TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2018/936 K. 2018/1125

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1116

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

[ÖZET] * Avukatlık ücreti olarak kararlaştırılan bedel, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın yüzde yirmi beşini aşamaz.
(Av. Yas. m. 2, 34, 47, 134, 164 TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Şikâyetçi ve diğer davacılar vekili sıfatıyla takip ettiği, … 3. İş Mahkemesinin 2014/381 (bozmadan sonra 2010/225) esasına kayden görülen tazminat davası sonunda, davanın davalı S.E. açısından reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne dair 02.10.2014 tarih ve 2014/587 sayılı kararın verilmesinden sonra, davalılardan (borçlulardan) 270.000 TL tahsilat yaptığı hâlde, belirli bir süre tahsilatı gizleyerek, müvekkilleri müşteki ve N.K. imzalı, 28.10.2010 tarihli avukatlık ücret sözleşmesine sonradan, ‘… 3. İş Mahkemesinin 2010/225 esas sayılı dosyasında, çocuklar ve adlarına ferileriyle vekâlet ücreti %25 olup, sair tüm hak ve alacaklarımızı 90.000TL’ye B.M.H.’ye temlik ediyorum, bedel alınmış olup, tahsilinde uhdesinde kalacaktır.’ şeklinde gerçeğe aykırı ibare eklemek suretiyle tahrifat yaparak, müşteki veya diğer müvekkillerine herhangi bir ödeme yapmayarak tahsil ettiği miktarın tamamını uhdesinde tutuğu” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturmasında eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle, üzerine atılı suçlamaların asılsız olduğunu, vekâletname ile … 3. İş Mahkemesine maddi ve manevi tazminat davası açtığını, davanın devamında karşılıklı irade beyanları doğrultusunda sözleşme imzaladıklarını, vekâlet ücretinin %25 oranında alınmasına karşılıklı olarak razı geldiklerini, belirlenen bu ücretin dışında doğacak sair tüm hak ve alacalarını ferileriyle birlikte kendisine 90.000 TL karşılığında temlik ettiklerini, bu temlik karşılığından kendisinden 90.000 TL para aldıklarını ve dava neticesinde de yapılacak para tahsilatında, paranın kendi uhdesinde kalacağı hususunda anlaştıklarını, aradan geçen 4 yılın sonunda müvekkilinin bilinmeyen bir sebepten dolayı kendisini azlettiğini, azilname de hiçbir gerekçe belirmediğini, azilname kendisine tebliğ edilmeden aleyhine … 1. Tüketici Mahkemesine dava açtığını, … 3. İş Mahkemesi 2010/225 (2014/381) esas sayılı dosya neticesinde tahsil olunan paranın kendisine tahsil edilmediği iddiasında bulunduğu fakat şikâyet dilekçesinde sözleşmeden bahsetmediğini, 06.09.2016 tarihli celsede müvekkilinin böyle bir sözleşmeden haberi olmadığını var ise de imzanın kendisine ait olmadığını söylediğini, 29.11.2016 tarihli celsede ise sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu söylediğini beyan etmiştir. BİMER’e yapılan şikâyette de sözleşmeden bahsetmediğini, … Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosunun 2016/6832 B.M. sayılı soruşturma dosyasının açıldığını, kendisinin sözleşme fotokopisini ve delillerini savcılığa sunduğunu, Şikâyetçi L.K.’nın, bunun üzerine sözleşmeyi kabul ettiğini ve davadan vazgeçerek şikâyetçi olmadığını, hiçbir alacağının kalmadığını yazılı olarak sunduğunu, şikâyet konusu ile ilgili olarak … Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/1 esas sayılı dosyası ile hakkında “son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına” dair karar verildiğini belirterek, tüm bu nedenlerle hakkında başlatılmış olan disiplin soruşturmasının kaldırılmasını talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 21.03.2018 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 2, 34, 47, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin davasına konu eylem nedeniyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 gün ve 2018/1 esas, 2018/14 karar sayılı kararı ile; şikâyetli avukatın üzerine atılı “Zimmet” ve “Özel Belgede Sahtecilik” suçlarına ilişkin olmak üzere son soruşturma açılmasına yer olmadığına oyçokluğu ile karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 05.06.2018 günü karar verildiği,
Mahkemenin; “… 4. Noterliğinin 3 Temmuz 2009 tarih ve 11273 yevmiye nolu genel vekâletnamesi ile E.K., Ü.K., N.K. ve A.K.’ya velayeten kendi adına ise asaleten L.K. tarafından avukat B.M.H.’a ve A.H.’ya ahzukabz yetkisini de kapsayacak şekilde vekâletname verilmiştir. 28.10.2010 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi avukat B.M.H. ile L.K. arasında akdedilmiştir. Şüpheli avukat … 3. İş Mahkemesinin 2014/381 esas sayılı dosyasından yukarıda isimleri geçen davacılar vekili olarak 3. şahıslara tazminat davası açmıştır. Dava neticesinde ise davacılar lehine muhtelif miktarlarda maddi ve manevi tazminatın kabulüne dair karar verilmiştir. Bu karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 26.01.2015 tarihli 2014/23407 esas 2015/1223 karar sayılı ilamı ile onanmış ve karar 26.01.2015 tarihinde kesinleşmiştir. 18.01.2016 tarihinde müşteki L.K. vekili tarafından şüpheli B.M.H. hakkında … 1. Tüketici Mahkemesinin 2016/218 esas sayılı dosyasından tazminat davası açılmıştır. … 1. Tüketici Mahkemesinin 2017/335 karar sayılı kararıyla 28.02.2017 tarihinde davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiş, tazminat davası bu kere … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/309 esas sayılı dosyasında görülmeye devam etmektedir. Müşteki L.K. gerek Tüketici Mahkemesindeki duruşmada gerekse soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcılığındaki 22.11.2016 tarihli ifadesinde 28.10.2010 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. Bu bağlamda müşteki şahsın 09.02.2018 ve 26.10.2017 tarihli dilekçelerinin içeriği de dikkate alındığında müşteki ile şüpheli avukat arasındaki ihtilafın 28.10.2010 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklandığı, bu durumun ise hukuki ihtilaf içerdiği buna dair hukuk davasında taraflar arasında devam ettiği anlaşılmakla şüphelinin üzerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığından” gerekçesiyle karar verdiği,
Karşı oy yazısının; “Her ne kadar müşteki L.K. tarafından sanık B.M.H.’ya ahzukabz yetkisini de kapsayacak şekilde vekâletname verilmiş ise de; tüm dosya kapsamından sanığın müştekinin davalarını vekil sıfatıyla yürüttüğü ve yargılama neticesinde kazanılan dava değerlerini ahzukabz yetkisine dayanarak tahsil ettiği ve söz konusu belgelerde tahrifat yapıldığının iddia edildiği, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2016/8578 esas 2016/9515 karar sayılı ilamı, aynı dairenin 2017/6432 esas 2018/224 karar sayılı ilamı ve emsal nitelikte diğer ilamlarda da belirtildiği üzere ‘mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu’ bu nedenle sanık hakkında üzerine atılı suçu işlediğine yönelik yeterli ve makul şüphenin ve asıl mahkemesince değerlendirilmesi gereken delillerin mevcut olduğu, bu nedenle sanık hakkında atılı suçtan son soruşturmanın açılarak yargılama yapılması gerektiği kanaatine varılmakla, çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.” şeklinde olduğu,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, Baro Disiplin Kurulu’nca, “…şikâyetli avukat hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair verilen karar eylemin disiplin suçu oluşturmayacağı anlamına gelmez. Ayrıca Avukatlık Kanunu 140. maddeye göre eylemin işlenmemiş veya sanık tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali dışında beraat kararı da disiplin cezası verilmesine engel olmaz. Avukatlık Kanunu’nun140. maddesi ve aşağıda belirtilen Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararı doğrultusunda şikâyetli avukat hakkında şikâyetten vazgeçilmesi disiplin kovuşturmasına engel değildir. Konuya ilişkin olarak Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 10.04.2004 gün ve 2004/176 esas 2004/268 sayılı kararında ‘Kovuşturma konusu olayda İcra Müdürü ve tanıkların huzurunda taraflar tartışmış ve kamunun avukatlık mesleğine olan güvenini sarsmışlardır. Avukatlar özellikle kamu alanlarında yazarken de konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamak, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan özenle kaçınmak zorundadır. Şikâyetçi Avukat Baro Disiplin Kurulunca yapılan duruşmada şikâyetten vazgeçmiş olduğunu bildirmiş ve taraflar barışmış ise de disiplin kovuşturmasının yürütülmesi ve karara bağlanması ilgilinin şikâyetinde ısrar etmesine bağlı olmayıp, şikâyetçiyi tatmin amacına da yönelik değildir. Amaç, Avukatlık Kanunu’nun 158. maddesinde açıklandığı gibi, avukatlık onurunu ve itibarını, meslek düzen ve geleneklerini korumak ve mesleğin adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamaktır. Bu ilkenin gereği olarak hakkında soruşturma başlatılan ve/veya disiplin kovuşturması açılan avukat hakkındaki soruşturmadan veya disiplin kovuşturmasından sırf şikâyetçinin isteği üzerine vazgeçilemez Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında, Baro Yönetim veya Disiplin Kurulları; şikâyetçinin isteğinden bağımsız olarak hareket etmek durumundadır. Bu nedenlerle şikâyetten vazgeçilmiş olması nedeniyle disiplin cezası tayinine yer olmadığına ilişkin hukuksal değerlendirme isabetli bulunmamış, disiplin cezası tayini gerekmiştir.’ şeklinde karar verilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 47. maddesine göre ‘Avukat el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinmekten veya bunların edinilmesine aracılıktan yasaklıdır…’ şeklindedir. Şikâyetli avukat ile müvekkili arasında imzalanan 28.10.2010 tarihli ‘Avukatlık Ücret Sözleşmesinin’ incelenmesinde sözleşmenin 14 maddesinin bilgisayar ortamında hazırlanmış olduğu, Avukat, İş Sahibi, İşin Mahiyeti, Avukatlık Ücreti yazan kısımların boş olduğu, sonrasında el yazısı ile doldurulduğu görülmüştür. Avukat yazan kısımda L.K., N.K., diğer bölümlerinde ise ‘… 3. İş Mahkemesinin 2010/225 Esas sayılı dosyasında, çocuklar ve adlarına ferileriyle vekâlet ücreti %25 olup sair tüm hak ve alacaklarımızı 90.000 TL’sini B.M.H.’ya temlik ediyorum, bedel alınmış olup, tahsilinde uhdesinde kalacaktır’ şeklinde el yazısı ile yazılmış beyanın yazdığı görülmüştür. Elle doldurulan söz konusu kısımlarda taraflara ait imza ya da paraf bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki deliller ve şikâyetli avukatın savunmasından da anlaşıldığı üzere şikâyetli avukat yukarıda belirtilen Avukatlık Kanunu’nun 47. maddesine aykırı hareket etmiştir. Avukatlık Kanunu 136. maddesine göre avukatların hak ve ödevleriyle ilgili altıncı kısımda yazılı esaslara uymayanlar hakkında en az kınama cezası verilmesi gerekmektedir. Şikâyetli avukat tarafından ihlal edilen Avukatlık Kanunu 47. maddesi de avukatların hak ve ödevleriyle ilgili düzenlemelerin olduğu altıncı kısımda yer almaktadır.
Dosya kapsamındaki delillerden şikâyetli avukatın vekil olarak takip ettiği ve daha sonra temlik aldığını iddia ettiği dava nedeniyle 270.000,00 TL tahsilat yaptığı her iki tarafında kabulündedir. Avukatlık ücretini düzenleyen Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde “yüzdeyirmibeşi aşmamak üzere dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi Avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir” şeklindeki düzenlemeye rağmen şikâyetli avukatın kanunda belirtilen sınırın çok üzerinde vekâlet ücreti tahsil ettiği anlaşılmaktadır. Tüm bu sebeplerle Disiplin Kurulumuz Avukatlık Kanunu 158. maddesinin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak şikâyetli avukat hakkında kanunda belirtilen alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tesis etmiştir.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi itibariyle Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesine göre tekerrüre esas para cezası olduğu,
Şikâyetli avukatın 11.10.2018 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını tekrarla, şikâyetçi ile yapılan sözleşmenin sonradan doldurulmadığının ve temlik konusunda karşılıklı olarak anlaşıldığının tartışmasız olduğunu,  bu nedenle Baro Disiplin Kurulu kararının gerekçesinin hukuka uygun olmadığını, sözleşmedeki rakamın yasal sınırda olduğunu, temlik sözleşmesinin avukatlık sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, 2018/2020 yılı dönemi baro başkanlığı adaylığının gündemde olması nedeniyle söz konusu cezanın verildiğini düşündüğünü, disiplin sicil özetinde tekerrüre esas cezasının olmadığını, 3 yıllık şikâyet zamanaşımının da dolduğunu belirterek Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetçinin 25.10.2018 kayıt tarihli itiraza cevabında özetle; itiraz dilekçesinde hususları kabul etmediğini, şikâyetlinin meslekten çıkarma cezası verilmesi gerektiğini, maddi sıkıntı içinde olduğu için kendisi ile anlaşma yoluna gittiğini, mağdur olduğunu beyan ettiği görülmektedir.
Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Kanunu’nun 47. maddesi, ‘Avukat el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinmekten veya bunların edinilmesine aracılıktan yasaklıdır.’
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 2. maddesi, “Mesleki çalışmasında avukat, bağımsızlığını korur; bu bağımsızlığı zedeleyecek iş kabulünden kaçınır.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.” hükümlerini amirdir.
Dosya kapsamı, şikâyetlinin savunması, sicil özeti birlikte değerlendirildiğinde; Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin kararı hukuken isabetli olmakla şikâyetli itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“3 Ay Süre ile İşten Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 05.04.2018 gün ve 2018/25 Esas, 2018/34 Karar sayılı kararının
ONANMASINA
,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 15 Aralık 2018
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!