İskenderun’daki taşınmaza eşya alınmış ve davalı K1’un İsviçre’de kullandığı aracın borcunun ödenmiş olduğu, davalı K1, kredinin bu şekilde harcanması üzerine boşanma isteğini net bir şekilde dile getirmiş ancak, ilk vade tarihinden itibaren kredi borcunun ödenmesine hiçbir maddi katkı sunmamış olup, bu husus da; her iki tanığın da, davalı K1’un evlilik sebebiyle İsviçre’de bulunduğu ve boşanması halinde Türkiye’ye dönmek zorunda kalacağı yönündeki beyanların olduğu, bu beyanlardan, davalının barışma vaadiyle müvekkili kandırdığı ve taşınmazın kendi adına tescilini sağladığı, ortak çekilen kredinin payına düşen kısmını ödemeyerek boşanma sonrası lehine çıkar sağladığı anlaşılmakta olduğu, boşanma davasına ek protokolde kredi taksitlerinin taraflarca eşit oranda 861,00 Frank olarak ödeneceğinin kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalı tarafından hiçbir surette ödeme yapılmadığını, bu sürece ilişkin tanıklıklarına başvurulan K3 ve K4, kredi bedelinin tamamen müvekkil tarafından ödendiğini beyan ettikleri, nitekim, davalı tarafça da kredi bedelinin kendi payına düşen tutarını ödediğine dair belge sunulamadığı gibi böyle bir iddiada da bulunulmadığını, dava konusu taşınmazın bedelinin ödenmesine ilişkin maddi yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı K1’in taşınmazın satın alınmasına hiçbir maddi katkısı bulunmadığı, müvekkil, eşler arasındaki güven ilişkisine istinaden taşınmazın davalı K1 adına tescilinde sakınca görmemiş ise de tescil sonrası davalının kredi ödemelerine ilişkin tüm sorumluluğu kendisine yükleyip terk etmesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğunu, taşınmaz satışının gerçekleştirildiği tarihte ve sonrasında, davalı K1’in anne ve babası bu taşınmazda ikamet etmeye devam etmiş, yalnızca bu husus dahi, satım işleminin muvazaalı olduğu yönünde bir ibare olup, mahkemece önemle araştırılması gerektiği, taşınmazın yeni maliki K2’in, diğer davalının anne-babası ile kira ilişkisine dair; sözleşme bulunup bulunmadığı, kira bedellerinin kime ve nasıl ödendiği gibi hususlarda hiçbir araştırma yapılmaksızın hüküm kurulması hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davanın reddine dair kararının kaldırılmasını; yeniden yargılama yapılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Davada, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış ,ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.

Müvekkili ile K1’in 07/02/2003 tarihinde evlendiklerini, evlilik birliğinin sarsılması sebebi ile birlikte yaşamış oldukları İsviçre’de bulunan Baden Mahkemesi 3. Başkanlığı’nın 21/09/2011 tarih ve OF.2011.184/zk/kc kararı ile boşandıklarını, tanıma ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesinin 2013/191 E. Sayılı dosyası ile de yargılamanın halen devam ettiğini, müvekkili tarafından çekilen kredi ile Hatay İli, A1 İlçesi, A1 Köyü, 19 pafta 885 parsel zemin kat 8 nolu bağımsız bölüm taşınmazın 08/10/2009 tarih ve 2063 yevmiye numarasıyla davalı adına satın alındığını, satış bedelinin tamamının davacı müvekkili tarafından çekilen 25/09/2009 tarihli 81.000 Frank tutarındaki kredi ile ödendiğini, davalılardan K2 adına kayıtlı, Hatay İli, A1 İlçesi, A1 Köyü, 19 pafta, 885 parselde kayıtlı zemin kat 8 nolu bağımsız bölümün davalı K2 adına muvazaalı satışının ve tapusunun iptali ile davalı K1 adına tesciline, (eski malikine dönüşünün sağlanmasına) masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı K1 boşanma ilamında hükme bağlanmış olan 961’er Frank’lık ödemeyi asla kabul etmediklerini, boşanma protokolüyle dava konusu gayrimenkulün hiçbir ilişkisi olmadığını, müvekkilinin söz konusu gayrimenkulü hem kendi parası hemde ailesinin yardımıyla aldığını, davacıdan tek kuruş almadan alındığını, ayrıca Baden Mahkemesince verilen mahkeme ilamının 3. Maddesinin b bendinde açıkça belirtildiği gibi “Her dilekçe sahibi şuan sahibi olduğu ve adına kayıtlı olan her şeyin tek mülk ve tek hak sahibidir. Bu mallara ilişkin değer eşitlemesinden bilhassa feragat edilmiştir.” denilerek tarafların üzerine kayıtlı mal varlıklarıyla ilgili hiçbir talepte bulunmayacaklarının hüküm altına alındığını, ayrıca davada hak düşürücü süre ve zaman aşımının söz konusu olduğunu belirterek açılan davanın hem usulden hem esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada Davalı K2’e dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde davaya cevap vermemiş ve duruşmalara da katılmamıştır.

