Vekaletin kötüye kullanılması tapu iptali ve tescil dava dilekçesi

Vekaletin kötüye kullanılması tapu iptali ve tescil dava dilekçesi 1

ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI:

DAVALILAR:

KONU: Tapu iptali ve tescil davasıdır. (Araştırmalar sonucunda tespit edilen,  başkaca  miras kalan gayrimenkullere ilişkin haklarımız mahfuzdur.) 

DAVA DEĞERİ: 10.000 TL (Bu değer, keşifle ve bilirkişi incelemesi ile saptanacak olan gerçek değer olmayıp, ve saptanacak olan gerçek değere göre, eksik kalan harç tamamlanacaktır. Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla)

DAVA KONUSU TAŞINMAZLAR:

AÇIKLAMALAR: Müvekkilenin, murisleri babası ve annesinden kalan yukarıda (DAVA KONUSU TAŞINMAZLAR) başlığı altında yazılı 6 adet hisseli taşınmaz mevcuttur. Müvekkile, yurt dışında yaşadığından işbu taşınmazlardaki hissesine denk düşen karşılıksız tarım desteği bedelinin (Ziraat  Bankasından tarla parası) alınması ve kendi adına veraseten intikal işlemlerinin yapılması için kardeşi davalı Ahmet’e 12 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletname vermiştir.

Okuma yazma bilmeyen müvekkile, vekili Ahmet’e sadece tarım desteğinin alınması ve intikal işlemeleri için yetki verdiğini düşünürken, bundan bir ay önce tapuya gidip adına kayıtlı mallara ilişkin tapu kaydı istediğinde, murislerinden kalan taşınmaz malların sadece 4 küsür dönümünün müvekkile adına olduğunu; diğer taşınmazların ise diğer mirasçılar arasında taksim edildiğini öğrenmiştir.

Bu paylaşımın nasıl yapıldığına anlam veremeyen müvekkile, bu işlemin nasıl yapıldığını tapu görevlilerine sorduğunda ‘’Ahmet’e vekâlet vermişsiniz sizin adınıza taksim yapmıştır’’ bilgisini almıştır. Yani, müvekkileden tarım desteğinin alınması ve intikal işlemelerinin yapılması adı altında taksim yetkisini de içerir vekaletname alınmıştır. (Ek-1 Düzenleme şeklinde vekaletname)

Taksim yetkisinin sonuçlarını dahi bilmeyen müvekkilenin bu durumundan faydalanılarak alınan vekâletle, vekili Ahmet ve diğer mirasçılar arasında haksız bir taksim yapılmıştır. Kaldı ki müvekkile taksim yetkisinin farkında olarak vekil Ahmet’e yetki verseydi dahi yapılan taksim tamamen haksız bir taksimdir. Şöyle ki murislerden kalan tüm hisseli taşınmazlar üzerinde 1/10 oranında hissesi bulunan müvekkileye, hemen hemen hiç pay verilmemiştir.

Murisin, müvekkile ve 9 kardeşi olmak üzere toplamda 10 mirasçısı vardır. (Ek-2 Mirasçılık Belgesi) Müvekkilenin vekili olan kardeşi Ahmet; davaya konu edilen 6 adet taşınmazın intikal işlemeleri sırasında, Vekalet yetkisini kötüye kullanarak, kendisi ve diğer davacılar adına tapuda intikal ve taksim yapmıştır. Şöyle ki müvekkileye sadece dava dışı  4.046,88 metrekaresi 13 tarihinde 15 yevmiye numarasıyla verilmiş olup; yukarıda sayılan hisseli taşınmazları da tüm mirasçılar kötüniyetli olarak kendi aralarında paylaşmışlardır. Şöyle ki;

Adana mevkii 6 parselde bulunan hisseli taşınmazı 12 yevmiye numarasıyla davacılar, sadece erkek mirasçılar olan vekil Ahmet ile Hüseyin arasında haksız olarak paylaştırılmıştır. 15 numarası parsel ise kadın mirasçılar davacılar Ayşe ve diğerleri arasında haksız olarak paylaştırılmıştır.  Yukarıda belirtildiği gibi mirasçı davalı tarafların 13 yevmiye numarasıyla kötüniyetli olarak aralarında taksim yaptığı aşikardır. Vekil Ahmet vekalet yetkisini kötüye kullanmıştır.

Şöyle ki: BK md 309/2. Maddesinde ‘’Vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir…’’ hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı işlemlerden kaçınama YÜKÜMLÜLÜĞÜ ALTINDADIR. (Yargıtay 1.Hukuk Dairesi, 23.02.2012, Esas:2012/452, Karar:2012/1796)

Temsil yetkisi, temsil edilenin çıkarlarına hizmet eder. Üçüncü kişinin, temsil (vekalet) yetkisinin kötüye kullanıldığını bilmesi ya da ağır ihmali nedeniyle bilmeyişi durumunda, kötü niyetli temsilcinin (vekilin) gerçekleştirdiği sözleşme, vekil edeni bağlamaz. Eğer vekil, vekaletnameye dayanan temsil yetkisini kasten vekil edenin zararına ya da iş ve elbirliği saptanan başka birinin yararına kullanırsa, yapılan işlem, temsil yetkisinin sınırları içinde kalsa bile, vekalet vereni (temsil olunanı) bağlamaz. (Yargıtay 1.Hukuk Dairesi, 14.12.1990, Esas: 14086, Karar: 14697).

Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 16.11.1979 tarihli, 582/1371 no’lu , kararında, vekil, karşı tarafla anlaşarak vekil edenin yararlarına aykırı bir sözleşme yapmışsa, vekil eden, doğrudan doğruya sözleşmenin karşı tarafı aleyhine dava açabilir denmiş ve taşınmazın aynına (tapunun iptaline) yönelik davanın dinlenebilme olanağı vurgulanmıştır.

Mülkiyetten kaynaklanan hak istekleriyle, vekalet yetkisinin kötüye kullanılması iddiasına dayalı, ayın istekli davaların bir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri SÜRÜLEBİLMESİ OLANAKLIDIR. Bu nitelikteki davaların zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi olmadığı da KUŞKUSUZDUR…(Yargıtay 1.Hukuk Dairesi, 23.02.2012, Esas:2012/452, Karar:2012/1796) 

Davalı mirasçılardan bazıları haksız taksimle kendilerine verilmiş olan taşınmazlara hala malik iken, bazıları da hisselerini üçüncü dördüncü kişilere satmış bulunmaktadır. Kendilerine verilen hisseleri haksız olarak satmış olan davalılar şu şekildedir:

1-Davalı kendisine düşen tüm hisseleri  23/12/20008 tarihinde Mehmet isimli şahsa Mehmet isimli şahıs da 18/02/2010 tarihinde Necmeddin isimli şahsa satmıştır. Satışın yapıldığı kişilerin iyiniyet veya kötüniyetli olup olmadıkları hususu yargılama aşamasında yapılacak olan araştırmalar sonucunda ortaya çıkacaktır.

-Davalı kendisine verilen hissesini 16/06/2011 tarihinde yeğenine satmıştır. Davalı, davalıların hukuka aykırı davranıp davranmadıklarını bilebilecek durumda olup; babasının da içinde olduğu mal paylaşımının doğru yapılıp yapılmadığını incelemeden, amcasının hissesini yasal yolla alıp almadığını araştırmadan, taşınmazı satın alması nedeniyle, iyiniyetli olduğundan bahsedilemez. Bu nedenle yapılan satış işleminin iptali gerekmektedir.

Yukarıda satış işlemlerine konu edilmiş taşınmazlarda kötüniyetli ve hukuka aykırı davranıldığını bilebilecek durumda olan davalılar açısından yapılan işlemlerin iptali ile müvekkilenin payı oranında tapuya tesciline; tapuya güven ilkesinin gereği olarak, iyiniyetli 3. kişilerin söz konusu olması ve tapunun iptal edilememesi durumunda; kötüniyetli olarak hisselerini devir eden davalı mirasçıların, müvekkileye hissesi oranında yasal faizi ile birlikte rayiç bedellerinin ödenmesine karar verilmesi talep olunur. Yukarıda belirtilen taşınmaz hisseleri dışında, davalı mirasçıların haksız taksimle edindikleri ve şuan hala malik oldukları hisselerin iptali ile, kendisine düşen pay oranında müvekkile adına tesciline karar verilmesi talep olunur.

HUKUKİ NEDENLER: 6098 S. K. m. 502 vd. 4721 S.K.m.2 ve ilgili sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Vekalet sözleşmesi, Mirasçılık Belgesi, Tapu kayıtları, bilirkişi, incelemesi, keşif yemin, tanık beyanları ve sair deliller.

