Adana BAM, 3. HD., E. 2019/1380 K. 2020/430 T. 10.3.2020

İlgili madde: TMK Madde 24

DAVACILAR :

1- K2 – N2 A2

2- K3 – N3 A2

DAVALI :

K1 -N1 A1

DAVA :

Tazminat (Manevi Tazminat)

Erdemli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21/03/2019 tarih ve 2018/180 Esas ve 2019/83Kararsayılı kararına yönelik olarak davalı ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Davalı K1’in şüpheli olduğu Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1159 E. Sayılı iddianamesi ile müvekkil K3 ve eşi K2 ile davalı arasında daha önceye dayalı husumet bulunduğu, olay tarihinde davalı K1’in müvekkillerin ikametinin önünden geçerken tanıklar K4 ve K5’m tanık olarak bulunduğu ortamda müvekkillere yönelik olarak ‘hırsızlar, şerefsizler, adiler, bu diktiğiniz fidanları götünüze sokacağım” şeklindeki sözleriyle hakaret suçunu işlediği kanaatine varılarak davalı hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu davalı K1’in üzerine atılı suçu islediği tüm dosya kapsamı ve tanık beyanları ile de sabit olduğundan Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/10/2017 T.. 2017/488 E. 2017/914 K. Sayılı kararı ile 93 gün adli para ceza ile cezalandırılmasına karar verildiği, müvekkillerinin yıllardır aynı mahallede yaşadığı, davalının anılan eylemi, yıllardır tanıdığı ve ailece görüştüğü insanların gözünde küçük düşmesine, onurunun kırılmasına ve saygınlığının zarar görmesine neden olduğu, yaşadığı olay nedeni ile psikolojik sarsıntı yaşadığı, Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/488 E-, 2017/914 K. sayılı kararı ile de davalının müvekkillere hakaret ettiği sabit olduğu, söz konusu hakaretlerden çok büyük üzüntü duydukları, geceleri uyuyamamışlar, insan içine çıkmaya çekinmişler, eş, dost, akraba ziyaretlerine gitmemeye başlamışlar, gittikleri her ortamda küçük bir yerde yaşıyor olmalannın da etkisi ile bu konu konuşulur hale geldiği, küçük kızları da bu konuşmalardan etkilenmesin diye sosyal yaşantıları eskisi gibi devam etmedikleri, olay nedeniyle insan içine çıkamaz hale geldikleri, ailece büyük bir utanç ve üzüntü yaşadıkları hala hakaret ve tacizlerden kurtulamadıklarını, davalılar yüzünden tedirgin yaşadıkları, davacıların 01/01/2011 doğumlu kızları, yaşanılan olaylar nedeniyle korkudan altını ıslatmaya ve geceleri çığlıklarla uyanmaya başladığı, müvekkillerimizin duyduğu derin elem ve ıstırabın bir nebze de olsa hafiflemesi için, işbu manevi davasının açtıklarını, davalı ve ailesi dava konusu olay öncesinde de sonrasında da müvekkillere karşı husumet beslemekte, müvekkilleri huzursuz edecek şekilde hakaret ettikleri, müvekkillerine ait tarlanın önünden geçerken el kol hareketleriyle taciz etmekten çekinmediklerini, davalının eşi K1’in, müvekkil K3’i yaralama suçundan dolayı Erdemli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2015 T., 2015/475 E.. 2015/161 K. Sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği, Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2259 Sor. Sayılı dosyası ile davalı K1 müvekkil K3’e yönelik asılsız ve haksız şikayette bulunmuş, ilgili dosyada 2017/1108 K. No ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacıların kişilik hakları saldırıya uğraması, yaşadıkları üzüntü, onur ve saygınlıklarının rencide edilmesi nedeniyle müvekkil K3 için 10.000,00 TL, K2 için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminat ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ile karşılıklı olarak birbirimizden şikayetçi olduklarını, davacılar adına açtığı davanın sonuçlanmadığı, dayak yiyenin ve hakarete uğrayan, ağza alınmayacak küfürler duyduğunu, 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/488 esas sayılı davasının sonuçlandığını, sonuçlanan davada haklı olan kendisinin olduğu, yüz kızartıcı bir suç işlemediğini, birini dövmediğini, kimseye şiddet uygulamadığını, davacı taraf yakınlarını öz kardeşini yalancı şahidi olarak dinlettirdiklerini, komşu olduklarını, aynı mahalleden olduklarını aleyhime verilen karar hususunda istinaf kanun yoluna bile başvurmadığını, kendisinin açtığı davanın sonuçlanmadığını, davacı taraf zengin güçlü, varlıklı insanlar olduğunu, kendisinin garip güvencesi olmayan geçimini günlük iş bulduğunda bir erkek gibi bedenen çalışarak temin eden hasta bir bayan olduğunu mahkeme masrafı ödeme imkanının olmadığı gibi avukatlık ücreti ödeme imkanınında olmadığı, karşı davacı ve şikayetçi olan tarafların davalı sonuçlanmadığı sürece her iki taraf birbirinden tazminat davası açamayacağını, karşılıklı devam eden ceza davalarının ikiside bitmeden davacıların açmış olduğu tazminat davası yersiz ve Hukuki mesnetten yoksun olduğu, davanın reddini, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davacı K3′ in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile4.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K1′ den alınarak K3’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı K2′ in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K1′ den alınarak K2’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı vekilinin süresi içerisinde vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile; müvekkilleri K3 ve K2 için taraflarınca ilk derece mahkemesince açılan bu davada ayrı ayrı vekalet sunulduğunu, 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanunun 57 vd. Maddeleri uyarınca davacı müvekkillerinin ihtiyari dava arkadaşları olduğunu, vekalet ücreti yönünden her bir davacı için ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken yalnızca bir davacı yönünden vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulmasını hatalı olduğunu, verilen tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olduğunu, üstelik davalı ve ailesi tarafından müvekkillerine yönelik eylemlerin devam ettiğini, yargılama sırasında sunulan mahkeme kararları ile de kanıtlandığını, davalıya yönelik caydırıcı miktarda tazminat verilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin süresi içerisinde vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile; dinlenen davacı tanıklarının davacının kardeşi olduğunu ve objektif olarak beyanda bulunabilmesinin mümkün olmadığını, davacı tanıklarının ceza dosyasında da tanık olarak dinlenmiş ve gerçeğe aykırı beyanları sebebi ile müvekkili hakkında ceza verildiğini, davaya konu olayın yaşanmadığını kabul anlamına gelmemekle birlikte bir anlığına böle bir olayın yaşandığı varsayılsa bile bu şekilde gerçekleşen bir münakaşanın davacıların itibarını zedelemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Cevap dilekçesi sunulmamıştır.

UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:

Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların davacılar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, tazminat miktarının yerinde olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.

DELİLLER:

Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/2259 E. ve 2017/1108 Sayılı soruşturma dosya sureti, tanık beyanları, Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/488 Esas ve 2017/914 sayılı kararı dosyasının uyap sureti,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 50 ve 58. ve TMK 24. maddeleri kapsamında, hakaret eylemine dayalı manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin hakaret eyleminin gerçekleşmediğine ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;

Kural olarak 6098 Sayılı TBK’nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 Esas,2008/536 Karar)

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2015/14186 E. 2017/7147 K., 2015/13649 E. 2017/7182 K., 2014/17625 Esas. 2015/14873 K. sayılı ilamlarında ve benzer ilamlarda da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder nitelikte bir hüküm olmadığından hukuk yargıcı yönündenbağlayıcı olmayacağı, ancak mevcut delillerin mahkemece değerlendirilmesi gerektiği yasa gereğidir.

Türk Medeni Kanunun’un 6. maddesine göre ”

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “
Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır.

Bu açıklamalara göre eldeki dosyaya baktığımızda; davalı hakkında tüm davacılara yönelik olarak açılan kamu davasında sonuç olarak HAGB kararı verilmiş, Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/488 Esas ve 2017/914 karar sayılı dosyasının incelenmesinde, ceza dosyasında gerek soruşturma aşamasında gerekse yargılama esnasında dinlenen tanık beyanları ile davacıların iş bu dosya içinde aynı tanıkların alınan beyanlarının bir biri ile uyumlu olduğu dikkate alınarak, davalı tarafın yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanlarına göre üstün tutularak, davacıların davalının hakaret eylemin gerçekleştiriğini ispatladığı, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Davacı vekilinin hükmedilen tazminat miktarına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
6098 TBK’nın 56/2. maddesi hükmüne göre
“Ağır bedens el zarar veya ölüm hâlinde, zarar g örenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

Aynı Yasanın 51.maddesinde de
“Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Şu halde olayın özellikleri dikkate alındığında; davalının davacılara yönelik 07.04.2017 günü
“o fidanları sokup sokup götünüze sokacağım hırsızlar’ şeklinde alenen hakarette bulunması, davalı tarafından sarfedilen sözler nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığı anlaşılmakla, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, davalının kastı ve eylemin gerçekleşme yeri, biçimi ve davanın tarihi, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik yapılan isitnaf incelemesinde;

Her bir davacı tarafından talep edilen manevi tazminat talepleri için davacılar arasında HMK 57 ve 58. md.leri gereği ihtiyari dava arkadaşlığı vardır. İhtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsızdır. Buna bağlı olarak, iş bu uyuşmazlıkta her bir davacı yönünden talep edilen manevi tazminat ayrı ayrı uyuşmazlıklardır.

Yapılması gereken öncelikle, yukarıdaki açıklama gereği her bir davacı yönünden manevi tazminat hükümdeki gibi belirlenmeli ve yine her bir davacı yönünden ayrı ayrı hüküm kurulan hükümde kabul edilen kısım için A.A.Ü.T. 10 ve 13 md. birlikte değerlendirilerek; ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazalı şekilde karar verilmiş olması hatalı görülmüştür.

HMK’nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

Söz konusu manevi tazminata ilişkin vekalet ücreti kısmında yanılgı bir değerlendirme yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğu kanaatine varılmakla davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun duruşma yapılmadan bu yönüyle kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun
ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun
KISMEN KABUL – KISMEN REDDİ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Erdemli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21/03/2019 tarih ve 2018/180 Esas ve 2019/83 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA
,

3-Davacının
DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE
-Davacı K3′ in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K1′ den alınarak K3’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
– Davacı K6′ in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K1′ den alınarak K6’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Harç yönünden;

4-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 546,48-TL. Karar ve ilam harcının davalıdan alınmasına, peşin alınan 341,55-TL. Harcın mahsubuna,
Yargılama giderleri yönünden;

5-Davacı tarafça yapılan aşağıda dökümü yazılı 505,15-TL. Yargılama giderlerinden, davanın kabul edilen miktarına göre hesaplanan 202,06.-TL.sının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

6- HMK’nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
Vekalet ücreti yönünden;

7-Davacı K3 davada vekil ile temsil edildiğinden hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden A.A.Ü.T.10/1. mad. gereğince hesaplanan 3.400,00 TL. nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

8-Davacı K2 davada vekil ile temsil edildiğinden hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden A.A.Ü.T.10/1. mad. gereğince hesaplanan 3.400,00 TL. nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

9-Davalı davada vekil ile temsil edildiğinden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden A.A.Ü.T.10/2. mad. gereğince belirlenen 2.725,00-TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilikşin istemin reddine,
İstinaf giderleri yönünden;

10-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11

Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

12- Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!