Mahkeme Baden Mahkemesince verilen kararın görülmekte olan davada kesin delil niteliğini taşıdığı ve ayrıca davacının bu ikrarına rağmen eldeki davayı açarak aksini ileri sürmekle dürüstlük kuralına aykırı davrandığının ve bu durumun hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği anlaşılmış olmakla asıl dava ve birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davacı K5 ile K1’in İsviçre’de yaşadıkları 07/02/2003 tarihinde evlendikleri, evlilik birliğinin sarsılması sebebi ile birlikte yaşamış oldukları İsviçre’de bulunan Baden Mahkemesi 3. Başkanlığının 21/09/2011 tarih ve OF.2011.184/zk/kc kararı ile boşandıkları, hükmün 08/11/2011 tarihinde kesinleştiği,tanıma ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesinin 2013/191 E. Sayılı dosyası ile de tanıma ve tenfiz talep ettikleri yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır.

Eşler arasındaki mal rejimi 4722 sayılı Kanun’un 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK’nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.

Hemen belirtmek gerekir ki; maddi olayları ileri sürmek taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hiç şüphesiz Mahkemeye aittir. Ancak, nitelendirme yapılırken ileri sürülen maddi olaylardan bağımsız olarak ve dava dilekçesi kapsamı gözardı edilerek farklı bir hukuki nitelendirme yapma olanağı söz konusu olamaz.

Dava dilekçesindeki açıklamalar ve dosya kapsamına göre; davada, davacı eş tarafından diğer davalı eşe ve taşınmazı satın alan K2’ye yapılan satışın muvazaalı olduğu iddiası ile iptali ve asıl davada kendi adına birleşen dosyada davalı K1 adına adına tescili ve katılma alacağı isteğinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davalarının amacı, elden çıkartılan taşınmazın (malların) kayıt maliki eş’e döndürülmesi ve mal rejimi davalarında alınacak karar ile hüküm altına alman alacağın tahsilatını kolayca sağlamaya yönelik bulunduğundan davacının bu tür davaları açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.

Muvazaa nedeniyle açılmış bulunan istinafa konu davanın kanuni dayanağı 818 sayılı BK’nun 18. maddesi (TBK 19.m) olduğuna, davalılar arasında gerçekleştirildiği ileri sürülen muvazaalı işlem davacı yönünden haksız eylem niteliğinde bulunduğuna göre, tapu iptali ve tescile yönelik istek bakımından uyuşmazlığın çözüm yeri genel muvazaa kapsamında HMK’nun 1 ve devamı maddeleri uyarınca belirlenecek genel mahkemelerdir.

Yani birleşen 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2013/616 Esas sayılı dosya genel mahkemede görülür ise de, mal rejiminin tasfiyesine dayalı alacak isteğinin ise Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin bu tür davalara bakma görev ve yetkileri bulunmamaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde yazılı; 4721 sayılı TMK’nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK’nun 118-395) maddelerinden kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi’nde (veya Aile Mahkemesi sıfatı ile) bakılacağına ilişkin olan düzenleme nedeniyle Aile Mahkemesi’nde görülmesi gerekir.

Hal böyle olunca, istinafa konu mal rejiminin tasfiyesine dayalı tapu iptali ve tescil isteği ile ilgili davayı tefrik ederek ayrı bir esasına kaydı yapılan dosyada görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle Asliye Mahkemesi sıfatıyla görülen davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas No:2013/18136 Karar:2014/17291)

Bu nedenlerle davacının istinaf dilekçesi ve resen görev hususu gözetilmek suretiyle kabulü ile 6100 sayılı HMK.nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca davanın birleşen davalardan asıl davanın Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla esasın incelenmeksizin kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H
Ü
K
Ü
M
:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
İskenderun 3. Asliye Mahkemesi’nin 26/11/2018 tarih 2013/190 Esas, 2018/448 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-a-3 bendi uyarınca, esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararın
KALDIRILMASINA, DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3-
Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,

4-
Davacı tarafçayapılan istinaf yargılama giderinin görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

5-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca, oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.20/02/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!