Yargıtay 8.HD E.2021/1750 K.2023/333

İlgili madde: TMK Madde 52

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2019/335 E., 2021/241 K.

KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/369 E., 2018/427 K.

Taraflar arasındaki vakfın kendiliğinden sona erdiğinin ve mal varlığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Vakfın, Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.07.1995 tarihli ve 1995/491 Esas, 1995/441 Karar sayılı ilamı ile tescil edildiği, Vakfın 2009-2014 yıllarının denetimi sonucu düzenlenen 07.06.2016 tarih 81-13/13 nolu denetim raporunda Vakfin, 2009 yılında 6 öğrenciye 4 ay burs yardımında bulunup, çalışanlarının maaşlarını ve kıdem tazminatlarını ödediği, bu tarihten sonra herhangi bir gelir elde edemeyip tamamen gayri faal durumda olduğu, yine vakfın iştiraki olan şirketinin de 2009-2014 yılları arasında gayri faal durumda olduğu ve mevcut vakıf yönetiminin de vakfın faaliyetlerini devam ettirmeyi düşünmediği anlaşıldığından; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 116 maddesinde düzenlenen “Vakfın amacının gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir” hükmü gereğince vakfın mal varlığının tespitine ve dağılmasına karar verilmesi istenmiştir.

II. CEVAP
Davalı Vakıf adına çıkartılan tebligatların bila tebliğ iade edilmesi üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesi gereği tebligat yapılarak yargılama sürdürülmüş, davalı Vakıf adına davaya cevap verilmediği gibi dava ve duruşmalara da katılan olmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Vakfın, 2009/2014 yılları arasında ve halen herhangi bir gelir elde edemediği ve tamamen gayri faal durumda olduğu, vakıf yönetiminin de vakfın faaliyetlerinin devam ettirmedikleri gerekçesi ile davanın kabulü ile, davalı Bahçelievler İmar Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Vakfının amacını gerçekleştirmesi olanaksız hale geldiğinden vakfın sona erdiğinin tesciline, Vakfın Sicilden kaydının terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince gerekçesi açıklanmadan vakfın mal varlığının tespiti talepleri hakkında herhangi bir karar verilmediği ileri sürülerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ” … Vakıflar Kanunu 27 nci ve yönetmeliğin 22 nci Maddesi gereği sona … yeni vakıfların borçlarının tasfiyesinden arta kalan mal ve haklar, vakıf senedinde yazılı hükümlere göre, senetlerinde özel bir hüküm bulunmayanlarda ise Genel Müdürlüğün ve devredilecek vakfın görüşü alınarak mahkeme kararıyla benzer amaçlı bir vakfa; dağıtılan yeni vakıfların borçlarının tasfiyesinden arta kalan mal ve hakların ise Genel Müdürlüğe devredileceği ancak Yerel Mahkemece bu hususa yönelik herhangi bir karar verilmediği …” gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile, davalı Bahçelievler İmar Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Vakfının amacını gerçekleştirmesi olanaksız hale geldiğinden vakfın sona erdiğinin tesciline, vakfın sicilden kaydının terkinine, vakfın mal varlığının tespitine; Vakfın tasfiye işlemlerinin vakfın mevcut Yönetim Kurulu (İdare Heyeti) tarafından yerine getirilmesine, Vakfın tasfiyesi sonucunda varsa mal varlığı ve haklarının en yakın amaca aktarılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf istemlerinin kabul edilmesine rağmen davalı Vakfın, mal varlığının tespiti ile ilgili olarak gerekli araştırma ve inceleme ile tasfiye sonucu mal varlığı ve hakların hangi vakfa aktarılacağına dair belirleme yapılmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir
C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanunu’nun 116 ncı maddesi kapsamında malvarlığının amacını gerçekleştirme imkanı kalmayan vakfın sona erdiğinin tespiti, malvarlığının tespiti ve tasfiyesi ile mahkeme sicilinden silinmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 33 ve 36 ncı maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 27, 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12, 13 ve 35 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun 52, 53, 54, 101, 109,111 ve 116 ncı maddeleri, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun (5737 sayılı Kanun) 4, 5 ve 27 nci maddeleri, Vakıflar Yönetmeliği’nin 19, 21 ve 22 nci maddeleri

3. Değerlendirme

1. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun’un hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27 nci maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.

Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36 ncı maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına imkan tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.

Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C.Anayasanın 36 ncı maddesi ile 6100 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
4721 sayılı Kanun’un 101 inci ve 5737 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi gereği Vakıflar, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olup Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 33. maddesinin yollaması ile 4721 sayılı Kanun’un 50. maddesi hükmüne göre tüzel kişinin iradesi organları aracılığı ile açıklanır ve organlar hukuki işlemleri ve diğer tüm eylemleri ile tüzel kişiyi borç altına sokarlar.
4721 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesi gereği, vakfın bir yönetim organının bulunması zorunlu olup, aynı Kanun’un 106 ncı maddesine göre ise vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilmesi gerekir. 5737 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi gereği yeni vakıfların yönetim organı vakıf senedine göre oluşturulacağı ve bu vakıfların yönetim organlarında görev alanların çoğunluğunun, Türkiye’de yerleşik bulunması gerekeceği düzenlenmiştir.
7201 Sayılı Kanun’un 12.maddesi hükmüne göre de tebligat tüzel kişilerin yetkili temsilcilerine, bunlar birden fazla ise yalnızca birine yapılır.

Somut olaya gelince; dosya içeriğinde toplanan delillere göre davalı Vakıf adına çıkartılan duruşma gününü gösteren tebligatlarda (dört ayrı tebligat çıkartılmış) vakfın adresinde tanınmadığı, öyle bir birim olmadığı, taşındığı notları ile bila tebliğ iade edildiği, daha sonra aynı adrese bu sefer 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca tebligatın yapıldığı, vakıf adına tebligatı almaya yetkili kişi veya kişilere duruşma davetiyesi yapılmadan vakfın kendiliğinden sona erdiğinin tespitine ve tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca vakıf adına çıkarılan tebligatın usulsüz olduğu, böyle bir tebligatla taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemeyeceği kuşkusuzdur. Taraf teşkili sağlanmadan ve davalı vakfa savunma hakkı tanınmadan karar verilemez.

O halde İlk Derece Mahkemesince öncelikle dava dilekçesi ve duruşma günü davalı vakıf adına yeniden tebliğe çıkarılarak 7201 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi hükmü doğrultusunda yöntemine uygun biçimde vakfı temsil yetkisi bulunan kişilere tebligatın yapılıp duruşmaya geldikleri takdirde, vakıf temsilcilerinden davaya karşı diyecekleri, varsa delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince taraf teşkili sağlanmadan ve davalı vakfa savunma hakkı tanınmadan işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2.Vakfın mevcut yönetim kurulundaki kişilerin hayatta olup olmadıkları araştırılmadan tasfiyenin mevcut yönetim kurulu tarafından yerine getirilmesine karar verilmesi,
Vakfın malvarlığı tespit edildikten sonra vakıf senedi 23 üncü madde gereği devredilecek vakfın da görüşü alınarak en yakın amacı güden vakfa aktarılması gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmadan soyut olarak “en yakın amaca aktarılmasına” karar verilmesi,
Vakfın sona erdiğinin tespiti ve tasfiye kurulu oluşturulması ile birlikte 4721 sayılı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince vakfın tüzel kişiliği ile ehliyetinin tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sonuna kadar devamına karar verilmemesi de isabetsiz olup, davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 07 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!