Adana BAM, 3. HD., E. 2020/664 K. 2020/1533 T. 17.11.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 162

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

DÖRTYOL 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

10/01/2018

NUMARASI :

2014/1038 Esas, 2018/30Karar

DAVACI :

K1 – N1 A1

VEKİLLERİ:

Av. K2 – A2
Av. K3 – A3
Av. K4 – A4
Av. K5 – A5

DAVALI :

F1 SİGORTA – A6

VEKİLLERİ:

Av. K6 – A7
Av. K7 – A8
Av. K8 – A9
Av. K9 – A10
Av. K10 – A11
Av. K11 – A12

DAVA :

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ :

17/11/2020
GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :

20/11/2020
Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/01/2018 tarih ve 2014/1038 Esas, 2018/30 Kararsayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

18.10.2010 tarihinde müvekkilinin yolçu olarak bulunduğu ve K12’ün kullandığı N2 plaka sayılı arac ile sürücüsü K13’un kullandığı N3 plaka sayılı aracın çarpışması sonucu müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün asli kusurlu diğer araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğunu, kazaya neden olan ve asli kusurlu olan N2 plakalı aracın davalı F2 Sigortanın sigortalısı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile belirlenecek maddi tazminatın sigorta limitini aşmamak üzere davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH:

Davacı vekili 03/04/2017 tarihli dilekçesi ile 20.000,00 TL’lik davasını 52.546,15 TL arttırarak toplam 72.546,15 TL’ye yükseltmiştir.

CEVAP:

Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, davanın kabulü ile; toplam 72.546,15 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı F2 Sigorta A.Ş. vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde; dava konusu olayda işleten-davacı arasındaki ilişki bakımından hatır taşıması bulunmakta olduğunu ancak yerleşik yargıtay kararları ve dava konusu kaza incelendiğinde %30 dan az olmamak üzere tazminattan indirim yapılması gerekmekte iken Yerel Mahkeme tarafından bu husus gözetilmeden hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacının içinde bulunduğu aracın sürücüsünün gerek kaza tespit tutanağı gerekse dosya kapsamında sübut olduğu üzere ehliyetsiz olduğunu ve davacının ehliyetsiz bir şekilde sürücünün aracına bile bile binmesi sebebiyle ayrıca müterafik kusur indirimi daha yapılması gerektiğini, davacının maluliyetinin nedeninin istiap haddinden fazla bir şekilde araca binmesinden kaynaklandığını, bu nedenle istiap haddinin aşılması nedeniyle de Yerel Mahkeme tarafından herhangi bir indirim yapılmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilip Dairemize gelmiş olup dairemizin 29/05/2018 tarih ve 2018/550 Esas, 2018/615 Karar sayılı kararı ile davalı sigortanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve yeniden kurulan hüküm ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.

Dairemizin kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine YArgıtay 17 Hukuk daireisince yapılan temyiz incelemesi neticesinde; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/3768 Esas, 2020/1237 Karar sayılı kararı ile sair temyiz sebeplerinin reddi ile ”

Yolcunun nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde seyretmesi sürüş ve trafik akışı kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecek hususlardandır.

Y olcunun eylemi sebebiyle belirlenen kusur oranı bilirkişi tarafından tazminat tutarına indirim olarak uygulanamayacak olup tespit edilen gerçek zarar tazminatından BK’nun 44. maddesi (TBK 52. md) uyarınca makul oranda hakkaniyete uygun müterafik kusur indirimi (Dairemiz’in yerleşik uygulamaları ile bu oran %20) yapılması gerekir.Hernekadar Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda İstiap haddi aşıldığı için %20 Müterafik kusur indirimi uygulanmışsa da
14.01.2016 tarihli rapor hüküm kurmaya elverişli olmayıp,İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsünden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kazanın trafik kurallarına aykırı hareketten kaynaklı olan kısmının ayrı değerlenrilip kusur oranının belirlendiği, istiap haddi aşılmış ise bu hususun kazanın oluşumuna etkisi olup olmadığının ayrıca tartışılıp değerlendirildiği , kusur dağılımı yönünden yeni ve ayrıntılı,gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeterli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamıştır.

3-Kabule göre; t ek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, BK.nun 50. ve 51. (6098 sayılı BK’nun 61 ve 62. md.) maddeleri uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, aynı Kanunun’un 141. (6098 sayılı BK’nun 162. md.) maddesine göre, borcun tamamından sorumludurlar. Nitekim, 2918 sayılı KTK.nun 88/1 nci maddesinde, trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür.

Davacılar, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebilecekleri gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilirler.