SONUÇ VE İSTEM: Davalılar adına kayıtlı olan yukarıda (DAVA KONUSU TAŞINMAZLAR) başlığı altında yazılı 6 adet bulunan taşınmazlarda murislerden düşen hissenin, 1/10 payının tapu kaydının iptaliyle bu taşınmazlardaki iptal edilen 1/10 hissesinin müvekkilem Binnur kızı Ayşe adına tapuya tesciline; bunun mümkün olmaması halinde, davalı mirasçıların müvekkileye taşınmazlardaki hissesi oranında, yasal faizi ile birlikte normal rayiç bedellerinin ödenmesine; yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine; davalı mirasçılar davayı konusuz bırakmak için temlik hazırlıklarında bulunduğundan, kötüniyetli oldukları gayet açık bulunduğundan ve müvekkilim de son derece mağdur ve yeterli parası bulunmadığından öncelikle teminatsız olarak dava sonuna kadar iş bu taşınmazlarda dava konusu hisseler üzerine 3. kişilere devirin önlenmesi yolunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu müzekkeresinin tapuya yazılmasına bilvekale karar verilmesi saygı ile arz ve talep olunur.

Davacı Vekili

EKLER: 1-Onanmış Vekaletname 2-Düzenlem şeklinde vekaletname 3-Mirasçılık Belgesi

 

Vekaletin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Dava Dilekçesi 2

Bu dava dilekçesindeki olay ise davacının kardeşi olan davalıya verdiği vekaletnameyi kötüye kullanarak arsaları kendisine çıkar sağlayacak şekilde başkasının üzerine geçirmesi nedeniyle vuku buluyor.

NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

İHTİYADİ TEDBİR İSTEMLİDİR

DAVACI:

VEKİLİ:

DAVALI:

DAVA: Tapu iptali ve Tescil

DAVA DEĞERİ: 57.000 TL

TALEP KONUSU: Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 13 parsel sayılı taşınmaz ile Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 14 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile Müvekkil adına tescil edilmesi, taşınmazların üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi amacı ile tedbir kararı verilmesi isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR

1- Davacı Müvekkil, Ankara’da ikamet etmekte olup Adana İli Seyhan İlçesi ve diğer yerlerdeki taşınmazları için kardeşi olan Ahmet’e 2015 tarih ve 16 sayılı yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde vekaletname vermiştir.

2- Vekil sıfatını alan Ahmet, vekaletnamenin vermiş olduğu yetkileri kötüye kullanarak Müvekkil adına kayıtlı olan Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 13 parsel sayılı taşınmaz ile Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 14 parsel sayılı taşınmazları Müvekkilin diğer kardeşi olan Hasan’a, Müvekkilin yakın zamanda öğrendiği  ancak gerçekte 04.04.2016’te, satış yolu ile intikal ettirmiştir. Bu satıştan Müvekkilin haberi olmadığı gibi 39 parsel sayılı taşınmazın DSİ Genel Müdürlüğünün kamulaştırması kapsamında olduğunu da kendi araştırmaları neticesinde öğrenmiştir. Bu gelişmeler Vekil tarafından Müvekkile bildirilmemiştir.

Bilindiği gibi, Borçlar Yasasının gerek temsile ve gerekse vekalet akdine ilişkin hükümlerinden anlaşılacağı üzere, vekaleten temsil yetkisi kural olarak vekalet verenin yararına kullanılmalıdır. Vekil, vekaletnameye dayalı temsil yetkisi kasten vekalet verenin zararına, kendisinin yada iş ve elbirliği yaptığı başka birinin yararına kullandığı takdirde, yapılan işlem temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalmış olsa bile vekalet vereni (temsil olunanı) bağlamaz. Böyle bir davranışla vekil, vekalet görevini kötüye kullanmakta, yetkisini kötüye kullandığını bilerek vekil ile sözleşme yapan da hakkını kötüye kullanan kişi durumuna düşmektedir. 

3- Davacı Müvekkil, kardeşine verdiği vekaletnamenin kötüye kullanıldığını öğrendiği  andan itibaren dava konusu edilen taşınmazın tekrardan kendi adına tescil edilmesini davalı kardeşi ve vekalet sahibi kardeşinden istemesine  rağmen bu talep yerine getirilmemiştir. Bunun üzerine Müvekkil vekalet sahibi kardeşini vekillikten azletmiş ve azilnameyi kendisine tebliğ ettirmiştir.

Söz konusu taşınmazların Müvekkilin bilgisi olmadan Müvekkilin diğer kardeşine devrinin yapılması, satış karşılığında bir ücret alınmış ise bunun Müvekkile gönderilmemesi ve Müvekkil zararına olması, yapılan taşınmaz devrinin iptalini gerektirdiğinden işbu tapu iptal ve tescil davasının açılmasını zorunlu kılmaktadır.  

HUKUKİ DAYANAK: Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, HMUK ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Tapu Kayıt Örnekleri ve dayanak bilgi ve belgeler, Müvekkil tarafından verilmiş olan Vekaletname ve düzenlenmiş bulunan azilname, keşif, bilirkişi incelemesi, tanık ve her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEK: Yukarıda arz edilen ve resen göz önüne alınacak sebeplerden dolayı fazlaya ilişkin tüm talep, iddia ve alacak hakkının saklı kalması kaydı ile davamızın kabul edilerek tensiple birlikte;

1- Öncelikle dava konusu edilen Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 13 parsel sayılı taşınmaz ile Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 14 parsel sayılı taşınmazların üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi amacı ile duruşma günü beklenmeksizin tensiben ihtiyadi tedbir kararının verilmesini

2- Tensiben Seyhan Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 13 parsel sayılı taşınmaz ile Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 14 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıt örneklerinin, satış işlemlerine konu dayanak bilgi ve belgelerinin çıkartılarak dosyaya sunulması

3- Tensiben DSİ Adana Bölge Müdürlüğüne müzekkere yazılarak  Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 13 parsel sayılı taşınmaz ile Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 14 parsel sayılı taşınmazların Kamulaştırma kapsamında olup olmadıklarının sorulmasını, kamulaştırma kapsamında olunması durumunda dayanak bilgi ve belgelerin bir örneğinin dosyaya sunulmasının istenmesini

4- Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 13 parsel sayılı taşınmaz ile Adana İli Seyhan İlçesi Adalet Köyünde kain 14 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile Müvekkil adına tescil edilmesine karar verilmesini

5- Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygı ile vekaleten arz ve talep ederim.

Davacı Vekili

Eki: -Onaylı vekaletname -Aile tablosu örneği -Azilname örneği -Örnek Yargıtay İlamı

Bu yazımızla ilgili olarak Vekalet Yetkisinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Suç Duyurusu isimli yazımız da ilginizi çekebilir.

Vekaletin Kötüye Kullanılması Dava Dilekçesi 3

ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI :

DAVACI VEKİLİ :

DAVALI :

DAVA KONUSU : VEKALETNAMEDEN DOĞAN YETKİNİN KÖTÜYE KULLANIMI NEDENİYLE BU VEKALETNAMEYE DAYANILARAK YAPILAN BÜTÜN İŞLEMLERİ İPTALİ İLE TAPUDA YAPILAN SATIŞ İŞLEMİNİN İPTAL EDİLMESİ TALEP EDİLMEKTEDİR. SATIŞ İŞLEMİNİN İPTALİYLE BİRLİKTE DAVACI MÜVEKKİLİN MİRAS PAYININ TEKRAR ADINA DEVRİ GEREKMEKTEDİR. MİRAS PAYININ DEVRİNİN MÜMKÜN OLMAMASI HALİNDE İSE TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ MİRAS PAYI ORANINA GÖRE TAZMİNAT ÖDENMESİ TALEP EDİLMEKTEDİR.

AÇIKLAMALAR:

Muris Ahmet 04.08.2002 yılında vefat etmiştir. Geriye mirasçısı eşi Mehmet ile ilk eşinden olma Kemal ve Emrah kalmıştır. Adana Sulh Hukuk Mahkemesi 13 Esas Numaralı ve 12 Karar Numaralı kararında verilen veraset belgesi uyarınca murisin mirası 20 pay üzerinden hesaplanarak paylaştırılmıştır. Veraset belgesi uyarınca 5 pay Emrah’a 5 pay Kemal’e bırakılmıştır. Emrah dışında diğer mirasçılar reşit olup kendi miras payları hakkında serbestçe tasarruf etme yetkisine haiz olup, Emrah annesi Ayşe’nin velayeti altındadır. Velayet altında bulunan Emrah’ın miras payı üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlı olup bu yetki velisine aittir.

VASİSİ TARAFINDAN, VELAYET ALTINDAKİ ÇOCUĞUN MALLARININ TASARRUFU KANUN KOYUCU TARAFINDAN KISITLANMIŞTIR. KANUNEN KORUNAN ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI GÖZETİLDİĞİNDE DAVACI MÜVEKKİLİN ANNESİNİN BÖYLE BİR İŞLEMİ TEK BAŞINA YAPMASI MAHKEME İZNİ OLMADAN MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Davacı müvekkil 1998 tarihinde doğmuş olup babasının öldüğü 04.08.2002 tarihinde henüz 4 yaşındadır ve fiil ehliyetine haiz değildir. Reşit olmayan davacı müvekkil annesinin velayeti altındadır. Bu bakımdan babasının ölümüyle kendisine kalan miras payı üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayıp bu yetki velayeti altında bulunduğu annesine aittir. Davalı ve davacı müvekkilin annesi arasında yapılan ve davacı müvekkilin miras payını kapsayacak şekilde yapılan vekalet işlemi hukuka aykırı ve geçersizdir. Nitekim bir sözleşme yapabilmek için tarafların fiil ehliyetine sahip olmalıdır. Ancak vekalet sözleşmesinin tarafı olan Ayşe görme engelli ve okuma yazma bilmemektedir. Yaptığı işlemlerin anlam ve önemini anlayacak durumda değildir. Bu bakımdan söz konusu vekalet ilişkisi geçersizdir. Nitekim, kendisinin fiil ehliyetinin tam olmadığı bir kimse aynı zamanda çocuğunun mallarının yönetimini yapması beklenemez. Keza, çocuğa ait malların yönetim ve temsil yetkisini aşan amaçlar için satılması Türk Medeni Kanunu’nun 327 ve 356. Maddelerdeki koşulların varlığı halinde sadece “çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin karşılamak amacıyla” hâkimin izniyle mümkündür. Başka bir amaçla satılması söz konusu olamaz. Bu amaçla da olsa hakim “çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk olmadıkça” çocuk mallarının satışı ve bedelinin harcanmasına izin veremez.’’ denilmektedir.

Nitekim somut olayda Türk Medeni Kanunu’nun 327.ve 356. Maddelerindeki koşullar oluşmadığı gibi çocuğun bakım ve giderleri için satış işlemi yapılmamıştır. Velayet hakkına sahip anne tek başına satış işlemi yapamayacağı gibi satış işlemini de kapsayan mallar üzerinde tam tasarruf yetkisini 3. bir kişiye vermesi mümkün değildir. Bu nedenle davacı müvekkilin miras payı hakkında bu şekilde serbestçe tasarruf etmesi mümkün değildir.

Aynı zamanda Türk Medeni Kanunu’nun 345. Maddesi uyarınca “Çocuk ile ana ve babası arasında veya ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişiler arasında yapılacak ve çocuğu borç altına sokacak bir işlem dolayısıyla ortaya çıkıyorsa, kayyım atanmasından başka işlemin hâkim tarafından da onaylanması gerekir.’’ Bu bakımdan davacı müvekkilin annesinin, davacı müvekkilin malları üzerinde bu denli geniş yetkisi bulunmamaktadır. Bu kararı tek başına verecek durumda olmayan anne hakim kararı almak zorundadır.

TÜRK HUKUK SİSTEMİNDE ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI HER ALANDA GÖZETİLDİĞİ GÖZ ÖNÜNDE TUTULUNCA, YAPILAN VEKALET SÖZLEŞMESİ VE BUNA BAĞLI OLARAK MİRAS PAYININ SATIŞ İŞLEMİ OLARAK GÖSTERİLEREK DEVRİNİN ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARINI ZEDELEDİĞİ AÇIKTIR. YAPILAN İŞLEM HUKUKA VE HAKKANİYETE AYKIRLIK TEŞKİL ETMEKTEDİR.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 no’lu Ek Protokol, tüm sözleşmeci devletlere mülkiyet hakkı ihlal edildiğinde bireye etkin koruma mekanizmaları sağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Taraf olunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca da mülkiyet hakkının korunması gerekmektedir. Haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan vekalet sözleşmesi ve bu vekaletnameye dayanılarak yapılan satış işleminin iptali ve tapuya tescili gerekmektedir. Aynı zamanda T.C. Anayasasının Mülkiyet hakkı başlıklı 35. Maddesi uyarınca ‘’Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir’’ denilmektedir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde de koruma altına alınan mülkiyet hakkına haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan müdahalenin geçersiz olduğu tespit edilmeli ve iptal edilerek tapuya tescil edilmelidir. Böylece davacı müvekkil hak kaybına uğramayacaktır. Mülkiyet ve miras hakkının korunması zorunludur.

Aynı zamanda Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 32. Maddesi uyarınca “Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığına veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler” hükmü ile çocukların ekonomik sömürüye karşı korunması ilkesi gereği yerine getirilmelidir. Türk hukukunun mevzuat hükümleri ve taraf olunan uluslararası bağlayıcı nitelikteki sözleşmeler uyarınca davacı müvekkilin mülkiyet hakkı korunma altına alınmalıdır.

