TBK Madde 32 Yanılma hâlleri: b. Saikte yanılma

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 32, saikte yanılma (sözleşmenin sebebine ilişkin varsayımda yanılma) kural olarak esaslı yanılma sayılmaz; ancak yanılanın yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması, bunun iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması ve bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması hâlinde yanılma esaslı sayılır.

Resmi Metin

b. Saikte yanılma

Madde 32- Saikte yanılma, esaslı yanılma sayılmaz. Yanılanın, yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması hâlinde yanılma esaslı sayılır. Ancak bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerekir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Saik, sözleşmeyi yaparken sizi harekete geçiren beklenti, sebep veya varsayımdır; örneğin bir arsayı imara açılacağını sanarak satın almanız gibi. Kural olarak bu beklentideki hata esaslı yanılma sayılmaz ve sözleşmeyi etkilemez. Yani arsanın imara açılmaması, tek başına sizi sözleşmeden kurtarmaz.

İstisna ancak üç koşul birlikte gerçekleşirse doğar: yanıldığınız saiki sözleşmenin temeli saymış olmanız, bunun iş ilişkilerindeki dürüstlük kurallarına uygun olması ve bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerekir. Hepsi varsa yanılma esaslı sayılır ve sözleşmeyle bağlı olmadığınızı ileri sürebilirsiniz.

Bunu, hatanın beyanda olduğu açıklamada yanılma (TBK m.31) ile karıştırmayın; burada hata içsel beklentinizdedir. Esaslı yanılmada iptal için yanılmayı öğrendiğiniz andan başlayan bir yıllık hak düşürücü süreye dikkat edin.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 32. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 24. maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 32. maddesinde, saikte yanılma düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 24. maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Hata halleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Saikte yanılma” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak saikte yanılmanın ayrı bir maddede düzenlenmesi uygun görülmüştür. Çünkü, “işlem iradesi” ile “açıklanan irade” arasındaki farklılığı ifade eden “açıklamada yanılma”dan farklı olarak, saikte yanılmada, işlem iradesi ile açıklanan irade birbirine uygun olup, iradenin oluşumunu sağlayan etkenlerde yanılma söz konusudur.

Maddede saikte yanılmanın esaslı yanılma niteliğinde olmadığı kuralı öngörülmekte ve bu kuralın istisnası niteliğinde olmak üzere, saikte yanılmanın esaslı yanılma sayılmasının koşulları düzenlenmektedir. Saikte esaslı yanılmanın kabul edilebilmesi için, yanılanın, karşı tarafça bilinebilir biçimde yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmıştır. Aksi takdirde, saikte esaslı yanılma değil, sözleşmenin geçerli olarak kurulmasını engellemeyen, saikte adi yanılma (adi saik hatası) söz konusu olur. Maddede kullanılan “iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kuralları” şeklindeki ibare, geniş biçimde yorumlanmalıdır. Bu ibareden, iş hayatında sıkça karşılaşılan her türlü hukuki ilişkide geçerli olan dürüstlük kuralları anlaşılmalıdır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.32 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2020/5861 K. 2021/4110 Bozma

Saikte yanilmanin esasli sayilabilmesi, karsi tarafin yanilanin yanildigi saiki sozlesmenin temeli saydigini bilmesine ya da durustluk kurali uyarinca gereken dikkat ve ozeni gosterseydi bilebilecek durumda olmasina baglidir; karsi tarafin mesleki konumu ve gorev yaptigi yer bu bilebilirligin tespitinde gozetilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, bünyesinde alabalık çiftliği bulunan dava dışı limited şirketin hisselerini davalılardan 16.10.2014 tarihinde noterde devralmış; tesisin suyu 22.09.2011 tarihli kira sözleşmesiyle kaynaktan sağlanmaktaydı. Devirden sonra DSİ'nin 01.12.2015 tarihli yazısıyla bölgede gölet yapılacağı bildirilmiş, su kira sözleşmesi 19.01.2016 tarihinde feshedilmiştir. Davacı, 07.01.2016 tarihli noter ihtarnamesiyle devir sözleşmesini feshederek devir bedeli olarak verdiği 50.000,00'er liralık üç senetten borçlu olmadığının tespitini ve ödediği 100.000,00 TL'nin iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi hilenin ispatlanamadığı ve devralanın basiretli tacir gibi araştırma yapması gerektiği gerekçesiyle davayı reddedip yüzde yirmi tazminata hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetmiştir. Daire, davalılardan birinin İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde mühendis olduğunu ve suyun kesileceğini bilebilecek konumda bulunduğunu belirterek kararı davacı yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.32 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/957 K. 2020/757 Düzelterek Esastan Red

Orman sayılan taşınmazın satışına dayalı sözleşmenin feshi ve alacak davasında ihbar olunan idare, alıcının yanılmasının TBK m.32 anlamında esaslı yanılma sayılmayacağını ileri sürmüş; daire ise uyuşmazlığı husumet ve sebepsiz zenginleşme koşulları üzerinden çözmüştür.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, tapuya güvenerek satın aldığı taşınmazın sonradan orman sayılan yerden çıktığını ileri sürerek satış bedelinin iadesi/tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi taşınmazın halen davacı adına kayıtlı olması ve davacının henüz zararının doğmaması nedeniyle Hazine yönünden, kusur bulunmaması nedeniyle Belediye ve satıcı yönünden davayı reddetmiştir. Adana BAM, davacının istinafını esastan reddetmiş; Belediye ve Hazinenin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, satıcı yönünden sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını saptayarak ilk derece kararını kaldırıp düzelterek yeniden hüküm kurmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2019/1651 K. 2020/297 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı tapu iptali ve alacak uyuşmazlığında, istinaf sebebi olarak saikte yanılmayı düzenleyen TBK m.32'nin sözleşme ilişkilerine ait olduğu, davacının 'saik hatası' diyerek talebini değiştiremeyeceği ileri sürülmüş; daire başvuruyu esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, vekil tayin ettiği kişinin vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazlarını muvazaalı şekilde devrettiğini ileri sürerek tapu iptali, tescil ve alacak istemiş; ilk derece mahkemesi son kayıt maliki davalı K2 yönünden tescil talebini reddedip alacak talebini vekil ve ona devreden yönünden kabul etmiştir. Adana BAM, son devralan K2'nin vekille çıkar ve işbirliği içinde olduğunu veya vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bildiğini gösteren bir tespit bulunmadığını, TMK m.3 anlamında iyiniyetinin korunması gerektiğini saptamıştır. Bu nedenle ilk derece kararını usul ve yasaya uygun bularak davalı K3'ün istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!