Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1444 K. 2020/130 T. 3.2.2020

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 29, TBK Madde 112, TBK Madde 237
İlgili madde: TMK Madde 599

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI:

K1

VEKİLLERİ:

Av. K2
Av. K3
Av. K4

DAVALI:

K5

VEKİLİ:

Av. K6

DAVANIN KONUSU :

Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 08.08.2012 tarihinde Silifke 2. Noterliği’nde 05417 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde tanzim olunan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalının İçel İli, Silifke İlçesi, A1 Mevkiinde kain tapuda 2 pafta 909 parsel numarada kayıtlı bulunan taşınmazdaki tüm hak ve hisselerini satmayı vaat ettiğini, davalının davacı ile imzalamış olduğu satış vaadi sözleşmesine rağmen aradan geçen zamanda dava konusu taşınmazdaki hisselerini davacıya temlik etmediğini, davalının kötü niyetli olarak hareket ederek tapuyu başkasına satmak için tapuya başvuru yaptığını haricen öğrendiklerini, bu nedenle taşınmazın satımının durdurulması için ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama neticesinde Silifke 2. Noterliği’nin 08.08.2012 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu Mersin İli, Silifke İlçesi A1 Mevkinde kain tapuda 2 pafta 909 parsel numarada yer alan taşınmazda bulunan hisselerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tescilin mümkün olmaması halinde taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin davalıdan tanzimiyle davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalının Silifke İlçesi, A1 A1 Mahallesi’ndeki 909 parsel sayılı taşınmazda 13/30 hisse sahibi K7 mirasçılarına ait hissede iştirak halinde hissedar konumunda olduğunu, dilekçe ekinde sunulan tapu kaydında görüldüğü üzere K7 mirasçıları adına 13/30 hisse olarak tescil edilen hissenin mirasçıları olan eşi K8 ile çocukları K9, K10, K11, K12, K13 ve davalının annesi K14 mirasçıları davalı K5 ve K15’a 27.11.2012 tarih ve 14032 yevmiyeli işlem ile iştirak halinde intikal ettiğini ve halen iştirak hali ile devam ettiğini, davalının dava konusu edilen Silifke 2. Noterliği’nde düzenlenmiş 08.08.2012 tarih ve 5417 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satmayı vaat ettiği taşınmazın A1 909 parseldeki iştirak hissesi olduğunu, davalının satış vaadine konu edilen taşınmazdaki iştirak çözülmediği nedenle satış vaadine konu hisseyi davacıya devir edemediğini ve iştirak çözülmediği sürece satış vaadi sözleşmesinin ifasının istenemeyeceği nedeniyle oluşan fiili imkansızlık karşısında satış vaadi sözleşmesinde ödendiği belirtilen 8.000,00-TL bedeli mahkeme dosyasına depo edeceğini bildirmek suretiyle Silifke 1. Noterliği’nden keşide ettiği 04.07.2008 tarih ve 3748 yevmiye nolu ihtarname ile fesih ettiğini, her ne kadar satış vaadi alacaklısı K1 tarafından satış vaadine konu hissenin tescili ve olmadığı takdirde satış vaadi bedeli olan 8.000,00-TL’nin tahsili istemi ile dava açıldığını ve mahkemece tedbir kararı verildiğini, iştirak hali çözülmediği nedenle davacının satış vaadinin ifasını isteme imkanı bulunmadığından ve yasal değişiklik nedeniyle satış vaadinin ifasını isteme imkanı bulunmadığından ve yasal değişiklik nedeniyle satış vaadi alacaklısının mahkemeden yetki belgesi almak suretiyle iştiraki çözme olanağı bulunmadığından davacının satış vaadi nedeniyle iştirakli hissenin iptali ile adına tescili davası açma hakkı bulunmadığını, bu nedenle tapu kaydı üzerine konulan tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, keza davalının satış vaadi bedeli olan 8.000,00-TL’yi mahkeme veznesine depo etmeye hazır olduğunu, satış vaadi sözleşmesinin feshi ihtarında belirtildiği üzere K1’ün davalı ile düzenlediği satş vaadi sözleşmesini baskı unsuru olarak kullanmak suretiyle diğer hisseleri satın alan K16 isimli kişiden davalı ile düzenlediği satış vaadi sözleşmesindeki hakkına karşılık olmak ve satış vaadinden vazgeçmek üzere yüklü miktarda senet aldığını öğrendiğini, bu nedenlerle dinlenme olanağı bulunmayan iştirakli hisseye ilişkin satış vaadi nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmesini, bu dava nedeniyle tapu kaydındaki davalı hissesine konulan tedbirin kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde
; dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde dava konusu taşınmazın rayiç değerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Davacı taraf yargılama sırasında tapu iptal ve tescil talebinden feragat etmiş taşınmazın rayiç değerinin tahsili talebi yönünden davaya devam etmiştir. Tarafların arasında Silifke 2. Noterliği’nin 05417 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Silifke 2. Noterliği’nin 08.08.2012 tarihli 541720 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesinin incelenmesinde taraflarının davalı K5 ve davacı K1 olduğu, satış vaadi sözleşmesinde
“…murisin annem
K14
‘nun… Verasete iştirak şeklinde sahibi ve hissedarı bulunduğu 08.08.2008 tarihinde, dul olarak vefatı ile diğer vereseler meyanında kızı 1960 doğumlu
K15 ve oğlu ben
K5
‘e intikal edecek olan işleme fotokopisinin eklenmesini istendiğim, İçel İli Silifke İlçesi
A1
Mevkii’nde kayim tapuda 2 Pafta 808 parsel numarasında kayıtlı, 1380 m2 yüz ölçümlü olarak görülen Belediyeye yapılan terkten sonra hisseme isabet edecek olacak olan kısmı 8.000 TL bedelle…

K1
‘e satmayı vaat ediyorum, satış bedelini nakden, peşinen ve haricen satış vaadi kabul eden
K1
‘den aldım, benim yokluğumda ilgili tapu sicil müdürlüğüne… yukarıda satış vaadinde bulunan
K5
‘in beyanına aynen iştirak ederim, işleme fotokopisinin eklenmesini istendiğim, İçel İli Silifke İlçesi
A1
Mevkii’nde kayim tapuda 2 Pafta 808 parsel numarasında kayıtlı, 1380 m2 yüz ölçümlü olarak görülen Belediyeye yapılan terkten sonra hisseme isabet edecek olacak olan kısmı 8.000 TL bedelle satın almayı kabul ediyorum, satış bedelinin nakden, peşinen ve haricen ödedim…” şeklinde belirtildiği,
Satış vaadine konu Mersin İli Silifke İlçesi A1 Mah. 909 Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; davalıya annesi K14 ile ananesi K17’dan intikal eden hisselerin bulunduğunu, satış vaadi sözleşmesi ve ekindeki tapu kaydı itibariyle davalının sadece annesinden doğrudan intikal eden hisseyi satış vaadi konusu ettiği, davalının hisselerinde el birliği mülkiyeti söz konusu olduğu anlaşılmıştır.

Davacı taraf tapu iptal tescil talebinden feragat ettiğinden zaten tapu iptal tescil talebinin de somut olayda el birliği mülkiyeti nedeniyle ifa olanağı bulunmadığından tapu iptal tescil talebinin reddine karar verilmekle terditli diğer talep olan sözleşme konusu hissenin dava tarihindeki rayiç değerinin tahsili talebi bakımından dosya incelenmiş, bilirkişilere satış vaadi konusu hissenin dava tarihindeki değeri tespit ettirilmiş; sözleşme konusu edilen davalıya ait 13/480 oranındaki hissenin dava tarihindeki değerinin 38,743,44 TL olduğu dosya arasına alınan bilirkişi raporlarından anlaşılmıştır.

Davalı tarafından her ne kadar sözleşme konusu edilen hissenin belediyeye yapılan terkten sonra kalan kısmının sözleşme konusu edildiği iddia edilmişse de taşınmazın tapu kaydı itibariyle belediye için yola terk ve benzeri bir işlem yapılmadığı, davalının bu itirazının isabetli olmadığı, yine davalı tarafından davacının diğer hisseleri satın alan K16 isimli kişiden satış vaadi sözleşmesindeki hakkına karşılık olmak ve satış vaadinden vazgeçmek üzere yüklü miktarda senet aldığı bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de bu iddianın doğru olduğu kabul edilse dahi bu husus davacı ile dava dışı K16 arasındaki hukuki ilişkiye ilişkin olup davalıyı sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararı karşılamaktan kurtarmayacağından davalının bu yöndeki itirazlarında da itibar edilmemiştir.

Davacı tarafça ıslah dilekçesinde davalıya annesinden ve ananesinden isabet eden her iki hisse bakımından dava ıslah edilerek talepte bulunulmuş ise de dava dayanağı noter satış vaadi sözleşmesi ve eklerinin incelenmesinde davalının sadece annesinden intikal eden taşınmaz hissesini sözleşme konusu ettiği anlaşılmakla davacının açtığı davanın kısmen kabul kısmen reddiyle 8.743,44 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; taraflar arasında 08.08.2012 tarihinde Silifke 2. Noterliği’nde 05417 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde tanzim olunan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalının İçel İli, Silifke A1 Mevkiinde kain tapuda 2 pafta 909 parsel numarada kayıtlı bulunan taşınmazdaki tüm hak ve hisselerini satmayı vaat etmesine rağmen; davalı tarafından aradan geçen zamanda dava konusu taşınmazdaki hisselerini Müvekkile temlik etmemesi nedeniyle gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazda bulunan hisselerin tapu kaydının iptali ile Müvekkil adına tesciline, tescilin mümkün olmaması halinde taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin davalıdan tanzimiyle davacıya ödenmesi talepli dava yerel mahkemede ikame edildiğini, dava devam ederken müvekkili tarafından tapu iptal ve tescil talebinden feragat edilmiş, taşınmazın rayiç değerinin tahsili talebi yönünden yargılama devam edildiğini, davalı cevap dilekçesinde özetle; Taşınmaz satış vaadine konu taşımazıniştirak hali çözülmediği nedenle müvekkilin satış vaadinin ifasını isteme imkanı bulunmadığından ve yasal değişiklik nedeniyle satış vaadi alacaklısının mahkemeden yetki belgesi almak suretiyle iştiraki çözme olanağı bulunmadığından davacının satış vaadi nedeniyle iştirakli hissenin iptali ile adına tescili davası açma hakkı bulunmadığını, satış vaadi bedeli olan 8.000,00-TL’yi mahkeme veznesine depo etmeye hazır olduğunu, satış vaadi sözleşmesinin feshi ihtarında belirtildiği üzere Müvekkilin davalı ile düzenlediği satş vaadi sözleşmesini baskı unsuru olarak kullanmak suretiyle diğer hisseleri satın alan K16 isimli kişiden davalı ile düzenlediği satış vaadi sözleşmesindeki hakkına karşılık olmak ve satış vaadinden vazgeçmek üzere yüklü miktarda senet aldığını öğrendiğini, bu nedenlerle dinlenme olanağı bulunmayan iştirakli hisseye ilişkin satış vaadi nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı hiçbir iddiasını kanıtlayamamış olduğunu, akabinde yerel mahkeme tarafından yerinde keşif yapılmış ve bilirkişiler tarafından taşınmazın değeri ve hissedarların paylarına düşen bedellerin hesaplanmış olduğunu, Müvekkil tarafından, Davalının satış vaadiyle Müvekkile devir etmeyi taahhüt ettiği, paylarının bilirkişiler tarafından hesaplanan bedelleri göz önüne alınarak davanın ıslah edilmiş olduğunu, müvekkilinin ıslah dilekçesinde davalıya annesinden ve annanesinden isabet eden her iki hisse bakımından dava ıslah edilerek talepte bulunulmasına rağmen dava dayanağı noter satış vaadi sözleşmesi ve eklerinin incelenmesinde davalının sadece annesinden intikal eden taşınmaz hissesini sözleşme konusu ettiği anlaşılmakla davacının açtığı davanın kısmen kabul kısmen reddiyle 38.743,44 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verildiğini, Silifke 2. Noterliği’nin 08.08.2012 tarihli 541720 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesinin incelenmesinde taraflarının davalı K5 ve davacı K1 olduğu, satış vaadi sözleşmesinde
“…murisin annem
K14
‘nun… Verasete iştirak şeklinde sahibi ve hissedarı bulunduğu 08.08.2008 tarihinde, dul olarak vefatı ile diğer vereseler meyanında kızı 1960 doğumlu
K15 ve oğlu ben
K5
‘e intikal edecek olan işleme fotokopisinin eklenmesini istendiğim, İçel İli Silifke İlçesi
A1
Mevkii’nde kayim tapuda 2 Pafta 808 parsel numarasında kayıtlı, 1380 m2 yüz ölçümlü olarak görülen Belediyeye yapılan terkten sonra hisseme isabet edecek olacak olan kısmı 8.000 TL bedelle…

K1
‘e satmayı vaat ediyorum, satış bedelini nakden, peşinen ve haricen satış vaadi kabul eden
K1
‘den aldım, benim yokluğumda ilgili tapu sicil müdürlüğüne… yukarıda satış vaadinde bulunan
K5
‘in beyanına aynen iştirak ederim, işleme fotokopisinin eklenmesini istendiğim, İçel İli Silifke İlçesi
A1
Mevkii’nde kayim tapuda 2 Pafta 808 parsel numarasında kayıtlı, 1380 m2 yüz ölçümlü olarak görülen Belediyeye yapılan terkten sonra hisseme isabet edecek olacak olan kısmı 8.000 TL bedelle satın almayı kabul ediyorum, satış bedelinin nakden, peşinen ve haricen ödedim… ” şeklinde belirtildiğini, Davalı, dosyada mübrez veraset ilamlarından da görüleceğe üzere, taşınmazdaki tüm paylarını annesinin mirasçısı olması nedeniyle hak ettiği, davacının anneannesinden intikal eden payı da aslında Davalının annesinden kendisine intikal etmiş olan hisse olduğunu, sadece Annesinin, anneannesinden evvel vefat etmiş olması nedeniyle, Davacıya kalan pay anneannesinden kalmış gibi göründüğünü, davalının, satış vaadinde ki amacı taşınmazdaki tüm hisselerini satmak olduğunu, dava dilekçesinde, Davalının taşınmaz satış vaadine konu taşınmazdaki tüm hisselerine ilişkin talepte bulunulmuş, cevap dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere Davacının buna hiçbir itirazının da olmadığını, davacı, taşınmaz satış vaadiyle taşınmazdaki tüm hisselerini devir etmeyi taahhüt ettiğini zımmen de olsa kabul ettiğini, davacının, davanın ilerleyen aşamalarında iddialarını genişletmesine taraflarınca hiçbir zaman muvafakat etmediklerini, davalı tarafından her ne kadar sözleşme konusu edilen hissenin belediyeye yapılan terkten sonra kalan kısmının sözleşme konusu edildiği iddia edilmişse de taşınmazın tapu kaydı itibariyle belediye için yola terk ve benzeri bir işlem yapılmadığı, davalının bu itirazının isabetli olmadığı, yine davalı tarafından davacının diğer hisseleri satın alan K16 isimli kişiden satış vaadi sözleşmesindeki hakkına karşılık olmak ve satış vaadinden vazgeçmek üzere yüklü miktarda senet aldığı bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de bu iddianın doğru olduğu kabul edilse dahi bu husus davacı ile dava dışı K16 arasındaki hukuki ilişkiye ilişkin olup davalıyı sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararı karşılamaktan kurtarmayacağından davalının bu yöndeki itirazlarında da itibar edilmemiştir. Kaldı ki, Davalı tarafından iddiasını kanıtlamaya yönelik dosyaya hiçbir delil de sunulmamış olduğunu, yerel Mahkeme tarafından yapılan Bilirkişi incelemelerinde, taşınmazın değerine ilişkin taraflarınca itiraz edilmiş ise de; Yerel Mahkeme tarafından işbu itirazlarının değerlendirilmediğini, tekrardan kaçınmak adına işbu itirazlarını tekrar ettiklerini, izah edilen nedenlerle; istinaf başvuru taleplerinin Kabulüne, Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/186 e. Ve 2019/263 K. Sayılı Kararının Reddedilen Kısım yönünden Kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan Tapu İptali ve Tescilistemine ilişkindir.

Kaynağını Türk Borçlar Kanunu’nun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706. ve Noterlik Kanunu’nun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.

Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarının kabulü için aranacak ilk husus sözleşmenin ifa olanağının bulunup bulunmadığıdır. Sözleşmenin herhangi bir nedenle aynen ifa edilememesi sonucu, vaat alacaklısının zarara uğrayacağı açıktır. TBK’nın 112. Maddesi “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür” hükmünü içerir. Buna göre vaat borçlusunun, vaat alacaklısının zararını tazmin etmesi gerekir. Vaat borçlusunun sorumlu olmasının nedeni sözleşmeyle yükümlendiği taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akde dayanır. Buna “akdi tazminat”, sorumluluğuna da “akdi sorumluluk” denir. Satış vaadi sözleşmelerinde borçlunun edimini yerine getirmemesinden ötürü vaat alacaklısının karşılaması gereken zararı daima müspet zarardır. Çünkü, borç ifa edilmiş olsaydı; alacaklının mal varlığına hem borcun konusunu teşkil eden şey (satış vaadine konu teşkil eden eşyanın mülkiyeti) fiilen girmiş, hem de satış vaadi alacaklısı bundan başka kazançlar elde etmiş olacaktı. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18796 Esas, 2016/4383 Karar sayılı ilamı)

Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarının kabulü için aranacak ilk husus, sözleşmenin ifa olanağının bulunup bulunmadığıdır. Elbirliği ortaklığına (iştirak halinde mülkiyete) konu bir taşınmazda elbirliği ortaklarından birinin, miras payını, ortaklık dışı bir kişiye satmayı vaat etmesi halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. Ancak elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Fakat elbirliği ortaklığına dahil paydaşlar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmışsa; iştirak bozulmamak kaydıyla satıcı elbirliği ortağının payının alıcı elbirliği ortağının payına ilave edilmek suretiyle satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/661 Esas, 2018/5376 Karar sayılı ilamı)

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/13744 Esas, 2018/3252Karar sayılı ilamı)

Mahkemece toplanan delillere göre, Silifke 2. Noterliği’nin 08.08.2012 tarihli 541720 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesine göre taraflarının davalı K5 ve davacı K1 olduğu, satış vaadi sözleşmesinde
“…murisin annem
K14
‘nun… Verasete iştirak şeklinde sahibi ve hissedarı bulunduğu 08.08.2008 tarihinde, dul olarak vefatı ile diğer vereseler meyanında kızı 1960 doğumlu
K15 ve oğlu ben
K5
‘e intikal edecek olan işleme fotokopisinin eklenmesini istendiğim, İçel İli Silifke İlçesi
A1
Mevkii’nde kayim tapuda 2 Pafta 808 parsel numarasında kayıtlı, 1380 m2 yüz ölçümlü olarak görülen Belediyeye yapılan terkten sonra hisseme isabet edecek olacak olan kısmı 8.000 TL bedelle…

K1
‘e satmayı vaat ediyorum, satış bedelini nakden, peşinen ve haricen satış vaadi kabul eden
K1
‘den aldım, benim yokluğumda ilgili tapu sicil müdürlüğüne… yukarıda satış vaadinde bulunan
K5
‘in beyanına aynen iştirak ederim, işleme fotokopisinin eklenmesini istendiğim, İçel İli Silifke İlçesi
A1
Mevkii’nde kayim tapuda 2 Pafta 808 parsel numarasında kayıtlı, 1380 m² yüz ölçümlü olarak görülen Belediyeye yapılan terkten sonra hisseme isabet edecek olacak olan kısmı 8.000 TL bedelle satın almayı kabul ediyorum, satış bedelinin nakden, peşinen ve haricen ödedim…” şeklinde senet düzenlendiği, satış vaadine konu Mersin İli Silifke İlçesi A1 Mah. 909 Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında davalıya annesi K14 ile anneannesi K17’dan intikal eden hisselerin bulunduğu anne K14 2008 yılında vefat ettiği, anneannesi K17’nun 2010 yılında vefat ettiği, mirasın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 599. maddesi hükmü uyarınca; miras, murisin ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (menkul-gayrimenkul) üzerinde bu tarih itibarı ile hak sahibi olacakları davalıların annesinin kendi zümresinde annesi K17 ile birlikte babasının ölümü ile iştirak halinde 13/240 hisse ile sahip oldukları, anne K14’nun davalı ile birlikte kardeşi K15 ile birlikte mirasçı oldukları, anne K14 ve anneannesi K17’nun mirasının ayrı ayrı intikalinin yapıldığı, Silifke 2. Noterliği’nin 08.08.2012 tarihli 541720 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesine göre taraflarının davalı K5 ve davacı K1 olduğu, satış vaadi sözleşmesinde
“…murisin annem
K14
‘nun… Verasete iştirak şeklinde sahibi ve hissedarı bulunduğu 08.08.2008 tarihinde, dul olarak vefatı ile diğer vereseler meyanında kızı 1960 doğumlu
K15 ve oğlu ben
K5
‘e intikal edecek olan hisselerin satışının yapıldığı, davacının ifa imkanı olmadığındaan tescil talebinden vazgeçtiği ,ifa imkansızlığı nedeni ile rayiç bedelin talep edilebileceği, mahkemece anneden gelen hissenin bedeline karar vermesinin, davacı taraf tapu iptal tescil talebinden feragat ettiğinden zaten tapu iptal tescil talebinin de somut olayda el birliği mülkiyeti nedeniyle ifa olanağı bulunmadığından tapu iptal tescil talebinin reddine karar verilmekle terditli diğer talep olan sözleşme konusu hissenin dava tarihindeki rayiç değerinin tahsili talebi bakımından verilen karar, dosya içeriğine tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/06/2019 tarih ve 2018/186 Esas, 2019/263 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalının istinaf talebi reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
2.646,56
TL istinaf karar harcından peşin alınan
662,00 TL harcın mahsubu ile bakiye
1.984,56 TL harcın istinafa gelen davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,

3-
Talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK’nın 333. maddesi gereğince ilgilisine iadesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5

Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.03/02/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!