VELAYET HAKKINA SAHİP DAVACI MÜVEKKİLİN ANNESİ AYŞE’NİN GÖZLERİNİN KÖR OLDUĞU VE OKUMA YAZMA BİLMEDİĞİ GÖZ ÖNÜNDE TUTULDUĞUNDA 3. KİŞİYE BU DENLİ KAPSAMLI BİR VEKALET YETKİSİ VERMESİ HUKUKEN MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Ayşe 27.12.2011 tarihinde Adana 2. Noterliğinden Barış adına eşinin ölümü üzerine kendisi ve oğlu Emrah’a kalan miras payları üzerinde serbestçe tasarruf edebileceğine ilişkin vekaletname düzenlemiştir. Vekaletnamenin içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacı müvekkilin annesi olan Ayşe görme engelli ve okuma yazma bilmemektedir. Eğitim seviyesi düşük olan davacı müvekkilin annesinin vekaletname işleminin kapsamının tam olarak anlaması mümkün değildir. Keza davacı müvekkilin annesinin iradesi sadece kendi miras payına ilişkin olarak vekaletname düzenlemek olup davacı müvekkil oğlu Emrah’ın miras payına ilişkin olarak vekaletname işlemi yapmak değildir. Vekalet işlemi yapıldığı sırada beyan ettiği iradesine yönelik olarak vekaletnamenin düzenlendiğini düşündüğü için söz konusu işleme rıza göstermiştir. Vekaletname işleminin verdiği yetkiler hakkında tam bilgi sahibi olmayan davacı müvekkilin annesinin böyle bir işleme rıza göstermesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Nitekim bu işlemin anlam ve önemini anlayabilecek olsaydı çocuğunun tek malvarlığını devretmesi düşünülemezdi.

Keza Türk Borçlar Kanunu’nun 1. Maddesi uyarınca “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.’’ denilmektedir. Bu bakımdan irade beyanları uyuşmayan taraflar arasındaki vekâlet ilişkisinin geçersiz olduğu açıktır. Nitekim yerleşik içtihat kararlarında da bu husus ‘’Türk Medeni Kanunu’nun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. Bu ilke 11.06.1941 tarih 4/21 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir.” şeklinde düzenlenmektedir.

TMK MD 2 UYARINCA HER HAKKIN İYİ NİYETLE KULLANILMASI GEREKTİĞİ GİBİ MURİSTEN KALAN MİRAS PAYINI DEVRETMEK İSTEYEN MURİSİN EŞİNİN İYİ NİYETTİ SUİSTİMAL EDİLMİŞ VE YAPILAN İŞLEMİN KAPSAMI KENDİSİNE TAM OLARAK AÇIKLANMAMIŞTIR.

Toplumun gelenek ve görenekleri göz önünde tutulduğunda davacı müvekkilin annesinin ölen eşinden kalan miras payından feragat etmesi ve murisin diğer çocuklarına devretmesi hayatın olağan akışına uygunken, kendi çocuğunun payını da devretmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalıya verilen vekalet kötüye kullanılarak davacı müvekkilin annesinin iyi niyetini suiistimal etmiştir. Davacı müvekkilin annesi Ayşe sadece kendi miras payını murisin diğer çocuklarına devretmek istemekte ve yaptığı işlemin kapsamının da sadece bu olduğunu düşünerek işlemlere rıza göstermiştir. Keza velayeti altındaki çocuğunun miras payını da devretmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.

Vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle yapılan tapu devir işlemleri hukuka aykırı olup, bu şekilde yapılan işlemlerin yarattığı mağduriyet tapu iptalini gerektirmektedir ve bu bağlamda tescil edilmesi zaruridir. Kendisine vekaleten işlem yapma yetkisi verilen vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etmek zorundadır. Vekalet veren kişiye zarar verecek işlem ve davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Ancak davalı Barış, davacı müvekkilin annesi Ayşe tarafından kendisine verilen vekaletnameye aykırı davranarak davacı müvekkilin zarar görmesine neden olmuştur. Kendisine vekalet verilen davalı, vekalet veren üvey annesi ve kardeşi aleyhine davranarak miras paylarının devrini babası adına 2012 tarihinde 116 Yevmiye No’lu satış işlemi ile gerçekleştirmiştir. Vekalet ilişkisiyle bağdaşmayan işlemlerin derhal iptali ve tescili gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 506. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca ‘’Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.”

DAVACI MÜVEKKİLİN ANNESİ AYŞE, VEKALET SÖZLEŞMESİ YAPABİLMEK İÇİN FİİL EHLİYETİNE SAHİP OLMAKSIZIN YAPTIĞI VEKALET İŞLEMİ VE BUNA BAĞLI OLARAK YAPILAN TAPUDAKİ SATIŞ İŞLEMİNİN GEÇERSİZLİĞİNİN TESPİT EDİLMESİ VE MİRAS PAYININ DEVRİNİN GEÇERSİZLİĞİNE KARAR VERİLEREK DAVACI MÜVEKKİLE TEKRAR DEVRİ GEREKMEKTEDİR.

Davacı müvekkil ve annesi yapılan işlemin gerçek kapsamını bilmemekte ve müvekkil üniversite sınavını kazandıktan sonra başvuru yaptığı bursun karşılıksız burs niteliğinde çıkmasına şaşırarak yaptığı araştırmalar sonucu gerçeği öğrenmiştir. Miras payı üzerinde tasarruf yetkisine haiz olmadığı dönemde miras payının devredildiği ve bu nedenle kötü duruma düştüğü için işlemin iptali gerekmektedir. hukuka ve hakkaniyete aykırılığın ortadan kaldırılması için tapu sicilinde 2012 tarihinde yapılan 116 Yevmiye Numaralı satış işleminin iptali, iptalinin yapılamaması halinde miras payına eşdeğer tazminat miktarının ödenmesi gerekmektedir. keza yerleşik içtihat kararlarında “Medeni Kanun’a göre temyiz kudreti; bireyin davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme gücüdür. MK Md. 15’te de belirtildiği üzere, ayırtım gücü (temyiz kudreti) olmayan kişinin geçerli bir iradesi de bulunmadığından, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamaz, temyiz kudreti olmayan kişi ile işlem yapan karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz (Yargıtay 1.HD- Karar: 2016/2135, 11.06.1941 tarih 4/21 Sayılı Yargıtay İBK)’’ denilmektedir.

TAPUDA YAPILAN TAŞINMAZ PAYLARININ SATIŞ İŞLEMİ VE DEVRİ İVEDİLİKLE İPTAL EDİLEREK HUKUKA VE HAKKANİYETE AYKIRILIĞIN DEVAMINA ENGEL OLUNMASI GEREKMEKTEDİR. MİRAS PAYLARININ DEVRİ YAPILAMAYACAK İSE GEREKLİ TAZMİNAT MİKTARLARININ ÖDENMESİ TALEP EDİLMEKTEDİR.

Davalıya verilen ve geçersiz olduğu açık olan vekaletnameye dayanılarak yapılan satış işlemi gerçeği yansıtmamaktadır. Satış işleminin karşılığı olarak bir bedel alınmadığı gibi satış işleminin gerçekleştiği de davacı müvekkil tarafından bilinmemektedir. 116 Yevmiye Numaralı ve 2013’te Barış adına yapılan satış işleminin iptali gerekmektedir. Miras paylarının tamamı tapuda satış işlemi olarak gösterilmiş ve aslen kendisine devri gerçekleştirilmiştir. Bu bakımdan muvazaalı olan işlemin iptali gerekmektedir. 116 Yevmiye Numaralı 2016 tarihinde Barış ile yapılan satış işleminin 3. Kişinin iyi niyetinin korunup korunmayacağına göre önem arz edecektir. Nitekim, kötü niyetli olduğunu düşündüğümüz Barış ile yapılan satış ve devir işlemlerinin iptali talep edilmektedir. Aksi halde iyi niyetli olduğu sonucuna ulaşılması halinde davacı müvekkilin miras payına denk gelecek tazminat miktarının kendisine ödenmesini talep etmekteyiz.

Nitekim benzer olaylara ilişkin Yargıtay kararlarında da “dosya içeriği, davalının keşif esnasındaki beyanları ve dinlenen tanık anlatımları yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davacının davalı oğluna satış amacıyla değil, intikal ve paylaşım işlemlerini yerine getirmesi için vekil olarak tayin ettiği, ancak davalının dava dışı şahsa olan borçları nedeniyle (Bektaş’ın isteği üzerine) tanıdığı ve iş ortağı olan diğer davalıya taşınmazları satış yolu ile devrettiği, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacının iradesine aykırı olacak şekilde satış ve devir işlemlerini gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır. Davacı mirasçılarının temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerinde bulunduğundan kabulüyle, hükmün (6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ( YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ E. 2016/17152 K. 2020/1558 T. 4.3.2020) denilmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: TMK, TBK, HMK., ve ilgili tüm yasal mevzuat hükümleri

DELİLLER: Tanık, Sağlık raporları, Bilirkişi, Yemin ve her türlü yasal delil.

TALEP VE SONUÇ: YARGILAMA NETİCESİNDE;

1-) Tapu sicilinin iptali ve tescil ile birlikte DAVACI MÜVEKKİL ADINA TESCİL YAPILMASINA,

2-) Tapu sicilinin iptali ve tescili mümkün olmaması halinde MİRAS PAYI DEĞERİNDE TAZMİNAT MİKTARINA HÜKMEDİLMESİNE,

3-) Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

DAVACI VEKİLİ

Vekaletin Kötüye Kullanılması (Bağış Niteliğinde Satış) Dava Dilekçesi 4

ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

TEDBİR VE ADLİ YARDIM TALEPLİDİR.

DAVACI:

DAVALILAR:

KONU: Vekâlet Yetkisinin Kötüye Kullanılmasına Dayalı Tapu İptal Ve Tescil Davamız ve davaya konu olan taşınmazların Tedbirine ilişkin taleplerimizden ibarettir.

HARCA ESAS DEĞER: 3.000,00 TL (Fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydıyla şimdilik Üç Bin Türk Lirası esas alınmak üzere, keşif ve bilirkişi incelemesi ile saptanacak olan gerçek değere göre eksik kalan harç tamamlanacaktır.)

AÇIKLAMALAR :

Avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağım bulunmamaktadır. Almış olduğum maaşımın büyük bir kısmını kredi ödememde kullandığım ve başkaca bir gelirim olmadığından adli yardım talebimin kabulüne karar verilmesini talep ediyorum.

Kısa bir süre önce eşimin vefat etmesi üzerine; arsa vasfındaki taşınmazlar üzerindeki miras hakkımı kazandım. Aslen Azerbaycanlı olmam sebebiyle memleketime ziyarete gittim. Ziyarete gitmeden önce üvey oğlum olan Ahmet’e veraset intikali için işlemleri halletmesi gerektiğini, benim Azerbaycan’dan dönmemin uzun süreceğini bu yüzden benden vekâlet alması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine bende Ahmet’in eşi olan Ayşe’ye 11.09.2018 tarihinde 12 yevmiye numaralı vekaletnameyi verdim. Tam olarak Türkçe terimleri anlayamadığımdan ve eşine güvendiğimden vermiş olduğum vekâletin sadece intikal işleri için kullanılacağını düşündüm. Ancak Azerbaycan’dan döndükten sonra hakkım olan miras paylarımın hepsinin vekil tayin etmiş olduğum Ayşe tarafından üvey oğlum olan Ahmet’e satış gösterilmek suretiyle geçtiğini öğrendim. Bunun üzerine vekil tayin ettiğim Ayşe’yi 04.05.2018 tarihinde 13 yevmiye numaralı azilname ile azlettim.

Satış olarak gösterilen miktarlar göstermelik olup aslında bir bağış söz konusudur. Zaten verdiğim vekaletnamede de bağış ile ilgili herhangi bir yetkilendirme yoktur. Dolayısıyla bu satış gibi görünen ama aslında bağış niteliği taşıyan muvazaalı işlemi yapmaya vekil tayin ettiğim Ayşe’nin yetkisi bulunmamaktadır. Vekil tayin ettiğim Ayşe’nin bu görünürde satışı eşi olan üvey oğlum Ahmet’e yapması da kötü niyetli olduklarının göstergesidir.

Daha önce de Ahmet ile yaşamış olduğumuz bir olay neticesinde de kendisinden Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne şikayette bulunmuştum. Aramızda bulunan bu husumete rağmen eşim öldükten sonra bana iyi davranmış, Azerbaycan’a giderken beni otogara kadar yolcu etmiştir. Tüm bunların vekalet için olduğunu şimdi anlıyorum. Vermiş olduğum vekaleti kötüye kullandıklarından bunun için de ayrıca şikayette bulunacağım.

Hisse paylarımın üçüncü şahıslara intikalini önlemek amacıyla yukarıda sayılan tapu paylarıma tedbir konulmasını talep ediyorum.

Yukarıda saydığım sebeplerden dolayı haksız olarak Ahmet adına tescil olunmuş hisse paylarımın satışının iptali ve tekrar tarafım adına tesciline karar verilmesini talep ediyorum.

HUKUKİ NEDENLER: HMK, TMK, TBK ve ilgili yasal mevzuat

HUKUKİ DELİLLER: Seyhan Emniyet Müdürlüğüne yapmış olduğum şikayet, Vekaletname, Azilname, Tanık beyanları, Sosyo-ekonomik durum araştırması ve Sair deliller

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1) Öncelikle adli yardım talebimin kabulüne karar verilmesini,

2) Adıma kayıtlı olan yukarıda belirttiğim taşınmazlardaki payımın tapu kaydının iptaliyle adıma tapuya tekrar tesciline karar verilmesini,

3) Davalı tarafların davayı konusuz bırakmak için temlik hazırlıklarında bulunduğundan davalı tarafların kötüniyeti gayet açık bulunduğundan son derece mağdur bulunmamdan dolayı öncelikle teminatsız olarak dava sonuna kadar taşınmazlardaki dava konusu hisseler üzerine 3. kişilere devirin önlenmesi yolunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu müzekkerenin tapuya yazılmasına karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederim.

Ek: 1) Veraset belgesi 2) Ayşe adına çıkarılan vekaletname 3) Ahmet adına çıkarılan vekalet azilnamesi

Davacı

  • İlk yayınlanma tarihi: 05 Şubat 2020

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

Av. Saim İncekaş, Adana Barosu’na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk’ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!