Vakfın sona erdiğinin tespiti ile tasfiye kurulunun oluşturulmasına karar verilirken, TMK m.52 uyarınca tüzel kişiliğin ve ehliyetin tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sonuna kadar devam edeceğine hüküm fıkrasında ayrıca yer verilmemesi bozma sebebidir.
Detaylı özeti gör
Dava, amacını gerçekleştirme olanağı kalmayan vakfın TMK m.116 uyarınca sona erdiğinin ve malvarlığının tespiti ile tasfiyesi ve sicilden silinmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı kabul edip vakfın sona erdiğinin tesciline ve sicilden terkine karar vermiş; davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi hükmü kaldırarak yeniden esas hakkında karar vermiş, tasfiyeyi mevcut yönetim kuruluna bırakmış ve malvarlığının "en yakın amaca" aktarılmasına hükmetmiştir. Yargıtay, davalı vakfa Tebligat Kanunu m.35'e göre yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ve taraf teşkili sağlanmadan esasa girilemeyeceğini; ayrıca yönetim kurulu üyelerinin hayatta olup olmadığı araştırılmadan tasfiyenin onlara bırakılmasını ve malvarlığının devredileceği vakfın görüşü alınmadan soyut belirleme yapılmasını hatalı bulmuştur. Bunlara ek olarak, sona erme tespiti ve tasfiye kurulu oluşturulmasıyla birlikte TMK m.52 gereğince vakfın tüzel kişiliği ile ehliyetinin tasfiye sonuna kadar devamına karar verilmemesi de bozma sebebi sayılmıştır.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe