TBK Madde 32 Yanılma hâlleri: b. Saikte yanılma
TBK 32, saikte yanılma (sözleşmenin sebebine ilişkin varsayımda yanılma) kural olarak esaslı yanılma sayılmaz; ancak yanılanın yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması, bunun iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması ve bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması hâlinde yanılma esaslı sayılır.
Resmi Metin
b. Saikte yanılma
Madde 32- Saikte yanılma, esaslı yanılma sayılmaz. Yanılanın, yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması hâlinde yanılma esaslı sayılır. Ancak bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerekir.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Saik, sözleşmeyi yaparken sizi harekete geçiren beklenti, sebep veya varsayımdır; örneğin bir arsayı imara açılacağını sanarak satın almanız gibi. Kural olarak bu beklentideki hata esaslı yanılma sayılmaz ve sözleşmeyi etkilemez. Yani arsanın imara açılmaması, tek başına sizi sözleşmeden kurtarmaz.
İstisna ancak üç koşul birlikte gerçekleşirse doğar: yanıldığınız saiki sözleşmenin temeli saymış olmanız, bunun iş ilişkilerindeki dürüstlük kurallarına uygun olması ve bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerekir. Hepsi varsa yanılma esaslı sayılır ve sözleşmeyle bağlı olmadığınızı ileri sürebilirsiniz.
Bunu, hatanın beyanda olduğu açıklamada yanılma (TBK m.31) ile karıştırmayın; burada hata içsel beklentinizdedir. Esaslı yanılmada iptal için yanılmayı öğrendiğiniz andan başlayan bir yıllık hak düşürücü süreye dikkat edin.
Gerekçe
Türk Borçlar Kanunu’nun 32. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:
818 sayılı Borçlar Kanununun 24. maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 32. maddesinde, saikte yanılma düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 24. maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Hata halleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Saikte yanılma” şekline dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak saikte yanılmanın ayrı bir maddede düzenlenmesi uygun görülmüştür. Çünkü, “işlem iradesi” ile “açıklanan irade” arasındaki farklılığı ifade eden “açıklamada yanılma”dan farklı olarak, saikte yanılmada, işlem iradesi ile açıklanan irade birbirine uygun olup, iradenin oluşumunu sağlayan etkenlerde yanılma söz konusudur.
Maddede saikte yanılmanın esaslı yanılma niteliğinde olmadığı kuralı öngörülmekte ve bu kuralın istisnası niteliğinde olmak üzere, saikte yanılmanın esaslı yanılma sayılmasının koşulları düzenlenmektedir. Saikte esaslı yanılmanın kabul edilebilmesi için, yanılanın, karşı tarafça bilinebilir biçimde yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmıştır. Aksi takdirde, saikte esaslı yanılma değil, sözleşmenin geçerli olarak kurulmasını engellemeyen, saikte adi yanılma (adi saik hatası) söz konusu olur. Maddede kullanılan “iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kuralları” şeklindeki ibare, geniş biçimde yorumlanmalıdır. Bu ibareden, iş hayatında sıkça karşılaşılan her türlü hukuki ilişkide geçerli olan dürüstlük kuralları anlaşılmalıdır.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe