T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
VEKİLİ : Av. K2-A2
DAVALILAR:1-
K3-A3
:
2
-KOZAN
BELEDİYE
BAŞKANLIĞI
– Kozan/ ADANA
VEKİLİ : Av. K4-A4
DAHİLİ
DAVALI
:
TAPU
VE KADASTRO
GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
VEKİLİ : Av. K5-A5
DAVANIN KONUSU : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
İSTİNAF TALEP TARİHİ : 10/12/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/11/2020
KARARIN YAZIM TARİHİ : 06/11/2020
Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/02/2018 tarih ve 2015/573 Esas – 2018/148 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE
; müvekkilinin davalıdan Hacımirzalı Köyü, A6 Mevkii 694 ada 7 parselde kayıtlı 360 m2 miktarındaki taşınmazı 17.500,00.-TL satış bedeli vermek suretiyle 27/09/2011 tarihinde tapuda satın aldığını, müvekkilinin taşınmazı tapuya güven ilkesi gereği taşınmazla ilgili herhangi bir takyidat ve satışa engel bir durum olmadığı için almakta sakınca görmediğini, Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan son imar uygulaması ile düzenlenen 1/5000’lik imar çalışması esnasında dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde olduğu tespit edilerek imar alanı dışına çıkarılarak mezkur taşınmazın orman olduğu tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın davalı Kozan Belediyesince taşınmazın olduğu mahalde yapılan imar uygulaması sonucu imar alanı kapsamına dahil edildiğini ve parselizasyon yapıldığını, yani davalı Kozan Belediyesinin imar uygulaması yapma imkanı olmayan yere imar izni vererek dava konusu işlemin meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, dava konusu taşınmazın bu hali ile orman olup, satışı mümkün olmayan bir yerin davalı tarafından müvekkile satışının yapıldığını, müvekkilinin bu satış nedeniyle çok ciddi bir zarara uğradığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini, tüm bu nedenlerle; dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin veya müvekkilinin ödendiği paranın günümüz koşullarına uyarlanarak tespit edilecek miktarın müvekkiline ödenmesine, olmadığı takdirde müvekkilinin ödemiş olduğu paranın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI BELEDİYE VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE
; davacının, müvekkil Kozan Belediyesi’nin taraf olmadığı bir ticari ilişkide müvekkili kurumu da sorumlu tuttuğunu, davacının açmış olduğu davada husumet itirazında bulunduklarını, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlamış olduğu 1/5000’lik imar planının henüz tamamlanmayıp, askıya dahi çıkmadığını, davacının varsayımlar üzerinde durduğunu, kaldı ki tapu kayıtlarında arsa görünüp daha sonrasında orman görünmesinde müvekkil kurumun bir kusurunun bulunmadığını, bunun tamamıyla Tapu Müdürlüğünü ilgilendirdiğini, kaldı ki 1/5000’lik imar planının ise Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlandığını, bir dava açılacak ise Adana Büyükşehir Belediyesine karşı planın iptali yoluna gidilecek şekilde İdare Mahkemesine dava açılması gerektiğini, yine davacının açmış olduğu davasında süreyi kaçırdığını, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davacının iddialarının kabulü halinde ise; burada sebepsiz zenginleşenin davalı K3 olduğunu, müvekkili kurumun bir kusurunun bulunmadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İHBAR OLUNAN VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE
; açılan davanın, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiğini, davaya konu taşınmazın satış işleminin yapıldığı tarihte Kozan’ın gelişmekte olan gözde yerlerinden biri olduğunu, davacı yan da bu durumun bilincinde olarak davaya konu satış işlemini gerçekleştirdiğini, müvekkil kurum tamamen hukuka ve usule uygun olarak satış işlemini, gerçekleştirdiğini, dilekçe ekinde de sunulan davacı K1 ve davalı K3 arasında tapu müdürlüğünde düzenlenen 9718 yevmiye numaralı ve 27/09/2011 tarihli resmi senet suretinde de görüleceği üzere; davaya konu taşınmazın arsa vasfında tapuda kayıtlı olduğunu, müvekkil kurumun vasıf değişikliğine ilişkin herhangi bir mahkeme kararı olmadan tapuda vasfa ilişkin bir işlem yapamadığını, davacı yan resmi senedin akitten önceki kısmına, dava konusu taşınmazı tüm hukuki vecibeleri ile kabul ettiğini şerh düştüğünü, sonradan meydana gelen imar uygulamaları değişikliğinden müvekkil kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun Saikte yanılma başlıklı 32. Maddesine göre ; ”
Saikte yanılma, esaslı yanılma sayılmaz. Yanılanın, yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması hâlinde yanılma esaslı sayılır. Ancak bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerekir.” Hükmü amirdir. Taraflar arasında yapılan işlem dikkate alındığında” davacıdaki hata temel hatası niteliğini taşımadığını, bu sebeple davacı yanın hukuka uygun olan iş bu sözleşmenin feshini isteme talebi tamamen yersiz olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Ayrıca taraflar arasındaki bu sözleşme nedeniyle de müvekkil kurumun TBK 77. Ve devamındaki sebepsiz zenginleşme kaynaklı bir sorumluluğununda bulunmadığını, Belediyenin davaya konu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin imar işlemlerinin yapılış tarihi 09/07/2014 olduğunu, Tapuda satış işleminin yapılış tarihi ise 27/09/2011 olduğunu, satış tarihi üzerinden yaklaşık 3 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra yapılan imar değişiklikleri yapıldığını, bu hususunda davacının kötüniyetli olduğunu ortaya koyduğunu, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI FATMA GÖÇER CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE
; açılan davanın hukuktan mesnetsiz ve yersiz olduğunu, adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazı davacının alıcı sıfatıyla gelip, pazarlık yaparak bu yeri satın aldığını, satış bedelini alarak taşınmazı tapuda devrettiğini, halen de dava konusu taşınmazın davacının elinde ve zilyetliğinde olduğunu, kesinleşmiş tapu kaydı üzerinde bir niza vara bu durumun kendisini ilgilendirmediğini, Belediye ile Orman İdaresi arasında olan bir husus olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
Dava konusu taşınmazın 1981-1982 yıllarında yapılan orman kadastrosu çalışmaları ve 2. Orman Kadastro uygulamaları çalışmaları sırasında orman sınırları içerisinde kaldığı, taşınmazın imar uygulamasının 2004 yılında yapıldığı, taşınmazın davalı K3 tarafından resmi olarak Tapu Müdürlüğünün 9718 yevmiye numaralı ve 27/09/2011 tarihli resmi satış senedi ile davacıya satıldığı, Belediyenin 09/07/2014 tarihinde yapmış olduğu imar planı uygulaması sırasında taşınmazın orman vasfında olduğunun tespit edildiği, dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydında halen arsa niteliğinde olduğu, davacı vekilinin bahsetmiş olduğu imar planının ise durdurulmuş olup, henüz kesinleşmediği ve davanın geldiği aşamada davacının bir zararının oluşmadığı anlaşıldığından HAZİNE YÖNÜNDEN açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
TMK’nın 1007. Maddesi uyarınca Tapu Müdürlüğüne güven ilkesi kapsamında taşınmazın taraflar arasında satışının yapıldığı, bu taşınmazın satışında Davalı Kozan Belediye Başkanlığı ve K3’in bir kusurunun bulunmadığı kanaati ile bu kişiler hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili 10/12/2018 tarihli istinaf dilekçesinde;
1-Dava konusu taşınmazın davalı Kozan Belediyesi tarafından yapılan imar uygulaması sonucu imar alanı kapsamına dahil edildiğini ve parselizasyon yapıldığını, yani belediye tarafından imar uygulaması yapma imkanı olmayan yere imar izni vererek dava konusu işlemin meydana gelmesine sebebiyet verdiğini,
2-Dava konusu taşınmazın bu hali ile orman olduğunu ve satışı mümkün olmayan bir yerin davalı tarafından müvekkiline satışının yapıldığını, satışın bu hali ile kesin olarak yokluk ifade ettiğini, sonucunda müvekkilinin bu satış nedeniyle zarara uğradığını ve davalıların ise sebepsiz zenginleştiğini,
3-Ayrıca yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunun çelişkili bir rapor olduğunu, yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun kesin olarak tespit edildiğini, ancak halen güncel tapu kaydında arsa olarak göründüğünü,
4-Yerel mahkemece dava konusu taşınmazın imar durumu ile ilgili olarak Adana Büyükşehir Belediyesinin yaptığı son imar düzenlemesini getirterek taşınmazın hukuki durumunun belirlemesi gerekirken, davalı Kozan Belediyesinin savunması yetindiğini, eksik ve hatalı inceleme sonucunda hüküm kurulduğunu,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER :
İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava;Satış sözleşmesinin feshi ve alacak davasıdır.
Tapu kaydına göre;Adana ili, Kozan ilçesi, A7 Mahallesi, 694 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 360,00 m2 yüzölçümü varsa niteliği ile ile K6 kızı K3 adına kayıtlı iken 27/09/2011 tarih ve 9718 yevmiye nolu satış ile K7 oğlu K1 adına kayıtlı olduğu, satış bedelinin 2.500,00 TL olduğu anlaşılmıştır.
Kozan Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Müdürlüğü’nün 13/10/2015 tarih ve 2570 sayılı cevabına göre,Adana ili, Kozan ilçesi, A7 Mahallesi, 694 ada 7 parselin 1/5000 ölçekli Şehir İmar Çalışmalarının Adana Büyükşehir Beediyesi tarafından yapıldığı ve işlemlerin devam ettiği, dava konusu parselin mücavir alan içerisinde kaldığı, plan çalışmalarının devam ettiği, plan çalışmaları nedeniyle iskan ile ilgili ruhsat verilmediği,
18/03/2016 tarihinde mahallinde keşif yapılmıştır.
Fen Bilirkişi Bülent Kılıç’ın 21/03/2016 tarihli raporuna göre,Adana ili, Kozan ilçesi, A7 Mahallesi, 694 ada 7 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının 694 ada 1 parsel iken taşınmaz maliki K3 tarafından 2010 yılında yaptırılan ifraz işlemi sonucu 4 ile 9 parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığı, dava konusu 694 ada 7 nolu parselin davalı tarafından davacıya 27/09/2011 tarih ve 9718 yevmiye nolu satış ile devredildiği, davaya konu taşınmazın geldisinin 694 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise evveliyatının ilk tesis kadastro parseli olan 224 parsel sayılı taşınmaz olduğu, taşınmazın 2004 yılında Kozan Belediyesince yapılan imar uygulaması ile Adana ili, Kozan ilçesi, A7 Mahallesi, 694 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olarak davalı K3 adına tescil edildiğinin belirtildiği,
Orman Yüksek Mühendisi K7 Güvercin’in 23/03/2016 tarihli raporuna göre;Davaya konu Adana ili, Kozan ilçesi, A7 Mahallesi, 694 ada 7 parsel Orman Kadastrosu ve 2. Madde uygulaması haritasında 17-27 nolu OS sınır noktaları ile orman sayılan yer olarak sınırlandırılan alan içinde kaldığı, bu nedenle 6831 sayılı orman kanununun 2896 sayılı yasa ile değişik 1. Maddesine göre ORMAN SAYILAN yerlerden olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Ziraat Mühendisi Alpaslan Közig’in 24/03/2016 tarihli raporuna göre, Adana ili, Kozan ilçesi, A7 Mahallesi, 694 ada 7 parsel 360 m2 alana sahip ana kayadan oluşan, orta yaşlı, arta derin, %8-10 ondüleli eğilimli, killi toprak yapısına sahip, kültür alanı vasfı taşıdığı, tapu kaydında arsa vasfında olduğu, imar ihyasının yapıldığı, etrafıyla birlikte bahçe durumunda olduğu, üzerinde 35-40 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğu, keşif tarihi itibariyle değerinin 32.400, TL, dava tarihi itibariyle 30.600,00 TL, satış tarihi itibariyle ise 21.600,00 TL olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Kozan Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 13/02/2017 tarih ve 441 sayılı yazı cevabına göre,dava konusu A7 Mahallesi 694 ada 7 nolu parselin, Belediye Meclisi’nin 09/07/2014 tarih ve 93 sayılı kararı ile plan üzerindeki tüm iş ve işlemlerin durdurulduğu, yeni imar planı çalışmaları tamamlanana kadar imar durumu verilemediğinin bildirildiği,
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına davaya konu Adana ili, Kozan ilçesi, A7 Mahallesi, 694 ada 7 parsel sayılı taşınmazın imar durumunun çıkarılarak gönderilmesi için 22/03/2017 tarihide müzekkere yazıldığı, ancak müzekkere cevabı gelmeden karar verildiği,
SOMUT OLAYDA;
Davacının davaya konu Adana ili, Kozan ilçesi, A7 Mahallesi, 694 ada 7 parsel sayılı taşınmazı davalılardan K3’den 27/09/2011 tarih ve 9718 yevmiye nolu satış ile satın aldığı, Adana Büyükşehir Belediyesince yapılan 1/5000 lik imar çalışması esasında davaya konu taşınmazın orsan sınırları içerisinde kaldığının tespit edilerek imar dışına çıkarıldığı ve orman olarak tespit edildiğinden satış sözleşmesinin feshi ile satış bedelinin iadesine ilişkin eldeki davanın açıldığı sabittir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dahili davalı hazine vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini isteğine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi; “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Burada Devlete yüklenen sorumluluk kusursuz sorumluluktur. Maddede yer alan kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır, zira sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Dayanaksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamdadır. Bundan başka; tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak, birbirini takip eden sıralı işlemler olup, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, kadastro kayıtlarından kaynaklanan hatalardan da TMK’nın 1007. maddesi anlamında Devlet sorumludur. Zira, kesinleşen kadastro işlemi sonrasında, bu işlem esas alınarak tapu sicili oluşturulmaktadır. Bu itibarla, tapu sicili kavramı geniş anlamda kadastro işlemlerini de kapsamaktadır.
(Yargıtay 20. HD.sinin 17/09/2020 tarih 2017/10479 E., 2020/3035 K., 2017/10345 E., 2020/3033 K. Ve 2017/10533 E., 2020/3030 K. Sayılı kararları).
Davaya konu taşınmaz dava tarihi itibariyle davacının adına kayıtlıdır.
Davaya konu taşınmaz halen davacı adına kayıtlı olduğundan davalı Hazinenin sorumluluğu bulunmamaktadır.
Davalı Kozan Belediyesinin taşınmazın bulunduğu yerde yaptığı imar uygulamasından dolayı sorumlu tutulamaz.
Bu nedenle davalı Kozan Belediyesi ve dahili davalı Hazinenin pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
Eski kayıt maliki davalı K3 davaya konu taşınmazı tapu siciline dayanarak davacıya satmıştır bu nedenle lehine sebepsiz zenginleşme koşulları oluşmamıştır.
Davalı K3 aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmesi gerekir.
Sonuç itibariyle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. Maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun6100 Sayılı HMK 353/1-b.1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2
–
Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/02/2018 tarih ve 2015/573 Esas – 2018/148 Karar sayılı kararının6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 355 ve 353/1-b.2 maddeleri uyarınca
KALDIRILMASINA ve YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN DÜZELTİLEREK YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
Kozan Belediye Başkanlığı ve Dahili davalı Hazine’ ye karşı açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle
REDDİNE,
Davalı K3 aleyhine açılan davanınESASTAN REDDİNE,
3-
Davacı tarafından yatırılan 298,86.-TL peşin harç+70,25.-TL tamamlama harcı toplamı; 369,11.-TL harçtan, alınması gerekli 54,40.-TL red karar harcının mahsubu ile, bakiye; 314,71.-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya
İADESİNE,
4-
Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde
BIRAKILMASINA,
5-
Davalılar Kozan Belediye Başkanlığı ve Maliye Hazinesi vekilleri kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ ye göre hesap ve takdir edilen 2.593,66.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara
VERİLMESİNE,
6-
Taraflarca yatırılan gider/delil avanslarından arta kalan miktardan kararın kesinleşmesi için yapılacak olan masrafların mahsubu ile bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatırana
İADESİNE,
İstinaf incelenmesi yönünden;
1-
Davacıdan alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı 54,40 TL olmakla, peşin alınan 35,90-TL’nin mahsubu ile bakiye 18,50-TL karar ve ilam harcının ilk derece mahkemesince davacıdan alınarak Hazineye irad
KAYDEDİLMESİNE,
2-
İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad
KAYDEDİLMESİNE
,
3
–
İstinaf masraflarının, başvuran davacı üzerinde
BIRAKILMASINA
,
4-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
5-
Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/3.maddesi gereğince dairemizce
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1, 361/1, 362/1-a ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde
Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi’ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe