Taşınmazı ipotekle yükümlü olarak resmî senetle satın alan kişi, devir borçlunun sorumluluğunda ve güvencede değişiklik yaratmadığından ve tapu sicilindeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğinden, ipoteğin gizlendiğini öne sürerek satışın hile ile sakatlandığını iddia edemez.
Detaylı özeti gör
Davacı, 412 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümü 29.6.2009 tarihli resmî akitle davalıdan satın almış; satış sırasında taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğunun kendisine söylenmediğini, bankadan gelen ihtarname ile ipoteği öğrendiğini ileri sürerek hile nedeniyle satış sözleşmesinin feshini ve tazminat istemiştir. Yerel mahkeme temlikin hile ile gerçekleştirildiği gerekçesiyle tazminata hükmetmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, ipoteğin 28.11.2008 tarihinde dava dışı üçüncü kişi lehine tesis edilip tapu siciline şerh düşüldüğünü, davacının ise taşınmazı bizzat bu ipotekle yükümlü olarak resmî şekilde satın aldığını saptamış; TMK m.888 uyarınca ipotekli taşınmazın devrinin borçlunun sorumluluğunda ve güvencede değişiklik yaratmadığını, yeni malikin de bu borçla yükümlü olduğunu, TMK m.1020 gereği tapu sicilinin herkese açık olması karşısında sicilde yazılı bir hususun ilgilisince bilinmediğinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. TMK'nin 1020/3. maddesi gözetilerek davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesini doğru bulmayarak hükmü bozmuştur.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe