Yargıtay 3.HD E.2025/639 K.2025/4867

İlgili TBK madde: TBK Madde 583

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2206 E., 2024/3182 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/1655 E., 2023/853 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirkete ait AVM içerisinde bulunan mecurun dava dışı şirket tarafından kiralandığını, davalının ise sözleşmede müşterek ve müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, kira sözleşmesinden kaynaklanan 01.09.20 12… .11.2014 tarihleri arası bakiye kira alacağı, genel gider, pazarlama fonu ve ilaçlama alacağının kiracı tarafından ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; kira sözleşmesinde sürenin 12.02.2008-28.02.2013 tarihleri olarak belirlendiğini, dava dışı kiracı şirket tarafından da takibe dayanak bedel ödendiğinden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı kefilin 12.02.2008- 28.02.2013 tarihleri arasında sorumlu olduğu miktarın 238.008,25 TL olduğu, davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, konusunun yargılamayı gerektirdiği, alacak miktarının belirlenebilir olmadığı, davacının kötüniyetli olarak icra takibi başlattığı ispatlanamadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, takibin 238.008,25 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kefaletin herhangi bir süreye tabi olmadığını, davalı kefilin kira sözleşmesi gereği işlemiş faizden de sorumluluğu bulunduğunu, alacak belli ve likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Gerekçe ve Değerlendirme

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinden kaynaklı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 484. maddesinde; “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin sorumlu olacağı muayyen bir miktar iraesine mütevakkıftır.” hükmü mevcuttur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2006 tarihli ve 2006/6-78 E., 2006/88 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kefil sıfatıyla kiraya verene karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun sözleşmede kararlaştırılmış olması, bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, kira sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanma Şekli Hakkındaki Kanun’un 1. maddesine göre anılan yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlara, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun uygulanacaktır. Buna göre, kira sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun’un 484. maddesi hükmü geçerli bulunduğundan sözleşme süresi dikkate alınarak hesaplanan miktarın davalı kefilin sorumlu olduğu dönemi kapsadığı, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen faize ilişkin itirazın temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 12 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!