Davacı vekili dava dilekçesinde yolcu olarak bulunduğu aracın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğundan zararın tamamını davalıdan talep etmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince, davalının sigortaladığı aracın kazanın oluşumunda %65 kusurlu olduğundan bahisle, bu miktar kusur oranına göre tazminatın belirlenmesi gerektiği ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmış ve %65 kusur oranına göre tazminata hükmedilmiştir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği davalının müşterek ve müteselsilen sorumluluk ilkesince, tazminatın tamamından sorumluluğuna hükmetmek gerekir iken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde kusur oranına göre belirlenen miktardan sorumlu olacağı yönünde karar verilmesi doğru olmamıştır
.” gerekçesi ile dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizce usul ve yasaya uygun olan bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama neticesinde bozma ilamında belirilen hususlarda İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik kürsüsünden üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan tarafların kusur oranları hususunda rapor hazırlanması istenilmiş olup 20/08/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün %75 oranında birinci derecede kusurlu olduğu, dava dışı K13’un ise %25 oranında kusurlu bulunduğu, davacıların yolcu olarak bindikleri motosiklete istiap haddinden fazla şekilde yolcu olarak binmiş olmalarının sürücünün aracın kontrolünü zorlaştırdığı bu nedenle kazanın oluşumuna etken oluşturduğu belirtilmiştir.

Dairemizce Yargıtay 17 hukuk dairesinin bozma ilamından sonra yapılan inceleme sonucunda;

Dairemiz kararından sonra davacı vekili tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; davacının hatır taşıması indirimi yapılması yönündeki temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş olup bu husus kesinleşmiştir.

Dairemizce alınan bilirkişi raporuna göre; davacı yolcu K1’ın sadece bir yolcu taşınmasına izin verilen motosiklete iki yolcu olarak dava dışı K15 ile birlikte bindiği, söz konusu motorun istiap haddinin aşılmasının sürücünün güvenli bir şekilde sevk ve idare etmesine engel olduğu, dolayısıyla davacı K1’ın kendi can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde nizamlara aykırı olarak yolculuk etmesinin olayda etkisinin bulunduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle Dairemizce daha öncesinden verilen kararda belirtildiği gibi davacının istiap haddinden fazla şekilde yolculuk etmesinden kaynaklı olarak müterafik kusurlu olduğu, öte yandan kaza tarihi itibariyle motosiklet sürücüsü olan dava dışı K14’ın kaza tarihi itibariyle 15 yaşında olduğu sürücü belgesinin bulunmadığı, davacının sürücü belgesi bulunmadığını bildiği kişinin aracına yolcu olarak bindiği, bu şekilde sürücü belgesiz kişinin aracında yolculuk yaptığı, bu durumun da müterafik kusur niteliğinde olduğu anlaşıldığından, davacının belirlenen tazminatından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

Dairemizce her ne kadar 29/05/2018 gününde verilen kararda davacının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusuruna dayalı olarak dava açtığı dolayısıyla talepten fazlasına karar verilemeyeceği belirtilmiş ise de; usul ve yasaya uygun Yargıtay 17. Hukuk dairesinin 11/02/2020 günlü bozma kararında belirtildiği gibi davalı sigorta şirketinin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olduğu davacı K1’ın yolcu konumunda bulunmuş olduğu araçta uğramış olduğu zarardan kaynaklı olarak zararın tümünün müteselsil sorumlu olan davalı sigorta şirketinden talep edebileceği anlaşıldığından davacının kaza sebebiyle uğramış olduğu 80.606,83 TL maddi zararından % 40 oranında hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde 48.364,09 TL maddi zararın davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir davacı lehine belirlenen tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması nedeni ile indirim yapılmıştır Yasal düzenlemeler gereği, TBK’nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden davalı vekili lehine müterafik kusur nedeniyle yapılan indirimden dolayı vekalet ücretine hükmedilmemiş bu nedenle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı F2 Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Kabulü ile;

1-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/01/2018 tarih ve 2014/1038 Esas, 2018/30 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere
KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;

2- Davanın
KABULÜ ile;

3-Toplam 48.364,06 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 31/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya
ÖDENMESİNE
,

4-Alınması gereken 3.303,75 TL harçtan peşin alınan 68,35 TL ve 179,50 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 247,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.055,90 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3

Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 68,35 TL peşin harç ve 179,50 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 247,85TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4

Davacı vekili tarafından yapılan 439,90TL ve 48,50 TL talimat dosya gönderme ücreti ile 2.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.737,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5

Davacı bir vekil ile temsil edildiğinden davacı vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 7.087,33 TL maktu vekalet ücreti takdiri ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-HMK’nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;

7-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
8

Davalı istinaf aşamasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 2. Kısım, 2. Bölüm 17/a bendine göre hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9-Davalı tarafından yapılan 95,60 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY’A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/11/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!