BAŞKAN : … (…)
ÜYE : … (…)
ÜYE : … (…)
KATİP : … (…)
MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/01/2020
NUMARASI : … Esas, … Karar
DAVACI : …-
VEKİLİ : Av. …,
DAVALI : 1 -…,
VEKİLİ : Av. …,
DAVALI : 2 -… – …
VEKİLİ : Av. …,
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
NIN
YAZIM TARİHİ : 12/11/2023
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas ve … karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takip konusu alacağın taraflar arasında akdedilen 31/12/2014 tarihli protokol hükümlerinin davalı tarafça ihlal edilmesinden kaynaklandığını, davalının olabilecek en açık ve en ağır şekilde protokol hükümlerini ihlal ettiğini, bu ihlalin sadece protokolün ihlali ile kalmadığını, yapılan işlemlerin hukuka ve ticari ahlaka aykırı son derece kötü işlemler olduğunu, Adana 13. İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalılar tarafından borca haksız olarak itiraz edildiğini belirterek borçluların itirazlarının iptali ile takibin 51.072,60.TL üzerinden devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olup reddinin gerektiğini, taraflar arasında yapılan protokolden haberlerinin olmadığını, ihtarnamenin şirkete gönderilmediği ve sadece …’e keşide edildiğini, …’ün şirketteki hisselerini devrettiğini, sürücü kursuyla herhangi bir bağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın 1 yıllık süre içinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ’NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davanın 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı, davalı …’in dava konusu protokolden sonra … … Sigortacılık ünvanlı ticari işletmeyi açması, yine … Sigorta A.Ş. ve … Sigorta şirketleri ile acentalık sözleşmesinin akdetmesi nedeniyle taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiği, her ne kadar sözleşmede cezai şart 50.000,00.TL olarak belirtilmiş ise de TBK 182/3 maddesi uyarınca hakkaniyet gereği cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, davalı … yönünden sözleşmedeki kefalet hükmünün gerekli şekil şartlarını taşımaması gerekçesi ile bu davalı yönünden davanın reddine, açılan davanın davalı … yönünden kısmen kabulü ile, Adana 13. İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyası üzerinden yapılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, 30.000,00.TL asıl alacak, 59,18.TL faiz olmak üzere toplam 30.059,18.TL üzerinden takibin devamına, davalı … yönünden açılan davanın reddine, icra inkar tazminatına ilişkin istemin alacağın likit olmaması nedeniyle reddine, davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; devir işleminden bu güne 3 yıl geçtiğini, davacı tarafın talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği gibi müvekkili …’ün acenteyi 09/05/2015 tarihinde açmadığını, sözleşme hukukuna göre sözleşme serbestisi olmasının mutlak ve kesin bir serbestlik olduğunu göstermediğini, rekabet yasağı sözleşmesinin bir tarafın ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye atmaması şartı ile geçerli olduğunu, protokolün 3. maddesinde müvekkili …’ün karşılıklı anlaşma gereğince, devir işleminden sonra TTK, BK ve sair mevzuatın haksız rekabete ilişkin hükümleri ile birlikte devir tarihinden itibaren 1 yıl süreyle gerek kendi adına gerekse üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları adına doğrudan ve dolaylı olarak sigorta acentesi açmamayı taahhüt ettiğini, başlatılan icra takibinin açıkça haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra takibi ile hak kaybına uğrayan müvekkilinin yaşamış olduğu hak kaybına uğramasına neden olan bir başka durumun ise talep edilen kötüniyet tazminatının reddedilmesi olduğunu, yerel mahkemece davanın kısmen kabul edip kısmen reddine karar verilmiş olmasına karşın herhangi bir avukatlık ücretine hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi’nce yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği, karara karşı davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Pozitif hukukumuzda, hizmet sözleşmelerinde yer alacak rekabet yasağı ve buna bağlı cezai şart konusunda özel düzenleme yapılmışsa da (TBK m. 420, 444, 445, 446) bunun dışındaki sözleşmeler yönünden, bu konuda özel düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, somut olaydaki hisse devir sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı sözleşmesine, sözleşme sınırlarına ilişkin genel hükümlerin uygulanması gerekir.
TBK’nın 26. maddesi uyarınca, taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir. Bu düzenlemeye göre, kanuni sınırlar içinde kalmak kaydıyla, taraflara sözleşme içeriğini özgür iradeleriyle belirleme yetkisi verilmiştir.
TBK’nın 27. maddesinde ise sözleşme özgürlüğünün sınırları belirlenmiştir. Buna göre, “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.” Bu yasal düzenlemeye göre, kanunun emredici hükümleri, kamu düzeni, genel ahlak ve kişilik hakları, sözleşme özgürlüğünün sınırlarını oluşturmaktadır.
Aynı Kanunun rekabet yasağının sınırlandırılmasına ilişkin 182. maddesinde ise “Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir” hükmü bulunmaktadır.
Tarafların hisse devir sözleşmelerinde rekabet yasağı koymaları ve bunu cezai şart yaptırımına bağlamaları, genel olarak ahlaka ve kamu düzenine aykırı değildir. Ancak rekabet hakkının, çalışma hürriyetinin aşırı sınırlandırılması, kişilik haklarını ihlal eder nitelikte ise butlandan söz edilebilir.
Somut olayda, taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesiyle rekabet yasağı öngörülmesinin ve bunun bir cezai şart yaptırımına bağlanmasının genel olarak ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmadığı, ancak rekabet yasağı hükmünün çalışma hürriyetini aşırı sınırlandırması ve kişilik haklarını ihlal etmesi halinde butlanının söz konusu olabileceği, somut olayda, rekabet yasağı belirlenirken, yasağın süre, coğrafi alan ve faaliyet olarak açık bir şekilde sınırlandırıldığı, buna göre, söz konusu yasağın davacının çalışma hak ve özgürlüğünü, özüne zarar verecek derecede sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, zira, davacının çalışma ve teşebbüs hürriyetini, sözleşmede gösterilen coğrafi alan dışında, dünyanın her yerinde kullanabileceği, yine sözleşmedeki çoğrafi alan içinde de sözleşmede sınırlı olarak sayılanlar dışındaki konularda ticari faaliyette bulunabileceği, süre sonunda sınırlamanın tamamen kalkacağı, kaldı ki, hisse devir sözleşmesine konulan rekabet yasağının, davalı tarafından devredilen hisselerin bedelinin tespitinde de etkili olduğu, davalının böylece rekabet yasağı karşılığında hisse bedelini tespit ettiği, bunun sonucunda rekabet yasağı karşılığında bir menfaat sağladığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme hükmünü geçersiz kılacak bir neden bulunmadığı, her ne kadar mahkemece TBK 182/3 maddesi uyarınca cezai şartta %40 indirime gidilmiş ise de, davalının tacir olduğu, tacirlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 22. maddesi uyarınca, kural olarak cezai şartın fahiş olduğundan bahisle tenzilini isteyemeyeceği, ancak bu yönde bir davacı istinafı olmadığı için bu hususun eleştiri sebebi yapılması gerektiği, ayrıca her ne kadar reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti verilmediği gerekçesiyle istinafa gelinmiş ise de cezai şartta mahkemece resen indirim yapıldığı için reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti verilemeyeceği, kararın bu yönüyle usule uygun olduğu anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 2.053,34.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 514,00.TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.539,34.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK’nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK’nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK’nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-6100 sayılı HMK’nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nin 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00.TL’nin altında kalması nedeniyle 12/11/2023 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
…
Başkan
…
¸e-imzalıdır
…
Üye
…
¸e-imzalıdır
…
Üye
…
¸e-imzalıdır
…
Katip
…
¸e-imzalıdır
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe