Adana BAM, 1. HD., E. 2020/309 K. 2020/1042 T. 22.10.2020

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 147, TBK Madde 237
İlgili maddeler: TMK Madde 691, TMK Madde 599

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ERDEMLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

09/11/2018

DAVACI:

K1
– -N1 – A1

VEKİLİ:

Av. K2 – A2

DAVALILAR:1-

K3
– N2 -A3

2-
K4
– N3 -A4

VEKİLLERİ:

Av. K5 – [N4 UETS

DAVANIN KONUSU :

Haksız İşgal Tazminatı (Ecremisil)

DAVA TARİHİ :

20/04/2016

DAİRE KARAR TARİHİ :

23/10/2020

KARAR YAZIM TARİHİ :

23/10/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Müvekkilinin 3/8 oranında hissedarı olduğu ve Kızkalesi-Erdemli A5de kain tapunun 105 ada 9 parselinde kayıtlı 22 nolu B.Bl. taşınmazda müvekkili K1 ile davalılar müşterek maliki olduğunu, tarafların murisi K6 31.08.2010 tarihinde vefat elmiş olup, taşınmaz o tarihten bu yana davalılarca kullanıldığını, müvekkilinin hiçbir izni olmadan yılın 6 ayında yazlık olarak kullanmakla ve günlük olarak kiraya vermekte, diğer aylarda ise aylık olarak kiraya vererek kira geliri elde etmekte olduğunu, Ankara 15. Noterliği’nin 07.04.2016 tarih ve 04150 Yevmiye no’lu ihtarnamesiyle geriye dönük 5 yıllık ecrimisil alacağından müvekkilinin 3/8 hissesine karşılık gelen miktarda ödeme yapılması ve taşınmazın tahliye edilmesi hususunun davalılara ihtar edildiğini, ancak davalılarca bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi taşınmazın tahliye de edilmediğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geriye dönük 5 yıllık ecrimisil alacağından şimdilik 10.000 TL’sinin alacakların doğduğu tarihten itibaren tahakkuk edecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve mütcselsilen tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı
K3
‘nün 16/05/2016 havale tarihli ve davalı
K7
‘nın 16/05/2016 havale tarihli dilekçelerinde özetle;

Davacının davası usül ve yasaya aykırı olup reddi gerektiğini, bir anahtarının da kendisinde bulunduğu kendi kullanımına da açık olan ve hatta kendisinin de kullandığı bir yazlık için ecri misil talep etmekte olup kötü niyetli olduğunu, davacının da Ankara da muristen kalma evde ikamet ettiğini, Konya da devam eden davanın reddedildiğini, davalılar dava konusu yeri kiraya vermediklerini ve kira geliri elde etmediklerini, ödenmesi gereken emlak vergisi, aidat, su ve elektrik paralarına da davalıların ödediklerini, kötüniyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

DavanınKISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE,45,90 TL ecrimisil alacağının tahakkuk ettiği tarihten (ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 12/04/2016 tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve mütesesilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 3/8 oranında hissedarı olduğu taşınmazlarda müvekkili K1 ile davalıların iştirak halinde malik olduklarını, dava konusu taşınmaz yazlık daire olup, davalıların dava konusu taşınmazı kiraya verip gelir elde ettiklerini, bu durumun keşif esnasında da belirlendiğini, davanın açıldığı tarihte ve öncesinde davalıların ikametgah adresleri yine iştirak halinde malik oldukları ve dava konusu olan A6 adresi olup, işgal ve tasarrufları altında bulunan yazlık vasfındaki taşınmaz günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak kiraya verebilecek durumda olduğunu, dolayısıyla dava konusu taşınmazla ilgili olarak intifadan men koşulunun aranmasına gerek olmadığı gibi “ uyuşmazlığın paylı mülkiyet hükümlerine göre çözülmesi gerektiği” şeklindeki gerekçenin de doğru olmadığını, intifadan men koşulunun gerçekleşmesine gerek olmadığını,
Arz olunan ve re’sen belirlenecek sebeplere binaen usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının KALDIRILARAK bilirkişi raporu doğrultusunda davanın KABULÜNE karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Haksız işgal tazminatı (ecrimisil) istemine ilişkindir.

Somut olayda; davacı vekili, davalıların, müvekkilinin 3/8 oranında hissedarı olduğu dava konusu taşınmazı müvekkilinin hiçbir izni olmadan kullanıp ve kiraya vererek kira geliri elde ettikleri iddiasıyla geriye dönük 5 yıllık ecrimisil talebinde bulunduğu, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.

Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir.

Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237, Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.

O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa , fiili kullanma biçimi oluşmamış ise başka deyişle davacının payına karşılık kullandığı ve kullanabileceği bağımsız bölüm yok ise uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

Paylı mülkiyette geçerli bir kira ilişkisinin varlığının kabul edilebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun TMK’nın 691. maddesi hükmü ve 06.05.1955 tarih ve 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi zorunludur.

Diğer taraftan
T.M.K.’nın 599. maddesi uyarınca murisin ölümüyle mirasçıların hak kazanacakları ilkesi geçerli olup ecrimisilin murisin ölüm tarihinden itibaren hesaplanması gerekir.
25.5.1938 tarih, 29/10 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı gereğince ecrimisil istekleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 147. maddesi “818 sayılı Boçlar Kanunu 126 maddesi” hükmüne göre 5 yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
(Bknz. Yargıtay 1. H.D.’nin 2014/6704 Esas, 2014/10795 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 1. H.D.’nin 2014/16533 Esas, 2015/1221 Karar sayılı ilamı),
(Bknz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2015/12274 Esas, 2017/7035 Karar sayılı ilamı)

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler.

İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır
. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın ( bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada
(işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması
, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi
, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.

Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir.(Yargıtay H.G.Kurulu’nun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)

Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;

Dava konusu taşınmaz yazlık daire olup davacının 3/8 oranında davalıların da toplam 5/8 oranında hissesi bulunduğu, davacı tarafı, dava konusu yerin davalılar tarafından kullanıldığı ve günlük, aylık gibi kiraya verilerek gelir elde edildiği, Ankara 15. Noterliği’nin 07.04.2016 tarih ve 04150sayılı ihtarnamesini çektiği, iddiasıyla geriye dönük 5 yıllık dönem için şimdilik 10.000 TL ecrimisil talebinde bulunduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalıların dava konusu yeri kiraya verdiklerinin ispatlanamadığı, intifadan men koşulunun gerçekleştiği tarih ile dava tarihi arası dönem için iççin ecrimisile hükmedildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinafa taşındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle ilk derece mahkemesi kararını istinafa taşımış ise de, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, dava konusu taşınmaz yazlık daire olup davacı ve davalıların miras hissesi oranında hissedar oldukları, davacı, dava konusu yerin davalılar tarafından hem kullanıldığı, hem de kiraya verildiği iddia edilmiş ise de kiraya verildiğinin (tanık yada başkaca delillerle) ispat edilemediği, kiraya verilip gelir elde edildiği ispat edilemediğine göre intifadan men koşulunun gerçekleşmesi gerektiği, olayımızda ise davacının Ankara 15.Noterliğinden çekmiş olduğu ihtarname ile intifadan men koşulunun gerçekleşmiş olduğu, ihtarname tarihi ile dava tarihi arası dönem için hesaplanan ecrimisel hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Ancak kabul edilen miktar üzerinden nisbi harç alınması gerekirken dava değeri olarak gösterilen 10.000 TL üzerinden 683,10 TL harç alınmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Kabul edilen ecrimisil değeri 45,90 TL olup alınacak harç maktu harçtan aşağı alınamayacağına göre 54,40 alınması gerekmektedir. Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeyen Dairemizce HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca düzeltilebilecek kamu düzeni ile yakından ilgili hususlardandır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekir.
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesinde; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca, kısmen kabul edilerek kararın kaldırılıp harç ve vekalet ücreti yönünden düzeltilip davanın kabulüne yönelik aynı kararın verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile Erdemli 2.
Asliye
Hukuk Mahkemesi’nin 09/11/2018 tarih ve 2016/267
Esas,
2018/700
Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yerine aşağıdaki hükmün tesisine:

a)

Davanın
KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE;
45,90-TL Ecrimisil alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve mütesesilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

b)

Harçlar yasasına göre alınması gerekli 54,40 TL harcın, peşin alınan 170,78.TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,38 TL harcın talep halinde davacı tarafa iade edilmesine,

c)

Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç, 253,80 TL keşif harcı, 19,25 TL müzekkere gideri, 207,00 TL tebligat, 100,00 TL talimat, 550,00 TL bilirkişi ücreti ile 120,00.TL araç ücreti olmak üzere toplam 1.450,03 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 6,66 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

d)

Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45,90 TLvekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

e)

Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan (aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak) 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine,

f)

Karar kesinleştiğinde Ankara 15. Noterliği’nin 07/04/2016 tarih ve 4150 yevmiye numaralı ihtarname ve muhataplarına tebliğe ilişkin iki adet tebligatın birer suretleri dosya arasında bırakılmak suretiyle asıllarının iadesine,

g)

Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,

2-
Davacının istinafı kabul olduğundan davacı tarafça yatırılan
54,40 TL istinaf karar harcının talepleri halinde istinaf eden davacıya iadesine,

3-
Davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf başvuru harcı ile 66,50 TL posta gideri toplamı 215,10 TL yargılama giderinin davalılardan eşit olarak alınıp davacıya verilmesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.22/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!