T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ANAMUR SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
04/05/2021
NUMARASI :
2021/89 Esas, 2021/552Karar
DAVACILAR:
1-K1 – N1
2-K2 – N2 – A1
VEKİLİ:
Av. K3 – [16319-13183-85247] UETS
MİRASÇILAR:
1 -K4 – -N3 – A2
:
2 -K5 – N4 – A3
:
3 -K6 – N5 – A4
:
4 -K7 – N6 – A5
:
5 -K8 – N7 – A5
:
6 -K9 – N8 – A6
KAYYIM:
K10 – N9 – A7
MÜTEVEFFA:
K11 – N10
DAVANIN KONUSU :
Miras Ortaklığına Temsilci Atanması
DAVA TARİHİ :
18/01/2021
DAİRE KARAR TARİHİ :
14/10/2022
KARAR YAZIM TARİHİ :
14/10/2022
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, mirasçılar K12 ve K13 tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/18 Esas sayılı dosyasında terekeye temsilci atanmak üzere süre ve yetki verildiğini, mirasçılar arasında paylaşma yapılıncaya kadar K11’ın terekesini temsil etmek üzere mahkemenin uygun göreceği bir kişinin tereke temsilcisi olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Davacı vekilinin dava dilekçesi, temsilci adayının duruşmadaki beyanı, İlçe Tapu Müdürlüğüne ve İlçe Jandarma Komutanlığına yazılan müzekkere cevapları, Anamur 3.AHM’nin 2021/18 Esas sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Kolluk tarafından tespit edilen ve mahkememizde de beyanı alınan K10 ile mirasçılar arasında herhangi bir husumet veya menfaat çatışması bulunmadığı anlaşılmakla K11’ın terekesine K10’ın TMK.nın 640. maddesi uyarınca paylaşılmaya kadar tereke temsilcisi olarak atanmasına, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran Mirasçılar K12 ve K13 istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı, dosya kapsamına ters olup bu nedenle bozulması gerektiğini, miras hukukuna ilişkin hükümleri düzenleyen Türk Medeni Kanunu, miras paylaşımından önce terekenin sahipliğinin ve yönetiminin ne surette düzenleneceğini belirlediğini, eğer tek mirasçı varsa zaten sorun bulunmadığını, sorun, birden çok mirasçının varlığı halinde ortaya çıktığını, Yasa, birden çok mirasçı bulunması halinde mirasın mirasçılara geçtiği andan mirasın mirasçılar arasında paylaşıldığı ana kadar tüm mirasçılar arasında bir ortaklığın meydana geleceğini söylediğini, buna göre kadın, erkek, yaşlı, genç, uzak, yakın, vb ayrımı yapılmaksızın tüm mirasçılar arasında miras üzerinde elbirliği mülkiyeti, bir başka deyişle iştirak halinde mülkiyetin mevcut olduğunu, bu elbirliği mülkiyetinin sadece aktiflerden oluştuğunu düşünmenin hatalı olduğunu, bu ortaklığın borçları da kapsayacağını, elbirliğiyle mülkiyet mirasçılara, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarrufta bulunma yetkisi vereceğini, dolayısıyla terekeye ilişkin kararlara tüm mirasçıların katılması gerektiğini, miras ortaklığına temsilci atanması, mirasçıların ortaklığın idaresinde anlaşamaması halinde ortaya çıkacak çözüm yolu olduğunu, Türk Medeni Kanunu madde 640/3 miras ortaklığına temsilci atanması davasının dayanağını oluşturduğunu, mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabileceğini, davacılar ve davalılar, müşterek murisin mirasçıları olup, miras ortaklığına temsilci atanmasını gerektirir bir durum ya da davanın mevcut olmadığını, zira, mirasçılar arasında ortaklığın idaresinde bir anlaşamama durumu söz konusu olmadığı gibi, ortada müşterek murisin ölüm tarihi itibarı ile üzerinde mevcut tüm mal varlığı vasiyetname ile dağıtılmış olduğundan, davacılar tarafından kendilerine karşı açılmış muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası ile vasiyetnamenin iptali ve tenkis davaları mevcut bulunduğundan, üçüncü kişilere karşı açılacak bir dava bulunmadığından, bu davaların görülmesi için temsilci atanması gerekli olmadığından, terekeye ya da miras ortaklığına karşı açılmış bir dava bulunmadığından eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gereken bir karar olduğunu, ek:1 de sundukları belgeden de açıkça anlaşılacağı üzere, eldeki kararın verilmesine sebep Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/18 E.nolu dava dosyasında davacıların dava dilekçesindeki beyanlarını düzelttiklerini ve terekeye iade taleplerinden vazgeçtiklerini,bu nedenle verilen karar ve gerekçelerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Özel kayyım niteliğine sahip olan temsilcinin taraf sıfatı dışında yapacağı bir işleminde olmadığını, verilen karar ve gerekçelerinin usul ve yasaya aykırı bozulması gereken bir karar olduğunu, taraflarından ve diğer tüm mirasçılardan bir görüş alınmadan ve bu kişinin atanacağının taraflarına yargılama sırasında bildirilmeden karar verildiğini, atanan kişinin muris ile aralarında husumet bulunduğunu, kendileri ve tüm mirasçıların aleyhine bir durum olduğunu, yargılama sırasında tedbiren temsilcinin tutacağı defterin hazırlanması terekeye dahil malların tespit edilmesi yapılmadığı gibi bu güne kadar da temsilci tarafından tutulan bir defter bulunmayıp, temsilci tarafından bu yükümlülük yerine getirilmediğinden verilen karar ve gerekçelerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Yukarıda arz ettikleri nedenlerle istinaf sebep ve gerekçeleri açısından usul ve yasaya aykırı dosya kapsamına ters nitelikteki yerel mahkeme kararının bozulmasına-ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, MK’nın 640. maddesi uyarınca açılan terekeye temsilci atanması istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı vekilinin, mirasçılar arasında paylaşma yapılıncaya kadar K11’ın terekesini temsil etmek üzere terekeye temsilcisi atanmasına karar verilmesin talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile K10 isimli kişinin terekeye temsilci olarak atanmasına karar verildiği, verilen kararın mirasçılardan K12 ve K13 tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.
Miras ortaklığında mirasçıların birlikte hareket etmeleri zorunluluğu, işlemleri, kullanım ve idareyi birlikte yapmaları, mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması veya bu konularda anlaşamamaları halinde miras ortaklığı adına gerekli işlemleri yapmak, dava açmak, açılmış veya açılacak davaları tatip etmek üzere Medeni Kanunumuz paylaşmaya kadar miras ortaklığına bir temsilci atanması olanağı sağlamıştır (TMK md. 640 ).
Mirasçılardan biri veya bir kaçının isteği üzerine hakim mirasın paylaşımına kadar görev yapmak üzere miras ortaklığına bir temsilci atayabilir.
Bilindiği gibi terekeye ait bir hakla ilgili olarak açılacak davalarda kural olarak tereke 4721 sayılı TMK’nın 701 ve devamı maddeleri gereği elbirliği mülkiyete tabi olduğundan yasal istisnalar dışında (örneğin TMK 702/son) tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri veya aynı yasanın 640. maddesine göre terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir.
Bundan ayrı, bir kısım mirasçıların terekeye iade istemiyle açtıkları davada, terekeye temsilci tayini için süre verilmesi halinde de böyle bir davanın açılması mümkün bulunmaktadır.
Ancak dava halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmışsa tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır. (
Yargıtay HGK. 11/11/2009 tarih, 2009/458 Esas 2009/498 Karar
)
Miras ortaklığı temsilcisi özel kayyım niteliğindedir. (TMK.nun 640. md.). Türk Medeni Kanununun 431. maddesi uyarınca vasi tayininde usul kayyım (mümessil) için de uygulanır. Türk Medeni Kanununun 422. maddesi gereğince vasinin sıfatına karşı yapılan itirazları veya vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme görevi ile ilgili yasal hükümlerin mümessile yapılan itirazın ya da kaçınma sebeplerinin incelenmesinde de gözetilmesi zorunludur.
(emsal Yargıtay 14. HD
2019/2481
,
2021/3343
EK sayılı ilamı)
Vesayet makamının itirazı reddetmesi halinde itirazı denetim makamının incelemesi gerekir. TMK’nın 422. maddesi uyarınca davalı-mirasçının tereke temsilcisinin şahsına yönelik ileri sürdüğü hususları inceleme görevi öncelikle vesayet makamı olan sulh mahkemesine, onun kabul etmemesi halinde denetim makamı olan asliye mahkemesine aittir (TMK m. 397).
(Bkz.Yargıtay 14.Hukuk Dairesi’nin 13/09/2017 tarihli 2016/5674 Esas, 2017/6214 Karar sayılı ilamı)
Muris muvazaası iddiasına dayalı davalarda 01/04/1974 tarih ve 1/2 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca hakkı zedelenen her mirasçı kendi miras payı oranında istekde bulunabileceği gibi taşınmazın terekeye iadesini diğer bir deyişle tüm mirasçılar adına iptal ve tescilini de isteyebilir (Y. 1. HD’nin 2015/12655 E ve 2018/11074 K sayılı ilamı).
Somut olayda, Anamur 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/18 Es. Sayılı dosyasından verilen süre ve yetki üzerine davacının talebi ile 11/04/2020 tarihinde vefat eden K11’ın terekesine 1972 D.lu K10’ın temsilci olarak atandığı anlaşılmıştır.
Bir kısım mirasçının istinaf dilekçesi ve Anamur 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/18 Es. Sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde; 2021/18 Es.sayılı dosyada 16/06/2021 tarihli duruşmada ara karar ile verilen yetki ve süreden, yani ara karardan geri dönüldüğü, davacıların yetki verilen dosyada talep sonucunu değiştirdiği, mevcut dosyada başkaca terekeyi ilgilendiren bir husus bulunmadığı, davacı tarafın bu yönde talebi ve delili bulunmadığı, istinafa gelen davalılarında terekeye temsilci atanmasını gerektirir bir durum bulunmadığını belirtmeleri karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul yönünde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
Bu nedenlerle, bir kısım mirasçının istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeyen, dairemizce resen incelenip düzeltilebilecek hususlardandır.
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesinde; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Bu nedenlerle istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca, kabul edilerek kararın kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Mirasçılar K12 ve K13’ın istinaf başvurularının, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile Anamur Sulh
Hukuk
Mahkemesi
‘nin 04/05/2021 tarih ve 20
21/89 Esas, 2021/552
Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA, yerine aşağıdaki hükmün tesisine;
a)
Davanın
REDDİNE
,
b)
Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 80,70 TL harcın peşin yatırılan 59,30 TL harçtan mahsup edilerek bakiye 21,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,
c)
Davacı tarafından iş bu dava için sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
2
–
İstinaf talebi kabul edildiğinden istinaf başvurusu sırasında yatırılan
59,30 TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-
İstinafa gelen mirasçılar tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harcı ile 32,50 TL posta giderinden oluşan toplam 194,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak yatıran mirasçılara verilmesine,
4
–
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK’nın 333. maddesi gereğince ilgilisine iadesine,
6-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-ç maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.14/10/2022
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe