Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/479
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
( 1136 sayılı Av.Y. m. 34, 134, 136, 159, 175; TBB Meslek Kuralları 3, 4 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, 2005 yılında şikâyetçinin R.S’de olan alacağının tahsili için vekâletname verildiği, … İcra Müdürlüğünün 2005/5254 sayılı dosyası ile takibin başlatıldığı ve kesinleştiği, şikâyetli avukatın kendisinin bilgisi olmadan tanımadığı başka avukatlara yetki verdiği ve alacakla ilgisi olmayan kişilere bilgi ve talimatı olmaksızın dava açıldığı, “ahzu kabz” yetkisi olmadığı halde tahsilât yaptığı ve kendisine vermediği, kendisini azletmesine rağmen yetki verdiği avukatların davayı takibe devam ettikleri ve davanın kısmen kaybedildiği, aleyhine … İcra Müdürlüğünden davanın reddi sebebiyle hükmedilen avukatlık ücretinin tahsili için icra emri gönderilmesi ile öğrendiği, davanın sonuçlandığı konusunda da bilgi vermediği ve kararı temyiz etmediği, iddiaları ile yapılan şikâyet üzerine, Baro Yönetim Kurulu’nca verilen “Disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına” dair kararın itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nca kaldırılması sonucunda başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında, şikâyetçinin şikâyet dilekçesinde bahsedilenden başka takip ve davalarına da baktığını, karşı taraftan tahsil edilen 10.000,00.-TL. sını kendisine bildirdiğini, bunun 2.000,00.-TL. sının yaptığı masraf ve avukatlık ücretlerine karşılık kendisinde kalmasını istediğinde aynı gün kendisini azlettiğini, yeniden vekaletname verileceğini düşünerek davanın sürdürüldüğünü, ancak yeni vekaletname verilmediğini, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/152 Esas, 2009/215 Karar sayılı davasının, yapılan icra takibinde borçlunun meskenini üçüncü bir şahsa, bir şirketteki hisselerini de boşandığı eski eşine devretmesi sebebiyle, borçlunun mal kaçırması nedenine dayalı olarak açıldığını, davanın açılmasından şikayetçinin haberi olduğunu ve açılış masraflarını ödediğini, davanın bazı duruşmalarına bizzat, bazı duruşmalarına eşinin de geldiğini, vekaletnamenin verilmesi sırasında Denizli’deki bazı meslektaşlarına yetki belgesi verebileceğini, bunun daha az masraflı olacağını söylediğini ve vekaletnamesinde tevkil yetkisin de bulunduğunu, davanın sonuçlanması sırasında şikayetçinin adresinden ayrılmış bulunduğunun öğrenildiğini, Avukatlık Yasasının 175. maddesine göre yeni adresini bildirmediğini, eski adresine yapılacak tebligatın da ulaşmayacağı için, kendisinin gereken mesleki özeni gösterdiğini, zaten kararda iptali istenen işlemlerin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği için lehine olduğunu, reddedilen kısım için zararının olmadığını, kabul edilen kısım için lehine avukatlık ücreti takdir edildiğini, şikayetin haksız ve kötü niyetli olduğunu bildirmiştir.
Baro Disiplin Kurulu, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından, disiplin kovuşturması açılmasına yönelik olarak alınan kararda belirtilen şikâyetli avukatın müvekkili adına tahsil ettiği para ile ilgili olarak yazılı bilgi vermeksizin uhdesinde tutmuş olması ve … Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın, azil tarihinden sonra da yetki verilen avukatlar tarafından takip edilmesi ve temyiz edilmemesi yönündeki eylemleri sabit bularak kınama cezası tayin etmiştir,
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, şikâyetli avukatın, şikâyetçi tarafından … Noterliğinin 09.08.2005 tarih 21540 sayılı genel vekâletnamesi ile kendisine asaleten temsile yetkili olduğu şirketleri temsilen vekil tayin edildiği, vekâletnamede “ahzu kabz, başkalarını tevkil’ yetkilerinin bulunduğu, … Noterliğinin 03.08.2007 tarih 18360 sayılı azilnamesi ile azledildiği, azilname altında aynı tarihli olarak yeni bir vekâletname düzenlediği ilgisine de yer verildiği, … Noterliğinin 03.08.2007 tarih 18361 sayılı vekâletnamesi ile şikâyetli avukatın aynı kişiler tarafından tekrar vekil tayin edildiği, ancak bu vekâletnamede tevkil yetkisinin bulunmasına karşın “ahzu kabz” yetkisinin verilmediği, aynı tarihli Yurtiçi Kargo irsaliyeli faturasına göre, şikâyetli avukata şikâyetçi tarafından içeriğinde dosya olarak yazılan kargonun gönderildiği ve şikâyetli avukatın sekreterine teslim edildiği şikâyetli avukatın yeni vekâletnamenin kendisine gönderilmediğini ısrarla savunduğu, ancak sekreterine teslim edilen kargonun içeriği ile ilgili bir beyanda bulunmadığı, … Asliye Hukuk Mahkemesinde 2006/ 152 Esas, 2009/215 Karar sayılı kararda şikâyetçinin vekili olarak Avukat Ö.A.’un isminin yazılı bulunduğu, karar tarihinin 11.06.2009 tarihi olduğu ve temyiz edilmediği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, … İcra Müdürlüğünün 2005/5254 sayılı icra takibinde 04.08.2005 tarihli yetki belgesi ile şikâyetli avukatın Avukat Ö.A.’u yetkilendirdiği ve işlemlerin bu avukat tarafından yürütüldüğü, dosyadaki son işlem tarihinin 16.07.2007 olduğu ve dosyada tahsilâta ilişkin bir kayıt bulunmadığı, anlaşılmıştır.
Şikâyetli avukat, haciz esnasında borçlunun eşinden 10.000,00.-TL. sı tahsilat yaptığını kabul etmektedir. İcra dosyasında borçlunun ayrıldığı eşi F.A bulunduğu adresteki haciz tarihi 28.09.2005 dir. Bu kişinin boşandığına dair mahkeme kararı ibraz etmesi ile haciz işlemi yapılmamış olup haricen tahsilâta ilişkin bir kayıt da bulunmamaktadır.
Avukatlık Yasasının 159. maddesine göre “ Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamaz. Yönetim Kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez. Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dört buçuk yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.”
Şikâyetli avukatın, ödendiğini kabul ettiği paranın bir kısmının kendisinde kalmasını talep etmesi üzerine azledildiğini savunması karşısında, tahsilâtın en geç azil tarihi öncesinde olduğunun kabul edilmesi halinde dahi eylem tarihinden itibaren dört buçuk yıldan fazla süre geçmiş bulunmakla, azil tarihinden öncesine rastlayan şikâyet ve kovuşturma konularında ceza tayin edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Ancak, şikâyetli avukatın, yeni vekâletnameyi almadığını savunmasına karşın, yetki verdiği avukatın karar tarihine kadar davayı takip etmesi, şikâyetli avukatın yetki belgesinin dayanağı olan tevkil yetkisi taşıyan vekâletnamenin geçerliğine bağlı olduğu düşünüldüğünde, yetki verdiği avukat veya avukatlara durumu bildirerek azil nedeni ile vekilliklerinin sona erdiğini mahkemeye bildirmeleri ve davacı asile mahkemece tebligat yapılarak gereğinin yerine getirilmesini sağlamaları gerekir iken, yetkisiz olarak davaya devam edilmesi ve verilen kararın temyiz edilmemesi asıl yetkili vekil olan şikâyetli avukat açısından disiplin suçunu oluşturmaktadır. Şikâyetli avukatın hem azledildiğini, yeni vekâletnameyi almadığını savunması hem de, müvekkilinin adres değiştirdiğini, bunu kendisine bildirmediğini, bu sebeple zaten şikâyetçiye ulaşmayacağını bildiği için temyiz edilip edilmemesi yönünde şikâyetçiye tebligat göndermediğini savunması, çelişkilidir.
Avukatlık Yasasının 171. maddesine göre “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı bir sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” Kurulumuzun benzer kararlarında da vurgulandığı üzere bu, kararın temyiz edilmesini de kapsar. Avukat müvekkilinin yazılı bir talimatı olmadıkça, temyiz başvurunun yapmak zorundadır. Müvekkile ulaşılamadığı savunması, ancak kararın içeriğinin ve temyiz süresi ile giderlerinin ödenmesi gerektiği sürenin de belirtilmesi suretiyle yapılacak yazıl tebligatın müvekkilin vekâletnamesindeki adresinden iade edilmesi ile ispatlanabilecek bir husustur.
Avukatlık Yasasının altıncı kısmında yer alan 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve Avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına uymakla yükümlüdürler” hükmünü içermektedir.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesine göre “ Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.” 4. Maddesine göre “ Avukat mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır”
Avukatlık Kanununun 136/ 1 maddesi
“ Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ….. uygulanır.”
Hükmünü taşımaktadır.
Bu nedenle, şikâyetli avukatın azil tarihinden önceye ilişkin bütün iddialar ile ilgili olarak Avukatlık yasasının 159/2 maddesindeki zamanaşımı süresi dolmuş ise de, Baro Disiplin Kurulunun şikâyetli avukatın … Asliye Hukuk mahkemesindeki davanın temyiz edilmemesi sebebiyle, asıl yetkili vekil olarak şikâyetli avukat hakkındaki hukuki değerlendirmesinde ve tayin ettiği disiplin cezasında hukuksal isabetsizlik bulunmamış, kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak, şikâyetli avukatın itirazının reddi ile … Barosu Disiplin Kurulu’nun “
Kınama cezası verilmesine
” ilişkin kararının
ONANMASINA
, oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe